16.08.2009

Battle For Terra :: Dostluktur Kurtaracak Olan İnsanı


Her hafta en azından bir filmle gündeme gelen ve 'kötülerden en kötüyü beğen' düsturuyla kotarılmış meşhur distopyalardan biri daha gerçekleşmiştir ey insanoğlu!.
Gözün aydın, kulakların da Mr Spock cinsinden olur inşallah!.

Ey insan!
Falcı karıların cam küresine değil, G-mall'daki sinema salonunun perdesine bakarak sana bildiriyorum ki; atalarından aldığın, 'Gavurcası destroy, Türkçesi yok etme' bayrağını, tam da senden beklenebilecek bi şekilde, onlardan daha da fazla çalışarak, yani, yakıp, yıkarak ve tüm dizginlenemez iştahınla tüketip yok ederek -büyük bi gönül rahatlığıyla- çocuklarına ve torunlarına devredeceksin.. Aferin sana!.
Tükettiklerinin her biri sana haram zıkkım -pardon- helal olsun!.

Peki ey ademoğlu!. Torunlarının ve onların torunlarının senden farklı olabilmesi, daima doğru ve güzel davranışlar içinde bulunabilmesi için sen bir sebep görüyor musun?.
Haklısın.. göremezsin tabii..





Garantili gezegen tüketilir

Dünyayı yemiş bitirmiş hâlâ da "Hani bana, hani bana?" diyerek birbirlerine girmiş yeryüzü ahalisinin bir kısmı, gezegenlerini arkada bırakıp, olumsuz şartlarını yaşanacak hale getirdikleri Venüs ve Mars'a yerleşmişlerdir..

Ey okuyucu!.
(Bu sefer biraz fazla kaçtı belki ama yazarken bunun gibi hitapları ve özellikle de sonlarına ünlem işareti bırakmayı doğrusu pek seviyorum, ne yapayım?)

Evet ne diyordum?.
Ey okuyucu!. Üç gezegene de yayılmış insanların, bundan böyle barış ve refah içinde yaşayacaklarını da ummuyorsundur sanırım..

Elbette ki öyle olmaz ve bu kez de bitmek bilmeyen gezegenler arası savaşlar sonucunda her üç gezegen de birer bomba misali patlayarak, parça pinçik vaziyette uzaya savrulurlar..
İşte şimdi -ölenler açısından bakarak tabii- biraz olsun huzuru bulmuş gibidirler..

Yine de uzay gemilerinde sağ kalabilmiş az miktarda insan, yaşamak, daha doğrusu yeniden tüketmek için, evrende yeni dünyalar bulmak zorundadır maalesef..

Son teknoloji harikası, ‘dönergeçli, mönergeçli’ bir uzay aracıyla evreni alt-üst etmişler; aslında atmosferi kendilerine hiç de uygun olmayan, Terra adını verdikleri 'zavallı' gezegeni gözlerine kestirmişlerdir..
Şimdilik Terra'nın çekim alanında dolanan uzay gemisi, burası hakkında bilgiler edinmekte, münasip bir zamanda ahalisinin tepesine binmek üzre de çalışmalar yapıp fırsat kollamaktadır..





Tanrı Terra'yı Korusun

Terralılar, burun delikleri bulunmayan koca kafaları üzerinde kocaman badem gözleriyle, bildiğimiz 'uzaylı' klişesine çok benzeyen; insanlara nazaran da oldukça küçük ebatlı yaratıklardır..

Tamamen mekanik esaslı ama gayet işlevsel aletler ve taşıtlar kullanan; oksijensiz bir 'hava' soluyan, bu barışsever ve müziksever halk, 'kıdemliler' tarafından, kendilerine oldukça saygılı bir anlayışla yönetilmektedir..

İnsanlar 'dünyalarına' burunlarını sokmazlarsa eğer, sonsuza kadar, mükemmel bir uyum ve barış içerisinde yaşayacakları her hallerinden belli olan bu yaratıklar, bulutların üstüne kadar yükselen bir takım oluşumların içinde bulunan evlerde yaşamakta; kendilerine has bir atmosfer içinde de adeta suda yüzer gibi hareket etmektedirler..
İki kolu ve üç parmaklı elleri olan Terralılar'ın, bacaksız ve aşağıya doğru incelerek sona eren vücutları, bu ortam için oldukça idealdir..




İnsana benzer yönleri de bi hayli fazla olan bu yaratıklar, barış yanlısı olmalarına karşın yine de mevcut ve gelecekteki saldırılara karşı, mütevazı savunmalarına hazırlanmış görünmekte; ancak, insanların son model yok edici savaş uçaklarına, neredeyse planör görünümlü tayyareleriyle nasıl karşılık verecekleri ise tam bir muammadır..

Terra'nın yörüngesinde bulunan iki adet 'ay' dışında, davetsiz bir misafir gibi dolanıp duran uzay gemisini fark eden 'uzaylıların' bir kısmı bunu göklerden gelen bir Tanrı gibi karşılasa da; kafası çalışanlar ve 'kıdemli' yöneticiler işin farkındadırlar: "Bu gelenler basbayağı işgalci, sömürgeci güçlerdir.. Tetikte bekleyelim, Terramızı koruyalım!"





Savulun bre uzaylılar!.

İnsanların bulunduğu uzay gemisinde -şimdilik- bir konseyin yönetiminde demokrasi hüküm sürmekte gibi görünse de; faşistliği ve saldırganlığı adeta paçalarından akan ‘Corc Bush’ suratlı General Hemmer'in postal sesleri, geminin çelik tabanında yankılanmaktadır..

Konsey ve ‘Barack Obama’ suratlı barışçıl ve de 'sivil' konsey başkanı, Terra'ya, yakıp yıkmadan, ince ince araştırmalar yaparak, mümkün olduğu kadar da zarar vermeden yerleşme taraftarıdır..
Buna rağmen konsey, müthiş bir silahlı gücü elinde tutan General'in ağır baskısına ayak direyebilecek güçte görünmemektedir..

General'in nihai amacı, bir makine vasıtasıyla, Terra'nın atmosferine 'oksijen takviyesi' yapmak ve bu sayede orayı insanlar için solunabilir hale getirmektir; ki bu durumda da Terralıların yaşaması olanaksız hale gelecektir..

Bu trajik sonuç, bir taşla iki kuş vuracak General için gayet de idealdir..
Terra'ya 'obje' toplamak için yapılan hava akınlarında verilen 'şehitler' -hemen anlaşılacağı üzre- General'in elini bi hayli güçlendirmektedir..




Yine böyle bir akında isabet alan Teğmen Jim Stanton'ın savaş uçağı gezegene düşer..
Tam da o sıralarda, sevgili babası insanlarca yakalanıp kaçırılmış 'Terra Güzeli' Mala, baygın ve yaralı olan bu genç teğmeni kurtararak evine götürür..

Filmimizin baş kahramanı Mala -türünün elverdiğince- güzel olduğu kadar akıllı, iyi kalpli olduğu kadar da şirin bir kızdır..
Özellikleri arasında, kıpır kıpır atılganlığı, sabırsızlığı, meraklılığı ve cesareti de bir bir sayılması gereken Mala, babasını bulmaya ve onu kaçıranların cezasını vermeye de kararlıdır..

Yakışıklı Pilot Teğmen Jim de kendini kurtaran ve kollayan dost Mala'dan ve de Terra'dan çok etkilenmiştir..
Aralarında, bu gezegenin kaderine de etki edecek bir dostluk kurulur..
(Çok isterdim ama genomlar arası uyumsuzluk ve türlü imkansızlıklar göz önüne alınarak bu evrensel gerçeği ‘aşk’ olarak nitelendirmeyi uygun bulmadım - N.S.)




'Demir kesen' emirlerle yetişmiş bir asker olarak şekillenmiş iç dünyasında adeta küçük bir deprem yaşayan Teğmen, gözü kapalı itaat ettiği bazı şeyleri -ister istemez- sorgular hale gelmiştir..

