31.01.2011

De Helaasheid Der Dingen :: Aksırıncaya Tıksırıncaya Kadar İçenler


Gunther Strobbe (Kenneth Vanbaeden), annesinden boşanmış, 'alkoliklik' başta olmak üzere bilumum kötü 'meziyetlere' haiz bir adam olan babası Marcel 'Celle' Strobbe (Koen De Graeve) ve berbatlıkta babasıyla yarışacak kaliteye sahip, üç adet amcasıyla ve de bütün bu beş kişilik erkek nüfusuyla tek başına ilgilenen babaannesiyle birlikte fakirliğin çukurunda debelenen, on üç yaşında bir çocuktur..

Zavallı annelerinin emeğine, yemeğine ve emekli maaşına, kocaman bir sülük kolonisi gibi yapışmış, ezelden tembel bu koca herifler, bir işe tutunmanın çok uzağında oldukları gibi, üstelik -olmayan paralarıyla da- içkinin, kadınların ve kumarın şahikasında dolanmaktadırlar..

Hiçbir iyi veya doğru denebilecek hal ve gidişleri olmayan, kötü alışkanlıklar hususunda ise birinci ligde oynayarak, alayına nal toplatma kabiliyeti gösteren bu ailenin fertleri; bir de kendilerine ve isimlerine toz kondurmayarak, Strobbe soyadıyla öyle bir gurur duymaktadırlar ki ne matah olduklarını bilmeyen biri, bunları Belçika kralının soyundan geliyorlar sanır..


Böylesine olumsuz şartlara sahip bir ailenin içinde büyüyen Gunther çocuğun, okulunda başarılı olmasını beklemek, abesle iştigâldir elbet.. Daha doğrusu, bu kadersiz çocuğun bi şekilde okula gidiyor olması bile bir mucizedir.. Görünen o ki, o da aynı yolun yolcusu olacaktır..


Bulunduğu şartların olumsuzluğu, kendisini bazen yeni bir çıkış aramaya itse de, çocukluğun verdiği rahatlıkla, bütün bu yaşadıklarını, yine de renkli ve neşeli bir oyun gibi algılamaya devam eden Gunther'i, bakalım nasıl bir gelecek beklemektedir?.

Bahtsız Bedevilerin Peşinde

Bir Belçika yapımı olan, Felix van Groeningen'in yönettiği De Helaasheid Der Dingen, içmenin, yemenineğlenmenin, yarışmanın, sevişmenin, velhasılı her eylemin en dibine kadar gitmeyi marifet sayan, her şeyin ama her şeyin bokunu çıkarmadan asla durulmayan bir acayip ailenin tarife gelmez fertlerini, bize kusursuz bi şekilde sunan, oldukça enteresan bir film..
Yine de kendisini seyrederken, zaman zaman yüzeye çıkan 'zorlamaların' izleri, beni biraz da olsa rahatsız etti doğrusu.. 
Bu durumu, "En itici, en iğrenç tiplerden müteşekkil insanlarla, aynı seviyede boktanlık ihtiva eden çarpıcı sahneleri nasıl bi arada kotarırım" düşüncesiyle kafası meşgul bir yönetmenin endişelerine bağlıyorum..


Bilinen tüm sınırların ötesine taşan olumsuzluklar içeren hâl ve hareketlerle mücehhez, iğrenç tiplemelerle dolu bu film, kendisini -tuhaf bi şekilde- sempatik kılan, gizli ya da açık bir takım olumlu ve de sevimli özelliklerle kaplanmış gibi.. 
O özelliklerin başında gelen ise, cehaletin ve doğal olarak lümpenliğin dibine vurmuş bu insanlarda ki içtenlik ve de doğallık olsa gerek.. 
Tabii ki Gunther'in 'problemli' masumiyeti ve bütün bu ipten kazıktan kurtulmuş tipleri, saçını süpürge yaparak doyurmaya, bakmaya çabalayan bir annenin -hiçbir şeyin önüne geçemediği- evlat sevgisi de bu sempatinin başlıca sebeplerinden sayılabilir..


O değil de, şu 'koca kazık' evlatların karşılığı illâki bizde de vardır amma; oğlunun kumar borcu nedeniyle eve gelmiş haciz memuruna kaptırılmadan önce, evin tek eğlencesi televizyonun tozunu almak isteyen ve bu hareketine kızan çocuklarına da: "Böyle tozlu verilmez.. Ayıptır oğlum." diyen o anne, kesinlikle bizim de annemizdir..


O da değil de, en son idrak ettiğimiz İstanbul Film Festivali'nden beri, Türkçe adını Şeylerin Boktanlığı olarak bellediğimiz film, bir de baktık ki Çölde Kutup Ayısı olmuş.. 
Ben de bunu yapanı -Tersninja Belediyesi'nin bana verdiği yetkiyle- Bahtsız Bedevi olarak ilân ediyor ve bilcümle kutup ayılarını da peşine takıyorum.. 
Hadi bakalım!


De Helaasheid Der Dingen   (The Misfortunates)

Yönetmen: Felix Van Groeningen
Senaryo: Christophe Dirickx , Felix Van Groeningen
Oyuncular: Kenneth Vanbaeden, Valentijn Dhaenens, Koen De Graeve, Wouter Hendrickx, Johan Heldenbergh
Yapım: 2009, Belçika / Hollanda, 108 dk.


(Tersninja Editoryal Kurulundan Not: 'Pis Moruk' lâkaplı, hem fazlasıyla yaşlı, hem de alabildiğine baş yazarımız Numan Serteli'nin, bizi de kendisi gibi unutkanlıkla mâlül zannederek, geçen yıl kaleme aldığı bu yazısını, üstünde yaptığı bazı küçük değişikliklerle yeniden gönderdiğini tespit etmiş bulunuyoruz. Öteden beri kullanmak istediği izin hakkını bizden bir türlü alamayan yazarın, bu saftirik çakallığını, kurulumuz sempatiyle karşılamıştır. Siz değerli okurlarımızdan da ricamız, müthiş deneyimine rağmen, hassas kalbini her zaman bir bebek saflığında koruyabilmiş bu emsâlsiz yazarımıza şefkâtle yaklaşmanızdır. İlginize müteşekkiriz.)


(İşbu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)



Hiç yorum yok: