11.02.2010

Valentine's Day'iniz Mübarek Olsun


Sevgili kardeşim Turgay Özçelik, geçenlerde bir gün bendenizi müsait bi yerde yakalayarak:"Ağbi önümüz Şubat.. Yani, Sevgililer Günü kapımızda.. Bu alengirli işlerin üstadı olarak bir yazı döktür de gönüllerimiz şenlensin." mealinde konuşunca, düşündüm..

Turgay, sanırım dün akşamdan sıkı piizlenmiş olarak, pek kendine gelemediğinden kelli, ya beni başka biriyle karıştırmıştı, ya da bu işte Landlord’un –etli dolma misali- parmağı vardı..

Ben ne anlarım yahu Sevgililer Günü'nden!?

Gösterdiği ilgi sebebiyle Turgay’a teşekkür ederek, bu sevdaya hiç bulaşmadan tornistan ediyordum ki kafa nahiyemin tepesinde bir ampul yanıverdi..

Becerebilirsem eğer, yazım, Haşmet Babaoğlu tarifesine uygun lezzette, romantizm ve aşk üzerine olacaktı..
Bunu okuyacakların (Hedef, tabii ki kızlar.) etkileneceği elbette kesindi..
Yakın bir gelecekte, Bağdat Caddesi’nde ya da İstiklal Caddesi'nde, romantik serserivari adımlarla dolaşır vaziyette hayal etmekten kendimi alamadım..
Beni görür görmez etrafımı sarıveren bayan hayranlarımın arasında kaybolduğumu düşlerken, sıcacık bir heyecanın, içimi ısıttığını hissettim..


Elbette artık genç değildim.. Hayalimi süsleyen o kızların amcası yaşındaydım belki de..
Lakin, bırakın Babaoğlu'nu, Hıncal Uluç'un bile hâlâ umudunu yitirmediği bir hususta ben niye baştan havlu atayım ki?
Hadi Numan, göreyim seni!.

Ben, Sevgililer Günü, Aşk ve Sinema

Bizim gençliğimizde kendisinden pek bahsedilmeyen Sevgililer Günü, bir süredir, her yılın 14 Şubat günü, birçok ülkede olduğu gibi ana ve yavru vatanımızın bazı yörelerinde -ancak ve ancak- sevgilisi olanlar tarafından coşkuyla kutlanmaktadır..

Sevgilisi olmayıp da kutlama yapan denyolara (Çok afedersiniz!) asla iyi gözle bakılmadığı gibi; sevgilisiz birinin yanında, bu günü coşkuyla kutlayan çiftlerin yüzüne de ben çok kötü konuşurum.. Bakın, bunu da şimdiden söyleyeyim..


Hıristiyan toplumlarda bu günün kökeni epey eskiye ve Roma Katolik Kilisesi'ne dayanırken (Bkz: St. Valentine's Day); biz de bilinen en eski kutlama tarihi, 90'lı yıllarda faaliyet gösteren -başta özel radyolar olmak üzere- mümtaz medyamızın, bazı sponsor firmalarla olan ‘kutsal’ ortaklığına dayanmaktadır.. (Bkz. Global Kapitalizm)

Netice olarak, görüldüğü üzre o da kutsal, bu da kutsal..
Ayrıca siz, “Herkesin -eşit olarak- ultra tavan fiyattan kırmızı gül alabildiği demokratik bir gün” de diyebilirsiniz kendisine, hiç fark etmez..

Aşksız Film Çiçeksiz Bahçeye Benzer

'Sevgililer Günü' filmi deyince benim aklıma hemen, biri üç boyutlu da çekilen, My Bloody Valentine (Sevgililer Günü Katliamı) filmleri geliyor nedense..

Bilmeyenler için söyleyecek olursam.. Günün mana ve ehemmiyetine uygun olarak, kan kırmızı bir rengin perdeye hakim olduğu, bu arada kanın da gövdeyi hiç durmadan götürdüğü, iç rahatlatıcı, sinir yatıştırıcı yapımlardır bunlar..


Bu tekinsiz ortamda fazla konaklamadan, asıl mevzu olan 'aşk ve sinema'ya gelirsek eğer, içinden çıkmamız mümkün olmayan bir deryaya düşmüş gibi oluruz sayın seyirciler..
Zira, içinde aşk olmayan ya da bir dişiyle bir erkeğin, birbirlerine -bi şekilde- yakınlaşır gibi olmadığı film sayısı (Hayvanlar üzerine çekilmiş belgeseller de dahil.) o kadar azdır ki..
Daha da ileri giderek: "Eğer aşk diye bir şey olmasaydı, sinema sanatı asla bu nitelik ve niceliğe kavuşamazdı." demek de mümkün..
Yok.. Sandığım kadar ileri gidemedim..
Peki şuna ne dersiniz: "Eğer şu dünyada kadın ve erkek, dolayısıyla da aşk olmasaydı, sinemadan çok daha önce, hayat denen şey dahi olmazdı ki."

Neyse, daha da fazla ileri gitmeden, müsait bir yerde durayım ve kendi hayat yolumda -geriye doğru- hızla yol alarak, 'aşk filmi' deyince benim ilk aklıma gelen bir filmden bahsedeyim..

Love Story'den Selvi Boylum Al Yazmalım'a

Hemen bekleneceği gibi, bu film bir Yeşilçam filmi değil..
Gerçi, o yerli filmlerimizin eksiksiz olarak hepsinde, en acılısından, en muhteşeminden aşklarımız illaki mevcuttur elhamdülillah; ancak, hatırası beynimde yer etmiş olan bu film, yetmişli yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi bizde de olay yaratan, Love Story (Aşk Hikayesi) adlı ecnebi bir filmdir..


Yaşım böylece iyice ortaya çıktı ama, madem başladım artık, devam edeyim..
Ben o zamanlar daha çocuktum ya da aşk konusunda henüz ihtisasa başlamamıştım da diyebiliriz..
Kitabını ve senaryosunu Erich Segal'ın yazdığı, Arthur Hiller'in yönettiği ABD yapımı bu pek romantik, hatta trajik filmi, sinemadan çıkan ablalarımın, gözyaşları içinde hikayesini anlattıklarıyla hatırlarım hep..

Love Story, birçok ülkede olduğu gibi bizde de gişe rekorları kırmış, bir adeti bizim evde de bulunan ve ilk okuduğum aşk romanı olarak, özel istatistiğime giren kitabı da epey satmıştır..

Başrollerinde Ali MacGraw ve Ryan O'Neal'in oynadığı film, Harvard'da okuyan zengin çocuğu Oliver ile fakir kız Jennifer'in aralarında kıvılcımlanan derin aşkın, önce aile ve para, daha sonra da 'kader' tarafından engellenmesini gayet hüzünlü bir dille anlatır..

Tam da yeri gelmişken, en 'anlamlı' aşk filmlerimizden birincisi diyebileceğimiz Selvi Boylum Al Yazmalım'ı anmadan geçmek de olmaz tabii ki..




Atıf Yılmaz'ın yönettiği, Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın oynadığı, 1977 tarihli bu film, Türk sinemasının başyapıtlarından biri sayılır.. Ki eser, "Aşk, sevda tamam da, emek verilmezse eğer, bütün bunlar hiç de değer kazanmaz" ana fikrini, pek bi sağlam taşır..


Bu Yılın Sevgililer Günü Tavsiyesi: Bright Star

Tozlu geçmişten günümüze gelirsek eğer, müjdemi isterim, sevgili genç sevgililer!.

Bir zamanlar Love Story, nasıl ki o günün gençliğini aşkın gözyaşlarına boğmuşsa, 12 Şubat’ta vizyona girecek olan Bright Star (Parlak Yıldız) da bizzat sizleri derinden etkileyecek ve sevgilinizin sağ-salim yanınızda olmasına, gönülden şükredeceksiniz..

Sizi 1818 yılında, Londra yakınlarındaki kırsal bir bölgeye götürecek bu film, henüz 25 yaşında veremden ölmesine rağmen, İngiltere'nin en önemli romantik şairlerinden sayılan John Keats'in hayatının -aşkla dolu geçen- son 3 yıllık dönemini anlatıyor..

Cannes ve Oscar ödüllü yönetmen Jane Campion'ın yönettiği, yakışıklı Ben Whishaw ile güzeller güzeli Abbie Cornish'in baş rollerinde oynadığı bu film, 'Sevgililer Günü Gecesi Finalinin Öncesi İçin' iyi bir seçim olacaktır bence..




Maalesef, pek niyet ettiğim içerikte bir yazı olmadığının farkındayım..
Koskoca Haşmet Babaoğlu kiim, ben kim! Ne yapayım ki ancak bu kadarını becerebiliyorum..

Neyse efendim.. Satırlarıma burada son verirken, sevgililerin Sevgililer Günü'nü, pek de hararetli olmayacak bi şekilde, ancak içtenlikle kutlar; sevgilisizlere de özellikle o gün ve gecesinde, bol bol sabırlar dilerim..


(İş bu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)


Editörden Önemli Not:
Son aldığımız bir habere göre, Bright Star’ın gösterim tarihi dağıtımcı şirket Tiglon tarafından ileri bi tarihe ertelenmiştir..
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz yazarımız Numan Serteli, kulağımıza şunları fısıldamıştır: “Yok arkadaş! Bir daha Sevgililer Günü ile ilgili tek bir satır yazmaya kalkışırsam eğer, beni bi güzel sevsinler! Tam da, Haşmet’in duygu yüklü sakalı ve Hıncal’ın iflah olmaz kulunçları altında ezilerek, aşk ve de his yüklü bir yazı yazmayı becerememişken, şimdi de başıma bu geldi.. Başta Tuğçe Hanım olmak üzre şirket yetkililerini kınıyorum”


Son olarak, bu gelişme sonrası iki arada bi derede kalakalmış umarsız genç sevgililere söylemek istediğiniz bir şey olacak mı? sorumuza karşılık Serteli, sarkastik bi ses tonuyla: “Olacak” dedikten sonra: “Parlak Yıldız’ın yerine, aynı gün gösterimde olacak Sevgililer Günü adlı, bol güzel kızlı, bol yakışıklı oğlanlı filmi izlemeyi sakın ihmal etmesinler.. Aman ha, o geceyi de asla boş geçirmesinler, göreyim onları!” şeklinde konuşmuştur..



Hiç yorum yok: