6.03.2011

Akbank 7. Kısa Film Festivali Başlıyor Dediler Koştuk Geldik


Akbank 7. Kısa Film Festivali'nin 7 Mart Pazartesi günü -Akbank Sanat'ta- kısa filmler, atölye çalışmaları ve söyleşilerle dolu olarak ve de 'keyifli olma' iddiasıyla başlayacağını öğrenir öğrenmez içimde öylesine sevinçli bir telaş pırpırlandı ki evden âdeta dışarıya fırladım..

Deniz Akhan'la buluşmak suretiyle, Tersninja'yı bir kez daha başarıyla oluşturduk ve kendimizi sâlimen, Kabataş vapuruna attık..

Buz gibi bir akşama çoktan girmiş Taksim'in dondurucu soğuğunu -âdeta bir daha çıkmayacak şekilde yerleştiği- kemik iliklerimde hissederken, artık her şeyin çok gerilerde kalacağından emindim.. 
Oysa, Akbank Sanat mekânına girer girmez, ev sahiplerinin bize yönelik, seviyeli ve kibarlığı zorlayan içten yaklaşımları, parlayan her kibrit ışığıyla umutlanan Kibritçi Kız etkisini bir bir üzerime bırakarak, umudumun artmasını sağladı..



Alkolden yoksun ikramların 'beyhude çabalarını' geride bırakarak, yerime oturdum ve bu geceki 'festival tanıtımı' programının ilk bölümünün başlamasını bir derviş dinginliği içinde bekleyedurdum..




Takdim kısmı bitince, ortama âdeta bir 'yönetmen kardeşler' havası üfüren iki yakışıklı birey, sahneye teşrif etti: Kısa filmlerle işe başlayan, lâkin birer uzun metrajları da bulunan, İki Çizgi filminin yönetmeni Selim Evci ve Gişe Memuru filminin yönetmeni Tolga Karaçelik..

İlk sözü alan Selim Evci, yaptığı işi gayet iyi bilen, sempatik bir profesör edasıyla konuşarak, tarihçesine değindiği kısa filmin aslında ne olduğundan ve ne olması gerektiğinden -sanırım mevzuya uysun deyu- kısaca bahsetti..
Tarihte çekilen ilk filmlerin aslında birer kısa film olduğunu bize hatırlatan Evci -yanlış bir kanı olarak- bunun, uzun metrajlara bir geçiş formu gibi görülmesindeki yanlışlıktan bahsetti..




Arkadaşıyla aynı görüşleri paylaştığını anladığımız Tolga Karaçelik ise, kısa filmin başlı başına bir disiplin olduğundan bahsederek, yaptığı filmlere ve süreçlerine değindi..
Kısa filmlerin, yönetmen kişiyi sağaltan ve yenileyen bir yanı bulunduğuna özellikle dikkat çeken her iki genç yönetmen de çok sevdikleri bu metrajda film çekmeyi sürdüreceklerinin altını çizdiler..

Ben oracıkta dalmış gitmişken, hemen arkamdan gelen -bol ünlem işareti içeren- bir 'hişt' sesiyle irkildim..
Suratıma takındığım 'Kim bu saygısız?' mimiğiyle arkama dönerek baktığımda, hemen arka sağımda yüksekçe bir koltuğa kurulmuş -özel günlerde kuşandığı ninja kıyafeti içindeki- Landlord'u gördüm ve inanır mısınız, hiç şaşırmadım..




Bir Fatih Terim haşmetiyle yayıldığı yerden gözlerime bakarak, ummadığım bir kıvraklıkla, 'my eyes on you' hareketini yapıverdi..
Elimde olmadan ürpermiştim.. 
Fakat, hemen kendime gelerek, kendisinden korktuğumu belli etmemeye çalıştım.. 
Elimin tersini gösterdim ve onu takmayan bir jestle yeniden önüme döndüm.. 
Bu tavrım onu epey bi sinirlendirmiş, dolayısıyla da hışırtıları homurtuya dönüşmüştü.. 
Neyse ki az sonra kendisini sahneye davet ettiler de ben de rahat bir nefes alabildim..




Programın son bölümünde -anladığım kadarıyla- 'İnternet ortamında sinema medyası ve film eleştirisi' üzerine bir tartışma düşünülmüştü.. 
Her düşünülen gerçek olsaydı, hiç hayat bu kadar zor, dünya bu denli acılarla dolu bir gezegen hâline gelir miydi a dostlar?!
Deniz Akhan, Landlord ve Sadi Çilingir'den oluşan konuşmacılar, konuşmaya onlardan daha hevesli bir dinleyici kitlesiyle karşılaşınca, susmak zorunda kaldılar..




Allahtan benim, 'düşünceleri aynen okuma' yeteneğim vardı da, arkadaşların neler demeyi plânladıklarını kendime doğru -dosyalar hâlinde- bir bir aktarıverdim..
Bira şişesine benzeyen hâlinden etkilenerek sürekli içtiğim, ince belli, yeşil şişeli sodadan irice yudumlar alarak, dağarcığıma attığım yoğun bilgileri, hazmetmeye koyuldum..
Akabinde binadan çıktım, dolmuşa bindim, Müjdat Gezen'de indim ve eve vardım.. Yattım ki uyumuşum..

Siz bana uymayınız, uyumayınız..



1 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam Numan,
Üşenmedim saydım.. Yazınızda tam yedi adet şapkalı kelime kullanmışsınız..

âdeta (3 defa)
sâlimen
mekân
lâkin
plân
hâlinde
hâlinden

ben harf üzerine şapka- yani uzatma işareti- eklemeyi yeni öğrendim biliyor musunuz.. ondan mı bilmiyorum yazınızdaki bu kelimeler ilgimi çekti.. meğer ne çokmuş.. inanın bilmiyordum..
o kelimelere fokuslanınca ne yazdığınızı tam anlayamadım tabii.. enine boyuna okuyacağım şimdi.. o değil de, festivalde hangi filmleri tavsiye ediyorsunuz.. tamam.. ben yazıyı iyice okuyacağım.. yazının bir yerinde yazıyordur da ben farketmemişimdir belki.

sevgiler..