6.02.2014

Le Passé :: Çok Bilinmeyenli Bir Yaşam Denklemi Üzerine


Dört yıl önce vuku bulan bir anlaşmazlık sonucu, karısı Marie'yi (Bérénice Bejo) Fransa'da bırakarak memleketi İran'a dönmüş Ahmad (Ali Mosaffa), Marie'nin çağırması üzerine yeniden Paris'e gelir..

Ahmet'ten çocuk sahibi olmayan, ama ondan önce birlikte olduğu iki ayrı adamdan iki kızı olan Marie, şimdi de yeni sevgilisi Samir'den (Tahar Rahim) hamiledir.. (Maşallah yani!)

Evli ve tek çocuklu olan Samir'in karısı bir süre önce -müphem bir nedenle- intihar ettiğinden, yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermektedir.. (Tüh utanmazlar!)

Eczacı kadın ile kuru temizlemeci adamın bu 'yasak aşk'ı, Marie'nin evinde -üç çocukla birlikte- devam etmektedir belki ama, bu 'birleşik aile' içindeki mevcut durum, ziyadesiyle olumsuz görünmektedir..


Samir'in -anasız kalmanın dayanılmaz acısıyla yaralı- minik oğlu Fuad'ın (Elyes Aguis) her geçen gün daha da artan huysuzluğuna, Marie'nin büyük kızı Lucie (Pauline Burlet) ile 'cici baba' Samir arasındaki oldukça sıkıntı yaratan gerilimi de ekleyebiliriz..


Haliyle bu sancılı durum, ana ile kızın da arasını bi hayli açmış; mesele, 'ya ben ya o' çizgisine kadar varmıştır..

Şimdilik olan bitenden habersiz görünen Ahmet ile biz seyircilerin -tam olarak- nedenini anlayamadığı bir gerilim fırtınası hükmünü sürdürürken, negatif elektriği yoğun bu ortamda işi en zor olan kişi Marie'dir..

Kararlı ve kendinden emin görünmeye çalışan, bu genç -ama çok şey yaşamış- kadının güzel gözlerine baktığımızda gördüğümüz en belirgin şey, hüzünle karışık, karanlık bir kararsızlıktır..


Fransa'ya döner dönmez, böylesine berbat bir ortama düşen Ahmet Efendi şaşkındır..
Kendisini buraya çağıran Marie'nin -görünürdeki- amacı, resmi işlemleri tamamlayarak, yıllardır savsakladıkları boşanmayı gerçekleştirmektir..
Ya asıl amaç?!

Dört yıllık uzun bir süreç boyunca evli ama ayrı olduğu bu İranlı adamı, tam da bu hengâmede yanına çağırmanın başka bir nedeni, bir açıklaması olmalı sanki..
Gerçi biliyor musunuz; Marie'nin bizzat bilincinde olmadığı bir 'neden' dahi olabilir bu..



Asgar Ferhadi: Kuşkucunun Önde Gideni

Marie, Samir ve çocuklar arasındaki 'psikososyal tepkime'ye sonradan katılarak, adeta bir katalizör görevi üstlenen Ahmet'in, taraflara yönelttiği sorularla gerçekleştirdiği girişimleri, bazı şeyleri zorlayarak bir araya gelmiş bu 'aile'nin sorunsal kaynağına -yaklaşık da olsa- ulaşmamızı sağlayacaktır..

Öte yandan -hiç kuşkusuz- bir kimyasal madde olmayan Ahmet'in, 'hızlandırıcı' özellikli bu görevden değişmeden çıkabilmesi de oldukça zor görünmektedir..


Gerçekleşmiş bir olayın -sanılanın aksine- bir'den fazla yüzünün olabileceğini, ilk anda akla gelenin tamamen dışında bir nedenden de kaynaklanabileceğini hatırlatan film -öte yandan- bir soğanın katmanları misali birbirini örten bu yüzleri ortaya çıkardıkça asıl gerçeğe ulaşıldığını sanmanın bir yanılsama olabileceğini de gösteriyor..

Diğer yandan, asıl ya da kesin denen gerçeğe ulaşmanın zorluğu, hatta imkânsızlığı da bir başka hakikattir..

Her şeyin başlangıcı, nedeni olarak ulaşılan o gerçek, aslında onun hemen altında yatan başka bir gerçeğin sonucudur..
Ve bu neden-sonuç ilişkisinin belirsizliği, sonsuzluğun içindeki bilinmezliğin de bir göstergesidir.


Filmin özelinde düşünürsek, meselenin özüne doğru yapılan yolculukta varılan en son sebep ya da gerçek, tarafların -her şeye rağmen- asla unutamadıkları eski bir aşkı işaret eder gibidir..

Birilerinin iddiasına göre: Ey evrenin dahi var olma sebebi olan aşk!.
Bu hoş 'söylenti'ye -ben de dahil- herkes inanmak ister doğrusu..
Keşke, tek ve kesin gerçek sen olaydın aşk!.

Peki, senarist-yönetmenimizin gerçekleri aradığı yolda bize -aşk da dahil- belli belirsiz işaret ettiklerinin doğruluğundan emin miyiz?.
Kesinlikle hayır!.
Peki neden?.
Çünkü.. Kendisini 'deha' mertebesinde bir yönetmen olarak selamlamaya pek yaklaştığımız Asgar Ferhadi -bana göre- çok bilinmeyenli yaşam denkleminin çözümünü 'sonsuz' olarak gösteren bir 'kuşkucu'nun önde gidenidir de, ondan..



Benzerine Çok Az Rastlanan Bir Film

Tüm oyuncular -elbette yönetmenin büyük katkısıyla- mükemmelen oluşturulmuş karakterlerini, olağanüstü bir derinlik ve doğallıkla oynarlarken; yakın zaman sinema fenomeni The Artist'in Peppy Miller'ı olan Bérénice Bejo, en büyük ağırlığını tek başına kaldırdığı bu filmin de en önemli yıldızı oluyor..

Bu arada, Samir'in oğlu Fuat'ı canlandıran küçük oyuncu Elyes Aguis'in büyük oyunculuğunu zikretmezsem ayıp etmiş olurum..


Bunu iflah olmaz bir müziksever olarak belirtiyorum: Bana göre 'ideal' sinemanın olmazsa olmazı olan 'müziksizlik' özelliğini şahane bir yetkinlikle yerine getirmesi, filmin gözümdeki değerini ayrıca yükselten en önemli ayrıntıydı..
Yaratmaya çalıştığı her duyguyu seyircisine geçirmek için müziğin gücüne yaslanan çoğu yapımlara inat, bir filmin sadece ortamdaki sesleri kullanarak, aynı işlevi en iyi şekilde gerçekleştirdiğine tanık olmanın hazzı da bambaşka yani..

Senarist- yönetmen Asghar Farhadi, 2010 yılı filmi Jodaeiye Nader az Simin (Bir Ayrılık)'de İran sınırları içinde gerçekleştirdiği -başta evlilik olmak üzere- cümle insani ilişkiler üzerine derinlemesine yaptığı irdelemeyi, bu kez de Fransa'da tekrarlıyor..


Bir yönetmenin peşpeşe ve az-çok benzer bir konuda yaptığı iki filmde de aynı üst düzey standardı yakalayabilmesi pek rastlanan bir şey değildir; ki Farhadi'nin bunu kesinlikle başardığını görüyoruz..

Ben de bu sebeple, ilk film için yazdığım şu övgüyü -izninizle- burada da tekrarlamak istiyorum:
"Kendilerine çok az rastlanan bazı filmleri izledikten sonra, 'Bu senaryo başka türlü, bu derece mükemmel filme aktarılamazdı' deyu düşünür insan.. Tıpkı, anlattığı -problemli ilişkiler yumağı- hâlindeki konusunu, olağanüstü bir titizlikle ince ince irdeleyerek, adım adım ilerleyen bu harika film gibi."




Le passé / Geçmiş / The Past 

Senarist-Yönetmen: Asghar Farhadi
Oyuncular: Berenice Bejo, Tahar Rahim, Ali Mosaffa, Elyes Aguis, Pauline Burlet
Ülke: Fransa, İtalya

Dağıtım: M3 Film
İthalat: Mars Prodüksiyon


  4.5 5



2 yorum:

Çavlan dedi ki...

"çok bilinmeyenli yaşam denkleminin çözümünü 'sonsuz' olarak göstermek", ne güzel yazmışsınız. erteleye erteleye bir hal olmuştum bu filmi izlemeyi, artık zamanı gelmiş demek ki.

numan dedi ki...

çok teşekkürler çavlan..

aslında o denklemin çözümü sıfır kere sonsuzdur ve o da belirsizliğe denk gelir ya.. neyse:)