27.01.2013

Hansel & Gretel: Witch Hunters



Karanlık bir yöne sapıp, yeni bir yola girerek eğlenceli, hızlı ve tempolu bir aksiyona taşınan efsanevi masal, aksiyon-korku macera filmi olan Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları’na dönüşüyor.

Hikâye, Hansel (Jeremy Renner) ve Gretel (Gemma Arterton) kardeşlerin, hayatlarını sonsuza dek değiştiren ve kanla tanışmalarına neden olan çocuk kaçıran bir cadının elinden kaçmalarından 15 yıl sonrasını konu alıyor.
Artık vahşi birer yetişkin ve yetenekli kelle avcıları haline gelen kardeşler, kendilerini tamamen karanlık ormanlardaki cadıların peşlerine düşüp işlerini bitirmeye adarlar.
İntikam almaya kararlıdırlar. Ama kötülüğüyle ünlü “Kan Ayı” yaklaşırken ve yakın gördükleri ağaçlık kasabadaki masum çocuklar bir kâbusla yüz yüze gelirken Hansel ve Gretel o ana dek avladıkları tüm cadıların ötesinde bir kötüyle karşılaşırlar.
Bu kötü, onların korkutucu geçmişlerinin sırrını taşıyor olabilir.

MASALLAR GELİŞİRKEN, İNTİKAM ALINIRKEN

Ormanda kaybolduktan sonra, çocukları pişirip yiyen taş kalpli bir cadı tarafından tuzağa düşürülen iki kardeşi konu alan klasik masal Hansel ve Gretel, çok uzun bir süredir dünyanın dört bir yanındaki çocukları korkutuyor. İki kardeş, hikâyenin sonunda cadının yamyamsı pençelerini devre dışı bırakıyor. Peki sonrasında onlara ne oldu? İşte yazar/yönetmen Tommy Wirkola’nın Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları filmi, bu soruyu tüm korkutucu, eğlenceli ve merak uyandırıcı potansiyeliyle ele alarak hayal etmeye cesaret ediyor.
Yetişkin kardeşlerin ormanda dolaşan gelmiş geçmiş en ölümcül cadı avcıları olarak ortaya çıkarak hikâyelerine katılmalarıyla film, eski bir masaldan kuralsız bir modern aksiyona ve destansı bir maceraya dönüşüyor.
 İlk olarak ülkesi Norveç’te şaşırtıcı zombi komedisi Dead Snow’la ünlenen Wirkola, küçük bir çocukken kendisini çok etkileyen bir masalı tekrar ziyaret etmek için hayatı boyunca bekledi. Masalın etkisinden ya da geçmek bilmeyen, masum insanlara pusu kuran korkunç, dehşete düşürücü, aç cadı imgesinden hiçbir zaman kurtulamadı. Sonra bir gün, tüm masallardaki muhtemelen en ünlü kardeşler için bir “Şimdi neredeler?” senaryosu hayal etmeye başladı. Aklına gelen şey, adaleti kendi elleriyle sağlamaya çalışan bir nevi doğaüstü bir ekip, yetişkin ve mücadelelerle katılaşmış bir Hansel ve Gretel görüntüsüydü.
“Hansel ve Gretel’in hikâyesi çocukluğumdan beri benim bir parçam” diyor Wirkola. “Onların hikâyesinin ne kadar karanlık ve ürkütücü olduğu çocukluğumdan aklıma kazınmış durumdaydı ve büyüdüklerinde o ikisine ne olduğunu merak ediyordum. Karanlık bir geçmişleri var ve cadılara karşı büyük bir nefret duyuyorlar. Bunun üstünde yoğunlaşırken ‘Onların kaderinde büyük cadı avcıları olmak var’ düşüncesi bana çok mantıklı geldi”.
Wirkola hemen, bu masalla büyümüş 21. yüzyıl izleyicisi için görsel olarak vahşi, mizah ögeleri taşıyan, aksiyonla dolu bir deneyim potansiyeli gördü. Senaryoyu yazmaya başlarken, ilk kez 1812 yılında olağanüstü masal derleyicileri Grimm Kardeşler tarafından yayımlanan orijinal Alman halk efsanesinin ruhuna bağlı kalmaya ama o noktadan yola çıktıktan sonra hayal gücüne sınır koymamaya karar verdi.
“Orijinal masalın heyecanını istedim ama aynı zamanda bunu, filmlerde en çok sevdiğim unsurlarla, yani komedi, korku ve grafik aksiyonla tatlandırmayı düşündüm” diye özetliyor Wirkola. “Orijinal hikâyede korkutucu bir atmosfer vardı. Bu hep orada duran bir şeydi ama ben onu ön plana taşıdım ve içine biraz mizah ekledim. Hikâye hala iki kardeş arasındaki bu güçlü bağ ile Hansel ve Gretel’in kötülükle karşı karşıya gelirken ne olursa olsun birlik olmalarıyla ilgili”.
Wirkola bu fikrini yapımcılar Will Ferrell, Adam McKay, Kevin Messick ve Chris Henchy’e açtığında onlar da hemen cazibesine kapıldı. “Anlattıkları tam olarak isminden yola çıkarak hayal edeceğiniz şekildeydi” diyor Messick. “Hansel ve Gretel cadılara karşı rüştünü ispat ediyor. Onlar artık kelle avcıları. Yani kasabanızda bir cadı vebası varsa ve çocuklar kayboluyorsa Hansel ile Gretel’i çağırın”.
Görsel anlamda yoğun ve cesur bir şekilde oyuna dayalı bir sinema anlayışının hayranı olan Wirkola; Hansel ve Gretel’in yetişkin dünyasına ait kendi orijinal görüntüsünü yaratmaya başladı. Bu, her devirde geçerli olan görüntüsünü koruyan ve hala bir orta çağ masalı hissini taşıyan ama günümüzde izleyicilerin çok istediği cesur, acımasız aksiyonla harmanlanmış bir dünyaydı. “Ona ‘Bu 300 yıl önce oluyor olabilir’ hissini vermek ama aynı zamanda tüm aksiyonda, karakterlerde ve silahlarda modern bir hava olmasını istedik” diye açıklıyor Wirkola.  .İDaha önce her türden masalda görmüş olduğunuz şeyleri alıp, her birine yeni bir şeyler kattık”.
“Filmin tarzıyla ilgili en harika şeylerden biri şu, ‘1730’ların ya da 1850’lerin Fransa’sındayım’ diye düşünmüyorsunuz, ‘Tamamen bir masal diyarındayım’ diye düşünüyorsunuz” diyor Messick.
Wirkola’nın peşinde olduğu  şey de tam olarak buydu: 21. yüzyılın sinemaseverlerini yakalayacak kadar hızlı ve öfkeli bir şekle bürünmüş bir masal diyarı. “Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları’ndan beklentim, izleyicilere çoğu aksiyon filminde görmedikleri, vahşi bir enerji taşıyan, sıra dışı bir şey vermesi” diyor Wirkola. “Bu filmin özellikle heyecan verici ve eğlenceli olmasını istedim”.

HANSEL VE GRETEL TEKRAR BAŞLATILIYOR

Tommy Wirkola, Hansel ve Gretel’i efsanenin tarihsel olaylarından çıkarıp, içten hissedilen, modern bir aksiyona yerleştirmek için, bu karakterleri efsaneden alıp gerçek hayata taşıyacak iki güçlü şahsiyet bulması gerekeceğini biliyordu. Hansel ve Gretel’in cadıların kötülüğüne karşı intikam alma hayalleriyle büyüdükten sonra ne durumda olduklarına dair modern bir fikir bulma çalışması; The Hurt Locker/Ölümcül Tuzak’ta canlandırdığı Irak Savaşı’nda görevli bomba uzmanı rolüyle Oscar’a aday gösterilen Jeremy Renner’la, Quantum of Solace’da simgeleşmiş Bond Kızları halkasına katıldığında cazibesiyle gündeme gelen Gemma Arterton’ın eşleşmesine kadar uzandı.
Renner bu eğlenceli fikre karşı koyamadı. “Senaryoyu okuduğumda ilk düşüncem ‘Bunun şimdiye kadar yapılmamış olmasına inanamıyorum’ oldu. Bu çok büyük bir potansiyeli olan, harika bir fikirdi” diyor oyuncu. “Tommy’nin yazdığı şeyin karakter için oldukça fazla alan bırakması çok hoşuma gitti ve fantastik bir dünyaya bağlı inanılmaz iki kardeşi keşfetmenin heyecan verici olacağını düşündüm”.
Oyuncu ayrıca kendisini Hansel’in temel felsefesi haline gelen şeye bürünmüş bir halde buldu. “O ve Gretel inanılmaz bir trajedi yaşadılar” diyor Renner. “Anne-babaları yok, cadılar onları yemeye çalışıyor ama Hansel’in felsefesi şu, kişisel öfkenizi ve acınızı alıp onunla iyi bir şeyler yapmalısınız”.
Bu felsefenin bir sonucu olarak Hansel’in karşısında yıkıcı bir yol, elinde ise öldürmesi zor cadıların peşine düşmek için gereken silahlar ve ironik bir anlayış kaldı. Renner için bu, çok yoğun aksiyonlara hazırlanmak anlamına geliyordu. Hansel ile Gretel’in sihirli güçleri olan düşmanlara karşı verdiği her bir savaşı Wirkola’nın bu denli zorlayıcı ve acı verici bir şekilde üstlenmiş olması özellikle hoşuna gitti.
“Filmde bir sürü zorlu aksiyon sahnesi var” diyor Renner. “Bu filmdeki en büyük farklardan biri şu, kahramanlar genellikle giriştikleri tüm savaşları kazanırken, Hansel ve Gretel birçok kez zor duruma düşüyor. Bu yüzden bir bakıma her gün dayak yeme gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kaldık. Tommy tüm meseleye inanılmaz bir anlayış getirdi, getirdiği bu ciddi ve komik karışımı anlayış, bence filme gerçek bir macera kalitesi kazandırıyor”.
Arterton da hikâyedeki bu dönüşümlerin cazibesine kapıldı. “Orijinal masalı çok seviyorum ve film o noktadan başlayıp sonrasında yeni bir yola sapıyor” diyor oyuncu. “Hansel ve Gretel filme, cadı avcıları olarak ünlü oldukları dönemin ortasında katılıyor. Ama bu, aynı zamanda kim olduklarını ve kendilerini son derece gergin bir duruma sokan bu korkunç şeylerin neden başlarına geldiğini merak etmeye başladıkları dönem”.
Arterton giderek büyüyen tüm bu gerilimin ortasında, işler ne kadar zorlu noktalara giderse gitsin, her zaman aksiyonun kalbinde duran iki kardeş arasındaki dinamiği çok sevdi. “Kardeşlik ilişkisi keşfetmek için harika bir şey” diyor Arterton. “Hansel ve Gretel durdurulamayan bir bağ ile bağlı ama aynı zamanda da birbirlerinden çok farklılar. Gretel operasyonun beyni. Hansel ise kas gücü. O, joker ve gösteriş yapan biri. Gretel daha çok izleyici, araştırmacı, büyücülüğü gerçekten anlamaya çalışan kişi. İkisi de güçlü oldukları noktalara oynamak zorundalar”.
Renner ve Arterton sette, gerçekmiş hissi veren bir kardeş yakınlığı ve rekabeti oluşturan doğal bir ilişki sergiledi. “Jeremy aksiyonda inanılmaz ama aynı zamanda ihtiyaç duyulduğunda büyük bir duyarlılığa sahip oluyor. O, aralarındaki ilişkiye bir sürü eğlenceli şey katıyor. ” diyor Arterton.
“Gemma gerçek bir mücevher. Onu bulduğumuz için çok şanslıyız, sadece onunla biraz benzediğimiz için değil, aynı zamanda Gretel’e harika bir derinlik kattığı için” diyor Renner.
Hem Renner hem de Arterton, eski masal geleneğinin yanı sıra, modern aksiyon komedilerindeki başlıca unsurları taşıyan rollerine hazırlanmak için akrobasi koordinatörü (ve ikinci ekip yönetmeni) David Leitch’le çok yakın bir şekilde çalıştı. “Filmdeki aksiyon sert, hızlı ve hepsinden önemlisi eğlenceli. Jackie Chan tarzı komedi-aksiyon karışımlarına bayılıyorum. Tommy, kendi aksiyon tarzımızı bulmamız için bize tamamen açık bir kapı bıraktı. Dolayısıyla iş için mizahı bulmamız ve bu karakterleri tanımlamamız gerekiyordu”. Diyor Leitch.
Hansel ve Gretel şahsiyetlerini kendi özgün dövüş stillerinde ortaya koyuyorlar. “Hansel bir şeye bakmadan önce hemen atılan türden biri ama Gretel daha çok planlı şekilde hareket ediyor” diye açıklıyor Leitch.
Arterton her şeye hazır olmasına rağmen “dişli bir kız” noktasına gelmemişti. “Başladığımızda ‘Kendimi gerçekten zorlu bir kız olarak görmüyorum’ dedi. Ama çok çalıştı ve çok güçlendi” diyor Leitch. Arterton kendisini eğitime verdi. “Herkesten önce geliyordum ve akrobasi ekibiyle sıkı bir askeri kamptaymış gibi çalışıyordum” diye açıklıyor Arterton. “Bu harikaydı çünkü gerçekten beni güçlendirdi ve aksiyon sahnelerinde kendimi daha iyi göstermemi sağladı. Gretel’in başından geçen çok fazla şey var”.
Wirkola açısından bu ikili, onun karanlık ama canlı vizyonuyla mükemmel bir şekilde uyuştu. “Jeremy, bir aksiyon filmini taşıyabilen başrol oyuncusu kalitesine sahip bir adam ama aynı zamanda benim de sevdiğim karanlık ve tahmin edilemeyen bir yanı var. Gemma’yı projeye dahil ettiğimizde hemen Jeremy’le iletişim kurdu ve hem komik hem de zorlu olabileceğini kanıtladı. Gretel’in Hansel kadar çetin olmasını istedim ve Gemma bunu başardı. İkisi de rollerini oynarken çok eğlendi”.
Yapımcı Kevin Messick ekliyor: “Jeremy, Han Solo tarzı bir kaliteye sahip. Bu fantastik dünyada Hansel’i canlandıracak böyle büyük bir aktöre sahip olmak, filmi sağlam temellere oturtma konusunda gerçekten büyük katkı sağlıyor. Ve Gemma onunla mükemmel bir ağabey-kardeş dengesi yaratıyor. O çok seksi ve zorlu ama aynı zamanda sizi onların kardeşlik ilişkisinin içine sokuyor. Aralarındaki şey, cadılar yüzünden inanılmaz bir çile yaşayarak büyümüş iki insanın sevgi-nefret ilişkisi”.

YARDIMCI OYUNCULAR

Hansel ve Gretel’in karşılaştığı  en büyük tehditlerden biri, eski Bond Kızı ve X-Men serisinin yıldızı Famke Janssen’in canlandırdığı şekil değiştiren kötü Muriel. Filmde büyüleyici, siyah saçlı bir güzelden çürüyen, korkunç bir yaratığa dönüşen Janssen, “Muriel diğer tüm çılgın cadılara hükmediyor. Ve o, gerçekten Gretel’in kalbinin peşinde” diyor.
Muriel’in kötülüğüyle nam salmış cadı avcılarıyla görülecek bir hesabı olabilir ama acı çektirme konusunda fark gözetmiyor. “Sadece Hansel ve Gretel’i değil, diğer cadıları, hatta yanımdakileri bile dehşete düşürüyorum” diyor Janssen.
Cadılar gölgelerde gizlenirken, Hansel ve Gretel’in dünyasındaki en güçlü kötülerden biri tamamen insan olan Berringer. Augsburg’un güce tapan şerifi Berringer’ı, oynadığı kötü karakterlerle tanınan Peter Stormare canlandırıyor. “Filmde ‘İnsanlar da hayaletler ve cinler kadar tehlikeli olabilir’ fikri ele alınıyor ve bu fikir benim karakterimle gelişiyor” diyor Stormare.
Kasabadaki daha dostane bir yüz olan Ben, yaşadıkları diyarın rock yıldızları konumundaki Hansel ve Gretel’e saplantılı bir tür masal hayranı. Ben karakterini genç aktör Thomas Mann canlandırıyor. Gemma Arterton, Mann için şöyle söylüyor: “Tüm o çılgın katliamın arasında o, filme daha fazla komedi unsuru getiriyor”.

HANSEL VE GRETEL’İN DÜNYASI: PRODÜKSİYON

Tommy Wirkola için en heyecan verici mücadelelerden biri, Hansel ve Gretel için içinde yaşanacak yeni bir dünya yaratma şansını kullanmak ve bunu yaparken görsel anlamda hayal gücünü cesur bir şekilde tamamen serbest bırakmaktı. Bozamayacağı tek bir kural vardı: “Tamamen bir masalmış gibi görünmeli ve hissettirmeliydi” diyor Wirkola. “Bu zengin, canlı renklere, sizi ele geçiren renklere ihtiyacımız vardı. Ormanın yeşilliğine, kanın kırmızılığına ve cadıların siyahlığına”.
Masaldaki tüm standart detaylar, modern aksiyon ve efektlerle harmanlamak için yeniden düzenlendi. “Her şey ayrı bir seçimdi” diyor Kevin Messick. “Hansel ve Gretel masalının içindeki her unsur, Tommy ve ekibi tarafından yeniden icat edilerek yaratıldı”.
Wirkola, adrenalini başka bir seviyeye taşımak için filmi 3D olarak çekmeye karar verdi. “Böyle bir film yaparken izleyicilerin tamamen filmin içine girmesini istiyorsunuz ve 3D tamamen bununla ilgili” diye açıklıyor Wirkola. “3D her şeyi, size bu masal dünyasının içindeymişsiniz hissi veren noktaya kadar genişletiyor”.
Ünlü makyaj efektleri şirketi Spectral Motion’ın (Hellboy, Hellboy 2) kurucusu, özel efekt makyaj uzmanı Mike Elizalde’nin önderliğindeki bir ekip, trol Edward’ı tasarladı ve cadılara hayat verme görevini üstlendi. Daha sonra Wirkola, Taş Çemberi cadılarını tasarlamak üzere Berlin merkezli özel efekt stüdyosu Twilight Creations’ı (Inglorious Basterds/Soysuzlar Çetesi, Harry Potter and the Deathly Hallows/Harry Potter ve Ölüm Yadigarları) devreye soktu. Ama asıl eğlenceli kısım, oyuncuların bu rolleri aksiyon sahnelerine taşırken izlemekti. “Oyuncuların her biri, birden karakterleri haline geldiler” diyor Elizalde. “Oyuncular bu ani enerji patlamasını getirdi”.
Wirkola’nın vizyonundaki cadılar için diğer bir önemli unsur da, heyecanlı kovalamaca sahnelerinde gerçekten çok hızlı bir şekilde uçmak zorunda olmalarıydı. Cadıları ormanda fırlatmak için kablolar ve yeşil perdeler kullanan görsel efekt süpervizörü Jon Farhart’la birlikte çalışan Wirkola, “Her zaman cadıların süpürgeleri olmak zorundadır diye düşünmüşümdür ama ben onları yeni bir şekilde kullanmak istedim ve ortaya aşırı hız yapan sürücüler çıktı” diyor.
Wirkola’nın hayal ettiklerini gerçekliğe daha fazla dönüştürmeye yardım eden, aynı zamanda Guillermo del Toro’nun Hellboy ve Hellboy 2 filmlerinde çalışan yapım tasarımcısı Stephen Scott’tı. Wirkola gibi Scott da kulübelerden mağaralara ve yer altı odalarına kadar farklı setler yaratma şansını yakalamaktan çok etkilendi. “Stephen tanıdığım tüm insanlar arasında en zengin hayal gücüne sahip kişilerden biri” diyor yapımcı Messick.
Almanya’ya, Hansel ve Gretel’e ilk ilham veren doğal alanlara giden Scott, özellikle dünya üzerindeki unutulmaz doğal ortamlardan biri olan, adeta yakalayacakmış gibi size doğru uzanan kıvrık dallarla kaplı, karanlık, bakir ormanlarda setler yaratmaktan büyük heyecan duydu. “Gerçekten orta çağ hissini veren ormanlar bulduk. İçlerindeki ağaçların korkutucu bir yanı vardı” diye açıklıyor Scott.
Scott ve ekibi, orman setlerine ek olarak Muriel’in ini ile ağız sulandıran ama kötü niyetler taşıyan Şekerden Ev’i inşa etmekten ve filmin en önemli sahnelerinden biri olan, “Taş Çemberi” olarak adlandırdıkları sahnenin setini oluşturmaktan büyük keyif aldı.
Wirkola’nın en sevdiği setlerden biri Şekerden Ev oldu. “Herkesin bu evin nasıl görünüyor olabileceğiyle ilgili kendine ait bir fikri var” diyor yönetmen. “Ama burada önemli olan, iki çocuğu şüphelerini göz ardı edecek derecede baştan çıkaracak şekilde görünmesi gerektiğiydi”.
“Onu ilk kez ay ışığında görüyoruz” diye devam ediyor Scott. “Eriyen akışkan çikolataları, duvarlarındaki zencefilli çörekleri ve parıldayan şekerlemeleriyle. Ama evin aynı zamanda gizli bir yönü var çünkü içi Şekerden Cadı. Ev ve cadı, bir ve aynı: kötü ve çirkin bir işin parçaları”.
Muhtemelen hepsinin içinde en tutkulu set, kana susamış cadıların arasından cesur bir kurtuluşun gerçekleştiği Taş Çemberi. Sahnede yüzlerce oyucu ve çalışanın yanı sıra, bir sürü kamera, vinç ve kovalarca kan vardı. “Büyük aksiyon finallerini seviyorum” diyor Wirkola. “Bu, cadıların, makineli tüfeklerin ve kişisel bir savaşın eğlenceli bir karışımı”.
Yaratıcı eğlenceyi ateşleyen unsurlardan biri de, başından itibaren yaklaşık 100 kostüm tasarlayan ve yaratan Marlene Stewart (Terminator 2) tarafından tasarlanan filmin kostümleriydi. Stewart, Hansel ve Gretel’in hem bir masal diyarına aitmiş gibi durmalarını hem de herhangi bir çağda yaşayan sıkı kelle avcıları olabilecek şekilde görünmelerini istedi. Kostümleri geleneksel deri ve ketenden yapılmış olabilir ama hiç eski değiller. “Onlara sert hatlar vererek tüm gelenekleri tersine çevirdik” diye açıklıyor Stewart.
Oyuncular kostümlerin sağladığı ilhamdan mutluluk duydu. “Herkes onun kostümlerine bayıldı. Benim kostümüm biraz erkeksi ama çok da seksiydi. Marlene harika bir iş çıkardı. Dürüst olmam gerekirse o kadar beğendim ki, o kostümü sokakta bile giyerdim” diyor Gemma Arterton.
Kıyafetleri hiçbir zamana ait olmasa da Hansel ve Gretel’in cadı avlama cephanesi günümüzdekiler kadar ölümcül. Berlin’den projeye dahil olan silah tasarımcısı Simon Boucherie, filmdeki tüm silahlar konusunda Wirkola’yla birlikte çalıştı. Silahlar için Wirkola’nın hayalinde “steampunk” tarzında retro-gelecekçi silahlar ve yaylar vardı. Bu silahlar yüzyıl öncesi tarzında ama modern ateş gücünü tamamen yansıtan silahlardı. “Silahlar kendi elleriyle yapılmış gibi görünmeli, kuralımız buydu” diye açıklıyor Wirkola. “Bu çılgın tasarımları ortaya çıkarırken çok eğlendik”.
Wirkola ayrıca iki kardeşin kişisel silah seçimini de yaptı. “Hansel birden içeri dalıp bir tüfekle herkesi dışarı çıkarmaya çalışan biri ama Gretel daha çok kesin sonuç almaktan yana, bu yüzden Gretel’in onun karakterini anlatan çift ok atan yayı var ama yine de o, neye ihtiyaç duyuyorsa onu yapıyor”.
Silahlardan efektlere ve aksiyona kadar her şeyde kullanılan bu fantastik ve korkunç karışım, Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları’nın temel ilkesi oldu. Tommy Wirkola şöyle özetliyor: “Filmde bol bol aksiyon var ama maceracı ve eğlenceli bir his taşıması da aynı derecede önemliydi. Bu hala bir masal ama çok yoğun bir masal”.



Hiç yorum yok: