27.04.2014

Dom Hemingway :: Hey Jude!. Sakin ol bebeğim..


Hayatta en çok kendisini, dolayısıyla da penisini beğenen, daha sonra alkole, kokaine -cinsel ihtiyacının karşılanması açısından da- kadınlara bayılan Dom Hemingway (Jude Law), 'Hödük Erkek' türünün mükemmel bir örneğidir..

Kendisini gördüğüm günden beri üzerimde, her türlü hırsızlığın, ahlâksızlığın ve pisliğin Britanya şubesi gibi bi izlenim bırakan Dom, 12 yıllık hapis cezasını çektikten sonra serbest bırakılmıştır..

Kendisinden daha 'pislik' biri olduğu her halinden belli -çetenin reisi konumundaki- Mr. Fontaine (Demian Bichir) başta olmak üzere, içinde yer aldığı çete arkadaşlarını polise gammazlamayarak fedakârlıkta bulunması, Dom Efendi'nin en büyük övünç kaynağıdır..


Artık özgür olduğuna göre, en iyi çete arkadaşı Dickie (Richard E. Grant) ile buluşmalı ve Fontaine'le olan eski hesabını görmeli; kısacası, o çok övündüğü özverisini -en kârlı biçimde- nakte çevirmelidir..


Bu arada halletmesi gereken ailevi sorunlar da ayrıca onu beklemektedir: İçeriye düştüğünde -daha sonradan da ölen- eski karısıyla evlenen herifi bulmalı, bu yaptığı 'saygısızlığın' hesabını sormalı; bu arada büyümüş, evlenmiş hatta bir de çocuğu olmuş kızıyla bozuk olan arasını da düzeltmelidir..

Henüz filmin başında devreye giren, Dom'un kendi penisi üzerine yaptığı 'güzelleme' sekansının tüm yapımın en güzel bölümü olduğunu -sonlara doğru- fark ettiğimde, bu filmin neye benzediğini de gayet net anlamıştım; fakat artık her şey için çok geçti..


Kabiliyetini oldukça 'sınırlı' bulduğum senarist yönetmen Richard Shepard, sanki bütün yeteneğini ve yaratıcılığını, Dom Hemingway denen bu herifin tipini ortaya çıkarmak için kullanmaya karar vermiş; ve maalesef, daha ona yakışacak sakal biçimini belirlemişken de tüm yeteneğini tüketivermiş..

Neresinden baksan berbat bir senaryo, ondan da berbat diyaloglarla güç bela yürüyen film, iddia ettiği gibi ne heyecan verici bir suç filmi, -güldürmeyi zaten geçtim- ne gülümseten bir komedi, ne de hüzünlendirebilen bir dram olabilmiş..


Gördüğümüz sadece şu ki: Anlamsız bir abartıyla oluşturulmuş ama içi boş bırakılmış bir 'tip', ne anlatmaya çalıştığı tamamen belirsiz bir öyküde, amaçsız bir biçimde debelenip duruyor..

O değil de Jude Law'a acıdım yahu!.
Nasıl bi gaza geldiyse artık, zavallım adeta Oscar adaylığına göz dikmişcesine paralıyor da paralıyor kendini..
Yazık lan!.

O da değil de, Game of Thrones'un güzeller güzeli Khaleesi'si Emilia Clarke'ı -Dom'un kızı olarak- bir kaç sahnede görmek, bu kötü filmi izleyenlere verilmiş iyi bir ödül sayılabilir..





Senaryo ve Yönetmen: Richard Shepard
Oyuncular: Jude Law, Richard E. Grant, Demian Bichir, Emilia Clarke
Yapım: 2013, İngiltere, 93'


  1.5 5



Hiç yorum yok: