20.04.2014

33. Istanbul Film Festivali'nde dün ne oldu bugün ne olacak? - 15


Bugünle birlikte geride kalan 16 gün boyunca sevindik, kızdık, ümitlendik, hüzünlendik, tanık olduk, öfkelendik, paylaştık, dinledik, izledik, kaydettik, şaşırdık, sorguladık ve sona vardık.

Hâlâ izleyemedikleriniz varsa diye festivalin son gününden birkaç hatırlatma festivalde bugün başlığında yer alıyor.

Festivalde Dün

EVLİLİK ÖNCESİ SON KRİZ

Festival izleyicisinin Amrika filmiyle tanıdığı yönetmen Cherien Dabis son filmi May’in Yazı ile bu yıl Antidepresan bölümünde yer aldı. Arap dünyasının yansıtılış biçiminden farklı bir şey yapmak istediğini, bu yüzden filminde Ürdün’ün sadece belirli bir kesimini daha kozmopolit, modern, batıya yakın bir kesimini anlattığını söyleyen yönetmen filmin konusuyla alakalı olarak farklı dinlerden insanların birlikte olması dünyanın her yerinde sorun olduğunu söyledi. Filmdeki Filistin’e atılan bombaların sesinin duyulduğu sahneyle ilgili bir soruya, “Ürdün’ün durumu stabil ancak günün bazı anlarında etrafındaki çatışmalar birden bire hissedilebiliyor. Görece normal bir hayatınız olsa da birden ne olduğuyla yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz” cevabını verdi.



“SAVAŞ SONRASI DENEYİMLERİMİZDEN BİR ŞEY ÖĞRENEMEDİK”

Mayınlı Bölge filmlerinden Şiddet Güzeli’nin dünkü gösterimine filmin oyuncularından İstanbul doğumlu Themis Panou ile yazar Sula Bozis katıldı. Sunumda Türkçe konuşan Panou, filmin Yunanistan'ı yansıttığını, fakat şu anda Yunan toplumunun nasıl olduğunu bilemediğini çünkü kriz zamanlarında toplumların nasıl davranacağını tahmin etmenin zor olduğunu söyledi. Bozis ise durumun sadece krize bağlanamayacağının, kültürlerin etik çöküşüne de bakılması gerektiğinin altını çizdi. Filmin umutsuz olduğunu dile getiren bir seyirciye cevaben Panou, herkesin hayatında umutsuzluk olduğunu, savaşların hâlâ bitmediğini ve savaş sonrası edinilen deneyimlerimizden bir şey öğrenmediğimizi söyleyip “Bu umut mu sizce, insanlık nereye gidiyor? Bence geriye gidiyor.” diyerek sözlerini tamamladı.

SESSİZLERİN SESİ

Sinemada İnsan Hakları Yarışma filmlerinden Sessizlerin Sesi filminin yönetmeni Maximon Monihan ve yapımcısı Sheena Mathieken filmin dünkü gösteriminde yine sıcak ve samimi tavırları ile izleyicilerle renkli bir söyleşi yaptı. Yönetmen film öncesi ciddi bir araştırma sürecinden geçtiğini belirtti. “Mümkün olduğunca ana karakter Olga’nın iç dünyasına girmeye çalıştım. İşitme engellilere dair yaptığım araştırmalarda onların da aslında vücutlarının iç seslerini duyduklarını öğrendim ve ben de filmimde bu sesleri olabildiğince kullanmaya çalıştım. Bunun yanı sıra, hayatta kalma mücadelesi veren göçmenlerle de görüştüm. Çünkü Olga’nın hikâyesi de aslında tam bir hayatta kalma mücadelesiydi “ şeklinde açıkladı. Filmi minimal bir çerçeve içerisinde kurguladığını aktaran yönetmen, kesinlikle Hollywoodvari bir anlatımdan kaçındığını, yaptığı tek şeyin yalnızca empati kurmak olduğunu vurguladı.

BİR MUSA ANTER DÜŞÜ

Yeni Türkiye Sineması filmlerinden Asasız Musa’nın 18 Nisan Cuma akşamı gösterimine yönetmen Aydın Orak ve film ekibinin yanı sıra CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, Diyarbakır Belediyesi eski Başkanı Osman Baydemir ve Musa Anter'in filmde de rol alan çocukları Dicle Anter, Rahşan Anter ile Anter Anter katıldı. Musa Anter’le ilgili bir düş kurduğunu ve bu hayalin filmini yapmak istediğini belirten yönetmen, Anter’in bende bıraktığı izi anlatmaya çalıştım dedi. Filmin fazla şiirsel ve metaforik bir anlatımı olduğu ve herkes tarafından kolay anlaşılmayacağıyla ilgili bir eleştiriye yönetmen “o coğrafyadaki herkes Musa Anter’dir ve Musa Anter de o coğrafyadaki herkestir” cevabını verdi. Sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği film gösterimine, Melda Onur da “Bu salondan insanlar çıktıktan sonra Musa Anter kimdir diye araştıracaklar. Kürt tarihini biraz daha anlayacaklar, Musa Anter onlar için tetikleyici olacak.” sözleriyle filmin önemini vurguladı.

HAWAİ’DEYİM AŞKIM!

Marco Berger, Hawaii filminin başında Nerdesin Aşkım? sloganlarıyla salonu filme hazırladıktan sonra gösterim sonrası da sorular için salondaydı. Filminde neden sürekli bel planı kullandığı sorusuna daha önceki filmlerinde de bu planı kullandığını, aslında kendini kopyaladığını zamanla bunun bir biçime dönüştüğünü ve kendi imzası gibi bir hal aldığını söyledi. Filmiyle ilgili olarak şunları söyledi: “karşımızdakinin eşcinsel olup olmadığı değil de ilgisini anlayamadığımız durumu anlatmak istedim. Sizin ondan hoşlandığınız ancak karşıdakinin henüz ilgisini anlayamadığımız durumla oynamak istedim.”

BİR KÜLTÜR OLARAK RAP

Betondaki Çatlaklar filminin gösteriminde Umut Dağ filmiyle ilgili şunları söyledi: “Rap müziğinin Amerika’da 40, Almanya’da 30 yıllık geçmişi var. Sonuçta bir tarihi olan, bir müzik yapma biçiminden de öte bir yaşam biçiminden söz ediyoruz. Şarkıların sözleri, konuşma biçimleri kadınlar için garip olabilir, ama filmi yaparken toplumsal cinsiyet açısından doğru yerde duymak gibi bir kaygım ya da kimseye ders vermek gibi bir amacım yoktu. Şunu da atlamamak gerekiyor ki rap bazı insanlar için hayatlarının tek anlamı. Ben bu iyidir bu kötüdür demiyorum, karakterleri resmediyorum”

ALTIN LALELER VE FESTİVAL ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

 İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından onuncu kez Akbank’ın desteğiyle düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin 33’üncüsünün ödülleri, dün gece Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan ödül töreninde sahiplerini buldu. Tülin Özen’in sunuculuğunu üstlendiği 33. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni, CNN Türk’ten canlı olarak yayınlandı. Uluslararası Yarışma’da En İyi Film Eskil Vogt‘un yönettiği Blind / Körlük; Ulusal Yarışma’da En İyi Film Tayfun Pirselimoğlu‘nun yönettiği Ben O Değilim oldu

BÜYÜK USTALARA SAYGI DURUŞU

Festivalle ilgili hazırlanan kısa filmin ardından, Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI), yazar, eleştirmen, çevirmen, tarihçi Giovanni Scognamillo’ya, 85. yaşgünü ve sinema tarihine katkılarından ötürü bir plaket takdim etti. Esprili sözleriyle salondakileri güldüren Scognamillo’ya Sinema Yazarları Derneği SİYAD'ın girişimiyle sunulan plaketi, FIPRESCI ve SİYAD Başkanı Alin Taşçıyan verdi.

Törende ayrıca Marin Karmitz’e İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü takdim edildi. Karmitz’e ödülünü İstanbul Film Festivali direktörü Azize Tan sundu. Marin Karmitz birlikte çalıştığı yönetmenlere teşekkür etti ve bunlarından arasında özellikle bu ödülü almama sebep dediği Yılmaz Güney’i saygıyla andı.

FESTİVALİN KAPANIŞ BULUŞMASI

Martı İstanbul Hotel’de Anadolu Efes’in ev sahipliğinde düzenlenen kapanış buluşmasıyla gece devam etti. Etkinliğe festivalin ulusal ve uluslararası konukları, Altın Lale için yarışan filmlerin oyuncu ve yönetmenleriyle, sinema dünyasının seçkin isimleri katıldı.


Festivalde Bugün


“ALTIN LALE”LERİ İZLEME ŞANSI

Festivalde Altın Lale Uluslararası Yarışma En İyi Film ödülüne layık görülen Eskil Vogt’un yönettiği Körlük filmi bugün 13.30’da; Altın Lale Ulusal Yarışma’nın kazananı Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Ben O Değilim filmi ise 21.30’da Atlas Sineması Salon 3’te izlenebilir.

MİNİK FESTİVALCİLERE

Festival “Çocuk Mönüsü” bölümüyle uluslararası çocuk filmi festivallerinde beğeni toplayan yapımları aile boyu izleme fırsatı sunuyor. Thierry Ragobert’in ormanda kaybolan bir maymunun başrolde olduğu diyalogsuz filmi Amazonia'yı Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 13.30’da çocuklarınızla birlikte izleme fırsatını kaçırmayın.

KORKU SİNEMAYA GELDİĞİNDE

Alman sinema yazarı Rüdiger Suchsland'ın ilk yönetmenlik denemesi Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde, dışavurumculuk akımının sinemadaki yansımalarını ve Weimar Cumhuriyeti’ni ele alırken Robert Wiene'nin dışavurumcu klasiği Dr. Caligari'nin Muayenehanesi'ni merkeze yerleştiriyor. Filmin 13.30’da Atlas Sineması Salon 2’deki gösterimine Suchsland da konuk oluyor.

İKİ USTA

Bir ustanın diğer bir ustayla dostluğunu anlatmasına sinemada çok rastlanmıyor. Ettore Scola Fellini’yi Anlatıyor ise tam da böyle bir film. Federico Fellini’yle Ettore Scola’nın dostluklarına beyazperdede şahit olmak için Beyoğlu Sineması'nda saat 13:30 gösterimini kaçırmayın.

KAMERASIZ ADAM: ALAN BERLİNER RETROSPEKTİFİ

Çağımızın en önemli belgeselcilerinden Alan Berliner’in tüm filmleri, yedinci yılını kutlayan Documentarist’in işbirliğiyle festival kapsamında gösteriliyor. İlk kez festivalde Türkiye’deki sinemaseverlere ulaşacak, ABD’nin sayılı belgesel ustalarından Berliner’in filmleri son kez Akbank Sanat’ta izlenebilir. Bugünkü son gösterimler şöyle: 16.00 Büyük Kuzen; 18.00 En Tatlı Ses

NERDESİN AŞKIM?

Firefox / Can Ateşi ve Güneye Doğru filmlerinin kurgucusu ve senaristi, yönetmen Robin Campillo’nun son filmi Doğulu Çocuklar, Venedik’te Ufuklar bölümünde En İyi Film seçildi. Fransa’daki göçmenlerin durumunu ve günümüz dünyasında samimiyet ihtiyacını ele alan film Feriye Sineması'nın 13:30 gösteriminde bir kez daha festival izleyicisiyle buluşuyor.

ÇOCUKLARIN DÜNYASI

Bugün “Bu İkiliye Dikkat” bölümünde kaçırılmaması gereken ikili, annesiyle beraber hapis hayatı yaşayan beş yaşındaki Barış’ın hikayesini anlatan Tunç Başaran imzalı Uçurtmayı Vurmasınlar ile Ümit Ünal’ın senaryosundan Halit Refiğ’in sinemaya aktardığıTeyzem filmleri Atlas 2 Sineması'nda saat 16:00 ve 19:00 gösterimlerinde izlenebilir.



Hiç yorum yok: