30.09.2013

Takru'nun Hatıra Defteri


Evet evet, yanlış duymadınız.. 
Taksim Gezi Parkı Ruhu'nun ta kendisiyim ben.. 

Siz onu sadece, birlikte yükseltilen bir düşünce, hayali bir şey gibi algılamıştınız di mi?. 

İşin o tarafı da var tabii.. 
Her neyse işte.. 
Arkadaşlarım bana Takru derler.. 
İsterseniz siz de diyebilirsiniz.. 
Ne de olsa bundan böyle arkadaş gibi olucaz.. 

En değerli varlığım olan 'Sevgili Günlük'ümün -konuyla ilgili- sayfalarını paylaşıcam sizinle.. 
Daha ne olsun..
Evet, her şeyin bir ruhu vardır; park ve bahçelerin de.. 
Bir şey ne kadar doğal ve kapsamlı ise ruhu da o denli yücedir.. 



Örneğin bizim en büyük üstatlarımız, orman ruhlarıdır.. 
Her güneşin doğuşunda ve batışında dua ederim kendilerine; beni korusunlar diye.. 
Onların yüceliğinin yanında, bir kaç nüfusluk ağacımla benim lafım bile edilemez.. 
Yine de etrafımdaki bunca betondan mamul sefil ruhun arasında, oldukça değerli biri sayılırım.. 

Sadece hayvanlara görünürüm ben.. 
En çok kuşlarla aram iyidir; sever ve sayarlar beni.. 
En iyi arkadaşlarımdan biri Geyzi'dir; başında beyaz lekesi olan bir güvercin.. 

Geyzi adının çağrıştırdıkları -bir 'erkek' olarak- biraz tedirgin etse de onu, Gezi'ye çok benzemesinden memnundur aslında.. 

Aramızdaki en klişe espri; "Başına güvercin mi sıçtı lan!"dır.. 
Çok takılırım böyle, ama o bana hiç kızmaz.. 
En fazla, "Hadi oradan be Ruhi!" der, patlatır kahkahayı..

Genelde mekanım, parktaki en yüksek ağacın en tepesindeki dallardır.. 

Fizyolojim icabı hiç uyumam.. 
Çoğunlukla uzaklara bakar, ormanları falan düşünür, dalar giderim öyle hülyalara.. 

Bir sabahın köründe, aşağıdan yükselen gürültülerle çıktım, yine böyle tatlı bir hayalimden.. 
Bakın şimdi hatırlayınca bile elim ayağım titriyor.. 
En iyisi ben susayım da hatıra defterimin sayfaları anlatsın size o günlerde olup bitenleri..






30 Mayıs 2013


Sevgili Günlük, henüz gün doğarken duyduğum seslerden, kötü bi şeylerin olduğunu anlamıştım.. 
Telaşla yanıma gelen Geyzi, nefes nefeseydi.. 
Anlatmaya çalıştığı her şeyi kendi gözlerimle görüyordum zaten.. 

Orada bulunmaktan başka hiçbir suçu olmayan 'barış güvercini' misali insancıklara, biber gazlarıyla, sopalarla saldırıyorlar, çadırlarını yakıyorlardı.. 

Geyzi, "İlk anda elimden geleni yaptım valla Takru," dedi.. 
"Hep birlikte toplanarak, bu saldırganların üzerlerine sıçtık.. Hatta kargaları da örgütleyerek, taş maş attırdık kafalarına.. Ancak hiç bi işe yaramadı; kudurmuş köpeğe dönüşmüş bu yaratıkları durduramadık."

Evet Günlük, maalesef durmadılar; yaktılar, yıktılar.. 

Geyzi'nin hep 'bi tanem' dediği sevgilisi Maksim'i de bugün katlettiler.. 
Biber gazıyla boğuluvermiş zavallıcık.. 
Çok ağladık Geyzi'yle çok.. 
Hem Maksim'in yok oluşuna, hem de biber gazının yakıcı kokusuna.. 

Neyse ki akşama doğru toplanan on binlerce çapulcu, giderek kararan içimizi biraz olsun aydınlattı..


1 Haziran 2013


Kırklı yıllardan beridir, yani kendimi bildim bileli -sen de tanıksın ya- bu gözler çok şey gördü sevgili Günlük.. 
Devletin 'gizli' parmağının Taksim'i karıştırdığı olaylardan bahsediyorum.. 
1969'daki Kanlı Pazar, 1977'deki Kanlı 1 Mayıs.. 

Son üç gündür parkım ve çevresinde kümelenmiş masum insanlar üzerinde 'alenen' uygulanan böylesi devlet terörüne ise ilk kez tanık oluyorum.. 

Yine de halk -genciyle yaşlısıyla- günlerce direndi.. 
Adeta korku duvarını aşıp gelen bu kitlenin kararlılığı karşısında polis geri çekilmek zorunda kaldı.. 

İnsanlar nihayet, meydanlarına ve parklarına kavuştular.. 
Güvercin Geyzi ile beni görmeliydin be Günlük.. 
Birbirimize sarılarak öyle sevindik, öyle coştuk ki.. 
Rahmetli Maksim'in ruhu bile eşlik etti bize..


15 Haziran 2013


Sevgili Günlük, ayın birinden beri sana yazmıyorum biliyorsun.. 
Bunun nedeni, hayatımda ilk kez olağanüstü bir şenliğin, şahane bir bayramın içinde kendimden geçmiş olmamdı.. 
İki hafta boyunca ben ve bilumum park ahalisi, cennete düşmüş gibiydik.. Geyzi, "Ölmeden Cennet'te yaşıyorum bre Ruhi"diyordu..

Heyhat!. 
İnsanları mutlu gördüğünde adeta kanı beynine sıçrayan 'Devlet Baba', kasklı, coplu zombileriyle, terörünü yeniden hortlattı.. 
Gün batımından ertesi günün doğumuna kadar süren, Allah'ı bile ağlatacak gaddarlıkta bir yıkımla, cennetimizi cehenneme çevirdiler..


16 Haziran 2013


Bugün canım çok sıkkın be Günlük.. 
Sanırım uzunca bir süre seninle dertleşmek hiç içimden gelmeyecek.. 
En sevdiği oyuncağı elinden alınmış bir çocuk, Cennet'ten düşmüş bir melek, Maksim'ini kaybetmiş bir Geyzi kadar mutsuzum şu an.. 

Sabahleyin bir ağacın altında gördüm onu sevgili Günlük.. 
Sırılsıklam bedeni kımıldamıyordu, açıktı gözleri ama görmüyordu.. 
Güneşin ilk ışıkları, başındaki lekeyi daha da beyaz gösteriyordu..



Hiç yorum yok: