4.04.2010

Çok Filim Hareketler Bunlar :: Dokuz Kısım Tekmili Birden


Eleştirmenlerin, beğenmedikleri -özellikle- komedi filmlerine yönelik meşhur bi geçirmedir: "Bu şey, arka arkaya eklenmiş skeçlerden oluşan, film demeye doğrusu dilimin de varmadığı bir tuhaflık sergiliyor"..
Bu arada, bu acayip şeyin, herhangi bir sinema eserinin olmazsa olmaz özelliklerini zerre taşımadığı da ayrıca eleştirilere eklenmelidir ki gayet bilimsel olmuş yazımız, gayrı tadından yenmez hale geliversin..

Yılmaz Erdoğan'ın 'godiklerinden' oluşan BKM Mutfak'ın yazıp da oynadığı Çok Filim Hareketler Bunlar, skeçlerden oluştuğu açıkça dile getirildiği ve resmen perdede de gösterildiği halde, bu minvaldeki eleştirilerden yakasını yine kurtaramadı ya.. İşte ben buna yanarım -ya da gülerim..

Kendisini katiyen sinema eleştirmeni kılamayacak düzeysiz sularda debelenirken, bu arada, içinde hasbelkader film isimleri geçen yazılar karalamaktan da geri durmayan bir adam olarak bendeniz de şu yazısının hemen başında, "Hiç belli mi olur.. Belki ben de eleştirmen ilan edilebilirim" deyu, basar klavyenin tuşlarına bir bir: "Çok Filim Hareketler Bunlar, uzun süredir televizyonda izlediğiniz 'Çok Güzel Hareketler Bunlar' programının bir benzeri olan ve tam dokuz adet skeçten oluşan bir skeçler toplamıdır.. Bence buna 'skeçler birliği' falan denir belki ama sinema filmi demek kat'a caiz değildir"..
Du bakalım.. Kısmet!




Benden Size Aralıksız Gülme Garantisi

Dokuz ayrı öykü, birlikte tek bir film olarak vücut bulabilmek amacıyla, 'yaz tatili' olarak belirlenmiş bir ana eksende sıralanırken, skeçler arasında kuvvetli denecek bir bağın oluştuğunu söylemek mümkün değil elbet..
Konuların birbirinden büyük farklılıklar göstermesinin ötesinde, bir bölümü oluşturan aynı oyuncuların, diğer skeçte, bu sefer farklı rollerde boy göstermesi, zaten böyle bir irtibatı kökten engelliyor..
Şart mı? Değil mi? Bilemem ama yine de bu bağlantı eksikliği, gepgeniş ana eksenle ve anlatıcı rolünü üstlenen Eser Yenenler'le sağlanan skeç geçişleriyle -bir nebze de olsun- giderilmiş denebilir..


"I ıh!. Olmamış, ben bundan hiç film tadı almadım ki" diyenlere benden bir öneri: Bir de olaya, peşpeşe gösterilen dokuz kısa film olarak baksanız diyorum hani..
Bildiğimiz film kurallarına neredeyse harfiyen uyan ama komediden de hiç taviz vermeyen bu her kısa film -kendi içinde değerlendirildiğinde- o hep aranılan sinema tadını almamak imkansız..
Baştan kimseler uyarmadığı halde ben bu filmi böyle bir bakışla izledim ve oldukça da keyif aldım.. Gitmeyenler kesin meseleye aymıştır artık ama ben bunu asıl, filmi izleyip de tekrar görme imkanı olanlara özellikle tavsiye ederim.. Hadi bakalım, kıymetimi de bilin artık..


Skeçleri -konuları itibarıyla- şöyle kısaca bi hatırlatacak olursak: Her yaz aynı tiplerin görüldüğü bir yazlık beldesinde, mevcut kız potansiyeli içinden her yeni sezonda farklı bir sevgili edinen ve bu işlemi -ilk defasında- sahilin biraz açığındaki dubada gerçekleştirmeyi geleneksel hale getiren bir yakışıklının halleri..

Azgınlıkta son raddeye ulaşmasının yanı sıra, vakit azlığı nedeniyle, bir an önce bir dişiyle ilişkiye girme ihtiyacı içinde kıvranan bir adamın, plajdaki 'hızlı' kız tavlama girişimleri..

Tatile çıkalım ya da çıkmayalım, yaz gecelerimizi kabusa çevirmede rakipsiz olan, 'uçan enjektör' kod adlı sivrisineklerin gözünden insana bakış..

TV'deki Güzel Hareketler'in en sevilen ikilisi olan 'içlik' kostümlü kahraman Hıyarlı Baba ve gür bıyıklı Havuçlu Anne ile iki çocuğunun başından geçen, korku dolu bir perili köşk hikayesi..

Bir tatil beldesini, hafta sonları 'günü birlik' olarak işgal ederek, elinden geldiğince yağmalayanları, '300 Spartalı' göndermeli -mevcut olmayan- bir yerli film fragmanından ibaret bir bölüm..

Doğumdan ölüme, hayatımızın her döneminde karşımıza, "Dur bakalım!" nidası ile çıkıveren meşhur toplum dayatmalarından en birincisi olan 'Elalem Ne Der?' üzerine, 'mahalleden' bir kızcağızın 'mezuniyet balosu ve giyeceği kıyafeti' özelinde bir irdeleme..

Öteden beri klasik bir yaz tatili hediyesi olan bisikletin değerini anlamayan çocuğuna ders vermek üzre bir babanın anlattığı, içinde bisikletli bir askeri birliğin de yer aldığı 'tarihi' bir hikaye..

İçlerinde, ilk uçuşuna çıkan bir pilotun annesinin de bulunduğu, uçak yolcularından muhtelif çeşitlemeler ve uçak mürettebatı üzerine bir parodi..

Ve tatili bitirip de okula dönen çocuklardan müzmin şakacı bir tipin, kendi şakasının kurbanı olarak okul içinde bir balon gibi, dışarda da kuş gibi uçar hale gelmesi ve trajik sonu..


Bu dokuz kısımdan kendimce en iyi ilk üç olarak değerlendirdiğim: Bisikletli, elalem ne der ve uçan çocuklu skeçlerde, benden size aralıksız gülme garantisi.. Bu üç kısmı alana, olmayan filmin 'acayip ötesi' fragmanı da benden hediye..
"Ne diyon oğlum sen? Ben hâlâ gülemedim ki" diyenlere -kimse kusura bakmasın- garanti falan değil, en yakın bir psikiyatrisin koltuğuna uzanma cezası veriyorum..

BKM Mutfak Sinemada

Ozan Açıktan’ın yönettiği Çok Filim Hareketler Bunlar, pek azı mükemmellik arz eden, daha çok çocukları güldürüp eğlendirebilecek bir yeterlilik sunan televizyondaki öncülünün aksine, hitap ettiği kitlenin yaş sınırını yükseltirken, fazlasıyla emek verildiği her haliyle belli olan hikayelerinin kalitesini de oldukça üst düzeye taşımış görünüyor..
Ayrıca bu genç tiyatro topluluğunun, televizyon programlarında pek önem vermediği, hatta büyük bir rahatlık içinde resmen kaytardığı oyunculuk ve oyun disiplini alanında, bu filmle birlikte -beklenmedik bi şekilde- daha iyiyi yakalamış olmaları da bir başka gerçek..


Bu topluluğa (Aslında komedi yapan her kişi ve kuruma) getirilecek en mühim ve yapıcı eleştiri, ilk bakışta bir ayrıntı gibi görülen, oysa çok önem arz eden 'abartı' mevzusuna yönelik olmalıdır deyu düşünüyorum..
Bilirsiniz ki herhangi bir durumun üzerine üzerine giderek abartmak, komedinin şanındandır.. Hatta bazı durumlarda fazladan hiçbir şey yapmadan, sırf bu işlemle güldürebilmek de gayet mümkündür.. Ancak, bu abartma işleminin dozajı, her yaratılan durum için farklı olmak zorundadır.. Bir durumun kaldırabileceği miktar, bir başkası için aşırı doz halini alır ki o zamanda ortaya çıkan sonuç, komik olmaktan tamamen uzaklaşarak, seyircisine resmen 'ya sabır' çektirten bir iç sıkıntısına dönüşür..
Oldukça ustalık hatta uzmanlık gerektiren bu ayar, BKM Mutfak ekibinin televizyondaki skeçlerinin en büyük eksikliği olarak hep dikkatimi çekerdi.. Zamanında bitirilmesi halinde tadından yenmez olacak bazı abartıların -tam anlamıyla- bokunu çıkarmaya zorlanması, komediden hoşlanan bir seyirci olarak özüme hep bir hüsran hali yaşatmıştır..
Çok Filim Hareketler Bunlar'da da bu ayar bazen -bisikletli ordu birliğini ve okulun içinde uçmaya başlayan bir öğrencinin hallerini resmeden öykülerde olduğu gibi- gayet ölçülü kullanıldığında, güldürü güçlerinin adeta patlama yaptığına tanık olurken; bazen de -uçakla ilgili bölümde, yardımcı pilotun kokpite yerleşen annesinin her şeye karışmasındaki lüzumsuz abartı gibi- zorlamalarla, o kısmın neredeyse komple yere çakılmasına neden olduğunu da görmüş olduk..


Son tahlilde diyeceklerim şu ki, filmin son skeçinde okul müdürü olarak bir rolde de gördüğümüz Yılmaz Erdoğan’ın, BKM Mutfak çatısı altında toparladığı genç yeteneklerle giriştiği dinamik tiyatro girişimini bu şekilde sinema kulvarına taşıma işlemini -sinemamızın geleceği açısından da- oldukça değerli buluyor ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum..
Yaptıkları işi çok sevdikleri gözlerinden belli olan gençlerimize de -sanılanın aksine- komedinin en büyük düşmanının 'laçkalık' olduğunu ve işlerine daha ciddiyetle sarılırlarsa eğer çok daha başarılı olabileceklerini -naçizane olarak- hatırlatırım..

"Televizyonda her hafta beleşe seyrettiğim skeçlere neden para vereyim?" uyanıklığı içindeki seyirciye de dostça bir uyarı: Yok canım, yanılıyorsun.. Öyle sandığın gibi değil.. Git, gör ve sonra da yine dön buraya..
Eğer bana hak veriyorsan, bir şey yapmana gerek yok.. Aksi durumda ise geliver bu yazının altına.. Hem yazıya, hem de bana, gönlünce ve de istediğin gibi, salla babam salla!


(İş bu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)



4 yorum:

Adsız dedi ki...

buna gülebildiysen herşeye gülersin sen

Adsız dedi ki...

espri kalite eşiğin çok aşağılarda anlaşılan; bu çöpe bu kadar yazı yazmak kafa patlatmak bile gereksiz.

CESARETTİN ZEYTİN dedi ki...

filme bu kadar kötü yorumlar yapılmasını anlayabilmiş değilim. ilk kez bir filmde yarıda çıkanlar gördüm. fakat sonuçta format belliydi. skeçlerin uzatılmış hali olacaktı ve öyle de oldu. benimde beklentim buydu.

bodrumun bok gibi sıcağında yapacak başka bişey yoktu, paramda bok gibiydi saçıp savurdum. eşimle gayet memnun olarak izledim, eğlendik.

Deniz dedi ki...

çok film hareketler bunlar filmi izle

bu filme bayılıyorum. çok teşekkürler....