30.09.2011

1001 Belgesel Film İzle!



İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin on dördüncüsü dün başladı, 3 Ekim'e kadar da sürecek..

Yedi mekanda bir sürü belgesel film, bir sürü etkinlik..

Festival kitapçığı ve elbette gösterimler ücretsiz..
Üstelik bir de bu türü seviyorsanız, valla durduğunuz kabahat..


Sanal Gerçeklikte Neler Oluyor


Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nin Sinema Salonu'nda gösterilen, Belçika yapımı, Inside The Metaverse/Sanal Gerçeklikte belgeseliyle ben siftahı yaptım..

Steven Dhoedt'in yönettiği bu film, her gün haşır neşir olduğumuz bilgisayar ve İnternet'ten ve de bunlarla her geçen gün ilişkisi daha da barizleşen insanlıktan bahsediyor..




Metaverse, bilgisayarda yaratılan ve İnternette çevrimiçi olarak paylaşılan bir nevi evrene verilen ad..



Film, 'gerçek' insanın, yapay bir evrende yarattığı ve onunla hemen her düzeyde iletişime geçebildiği bu sanal gerçekliğin dünü, bugünü ve de yarını hakkında, gayet anlaşılır bir dil kullanarak bilgi veriyor..




Bu bilgi aktarımına dünyanın dört bir köşesinden, online oyun yaratıcılarından, oyun bağımlılarına, aynı işin ticaretini yapanlardan, felsefesini oluşturanlara kadar bir sürü insan katılıyor..
Ki onların, bulundukları ve çalıştıkları ortak yer olan Metaverse/Sanalevren üzerine düşüncelerini öğrenmiş oluyoruz..

Asosyallerin sosyalleştiği, tek arkadaşı bile bulunmayanların -hem sanal hem de gerçek- arkadaş grupları oluşturduğu -özetle- gerçek dünyanın tutunamayanlarının tutunabildiği -kendi kendine çalışan- bir terapi merkezi özelliği, bu evrenin en hoş, en hayırlı ve işlevsel tarafı gibi görünüyor..




İlk bakışta, sanki bütün bunlar, bizim yaşantımızdan farklı bir hayatın izleriymiş gibi duruyor ama çok açık ki, şu satırları okuyan hepimiz -hem de şu an- bu bahsedilen evrenin içinde birbirimizi görüyor ve hissediyoruz..

Bana kalırsa, giderek, bu ikili evrenin yeniden tek -ama eskisinden çok farklı- bir evrene dönüştüğünü bile görebiliriz..
En azından, ben değilse de siz görebilirsiniz.. (Kendini acındırmayı da hesaplayan, bir ihtiyar söylemi)


Ne Diyordum


Bunun sonu gelir mi, filmlerin ne kadarını izlerim bilemiyorum ama, en azından ilk güne bir filmle de olsa başlamak, fena bir başlangıç gibi gelmiyor bana..

Sonuçta, gösterilen ilginin az olduğu bir tür olarak, dünyanın her yerinden gelen belgeselleri, kalabalığın boğuculuğundan uzak, ortalama rahatlığın sağlandığı salonlarda izlemek gibisi yok..
(Bu konuda farklı düşünüyor olabilirsiniz.. Lütfen bu görüşleri, yazarın tutumluluğuna -cimri değil!-, asosyalliğine -huysuz değil!- ve yaşlılığına -moruk değil!- veriniz)

Tabii her güzel etkinlik gibi bu da İstanbul'da ve salonların altısına da ev sahipliği yapan Avrupa Yakası'nda..
Bizcileyin -kadersiz- Asyalılara sadece Nazım Hikmet Kültür Merkezi hizmet vermekte..
Hadi bakalım marş marş..


Hiç yorum yok: