1.02.2012

Berlin Kaplanı :: Sporcunun Saf, Ağır ve Ahlâklı Hâli


Almanya'nın Berlin kentinde yaşamını sürdüren Ayhan Kaplan (Ata Demirer), hacmi iri, kalbi temiz, karakteri naif, 'Alamancı' bir gençtir..

Bu husustaki yeteneği vasat olsa da -inatla- profesyonel boksörlük, ayrıca da -iri yarılığını kullanarak- bodyguardlık yapan bu oğlanla, ona antrenörlük yapan Cemal (Tarık Ünlüoğlu) için işler artık kötüye gitmeye başlamıştır..

Bir yandan, 'Panik atak' hastalığı nedeniyle, istemeden de olsa hata yaparak işinden olmuş; öte yandan, kendisine sponsorluk da yapan -bir nevi- bahisçi boks mafyasına borçlanmıştır..

Bu durum üzerine, boks işinde büyük paralar çeviren bu bahisçiler nazarında yarış atından başka bir şey olmayan Ayhan Kaplan'a, bir şike maçı teklifi gelir..


Teklif gayet basittir, düzenlenen ilk maçta yenilecek, böylece, organizatöre olan borçları da silinmiş olacaktır.. Basit olmasına basittir belki ama bu aynı zamanda da bir ahlâksız tekliftir..


Sporcunun zeki olmasa da biraz saf, çevik olmasa da birazcık ağır, amma kesinlikle ahlâklı bir örneği olan Ayhan Kaplan, bakalım bu zor durumdan kendini ve hocasını nasıl kurtaracaktır?

Ata Demirer'in, yarattığı Ayhan Kaplan karakterine her anlamda bürünebilmesi onun oyunculuk başarısını gösterirken, ortaya koyduğu performans -aynı zamanda- bu filmin de en önemli ve biricik silahı olarak kalıyor..

Berlin Kaplanı, bu 'sinemasal güç' eksikliğiyle (Karşılaştırmazsak olmaz!) önceki Demirer filmleri olan Eyyvah Eyvah'ların başarısına -maalesef- ulaşamıyor..


'Gurbetçinin ana vatanda kazıklanması' gibi bildik bir mevzunun etrafında gelişen film, böylelikle, zaten arada bir parlayabilen esprilerinin üzerini de, sürpriz barındırmayan, beklenen gelişmelerle örtmüş oluyor..

Baştan sona belli bir tempoda ilerleyen filmin, hemen tüm 'olumsuz' karakterlerinin mucizevi bir dönüşüm yaşadığı finaline yaklaşırken, zorlama olduğu hemen hissedilen bir hızla sonuca koşması, zaten senaryosu zayıf yapıma ek bir darbe oluyor..

Kayınpederinden çok çekmiş, ama fırsatını bulduğunda gayet uyanık olabilen 'iç güveyisi' karakterini canlandıran Necati Bilgiç'in rolüne göre çok yaşlı kaldığını; emlâkçıyı canlandıran Cengiz Bozkurt'tan ise yeterince yararlanılmadığını düşünüyorum..

Bu iki oyuncunun, rollerini karşılıklı olarak değiştirdiklerini hayâl ediyorum da sonuç büyük ihtimâl, hârika olurmuş..


Leyla ile Mecnun dizisinin 'fenomen' Erdal Bakkal'ı Bozkurt, öyle bir damat performansı ortaya koyarmış ki Ata Demirer'den dahi rol çalabilirmiş..
Hem bu şekilde, filme yapılan, 'Demirer'in paslaşabileceği bir oyuncu yok' genel eleştirisi de kimsenin aklına bile gelmezmiş..

İnsanı başarıya iten gücün ancak ve ancak bu başarıyı paylaşabileceğimiz sevdiklerimizin varlığıyla etkin olabileceğini kendine ana fikir edinmiş Berlin Kaplanı, kahkaha attıramayan; lâkin, Ata Demirer'in sempatik oyunculuğuyla, yüzümüzden gülümsemeyi de eksik etmeyen bir film..

O değil de, özünde tam bir 'menfaat perver' olan insanın, bu özelliğinin -eşşek gibi- farkında olduğumuz halde, aynı insanın sevgisine ve dostluğuna muhtaç olmamız, ne de büyük bir trajedidir ey dost!.


  2.5 / 5



Yönetmen: Hakan Algül
Senaryo: Ata Demirer
Oyuncular: Ata Demirer, Tarık Ünlüoğlu, Necati Bilgiç, Nihal Yalçın, Özlem Türkad, Mert Alan
Yapım: Türkiye, 2011


Hiç yorum yok: