16.07.2010

NTV’de Cuma Akşamı Şöleni : Hayat (Life) + Koy (The Cove)


Elektronik neşriyatta yerini aldığından beri televizyon kumandamın birinci sırasında yerini almış ve bugüne kadar da bu onurlu mevkiyi kaybetmemiş güzide bir kanalımızdır NTV.. (Yoksa siz de annemgiller gibi kumandayı TRT1, TRT2, TRT3 şeklinde sıralayanlardan mısınız?)

İdealimdeki televizyon kanalı olmasa da mevcutları içinde en yakını olan NTV'nin sadece haber kanalı olmadığını, spordan, müziğe, yemeğe -hasılı- her şeye dair programlara ve belgesellere ev sahipliği yaptığını biliyoruz..
Bir süredir her cuma akşamı saat dokuzda yayına giren Hayat belgeseli, televizyonlardaki son günlerde kaçırmaktan kaçındığım tek programdı.. Cuma akşamlarının (Aslında her akşamın!) yüzde doksanını evde geçiren evcimen bir fert olarak bu buluşmada pek de zorluk yaşadığımı söyleyemem..


Tiyatro ve sinemanın ünlü oyuncusu, televizyonun da ünlü Ramiz dayısı Tuncel Kurtiz'in seslendirmesiyle ayrıca farklı bir hava da kazanan Hayat / Life, onuncu ve de son bölümüne gelmiş bulunuyor..
Doğal hayat üzerine, şimdiye kadar izlediğim bir sürü belgeselle karşılaştırınca, bunun özellikle metni açısından gerçekten de en iyilerinden biri; görüntü kalitesi açısından da -büyük ihtimal- birincisi olduğunu iddia edebilirim..

Bu şahane belgeselle çok şey öğrendim; bunlardan özümü en etkileyenlerden biri de, hep, sadece bir gün ömür biçtiğimiz kelebeklerin, aylarca yaşayanlarının, uzun süreyle kış uykusuna yatanlarının, hatta kuşlarınkinden bile uzun mesafelere göç edenlerinin olduğu gerçeğiydi..
Belki de çoğunuz beni pek heyecanlandıran bu doğa gerçeğini zaten biliyordunuz; ama ben daha yeni öğrendim, ne yapayım!? (Evde bundan bahsettiğimde, benim oğlanın dudak bükerek fırlattığı: "Ne var ki bunda? Sen daha yeni mi duydun beybaba?" manidar bakışını şimdi de siz takındıysanız eğer teessüf ederim yani!)


Bu cuma saat 21:00'de NTV ekranının karşısına geçenler, bu belgesel dizisinin son bölümü olan Primatlar (Bildiğin maymunlar)'ı izleyebilirler..
Bencileyin takip etmeye çalışanlar, bu finalin kaçırılmaması gerektiğinin elbette -benden daha iyi- farkındalar.. O değil de, olaydan tamamen habersiz olanların, en azından bu son bölümü izleyip de kahrolmaları beni pek bi mutlu edecek gibi sanki.. (Şaka yapıyorum tabii lan.. Şaka!)


Uzak ve Saklı Bir Koyun Kanlı İç Yüzü


Belgesel şöleni devam ediyor.. Son İstanbul Film Festivali’nde görülecekler listeme alıp da -neticede- göremediğim filmler listesinin başında yer alan The Cove, Hayat'ın hemen arkasından ekrana geliyor..

Her şey kaçar da belgesel film dalında Oscar ödülü almış bu film kaçmaz kardeşim!
Şimdi aranızda barınan bazı 'açık yakalayıcı' şahsiyetlerin kıs kıs gülerek: "Peki zamanında sen neden kaçırdın ki?" deyu ünleyen sualine cevabım gayet açık olarak: "Programım o günlerde uygun düşmedi de ondan göremedim" olabilir idi; fekat bendeniz şimdiye kadar gerçeği söylemekten hiç kaçınmadım yine kaçınmam: Bu filmin, festivalin NTV Belgesel Kuşağı'nda gösterilecek olması, en yakın zamanda televizyonda gösterileceği anlamına geliyordu da ondan gevşek davrandım canım.. Anladın?. Umarım rahatlamışındır.."

Louie Psihoyos’un yönettiği The Cove, "Japonya’daki Taiji’de bulunan uzak ve saklı bir koyun kanlı iç yüzünü anlatmasının yanında, ölümcül bir sırra da ışık tutuyor... Japonya sahilinde, birkaç umutsuz adamın dünyadan saklamak için hiçbir şeyden kaçınmayacağı şaşırtıcı bir sır yatıyor. Bu koyda yatan gerçekler ve dünyanın okyanuslarının yürek burkan yardım çağrısı, belgeseli sürükleyici bir macera ve gerilime dönüştürüyor."

Benim gibi 'Cuma Gecesi Dizini Kırıp da Evde Oturanlar Derneği' üyesiyseniz: "Size iyi seyirler".. Yok diğerlerindenseniz: "Nice kurt dökmelere inşallah.. Hadi eller havaya!"

1 yorum:

numan dedi ki...

izleyicisini ve halkını aydınlatma, bilinçlendirme hususunda yaptığı bu değerli çalışma sebebiyle ntv yetkililerini kutluyor -bana asla verilmeyen evrensel yetkiye dayanarak- kamu yararına televizyon ünvanını hasbelkader edinmiş olan trt'den alarak ntv'ye veriyorum.. hayırlısı olsun!