21.02.2013

Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda :: Tektaş and the City


Bin yıllar boyunca 'düşünen' insan beynini -ucu vidalı- bir soru işareti olarak sürekli oyup duran 'Varoluş'un sırrını -gayet kolay bi şekilde- evlilik kurumunda bulmuş ve bir tektaş yüzüğün pırıltısıyla aydınlanan hayat yolunda mutluluğu yakalamış üç kız arkadaştan biri evlenir de diğerleri hiç durur mu?.

Benimki de soru işte!.
Elbette hemen faaliyete geçeceklerdir..

Önceleri, 'İstemem yan cebime koy' halleri biraz zaman geçince, 'N'olur lan evlenelim' biçimine dönüşen kızlardan ikincisi, zaten çoktandır müjdeyi almış vaziyette, 'damadı -daha ilk etapta- şöyle devasa bir masrafa nasıl sokabilirim' sorusuna yanıt vermenin pek zevkli çabası içinde, adeta kendinden geçmiştir..


Aktör sevgilisinden henüz bu yönde bir ışık alamayan üçüncü güzelimiz, sona kalmanın telaşı ve ezikliğiyle ne yapacağını şaşırmış vaziyette sağa sola sarmakta, evde kalmış kızların kutsal risalesi olduğu ileri sürülen, ‘Evliliğe Giden Yol’ adlı kitabı hatmederek, onun irşat ettiği yolda hedefe doğru ilerlemektedir..




Gelgelelim artiz oğlan, kızın bu debelenmelerinden bihaber olarak kariyer peşinde koşmakta, bir sinema filminde birlikte oynayacağı bir afetle -allahı var- 'dostça' ısınma turları atmaktadır..

Buna tanık olan, umarsız 'Tektaş avcısı' güzelimizin, o dostluğu görecek hali mi olur allasen!.
O, kıskançlığın en üst basamağında, krizlerden krizlere girerken; öte yandan oğlan grubunun, -kızlardan gizleyerek- Antalya'da bekârlığa veda partisi düzenlemesi, işleri daha da karıştıracaktır..

Romantizmin ortalıkta pek görünmediği, komedinin ise sadece Gürgen Öz'ün göründüğü bazı sahnelerde söz konusu olduğu, 'Ne var yani, elin Amerikalı'sının yaptığını biz de yaparız' konseptli Romantik Komedi'nin ikincisine de -ne yazık ki- kavuşmuş bulunuyoruz..




Filmin, çok ama boş konuşan, moda dergilerinden fırlamışcasına gösterişli kıyafetler içinde parıldayan güzel kadınlar ile tam da onlara lâyık yakışıklı erkekler ve onların takıldığı ultra şık mekânlar, son model arabalarla, 'alaturka özellikli' bir ‘Sex and the City’ havasını yeniden yarattığını rahatlıkla söyleyebilirim..

Yalnız bu film, 'zeka özürlü' bir senaryonun oluşturduğu, saçma sapan bir şamatadan, koşturmacadan ibaret ana yapısıyla -hiç olmazsa romantik bazlı bir 'gerilim' hissettirebilmiş- ilkinin de gerisinde kalıyor..




O değil de, kırk yıllık komedi film ve dizilerinin en salak klişelerinden olan, taktıkları kocaman acayip gözlük ve şapkaların arkasına 'sözde' saklanmış üç kadının, hovardalık yapmaya heveslenen erkeklerini 'sözde' gizlice takip etme sahnelerinin halâ çekilebildiğini görünce dehşete kapıldım..

O da değil de, bu sahnelere gülebilen insanların halâ ortalıkta dolaşma ihtimali çok daha dehşet verici ya..

Bu arada, Cemal Hünal'ın, dizginlenemez özellikli o bakışları, jest ve mimikleriyle bir türlü rol yapamamasına, yüce Türk Sineması nasıl bir çare bulacak, valla merak içersindeyim..






2/5



Yönetmen: Erol Özlevi
Senaryo: Aslı Zengin, Ceren Aslan
Tür: Duygusal, komedi
Oyuncular: Sinem Kobal, Engin Altan Düzyatan, Sedef Avcı, Cemal Hünal
Yapım: Türkiye, 2013




Hiç yorum yok: