18.07.2011

Harry Potter and The Deathly Hallows (part 2) :: Kendi Gitti Hayri Potur Kaldı Yâdigâr



Üstad Erkin Koray -bundan on yıl önce- Harry Potter serisinin ilk filmi olan, Harry Potter and the Sorcerer's Stone (2001) gösterime girdiğinde de, "Öyle bir geçer zaman ki" diyordu, bugün de -mâlumunuz- yine aynı kanaatte..

J.K. Rowling tarafından yazılmış bu fantastik roman serisinin sonuncu bölümünün ikinci yarısının filme geçirilmiş hâlini de izledikten sonra -çok şükür- hatim indirmiş kadar olduk..

Gerçi bu görevi kitaptan okuyarak yapanlar, olaya çoktan vakıf olarak, Harry oğlan ve cümle büyücü arkadaşlarının âkıbetini öğrenmişler; içleri rahat bi şekilde -büyücülüğün değil de el çabukluğunun geçerli olduğu- gerçek hayata dönmüşlerdi..

Anlayacağınız sıra sizde.. Ey -bencileyin- olayı sadece sinemadan takip etmeyi tercih eden arkadaşlar!.




Aslında size bir şey söyleyeyim mi bu filme bir tanıtım yazısı -hatta eleştiri- yazmak, belki de dünyanın en boş işi..
Nasıl bir yazı okursa okusun, şimdiye kadar Harry Potter serisinin bir filmini dahi izlememiş birinin bu film için heyecanla sinemaya koşmasını beklemek abesle iştigaldir..
Öte yandan, hep bu son bölümü bekleyen bir Potter hastasının filme gitmeden önce ilgili herhangi bir yazıdan akıl almasını ummak da salaklıkla eş değerdir..



"Vay be Numan Serteli, hakkında kötü yazmış, en iyisi ben bu filme gitmeyeyim." diyecek bir H.P. hayranı düşünebiliyor musunuz?
Yâni, bu bir 'Adet yerini bulsun, Allah kabul etsin' yazısıdır..




Peki neler oluyor?

Tüm serinin merakla beklenen en önemli olayı olarak -büyücü de olsa- iyi insan Harry Potter (Daniel Radcliffe) ve kötülüklerin efendisi Lord Voldemort (Ralph Fiennes)'un nihai kapışması gerçekleşiyor..

Tabii bunun için önce, Hayri Potur (Özür diliyorum, lâkin ona bir de böyle hitap etmezsem, içime dert olurdu), can arkadaşları Ron (Rupert Grint) ve Hermione (Emma Watson) ile Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Meslek Okulu'na gizlice dalıp, Voldemort'un son hortkuluklarını bularak imha etmeleri gerekiyor..




Galiba seri sona eriyor deyu, başta Hogwarts ve büyücü bankası Gringotts olmak üzere, belli başlı bütün yapılar yıkılıyor..

Mürver Asa'nın âkıbeti hiç de hoş olmuyor..

Ron ile Hermione öpüşüyor..
Hatta -aralarına Harry'i de alarak- hep beraber daha da ileri gidiyorlar.. (Söyletmeyin işte!)




Genel bir muhasebe yapacak olursam eğer, bazı bölümleri her ne kadar keyifli anlar, hoş dakikalar yaşatmışsa da Harry Potter filmleri -yarattığı etkiyle- benim hiçbir zaman vazgeçemeyeceklerim arasına giremedi; Harry de asla iyi bir dostum -ya da oğlum- olamadı..

Hâl böyleyken, belki de serinin en etkileyici, en 'vurucu' bölümü olması gereken bu filmin, tatmin edicilikten uzak olması, beni oldukça şaşırttı..

Oysa aynı yönetmen -yâni David Yates- bu son kitabın ilk bölümü olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 1'i geçen yıl ne kadar 'üst düzey' bir şekilde sunmuştu..

Bence tüm serinin, sinemasal anlamda en olgun, en derin, en iyi filmi olan o bölümden sonra -şahsen- şahane bir final bekliyordum; ama bu pek mümkün olamamış maalesef..







Yönetmen: David Yates
Senaryo: Steve Kloves, J.K. Rowling (roman)
Oyuncular: Daniel Radcliffe, Emma Watson, Rupert Grint, Ralph Fiennes
Yapım: 2011, İngiltere / ABD, 130 dk.


(İşbu yazının bir kısmı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

okudum,pişmanım
zaman kaybı

Özgür Ceren Can dedi ki...

hadi ya :( filmler hiçbir zaman kitapların tadını vermedi ama o kadar da fena olmamalıydı son film...