O da Mala'ya yardım etmeli, babasına kavuşmasını sağlamalıdır..
Jim, sürekli kendisiyle birlikte takılan, espritüel robotu Giddy (Ki kendisi, hele 'gözleri' Wall-e'yi çok andırmaktadır) ve Mala, düşen savaş uçağını tamir etmeyi başararak, hep birlikte uzay gemisine giderler..
Orada, robot Giddy de dahil, üç kahramanımızın her birini zor şartlar ve zor seçimler beklemekte; savaş tamtamları ise ayyuka çıkmaktadır..





Terralı Mala G.I Joe'lara Karşı

Filmin hikayesi de kendine ait olan Aristomenis Tsirbas’ın yönettiği, 2007 yılı, ABD yapımı Battle For Terra, bilgisayarla yaratılmış görüntü (CGI) tekniğiyle kotarılmış bir animasyon..

Evrensel çevre sorunlarına ve insan ahmaklıklarına dair mesajlarını verirken, neredeyse Star Wars filmlerine taş çıkartan gökyüzü savaşlarıyla süslü bir bilim kurgu macerası da yaşatan Terra’yı Kurtarmak, bir an için bile olsa asla kopamayacağınız bir heyecanı, üstelik hem de 'Real 3d' olarak perdeye yansıtıyor..




Çoğu filmde kötü ya da en azından tehlikeli olarak, hatta 'biricik' dünyamızı ele geçirmeye çalışan düşmanlar gibi gösterilen 'uzaylılar' kavramı bu filmde ters-yüz oluyor..

Uzaylıların mağdur, bizlerin de işgalci olarak nitelendirildiği Battle For Terra, tüm çabalarımıza karşın henüz tamamen yok edemediğimiz dünyamıza karşı daha duyarlı ve dikkatli olmamızı hatırlatırken, gayet radikal bi şekilde uyarıyor da..

Her daim orijinalden yana olanları üzebilecek bir ayrıntının haberini de vereyim: Çocuk filminden ziyade bir 'aile filmi' olduğu şüphe götürmese de aslında tüm gerçek sinemaseverleri hoşnut edecek bir yapım olan Terra, kopyalarının tamamı Türkçe dublajlı olarak vizyona giriyor..
Küçükler kadar büyüklerin de ilgisine mazhar olabilecek bir film için bu politika oldukça yanlış..
Gerçi, dublaj için çok kötü olmuş denemez ancak yine de bazı salonlarda, bir çok ünlü oyuncuyu içeren orijinal seslendirmeli versiyonu da vizyona sokulabilirdi..

Dağıtım şirketlerinin bu konuda ne denli kafa karışıklığı içinde olduğu, basına gönderdikleri, Yeşilçam ve Hollywood yıldızlarıyla yaptıkları potpurili bültenden de anlaşılıyor zaten, bakınız:
"Aristomenis Tsirbas’ın yönettiği ve Halit Ergenç, Ceyda Düvenci, Amanda Peet ile Dennis Quaid’in seslendirdiği animasyon film Terra’yı Kurtarmak (Battle For Terra), 07 Ağustos 2009’da UIP Filmcilik dağıtımıyla TMC Film tarafından vizyona çıkarılıyor."

Gençlik nostaljisi yaşamak isteyen bünyeleri engelleyecek halim yok; ancak Terra, bu hafta birlikte gösterime girdiği ve birbirine tamamen karşıt felsefeleri savunan G.I Joe'dan hem sinemasal değer, hem de toplumsal mesajlar açısından çok daha iyi ve çok daha değerli bence..


Yok eğer, Gezegenimiz de dahil her şeyi en kolay yoldan yok edecek, süper güç mamulü son sistem silahların ne olduğunu, bunların ne gibi dalavereler neticesinde devletlere satılıp, kafamızda nasıl patlatılacaklarına tanık olmak isterseniz; şimdiye dek uydurulmuş tüm klişeleri, en yapay ve görkemli heyecan pompası ürünleriyle sarmalanmış bi şekilde perdede -bir kez daha- izlemeye teşneyseniz, elbette ki G.I Joe sizleri bekliyor.. Önden buyrun!.


4  /5


(İş bu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)



Hiç yorum yok: