21.10.2013

Krugovi / Kesişen Hayatlar / Circles


Bosna Savaşı sırasında Sırp askeri Marko, silah arkadaşlarının Müslüman bir sivile yaptığı kötü muameleyi durdurmaya çalışırken kendi hayatını tehlikeye atar.

Aradan 12 yıl geçer, savaş biter fakat Marko’nun kötü sonuçlanan bu kahramanca hareketinin, babası, nişanlısı, en yakın arkadaşı ve yardım ettiği adamda açtığı derin duygusal yaralar kapanmaz.
Aksine bu kadar zaman sonra hepsi bir kez daha bu acı olayla yüzleşmek zorunda kalacak ve bunun onlarda bıraktığı derin izlerle başa çıkmaya çalışacaklardır.

Sundance Film Festivali Dünya Sineması “Jüri Özel Ödülü” ve Berlin Film Festivali “Ekümenik Jüri Ödülü” alan ve Sırbistan’ın Oscar adayı seçilen Krugovi, savaş sonrası ayakta kalmaya çalışan bir halkın acının izlerini kapatmak için geçirdiği değişimi büyük bir açıklıkla anlatıyor.


Ödüllü yönetmen Srdan Golubovic’in yönettiği ve sene boyu pek çok övgü alan film gerçek bir hikayeden uyarlandı.




Vizyon Tarihi: 18 Ekim 2013
Yönetmen: Srdan Golubovic
Oyuncular: Aleksandar Bercek, Leon Lucev, Nebojsa Glogovac
Yapımcı: Emilie Georges, Danijel Hocevar, Igor Kecman, Boris T. Matic, Jelena Mitrovic, Alexander Ris
Senaryo: Melina Pota Koljevic, Srdjan Koljevic
Görüntü Yönetmeni: Aleksandar Ilic
Kurgu:Marko Glusac
Müzik: Mario Schneider
Yapım Yılı: 2013
Ülke: Sırbistan, Almanya, Fransa, Slovenya, Hırvatistan
Süre:112 dk.

Dağıtım: M3
İthalat: Calinos Films





YorumluYorum ::

Adına 'Bosna Savaşı' denen insanlık trajedisinin, aradan geçen on iki yıl sonra bile muhataplarını nasıl etkilediğine dair -Sırbistan kaynaklı- müthiş bir drama..

Hamasete ve sömürüye fazlasıyla maruz kalmış ya da  alıştırılmış bir seyirci olarak, girilmesi beklenilen sokaklara sapmadan, hayatın doğal akışına bırakılmışcasına ilerleyen 'şahane' bir film..

Hikâyenin hemen başında, evine izne gelmiş bir Sırp askerinin, masum bir Müslümanı şehrin merkezinde feci şekilde döven üç Sırp askerini durdurması, bunun üzerine bu kez de kendisinin öldüresiye dövülmesi, beni biraz düşündürmedi değil doğrusu..
Açıkcası, olayın bundan sonrasının, dinler arası bir savaş ya da karşılıklı bir 'fedakârlık destanı' biçiminde ilerlemesinden korkmuştum ki tamamen yanılmışım..
Meğer filmin tamamı, dini dili ne olursa olsun -iyisiyle ya da kötüsüyle- 'insan' ve 'insanlık' üzerine hazırladığı sözleri dürüstçe söyleyen, psikolojik ve sosyolojik tarafları oldukça ağır basan -her haliyle- yetkin bir çalışmaymış..

Savaşın tarafları kadar, insan denen hayvanın iyisi ve kötüsü arasında da herhangi bir taraf tutmayan bu şaheseri izlerken insan -genelde bizden ve ABD'den çıkma- nice moloz filmle, nasıl da vaktini boşa harcadığını düşünüyor, hayıflanıyor umarsızca..


  4.5 5



Hiç yorum yok: