31.12.2012

F Tipi Film ile Dayanışma İçin Basın Toplantısı





21 Aralık’ta vizyona giren ve girdiği günden bu yana birçok baskıya, sansüre maruz kalan F Tipi Film’i sahiplenmek ve devrimci sanata uygulanan bu baskılara karşı omuz omuza olmak adına onurlu aydın sanatçılar İdil Kültür Merkezi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Saat 13:00’de başlayan toplantıda öncelikle Grup Yorum elemanı Caner Bozkurt, bu baskıların sadece Grup Yorum’a yönelik olmadığını ve hükümetin sanatı ve sanatçıyı yalnızlaştırmak istediğini, kendinden olmayanı kabul etmeme mantığı üzerine hareket ettiği ifade etti.
Grup Yorum/Sanat Cephesi olarak düzenlenen basın toplantısına Mehmet Esatoğlu, Okşan Dede, Bülent Emrah Parlak, Mehmet Aksoy Hilmi Yarayıcı, Nejat Yavaşoğulları ve Pelin Batu katıldı.



Okunan açıklamanın ardından söz alan sanatçılardan Mehmet Esatoğlu devrimci sanata yönelik baskının her alanda olduğunu, şu sıralar şehir tiyatrolarında oynanan Zengin Mutfağı oyununa bu hafta içinde faşistlerce sahneye müdahale edildiği ve buna karşılık tiyatrocuların faşizme karşı tiyatro önünde nöbete başladıklarını, faşizmin saldırılarına karşı aydın sanatçıların yan yana olması gerektiğini vurguladı.
Ardından söz alan heykeltraş Mehmet Aksoy, kendi yaptığı heykele ucube diyerek yıktıran bir hükümetin hiçbir sanat algısının olmadığını ve alternatif olarak sunabilecek hiçbir üretimlerinin olmadığını vurguladı.
Uygulanan bu baskıların karşısında herkesin birlik olması gerektiğini vurguladı. Sonrasında söz alan Okşan Dede, kendinin bir sinema filmine başlayacağını ve yalnızca Grup Yorum’dan destek gördüğünü ifade etti.
F Tipi Film’in oyuncularından Bülent Emrah Parlak ise herkesin filme sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
Hilmi Yarayıcı, faşizmin baskısının her yerde olduğunu üniversitede öğrencilere, köylerde köylülere, aydın sanatçılara, devrimcilere herkese uygulandığını ve faşizme karşı birlik olunması gerektiğini ifade etti.
Ardından söz alan Grup Yorum elemanı İnan Altın, F Tipi Film’in yurtdışı galalarının dün sona erdiğini ve gittikleri her ülkede galayı dışarıdan onların organize etmediğini her işle halkın ilgilendiğini ve büyük bir coşkuyla izlenen filmin herkeste çok farklı duygular yarattığını gözlemlediklerini ifade etti.
Pelin Batu,  yakılan kitapların elbet başka bir yeri aydınlattığını ve bu ışığın söndürülemeyeceğini ifade etti.

Sanat Cephesi adına konuşma yapan Gamze Keşkek ise sanata uygulanan her türlü faşist baskının karşısına örgütlü bir kültür ordusunun çıkacağını ekledi. Son olarak söz alan Nejat Yavaşoğulları ise Grup Yorum elemanlarından Selma Altın’ın kulak zarının yırtılmasının, Dilan Balcı’nın parmaklarını kırılmasının Türkiye’de ilk kez olmadığını her zaman Türkiye’de olduğunu ama sonuçsuz kaldığını ifade etti.
Son olarak söz alan Grup Yorum elemanı Selma Altın ise ev hapsiyle alakalı olarak ev hapsini tanımadıklarını ve üretimlerini her zamanki coşku ve kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
Basın toplantısının ardından Grup Yorum dinleyicileriyle birlikte dışarı çıkarak her hafta gerçekleştirdiği sokak dinletisine başladı.
Coşkulu halayların çekildiği dinletide Nejat Yavaşoğulları şarkılarını seslendirdi.
Eylem aydın sanatçılar ve Grup Yorum’un birlikte söylediği Çav Bella ile sona erdi.


 Okunan basın metni şöyle:

Halkın sanatını yapanlar her dönem baskıyla, yasakla, sansürle karşılaştılar. Gerçekleri korkusuzca söylemenin ve insanların ruhlarında derin izler bırakmanın bedeli hep ödetilmeye çalışıldı sanatçılara. Çağlar değişse de, coğrafyalar değişse de bu hep böyle oldu. Antik Yunandan ortaçağın engizisyon mahkemelerine, Osmanlı zindanlarından Nazi toplama kamplarına, cunta işkencehanelerinden F tipi hücrelere baskı ve şiddet hep sanatçıların üzerinde oldu. Çünkü sanatçı hayatın en tehlikeli meyvesidir. Hayatı yaratan, çarkları çevirenler için sonsuz tatları olan; hayata ve güzele düşman herkes için zehir zemberek bir meyvedir sanatçı.

Grup Yorum olarak sekiz yönetmen dostumuzla birlikte hazırladığımız F Tipi Film de ülkemizin gerçeklerini halka yansıtan meyvelerden biridir. Bu yüzden film; henüz gösterime girmeden yasaklarla, sansürle karşılaştı. Afişin İstanbul’da yasaklanması, afiş  asanların gözaltına alınması, salon sahiplerinin tehdit ve taciz edilmesi bunlardan bazılarıdır. Bunu halkımızla paylaştığımız zaman da hükümetin kadrolu yazarları “reklam yapmakla”  suçladılar bizleri. Hem de koca koca yalanlar uydurarak. Oysa biz sanatçıların demokratik haklarına yönelen saldırıları gösterdik. Fakat “piyasa mantığı” kadrolu yazarların beyin hücrelerine öylesine nüfuz etmiştir ki ilk akla gelen şey “reklam”dır. Tehdit edilen salon sahibi ya da film izlerken polisin keyfi kimlik kontrolüne maruz kalan seyirci umurunda değildir onların. Bütün bunlara rağmen F Tipi Film’i milyonlara ulaştıracağız.

İktidarlar sanattan, sanatçılardan hem kortular hem onları kendi saflarına çekerek gerçekleri gizlemenin birer aracı haline getirdiler. Bugün AKP iktidarının hedefi de budur. AKP zenginlerin iktidarıdır, Amerika’nın iktidarıdır. Ve denetimi altında olmayan hiçbir yapıya tahammülü yoktur. Bu yüzden ordudan, basına, spordan, medyaya her yere müdahale etti ve kendi kadrolaşmasını tamamladı. Şimdi sıra halkın sanatçılarında… Çünkü sanat gerçekleri halktan alır ve yine halka verir. Bu bağ muhalefeti örgütleyebilir. İşte AKP’nin korkusu budur.  AKP her yerde kendi zenginleri gibi, kendi gazetecilerini, hatta kendi karikatüristlerini yarattığı gibi iktidar yalakası sanatçılar yaratmak istiyor. İşte böylece bu alandaki kadrolaşması da tamamlanmış olacaktır. Ve tüm sanat kurumları AKP’nin eline geçecektir. Nazi propaganda bakanı gibi Onların da " sanat " kelimesini duyduklarında elleri silahlarına gidiyor. Bu yüzden sanatçılar bugünlerde daha fazla halka dönmelidir yüzünü. Hiç yapmadıkları kadar... Güç alacağımız yer orasıdır çünkü... Kimsenin korkusu olmasın, bu halk kimseyi yarı yolda bırakmaz. Bu halk Köroğlu’na, Karac’oğlan’a, Nazım’a, Yılmaz Güney' e, Ruhi Su' ya, Mahzuni Şerif’e, Neşet Ertaş’a nasıl sahip çıkıyor dost düşman bilir. İşte sanatçılarımızla halkımız arasındaki bağ bu dönemde de böyle olmalıdır. Ve elbette sanatçılar arasında kurulacak olan dayanışma, birliktelik sanatın ve sanatçının temel gücü olacaktır. Bu güç, bize yeni ufuklar açacak; hem sanatçıların gündelik pratik sorunlarını çözecek hem de sanatın evrensel sorunları karşısında yeni bir yol açacaktır. Çağrımız tüm aydın-sanatçılarıdır. Dayanışma içinde, sansüre ve baskıya boyun eğmeden halkın sanatını savunalım.


Grup YORUM

SANAT CEPHESİ





Hiç yorum yok: