14.04.2014

33. Istanbul Film Festivali'nde dün ne oldu bugün ne olacak? - 9


1905 yılında film çekmeye başlayan Balkanların ilk sinemacıları, Osmanlı vatandaşı Yanaki ve Milton Manaki kardeşlerin restore edilen filmlerinin tamamının izlendiği dünkü gösterimde salondakiler sinema tarihinin ilk yıllarına tanıklık etmenin verdiği heyecanla sıradışı bir film deneyimi yaşadılar.

Gösterimin hemen ardından Makedonya Sinematek Film Arşivi Direktörü Igor Stardelov filmlerin analog ve dijital restorasyon süreçlerini seyircilerle paylaşırken, karşılaştıkları teknik problemlere de değindi.

Sula Bozis ise Manaki Kardeşleri keşfetmesinin Theo Angelopoulos’un Ulis’in Bakışı filminin açılış sahnesi olan ve gösterimde de izleme şansı bulduğumuz Manaki Kardeşlerin ilk çektiği görüntüler Büyükanne Despina ve İp Eğiren Kadınlar sayesinde olduğunu dile getirerek Manaki Kardeşlerin hayatı ve fotoğraftan sinemaya geçiş süreçleri hakkında bizi bilgilendirdi.

Manaki Kardeşlerin filmleriyle ilgili ilginç detayları aktaran Stardelov, 114 yaşındaki bir kadını gördüğümüz Büyükanne Despina filmi ile 18.yy’da doğan bir insanın ilk kez filme alındığını ve bunun da sinema tarihinde bir ilk sayılabileceğini söyledi.



Gösterimde izlediğimiz filmler dışında başka materyallerin bulunup bulunamayacağı sorusu üzerine Stardelov “Ben eski film arşivcisiyim, bu biraz da avlanmaya benziyor, sonuçta avlayıp avlayamayacağını bilemiyorsun; fakat ben hayatım boyunca bu ava çıkacağım. Yeni bir şeyler bulmayı tabii ki umuyorum; çünkü Manakiler’in Arnavutluk ve İstanbul’da film çektiklerinin bilgisi var ama şimdilik elimizdeki bütün materyal bu.” diye cevap verdi.

Türkiye sinemasının miladı olarak kabul edilen; fakat arşivlerde bulunmayan 14 Kasım 1914’te çekilen Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı filmi yerine Manaki Kardeşlerin çektiği filmlerin Türkiye sinemasının başlangıcı olup olmadığı tartışmaları üzerine Stardelov, Manakilerin Osmanlı vatandaşı olduğunu ve standart olarak kabul edilen 35mm ile filmlerini çektikleri için bu filmleri başlangıç olarak kabul etmemiz gerektiğini söyledi.

HAYKIR, DİREN, KAYDET

Dün Köprüde Buluşmalar kapsamında direniş, aktivizm, film yapmak konuları Hilmi Hacaloğlu ve Tobias Pausinger moderatörlüğünde tartışıldı. Forumda konuşmacı olarak, Istanbul United filminin yönetmenleri Olli Waldhauer ve Farid Eslam, Everyday Rebellion / Her Gün İsyan filminin yönetmenlerinden Arash T. Riahi ve Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek filminin yönetmeni Reyan Tuvi katıldı. Forum, Gezi protestolarıyla başladı, konuşmacılar kendilerini Gezi içindeki yerleriyle anlattılar. İstanbul United ekibi direnişi nasıl yakaladıklarını ve belgeselin oluşma sürecini anlattı.
Direniş kitapları hızla çıkarken belgesellerin henüz çok az olmuş olması tartışıldı. Reyan Tuvi ilk günden bu yana aklında bir film yapmak olduğunu söylerken dinleyenler arasındaki belgesel sinemacı Özlem Sarıyıldız Gezi'yi anlatmanın kendisine imkânsız geldiğini o yüzden bu dönemde düşünmediğini söyledi.
Yine salondan bir başka yorum da Berke Baş’tan şu an değişim içerisinde olduğumuz için inişlerimiz çıkışlarımızın olduğunu ama bu Gezi ruhunun yok olduğu anlamına gelmeyeceği yönünde oldu. Fatih Pınar, olaylar sırasında habercilik ile belgeselcilik arasında kaldığımızı ve Gezi’yle direnişi belgelemeyi öğrendiğimizi söyledi.

Arash T. Riahi daha çok insana ulaşmanın önemini belirterek belgeselcilerin asıl sorunun filmlerinin izlenememesi olduğunu bir de aktivist filmler yapınca bu sayının daha da azaldığını bu yüzden herkese ulaşabilecek filmler yapmak gerektiğini savundu. Arada söz alan Kolektif Sinema, Ali İsmail Korkmaz belgeselini nasıl yapmaya karar verdiklerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlattı. Yönetmen Hacı Orman da geçmişte yaşan Gazi olayları, Şemdinli olayları gibi birçok toplumsal ayaklanma ve direnişi takip ettiklerini ve bunları hızla dokümantasyona dönüştürdükleri için yıllar sonra da birçok sinemacının onlardan faydalandığını söyledi. Forumun iki saati aşkın süresinde direnişi nasıl kaydetmek gerektiği ve bir direniş belgeselinin yapımı tüm süreçleriyle tartışıldı.

DOĞRU HİKAYE DOĞRU MÜZİK

Köprüde Buluşmalar’ın bu sinema dersinde, film müziğinin bir film yaratıcısının elindeki en önemli araçlardan biri olduğunu söyleyen George Christopoulos yönetmenle besteci arasındaki ilişkinin önemine vurgu yaptı.
Bir yönetmenin ne istediğini bilmesinin müzik yaratıcısının da işini kolaylaştırdığından bahsedip, yapımcılarla besteciler arasındaki işbirliğinin yapımda ne kadar erken safhalarda başlarsa alınacak sonuçların o denli güçlü olacağına değindi.
Türkiye’den birçok besteci ve sinemacının katıldığı sinema dersinde müzik seçimi ve yazımı süreci de tartışıldı.

BİR KÜLTÜR OLARAK METALCİ OLMAK

İzlandalı yönetmen Ragnar Bragason, Metalci filminin dünkü gösteriminde özellikle “metalci” izleyicilerin beğenisini kazandı.
Filmin başkarakteriyle ilgili bir soruya Bragason, “Metalci olmak bir kültür ve bu kültür filmlerde öyle bir resmediliyor ki sanki büyüyünce geçen bir bağlamlılık gibi sunuluyor. Ben ilk Iron Maiden albümümü 10 yaşında aldım ve hâlâ dinliyorum. Bu yüzden filmdeki karakterin de zamanla değişmediğini anlatmak istedim.” diyerek cevap verdi.

DEHŞET VERİCİ BİR İNSAN AVI

Beyaz Gölge’nin dünkü gösteriminde filmin yönetmeni Noaz Deshe ve oyuncularından James Gayo hazırlık ve yapım aşamasıyla ilgili bilgiler verdiler. Deshe, Darüsselam’da bir kısa film atölyesine katıldığı sırada bir gazetecinin, bir albinonun organlarının satılmasının gizli kamerayla çekilmiş görüntüleriyle ilgili BBC haberini izledikten sonra projenin oluşmaya başladığını söyledi. Tamamen kurmaca olan ve yerel halkla ortaklaşa bir çabayla yapılan filmin albino avıyla ilgili gerçekte yaşananları çok iyi yansıttığını belirten Gayo ise Afrika’nın birçok yerinde ne yazık ki cahillik ve batıl inançlar sonucu bu acı olayların çok fazla yaşandığını sözlerine ekledi.

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DÖNEMİN PATOLOJİSİ

Hubert Sauper yeni filmi Biz Dostuz’un dünkü gösteriminde, tüm projenin gerçekleştirilmesinin 6 yıl sürdüğünü, bu karmaşık süreci filme çekmenin hiç kolay olmadığını belirtti. Filmin, içinde bulunduğumuz yeni sömürgecilik döneminin patolojisinin psikanalizi gibi değerlendirilebileceğini söyledi. Bunun 1914’te 1.Dünya Savaşı’nı çıkaran patolojiyle aynı olduğunu ekledi. Filmde anlattığı Güney Sudan’ın durumuyla ilgili ek bilgiler de verdi: “Yerel kabileler açısından düşündüğümüzde, Amerika’dan Teksas’tan gelen biriyle Arap ülkelerinden gelen birilerinin bir farkı yok aslında. Kabileler açısından iki tarafın da misyonerlik çalışmaları aynı.”

BİR “SAHNE ARKASI” İRONİSİ

Viyana Sanat Tarihi Müzesi Kunsthistorisches Museum’un “sahne arkası” hazırlık sürecini eksen alan Büyük Müze’nin yapımcı ve yönetmeni Johannes Holzhausen, belgeselin dün akşamki gösterimine katıldı. Yönetmen, müze çalışanları arasındaki ast-üst ilişkisini neredeyse yok sayıldığı belgeselde, yalnızca bir müzenin arka plan sürecinin yansıtılmadığını, aynı zamanda, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu ve Avusturya Cumhuriyeti arasındaki ilişkinin de ironik bir tezahürünün sunulduğunu vurguladı.


Festivalde Bugün


İRANLI USTA YÖNETMENDEN SİNEMA DERSİ

Ayrılık filmiyle önce Berlin’de Altın Ayı, ardından En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan ve bir sonraki filmi Geçmiş’le Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan İranlı yönetmen Asghar Farhadi, bu yıl festivalde Altın Lale Uluslararası Yarışma’nın jüri başkanı. Bu sinema dersinde Farhadi, sinemaseverlerle bir araya geleceği sohbetinde kendi sinema anlayışı ve filmleri üzerine konuşacak. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda saat 16.30’da başlayacak ve Marmara Medya Merkezi işbirliğiyle film.iksv.org adresinden canlı yayınlanacak sinema dersi için filmcenter@boun.edu.tr adresinden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz.

GENÇ YÖNETMEN JAN-OLE GERSTER İLE BULUŞMA

Seyfi Teoman En İyi İlk Film jüri üyesi, Avrupa Film Akademisi En İyi İlk Film ödülü sahibi Oh Boy / Eyvah filminin başarılı yönetmeni Jan-Ole Gerster, SAE İstanbul ve İKSV işbirliğiyle gerçekleşecek bir söyleşi ile yarın saat 16.00’da R2D2'ya konuk oluyor. Jan Ole Gerster'in katılımcıların sorularını cevaplayacağı etkinlik süresince ayrıca çeşitli ikramlarda bulunulacak. Mekân kapasitesi sınırlı olduğundan, katılım için 0212 296 2900’dan rezervasyon yapılması gerekmektedir.

HER GÜN İSYAN!

Köprüde Buluşmalar’ın yarınki etkinliği “Her Gün İsyan / Everyday Rebellion: Direniş ve Kriz Zamanlarında Derdini Anlatmak için Alternatif Medya Yaratmak” film gösterimi ve atölyede belgeselin yönetmeni Arash T. Riahi, yaratıcı ve şiddet içermeyen direniş yöntemleri hakkında bir çoklu platform projesi olan Her Gün İsyan filmini ve en başından bugüne kadar geçen yapım sürecini anlatacak. Aynı zamanda geleneksel belgesel ile farklı medya platformlarını harmanlayıp ana fikri kaybetmeden film yapmak konusunda görüşlerini paylaşacak. Atölye Akbank Sanat’ta saat 10.00’da başlayacak film gösteriminin ardından saat 13.30’da yapılacak.

ANNA MOUGLALİS FESTİVALDE

Philippe Garrel’in yeni filmi Kıskançlık’ta yönetmenin oğlu Louis Garrel ile birlikte başrol oynayan Fransız model ve oyuncu Anna Mouglalis, filmin saat 19.00’da Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’ndaki gösteriminde aramızda olacak.

TERS GİDEN BULUŞMA GEÇ GELEN YÜZLEŞME

İsveçli sanatçı Anna Odell’in ilk filmi Buluşma “Altın Lale Uluslararası Yarışma” bölümünde yer alıyor. Filmin Feriye Sineması saat 13.30’daki gösterimine yapımcısı Mathilde Dedye katılacak. Ayrıca yönetmenle yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/933

SİNEMADA İNSAN HAKLARI YARIŞMASI BAŞLIYOR

Maria Binder’in FACE Sinemada İnsan Hakları Ödülü için yarışan filmi, Türkiye’deki trans* bireylerin görünürlüğünü arttırmak amacıyla yaptığı belgeseli Trans X İstanbul, 21.30’da Atlas Sineması’nda izlenebilir.

ÇİNLİ SANATÇININ MÜCADELESİ

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü FACE için yarışacak olan Düzmece Dava filminin Beyoğlu Sineması saat 16.00’daki gösteriminde yönetmen Andreas Johnsen filmle ilgili merak edilen soruları cevaplayacak. Ayrıca yönetmenle yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/899

ULUSAL YARIŞMA HEYECANI BAŞLIYOR

 Ozan Açıktan’ın filmi Silsile bu sene Altın Lale için yarışacak. Atlas Sineması saat 13.30’daki gösterimine yönetmen Açıktan ve ekibi de eşlik edecek. Ayrıca yönetmenle yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/926

NEYSEN OSUN, TA Kİ BAŞKA BİRİ OLANA DEK

Tayfun Pirselimoğlu, “Altın Lale Ulusal Yarışma”da yer alan yeni filmi Ben O Değilim’in Atlas Sineması saat 19.00’daki gösterimine katılacak. Ayrıca yönetmenle yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz: http://film.iksv.org/tr/festivalgunlugu/931

İRAN’DAN ”YENİ BİR BAKIŞ”

 Reza Dormishian, Berlin Film Festivali Panorama bölümünde prömiyerini yapan filmi Sinirlenmeyeceğim! ile bir kez daha Atlas Sineması Salon 2’de saat 16.00’da izleyicilerle buluşuyor.

FARKLI DİYARLARDAN İKİ FİLM

Votka Limon ve Sıfır Kilometre filmleriyle tanınan yazar ve yönetmen Hiner Saleem’in son filmi Tatlı Biber Diyarım bir direniş filmi. “Dünya Festivallerinden” bölümü kapsamında Feriye Sineması saat 19.00’da izleyeceğimiz filmin gösterimine yönetmeni de katılıyor. Ünlü yönetmen Pawel Pawlikowski ise son filmi Ida’nın Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 21.30’daki gösteriminde bir kez daha bizlerle birlikte olacak.

O İKLİMDE KALIRDI ACILAR

Toplu mezarlarda yakınlarının kemiklerini arayan insanlar ve onları fotoğraflayan belgesel fotoğrafçısı Selim’i takip eden belgesel, yönetmenler Zeynel Koç ve Cenk Örtülü’nün filmi O İklimde Kalırdı Acılar 19.00’da film ekibinin katılımıyla gösterilecek. Filmin gösterimi teknik bir aksaklık nedeniyle Atlas Sineması SALON 2’de DEĞİL SALON 3’te yapılacak.

KIZKARDEŞLER filminin gösterimi de aynı nedenle Atlas Sineması SALON 3’te DEĞİL SALON 2’de yapılacak.

TEPECİK HAYAL OKULU

Birbirinden özgün ve yaratıcı kısa filmleri ve tek uzun metraj filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’la tanınan Ahmet Uluçay’ın hayal dünyasına bir yolculuk. Bu film, Uluçay’ın düş ile gerçek arasında gidip gelen yaşamına paralel biçimde hastane koridorlarının yarı karanlığından köye, çocukluğa, düşlere, bir sinema tutkununun dünyasına taşıyor bizi. Güliz Sağlam’ın Tepecik Hayal Okulu filmi 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin ve Uluçay’ın ailesinin katılımıyla Uluçay’ın kısalarıyla birlikte gösterilecek.

SAKLI DİL

Anadolu’nun her yerinde Alevilere yönelik baskı ve sindirme politikalarından payına düşeni alan Balıkesirli Çepni Alevilerinin baskılar sonucu yarattıkları, yüzyıllardır gizledikleri, şifreli dillerinin hikâyesini anlatan, Kenan Özer’in Saklı Dil filmi 21.30’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla gösterilecek.

DİLEĞİM BARIŞ OLSUN

Kıvılcım Akay’ın otuz yıldır süregelen savaşın en büyük mağdurları çocuklar ve en çok gözyaşı dökenleri annelerin, barışı nasıl da büyük bir özlem ve umutla beklediklerini anlatan filmi Dileğim Barış Olsun (Saklı Dil filminin ardından ara verilmeden) 21.30’da Atlas Sineması Salon 2’de film ekibinin katılımıyla izlenebilir.

HAPPY HOUR

Festival kapsamında 14-18 Nisan arasında her akşam Cezayir’de saat 17.00’de gerçekleşecek happy hour’larımıza davetlisiniz.



Hiç yorum yok: