9.07.2009

Landlord Beş Yıldızlı Otele Karşı!.


Antalya Uluslararası Film Festivali‘nin basın toplantısına 'sayelerinde' ilk kez gittiğimi bilmeyeniniz kaldı mı?.

Kalmadı demek, iyi..

Landlord sayesinde yaşadığım bu ilkleri daha sonra bir liste halinde görüşlerinize sunacağım sanırım..
Zira herifçioğlu, sitesi için elalemden filmler üstüne binbir çeşit liste isterken, benden de, özüme yönelik işlediği sevaplardan bir seçme listesi yapmamı buyurmuştur ki daha ne diyeyim?.

Zannımca, bu listeden bir çıkış alıp kefeninin cebine koymayı, -gecinden versin!- emr-i hak vaki olduğunda, yani öteki tarafa postalandığında, bunu, Cennet’e kapağı atmada, serbest giriş kağıdı olarak kullanmayı düşünüyor olmalı..
Kendisine şimdiden bol şans diliyorum..

(Fotoğraf altı yazısı: Bir ay kadar önce çektiğim bu fotografın -Landlord'un malum şöhreti hariç- konumuzla hiç bir ilgisi yoktur.. 'Landlord resimli' tişört giyinmiş bu iki turist hanım kızla, Sultanahmet'teki Dikilitaş'a bakarlarken karşılaştım.. Ricam üzerine verdikleri bu pozdan sonra, onları Tarihi Sultanahmet Köftecisi'ne de götürdüm ki bu ayrı bir yazı konusudur.)

Neyse konumuza dönüp, o gün olanlar hakkında çiziktirdiğim 'resmi' yazıda bahsedemediğim özel ayrıntılara -hazır biz bize kalmışken- şöyle bi gireyim diyorum..




Beş yıldızlı Legacy Ottoman'ın yıldızlarını, Landlord'un nasıl üçe düşürdüğüyle başlayarak olaya önce bi ısınalım:
Otele gelip de ortama henüz uyum sağlamaktayken ısmarladığımız kahvelerin ılık gelmesi maalesef ilk yıldızı kafadan götürdü.. Kaldı mı size dört yıldız..

Otel yönetiminin tüm ısrarlı yalvarmaları ve özürleri, Landlord'u kesinlikle kararından döndürmeye yetmeyecek, daha sonra grubumuza gösterilen tüm ilgi ve ihtimama rağmen otel, uzun bi süre eksik yıldızla çalışmaya devam edecekti..

Öğle yemeğinde içecek kontenjanından istediğimiz biraların da ılık gelmesi, bardağı taşıran son damla oldu..
Her bi şeyinin ılık olduğuna karar veren ve bir yıldızına daha anında el koyduğu otelin adını Lukewarm Legacy Ottoman haline getiren Landlord, üç yıldızla cascavlak ortada kalan koskoca otelin yöneticilerini perişan halde arkasında bırakıp otelden çıkmaya yeltendi..
Adamlar son bir hamleyle, yani, ellerinde altın yaldızlı 'fıstıklı lokum' kutuları bulunan, şahane güzellikteki kızlarla Landlord'un aklını çelmeye çalışsalar da bunda da muvaffak olamadılar..

Landlord: "Ben evli ve karısına sadık bir adamım, asla ve asla aklımı lokum gibi kızlar (Pardon!) lokumlu kızlarla çelemezsiniz" diye bağırarak, hızla otelden uzaklaştı..

Tek başıma kalmıştım; adamlara, onunla tamamen zıt fikirde olduğumu, bi şekilde anlaşabileceğimizi önerdiysem de, şahsımı pek kaale almadılar..
Gözlerimi üzerlerinden bir türlü ayıramadığım kızları ortamdan uzaklaştırdıktan sonra, elime minik bir kutu lokum tutuşturup, aceleyle otelden uğurladılar..



Fıstıklı Lokumla Mutlu Son

Merak buyurmayın, Landlord beni bırakıp da hiç bir yerlere gidemez..
Onu, otelin hemen karşısındaki Ali Muhiddin Hacı Bekir'in vitrinindeki binbir çeşit ezmelere ve lokumlara bakarken buldum..


Belli ki, hilkatten şöyle bi ağız tadıyla yükselemeyen kan şekeri yine yerlerde sürünüyordu..
Az önce otelcilere ve kızlara hava atayım derken reddettiği lokumları düşünüyor olmalıydı..

Bir anlık acıma hissiyle tam elimdeki lokum kutusunu ona uzatıyordum ki bunu yaptığım an, özüme tek bir lokum tanesi bile kalmayacağı gerçeği, kafamın tam üstünde bir AKP ampulü misali ışıldadı.. Elimdekini bir refleks hareketiyle, çabucak arkama saklayıverdim..

O, vitrine daldığından, hiçbir şeyin farkında değildi; yine de ben, içindeki yedi adet minik ebatlı fıstıklı lokumların altısını aceleyle ağzıma atıp, lokmayı da biraz küçültebildikten sonra, tüm cömertliğimi yüzüme yansıtarak kutuyu ona uzattım..

Kutudaki bir adet zavallı lokum, saniyenin onda biri gibi bi hızla Landlord'un muhteşem ağzında aniden yok olurken, o, yavaşça hareket etmekte olan şişkin avurtlarıma bakıyordu..

Neler olduğunu anlamıştı, yüzüme bakıp, tek bir şey söylemeden, dudaklarını geren acı bir gülümsemeyle, başını iki yana doğru ağır ağır salladı..
Kendisi nadiren de olsa, bu andaki gibi anlayışlı biri olabiliyordu..

Ben, biraz da konuyu unutturmak için hemen ona: "Mısır Çarşısı'na gidelim mi Lordum?" diye sordum..
"Gidelim anasını satayım, hatta oraya gitmişken Tahtakale'ye de gidelim be Serteli!" dedi..
Neşesi yeniden yerine gelmişti..


Gelecek Program: Landlord Meliha Okur'u nasıl susturdu?




2 yorum:

Tuğba dedi ki...

Sanırım müthiş bir intikam öyküsü izlemeye hazırlanıyoruz. Çok heyecanlandım :)

nağme dedi ki...

Nasıl yani? Landlord ninja bile değil de normal biri mi?
"Landlord resimli" tişörtler bastırılmış öyle mi? Turistler bile giyiyor bu tişörtleri yani!
Bir de Landlord evli mi? Üstelik karısına sadık biri öyle mi?
Sabah sabah okuyayım demiştim mümkünmertebe'yi. Okuyucu bir yazı ile bu kadar da ŞOK edilir mi?Pes vallahi!