25.07.2011

Drei :: Bir 'Cinsel Ütopya'



Yirmi yıldır -evlenmeden de olsa- birlikte yaşayan bir çiftin aralarındaki uyum ne denli iyi olursa olsun, ilişkilerinin nasıl bi şekil alacağını, o tecrübeyi yaşayanlar gayet iyi bilecektir..

Hanna (Sophie Rois) ile Simon (Sebastian Schipper)'dan oluşan, halleri vakitleri yerinde, işinde gücünde ve kültürlü bu çiftin arasına üçüncü bir insan, bir adam, yâni Adam (Devid Striesow) dâhil olursa n'olur peki?

Bizde olunca bu durumdan -neredeyse- yüzde yüz kan çıkacağını, hepimiz gayet iyi biliyoruz.. Fakat yer Berlin, kahramanlar da Alman olunca bu kaynaşmadan ortaya 'yüzde yüz' aşk çıkıyor!

Tamam ben yaptım belki ama- öte yandan, hakkımızı öyle kolayca yemenin, kendimizi o kadar da yerin dibine batırmanın da âlemi yok elbette..

Bizdeki kadar olmasa da dünyanın birçok yerinde, hatta Almanya'da bile bu 'hassas vaziyet' önemli bir sorun teşkil edebilir..




Hatırlatalım ki filme ait bu özel ortam, Alman Sineması'nın -bugünlerde örneğine pek rastlanmayan- 'nevi şahsına münhasır' senarist yönetmeni Tom Tykwer'in, saygı değer olduğu kadar, oldukça da şaşırtıcı dünyasıdır..

Neticede, kadın-erkek formülüyle başlayan, erkek-erkek tokuşmasıyla da (Landlord: "Cık cık cık! Allah ıslah etsin!") devam eden bu üçlü münasebetin bir 'yumak ilişki' haline dönüşmesi -bana sorarsanız- an meselesidir.. 
 



Yargılama / Savaşma Seviş

Film, âdeta konusunu en baştan ve her hâliyle özetleyen bir dans sahnesiyle açılıyor..
Wim Wenders'ın Pina filmini seyredip de henüz etkisi altından çıkamayanlar, iki erkek ve bir kadından oluşan dansçıların stilini gördüklerinde o Dans Tiyatrosu'nu hatırlamamaları mümkün değil..




Tom Tykwer, reddedilmesi -her hâliyle- imkânsız bir adamın, göstere göstere attığı aşk oltalarına 'gönüllü' birer balık gibi takılan bir çiftin hikâyesini zaman zaman neşeli, zaman zaman hüzünlü, lâkin sürekli 'baştan çıkarıcı' bir duyarlılıkla anlatırken, âdeta kendine has bir 'cinsel ütopya' inşa ediyor..

Hatta filmi izlerken bazılarımıza, "Şu Avrupa medeniyeti ne güzel şeymiş ya la!" bile dedirtecek görkemde..
O değil de, 'iki erkek bir kadın' formülü ideal gibi geldi bana..
Eğer bu üçlü, iki kadın bir erkekten oluşsaydı, tıkır tıkır işleyen ilişki mekanizması kesin yürümezdi..




2006 yılında yaptığı, Perfume:The Story of A Murderer adlı filmle -belki- bir çok güzel kızın, cânım canlarına mâl olan bir dizi işlemle, "Savaşma Seviş" mottosunu geniş yığınların iliklerine kadar benimseten Tykwer, bu yeni filmiyle, kimseye öyle bir zarar vermeden, daha insancıl bir yöntemle, sevgiyi ve sevişmeyi her türlü ön yargıdan, tutucu ahlak kurallarından âzâde bir yere oturtarak -tabii ki almaya niyeti olanlara- benzeri bir ders veriyor..




Ortaya koyduğu bazı temel durumlarıyla, Xavier Dolan'ın son filmi Hayali Aşklar (Les Amours Imaginaires)'ı da hatırlatan film -ondan farklı olarak- bugüne değin eşcinsel eğiliminin farkında olmamış kırklı yaşlardaki bir adama, hayatın farklı zevklerini (Tövbe tövbe!) tattırıyor diyebiliriz..

Üç, 'sakıncalı' konusuna gayet rahat ve doğal yaklaşmasıyla, meseleye 'hassas' seyircisini, infial uyandırmadan şaşkınlığa sürüklüyor..

Bir kategoriye sokmak için -mecburen- 'romantik-komedi' etiketi yapıştırılmış film, hem teknik hem de içerik bağlamında, o türün sınırlarına sığmayacak denli çok farklı ve çok da başarılı..
Hele ki bütün film boyunca ara ara işitilen, David Bowie'nin adamı boşluğa fırlatıp da orada tek başına bırakıveren muhteşem şarkısı, 'Space Oddity' yok mu..






Yönetmen: Tom Tykwer
Senaryo: Tom Tykwer
Oyuncular: Sophie Rois, Sebastian Schipper, Devid Striesow
Yapım: 2010, Almanya, 119 dk.


(İşbu yazının bir kısmı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)



Hiç yorum yok: