17.04.2012

Kaos: Örümcek Ağı :: Ergenekon Aile Örgütü


Bak şu kaderin cilvesine veyahut şu yalnız ve güzel ülkemin büyüklüğüne ki nihai hedefleri dünyayı ele geçirmek ve Ortadoğu merkezli büyük bir Dünya Devleti kurmak olan dış güçlerin önündeki tek engeldir Türkiye..

Türkiye'yi bitirecek olan plan gayet açıktır: Marmara Denizi'nin dibindeki fay hattında nükleer bir bomba patlatılacak ve böylece dünyanın şimdiye kadar gördüğü en şiddetli deprem tetiklenecektir..

Milyonlarca kişinin öleceği bu deprem sonucunda, ülkede büyük bir toplumsal ve siyasi kaos başlayacak; dış güçlerin uygun gördüğü ve de önceden yetiştirdiği biri başa geçince de Türkiye, -tıpkı diğer Ortadoğu ülkeleri gibi- zapturapt altına alınmış olacaktır..




Siz yoksa hâlâ, Libya, Tunus ve Mısır da gerçekleşen ayaklanmaları, daha fazla özgürlük isteyen halkların mı çıkardığını sanıyorsunuz?.
Elbette ki yok öyle bir şey!.
Tarihi Babil kentini merkez yapıp, dünyayı tamamen ele geçirmeyi hedefleyenlerin oyunundan başka bir şey değil bütün bu olup bitenler..

Hâl böyleyken, polisin, askerin ve siyasetinin tamamı bu dış güçlerin eline geçmiş Türkiye'de, onlara son darbeyi vurdurtmayanlar da vardır -çok şükür!.
Onlar, Ulusal Güvenlik Teşkilatı (UGT)'nda konuşlanmış, kalpleri 'Vatan-Millet-Sakarya' ritmiyle atan, bir avuç yiğit insandır..


Ve aslında onlar, başkan bir baba, oğlu ve kızından ibaret, kutlu bir aile şirketi, bir nevi gizli teşkilattır.. Ki kendilerine rahatlıkla, 'Ergenekon Aile Örgütü' denebilir..




Allah onları başımızdan eksik etmesin!' de, böyle yapılacaksa eğer, filmleri de çekilmeyiversin yâhu!.

Öte yandan, olaya şu açıdan da bakılabilir tabii: Şimdiye kadar Amerikalıların yaptığı ve saçma sapan hikâyelerle dünyayı kurtardıkları filmleri -seve seve- izledik durduk; birazcık da, dünyayı değilse de Türkiye'yi kurtarmaya çalışan şu bizimkileri izleyiverelim..

Öyle ama, o ecnebileri (ruhları bile duymuyor, o ayrı) nasıl yerin dibine sokuyorsam tek tek, kimse kusura bakmasın, bizimkilere de dokunurum valla.. Elbette, elimden geldiği kadar kibarca..




Mesela filmin, 'İllaki aksiyona yol açsın da n'olursa olsun' anlayışıyla yazılmış öyküsüne karşın, bu durumu bi güzel süslemeye yarayacak, ateş etme, patlama ve yaralanmayla ilgili bilgisayar efektleri o kadar kalitesizdi ki..

Keşke mermiyle vurulmalarda -eski tip ama garantili- elbise altından boya fışkırtmalı mekanizmalar tercih edileymiş; anında ortadan kayboluveren, o kan ve yara efektleri yerine..

Öte yandan, genç-yaşlı, kadın-erkek tüm Türkçe konuşanların, konuşur gibi değil de ajans haberi okuyan TRT haber spikeri vurgusu ve netliğinde hasbihâl etmeleri, nasıl da gurur vericiydi..
Hele ki o 'mekanik tonlu' İngilizce konuşmaların, o insanların ağzından çıkmadığına; Türk malı bir takım robotların onların yerine dublaj yaptığına dair, yemin dahi edebilirim..




Velhasıl, büyüğünden küçüğüne her kahramanın rol yapmayıp da poz verdiği; aslında, senaryosundan aksiyonuna, müziğine ve yönetimine kadar tam anlamıyla 'poser' takılan bu filmin başarılı olmasını beklemenin saçmalığı o kadar aşikâr ki..


1/5



Yönetmen: Cem Gül
Senaryo: Tolga Küçük
Tür: Aksiyon, macera
Oyuncular: Gökhan Mumcu, Rojda Demirer, Cemal Hünal
Yapım: Türkiye, 2012, 100'



Hiç yorum yok: