8.04.2014

33. Istanbul Film Festivali'nde dün ne oldu bugün ne olacak? - 3


Pazartesi sendromu yok, çünkü artık bu gündemle çok daha başka dertlerimiz var.
Bu yıl festival tam da ihtiyacımız olduğu dönemde herkes için bir nefes alma yeri oldu.

Üç günün geride kalmasıyla özlediğimiz eski festival günlerine dönüş yapmış olduk.
Akşam seansları Atlas, Beyoğlu, Feriye ve Rexx sinemalarında bir Pazartesi akşamından hiç de beklemediğimiz kadar aktif geçti.

Filmler bazen anlattığı hikâyelerle bizi zorlasa da yalnız olmadığımızı bilmek umut veriyor, dayanışmayla devam etme gücünü sağlıyor.

Gözyaşlarımızı tutamadık Durgun Hayatı izlerken.
Ningen yine izleyicinin kalbini kazandı.
Humus’a Dönüş ise bizi Suriye’de olan bitenler konusunda gözyaşlarıyla birlikte dehşetle sarstı.
Karşı yakanın festivalcileri Büyük Budapeşte Oteli’yle gecelerine renk kattılar.

Bir Pazartesi akşamından daha ne bekler ki insan. Ningen’in amatör Japon oyuncularının performanslarına bayıldı seyirci.
Durgun Hayat’ın gösterimi sonrasında Atlas sineması çıkışında Pasolini gençlerle muhabbete dalmışken, Aykan Safoğlu’nun kendi sunumun sırası gelince kalabalıktan ayrıldılar.



O sırada Beyoğlu Sineması’nda da Talal Derki’yle sohbet vardı. Gösterim sonrasında yönetmenle tanışıp böyle bir film yaptığı için özel teşekkürlerini iletti seyirciler. Hatta içlerinden biri Suriye’deki süren savaş ve direnişle ilgili pek bilgisi olmadığını, belgesel sayesinde durumu farkettiğini söyledi.
Feriye’deyse İnceldiği Yerden Kopsun’un yönetmeniyle senaristi aşkın cinsellikten ayrılmayabileceğini bize anlatıyordu.

YABANCILAŞMA VE YALNIZLAŞMA

Medealar’ın ikinci gösterimine Los Angeles’ta yaşayan İtalyan asıllı yönetmen Andrea Pallaoro katıldı.
Sinema yazarı Esin Küçüktepepınar, yönetmeni sunduktan sonra filmin ana temasının yabancılaşma ve yalnızlık olduğunu vurgulayarak sözü yönetmene bıraktı. “Film, iletişime geçme arzusuyla ilgili. Parça parça kadrajlarımdan da anlaşılacağı gibi bizim de bütün olmadığımızı, bütün olmak istediğimizi vurgulamak üzerine bir sinema dili kurmaya çalıştım” dedi.

FİLMİ AĞLATIRKEN YÖNETMENİ GÜLDÜRDÜ

“Dünya Festivallerinden” bölümünün ilgiyle beklenen filmlerinden Durgun Hayat’ın yönetmeni Uberto Pasolini, filmin gösterimi öncesi ve sonrasındaki sempatik tavırları ve cevaplarıyla izleyicileri bol bol güldürdü.
Londra’da geçen filmin hazırlık aşamasında, başkarakter John’un yaptığı gibi kimsesi olmayan kişiler öldüğünde onların hayatlarını araştıran farklı insanlarla 6 ay boyunca görüştüğünü belirten Pasolini, yalnızlık üzerine yaptığı bir takım sorgulamalar neticesinde bu senaryo fikrinin ortaya çıktığını dile getirdi. Başta sosyal bir araştırma olarak başlayan filmin gittikçe kişiselleştiğini; bunun nedeninin 30 senelik eşinden boşandıktan sonra çocuklarından ayrı yapayalnız bir adam haline gelmesi olduğunu söyledi. Pasolini, “Yıllar sonra yalnızlık hissini anlamaya başlamıştım, filmin başkarakteri John May aslında benim. Onun obsesif yaşam tarzı da benim hayatımı yansıtıyor; fakat bunu kimseye söylemeyin çünkü bugünden itibaren bir Türk eş arıyorum” diyerek seyircileri kahkahalara boğdu.

SURİYE’DEN KAÇIŞ, HUMUS’A DÖNÜŞ

Sundance’te Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan ilk uzun metrajlı belgeseli Humus’a Dönüş’ün gösteriminde yönetmen Talal Derki, başta Humus’ta filmi yapmasına yardım eden herkese teşekkür ederek onlar olmadan bu filmin olmayacağının altını çizdi. Gösterim sonunda Humus’un bugünkü durumuyla ilgili kısa bir bilgi veren Derki, Humus’ta şu an halkın %95’inin kaçtığını, geriye sadece fakirlerin kaldığını, onların da filmde izlediğimiz cephelerde değil nispeten daha güvenli olan arka taraflarda yaşadıklarını söyledi. Rejimin bu ailelerin bir kısmının çıkmasına izin verdiğini ancak kalanların yiyecek bile bulamadıklarını da ekledi. Yarın 14.00’teki “Savaş Zamanı Belgesel Yapmak” panelinde Talal Derki deneyimlerini daha ayrıntılı anlatacak.

JAPON MASALLARINDAN BEYAZ PERDEYE

Dün de izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan yönetmenler Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti, oyuncular Masahiro Yoshino, Masako Wajima, Xiao Mu Lee, Megumi Ayukawa ile yapımcı Hiroyuki Tanimoto’nun da katıldığı gösterimde filmleri hakkında merak edilen soruları yanıtladılar. Filmin senaryosunu oluşturmak ve Japon kültürünü yakından tanımak için 6 ay Japonya’da kalan yönetmenler, bu süre içerisinde filmin oyuncularıyla tanışmışlar. Filmdeki tilki ve rakun hikâyesinin, gerçekten kilinikte tedavi görmekte olan hastalar tarafından yazıldığını dile getiren yönetmenler, filmin oluşumunda birçok mitolojik hikâyeden etkilendiklerini ve farklı toplumlardaki benzer hikâyelerin de filmin bütünü içerisinde harmanlandığını sözlerine eklediler.

İNCELDİĞİ YERDEN KOPSUN

Eli Leven'in romanından yazarın kendisi ve filmin yönetmeni Ester Martin Bergsmark tarafından senaryoya uyarlanan İnceldiği Yerden Kopsun seyirciden büyük alkış alırken, Bergsmark ve Leven izleyicilerin sorularını büyük bir heyecanla yanıtladılar. Filmin yönetmeni Bergsmark özellikle kitabın kanayan bir gencin yüreği gibi romantik dilinden etkilendiğini söyledi ve filminde de aynı dürüstlüğü yansıtmaya çalıştığını belirtti. Filmin içerdiği cinselliği ise karakterin ruhani yolculuğunun bir parçası olarak tasarladıklarını dile getiren ikili, kim olduğunu bulmaya çalışan bir karakterin hikâyesini anlatmaya çalıştıklarını söylediler.

BİR FOTOĞRAF OYUNU

James Baldwin’in İstanbul’da geçirdiği uzun zamanı merkezine alan Kırık Beyaz Laleler’in dünkü gösterimine katılan yönetmen Aykan Safoğlu, onu bu filmi çekmeye iten sebepleri, Baldwin’in eserleri ve İstanbul’da bulunuşuyla, kendisinin 90’lardaki çocukluğu arasında kurduğu bağı izleyicilerle paylaştı. Farklı anlatımı, Türkiye’deki pop kültürü, dönemin milli meselesi olan Eurovision Şarkı Yarışması gibi nostaljik temaları da barındırması ile oldukça beğeni toplayan filmin biçimi üzerine Safoğlu “Aslında filmde Baldwin’in fotoğraflarıyla oynuyorum ve bu filmde de çok basit bir şey yaptım,  çocukluğumda oyuncaklarla yaptığım şeyi filmde fotoğraflarla denemek istedim” dedi. Aykan Safoğlu’nu sunan üniversiteden hocası Fatih Özgüven, yönetmenin doğumgününü de sahneden kutlamış oldu. İyi ki doğdun Aykan!


KİM KORKAR EURIMAGES BAŞVURUSUNDAN?

Özellikle ortak yapım projesi olan ve proje geliştiren yapımcıları hedefleyen Köprüde Buluşmalar sinema derslerinden ilki dün Akbank Sanat’ta Eurimages temsilcisi Susan Newman-Baudais ve deneyimli yapımcılar Emine Yıldırım (Giyotin Film) ve Nadir Öperli (Bulut Film) eşliğinde yüksek bir katılımla gerçekleşti. Susan Newman Baudais adım adım online Eurimages başvurusunu gösterirken, başvuru sırasında herhangi bir problem ile karşılaşan adayların kendilerini arayarak yardım isteyebileceklerini söyledi. Nadir Öperli ve Emine Yıldırım da Türkiye'deki yapımcıların bu süreçte karşılaştıkları zorluklardan ve bunları nasıl aşabileceklerinden bahsettiler. Özellikle ilk başvurusunu yapacaklar için online başvurunun büyük kolaylıklar sağladığını belirten Öperli, başvurunun kılavuz niteliğinde hazırlandığına dikkat çekti. Sektörden pek çok yapımcının ve yönetmenin bulunduğu sinema dersine, Sinema Genel Müdürlüğü’nden Selçuk Yavuzkanat, yapımcılar birliği SEYAP’tan Yamaç Okur ve Zeynep Özbatur Atakan da katıldı.


Festivalde Bugün


SAVAŞ ZAMANI BELGESEL YAPMAK

Önce sadece protestolar vardı, sonrasında ise çatışmalar ve şiddet. Humus’a Dönüş festivalin konuklarından Talal Derki, bugün Salon İKSV’de 14.00’de moderatörlüğünü Festivalin belgesel danışma kurulundan akademisyen Alisa Lebow’un yapacağı söyleşide öncelikle savaş sırasında belgesel çekmenin farklı yöntemlerinden bahsedecek; ardından da filmin hikâyesine nasıl dahil olduklarını anlatacak. Panelde simültane çeviri yapılacaktır. Yer ayırtmak için: rezervasyon@iksv.org

SANAT SİNEMAMIZ NE DURUMDA?

“Türkiye’de Sinemada Neler Oluyor” söyleşileri kapsamında bugün gerçekleşecek “Sanat Sinemamız Ne Durumda?” başlıklı sohbette “Sanat filmi nedir? Bir filmin sanat filmi olması için neler gerekir, hangi yollardan geçmeli, kimlerin elleri değmelidir?” gibi sorular tartışılacak. Sinema yazarları Gözde Onaran ve Nil Kural’la sohbetimiz İstanbul Modern’de 16.00’da.

BİR AİLENİN BİRBİRİNE YABANCILAŞMA HİKÂYESİ

Festivalin ilk iki günü izleyicilerle buluşan Andrea Pallaoro, Medealar filminin Atlas Sineması 13.30’daki son gösteriminde bir kez daha sinemada olacak.

YAŞAM, YALNIZLIK, TAKINTI VE ÖLÜME DAİR

“Dünya Festivallerinden” bölümünde izleyeceğimiz Uberto Pasolini’nin ikinci filmi Durgun Hayat’ın Feriye Sineması 16.00’daki gösterimine yönetmen de katılıyor.

KÖPRÜDE BULUŞMALAR SİNEMA DERSİ

Eurimages ile gerçekleştirilecek bugünkü Köprüde Buluşmalar sinema dersi “Sinema Salonlarının Dijitalleşmesi ve Dağıtım İçin Eurimages Desteği”. Sadece ortak yapımları değil aynı zamanda dağıtımcı ve sinemaları da destekleyen Eurimages’dan Iris Cadoux, Eurimages desteklerinden yararlanmak için gereken şartları anlatacak. Panelde, Eurimages Proje Yöneticisi Susan Newman-Baudais ise nasıl Eurimages/Europa Cinemas network üyesi olunabileceğinden ve Dcinex Türkiye Genel Müdürü Cengiz Çilek dağıtım ile sinema salonu desteği alabilmek için yapılması gerekenlerden bahsedecek. Akbank Sanat’ta 10.00’da başlayacak panel için onthebridge@iksv.org adresine eposta atılarak rezervasyon yapılması gerekmektedir.

NTV BELGESEL KUŞAĞI’NDAN OSCARLI BELGESEL

Röportaj yapılan isimler arasında Bruce Springsteen, Stevie Wonder, Mick Jagger, Sting gibi efsanelerin yer aldığı, bu yılın En İyi Belgesel Oscar’ını alan Yıldız Olmaya Ramak Kala’yı izleyemeyenler için Beyoğlu Sineması 19.00 seansı kaçırılmaması gereken bir fırsat.

KOLAY DEĞİL GENÇ ÖLMEK

Romain Goupil’in ilk yönetmenlik denemesi 30 Yaşında Ölmek 1968’de Paris’te yaşanan öğrenci ayaklanmasının militan lideri ve yönetmenin yakın arkadaşı Michel Recanati’nin yaşamını konu edinen bir belgesel anı filmi. Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda 16.00’da gösterilecek, “MK2 – 40. Yıl” bölümündeki bu filmi özellikle içinde yaşadığımız dönemin gözüyle izlemek farklı bir deneyim sunacak.

SAVAŞ VE HATIRALAR

Filmleri memleketi Rusya dışında neredeyse hiç uluslararası dağıtıma çıkmayan Aleksey German’ın tüm filmleri festival kapsamında izleyicilerle buluşuyor. Bu kült yönetmenin Stalin rejiminin akıl tutulmasına uğramış son günlerini dehşet içinde anan filmi Hrustalyov, Arabamı Getir! 11.00 ve Arkadaşım İvan Lapşin ise 21.30’da Atlas Sineması Salon 2’de gösterilecek.

SEVENLER KAVUŞAMAZ

 Bugün “Bu İkiliye Dikkat” bölümünde kaçırılmaması gereken ikili, usta yönetmen Metin Erksan’ın Kuyu’su ile Zeki Demirkubuz’un bizi Masumiyet filmindeki Bekir ve Uğur’un hikâyelerinin başlangıcına götüren Kader filmleri İstanbul Modern’de 11.00 ve 13.30 seanslarında izlenebilir.

HEM DENEYSEL HEM ANİMASYON

Polonya Deneysel Canlandırma Sineması’nı yakından tanımak isteyenler, Atlas Sineması Salon 3 16.00’daki ikinci bölüm gösteriminde Kazimierz Bendkowski ve Zbigniew Rybczyński gibi yönetmenlerin kısalarını izleme fırsatını kaçırmasınlar.

GÜLÜMSETECEK FİLMLER

SinemaTV sponsorluğundaki “Antidepresan” bölümünde bugün, geçtiğimiz yıllarda çektiği Belleville’de Randevu ve Sihirbaz filmlerinden tanıdığımız Sylvain Chomet’in ilk canlı aksiyon filmi Attila Marcel’i Atlas Sineması 19.00 seansında izleyebilirsiniz. SinemaTV’nin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da gösterim öncesi tatlı bir sürprizi olacak!

ESKİ AŞK MESELELERİ

Ünlü Fransız senarist-yönetmen Cedric Klapisch’in İspanyol Pansiyonu filminden on bir; onun devamı niteliğindeki Rus Bebekler filminden sekiz yıl sonra, kahramanımız Xavier’in bu sefer New York’taki hayatına daldığımız Aşk Bulmacası “Akbank Galaları” kapsamında Atlas Sineması’nda 21.30’da gösteriliyor.

BASIN GÖSTERİMLERİ

“Akbank Galaları” filmlerinden Denis Villeneuve’ün yönettiği Düşman 09.30’da, Altın Lale Uluslararası Yarışma bölümünde yer alan Anna Odell filmi Buluşma 11.30’da Atlas Sineması’nda izlenebilir.



Hiç yorum yok: