22.07.2014

Bir Don Juan Öldürmek


Bir hastasının intiharından duyduğu üzüntü ile, birinci elden bilimsel araştırmalar yapmak üzere, Internet’ten ruhsal sorunlu kadınlar bularak onlarla buluşan  ve daha sonra bir cinayete kurban giden idealist bir psikiyatrla ilgili vakanın, sağduyusunu, bir psikolojik sorgulama aleti haline getiren, ayakları-yerde ve nüktedan bir polis tarafından çözülmesinin  hikayesi.

HİKAYE

Genç ve zengin bir kadın, ardında “ebedi bir aşk”a hitap eden, anlamı muğlak bir not bırakarak intihar eder.

Bu kadının, Kenan Aktan isimli, idealist, kibar ve oldukça yüksek kültürlü bir psikiyatrın eski bir hastası olduğu ortaya çıkar.
İntihar eden bu kadının, bir bekar olan doktora, doktorun dahli olmaksızın aşık olduğu ortaya çıkar.

Hiçbir sansasyonu kaçırmamakla ünlü bir gazete, hikayenin üzerine atlar ve kurbanın çalkantılı hayatını seri haberler haline getirir ve bu arada Dr. Kenan’ı da, bir paparazzi vasıtasıyla “Dr. Don Juan” olarak diline dolar.

Bu gazete hikayelerinin baskısı altında kalan polis teşkilatı, intiharla ilgili mutatdan daha fazla bir tahkikata kendini mecbur hisseder ve bu arada Dr. Kenan’ı ve ofisindeki çalışma arkadaşlarını sorgular.


Tahkikatı yürüten polis, Dr. Kenan’ın kişiliğine hayranlık duyar ve  intihar olayında doktorun herhangi bir yanlışlığı olmadığı doğrultusunda raporunu yazar.

Dr. Kenan ofisini hem Tıp Fakultesindeki sınıfından hem de çocukluktan arkadaşı olan ortağı  Dr. Nalan Pınar’la paylaşmaktadır.

İntihar olayından sonra aralarında geçen bir konuşmada, kendi mesleklerinin hastalarına yardım konusundaki kısıtlılıklarından ve sınırlılıklarından bahsederken, eski hastasının intiharının verdiği üzüntüyle, Dr. Kenan kendi hayatı üzerinde deneyler yapmaya karar verir.
Psikiyatrik sorunları olduğu anlaşılan kadınlar bularak, onlarla iş-dışı görüşecek ve bu görüşmeler sırasındaki gözlemlerine dayanarak araştırmalar yapacaktır.

Bu arada, Dr. Kenan ve Dr. Nalan’ın her ikisinin de çocukluk ve okul arkadaşı olan gazeteci ve akademisyen Perihan Eren, birlikte operaya gitmek için, Dr. Kenan’ı almak üzere ofise gelir.
İronik olarak, gidecekleri opera Mozart’ın Don Giovanni’sidir.
Öyle görünmektedir ki, Dr. Kenan, Perihan’a aşıktır; fakat bu aşk hayata geçmemiştir.

Dr. Kenan, Internet’ten, şizofrenik, obsesif-kompulsif ve manik-depresif  üç çeşit psikiyatrik hastalığa sahip olduğundan şüphelendiği üç kadın bulur ve onlarla buluşmaya başlar.
Her buluşmanın sonunda, o buluşma sırasında ortaya çıkan hastalık arazlarıyla ilgili notlar alır.


Bir gün, kapıcının hanımı, ki aynı zamanda Dr. Kenan’ın dairesinin temizlikçisidir, buz dolabının tam boy buzluğunun kapısını açtığında, Dr. Kenan’ı başı kanla kaplı, öldürülmüş olarak bulur.

“Dr. Kenan’ı Kim Öldürdü?” sorusu daha önceki gazete hikayeleri yüzünden polis için öncelikli bir mesele haline gelir.
Polis müdürü, bu vakaya, Dr. Kenan tahkikatını yapan polis yerine, başka birisini, çok sevilen ve sayılan Komser Ahmet’i görevlendirir.

Komser Ahmet tahkikatına Dr. Kenan’ın apartmanından başlar, daha sonra doktor ofisinde sekreter ve Dr. Nalan’la devam eder.
Dr. Nalan’ın içtenliği ve görünürdeki masumiyetinden duyduğu rahatlıkla, Dr. Kenan’ın özel hayatı ve son günleri hakkında detaylı bilgi alır.

Ayrıca, Dr. Kenan’ın Internetten bulup görüştüğü sorunlu kadınların ve son günlerde görüştüğü bir homoseksüel erkek hastasının ifadesini alırken, Dr. Nalan’ın uzmanlığından faydalanma sözü alır.

Komser Ahmet, Dr. Nalan’ın yardımıyla mülakata aldığı üç kadının ve homoseksüel erkeğin durumunda şüpheli hiçbir şey bulamaz.

Soruşturmaları sırasında, Komser Ahmet’te, merhum Dr. Kenan’a karşı büyük bir saygı ve bir tür sevgi gelişir.
Bu arada, şüphelilerin alışılmadık profillerinden dolay epey şaşkınlığa düşmüş, kafası karışmıştır.
Bu kafa karışıklığı, Komser Ahmet’in karısıyla ilişkilerinde çeşitli mizahi şekillerde ortaya çıkar.

Komser Ahmet’in bir sonraki hedefi Perihan’dır.
Perihan’ın bir tartışma programında sunucusu olduğu bir TV istasyonuna gider. Bu programda, kadın sorunları, münakaşacı bir panelistler grubu tarafından tartışılmaktadır.
Komser Ahmet, programın sonuna kadar beklemek ve tartışılanların hepsini dinlemek durumunda kalır; kadın-erkek ilişkileri konusunda, bazıları hiç duymadığı ölçüde radikal bir perspektiften verilen görüşler dinlemiş olur. Perihan’la da bir çözüme götürmeyecek faydasız bir mülakat yapar.

Kilitlenmiştir, makul hiçbir delil bulamamaktadır.

Bir akşam, evinde, akrabalarının bulunduğu bir aile ziyareti sırasında cereyan eden şu basit olayların konjonktürünün yarattığı bir düşünce zinciriyle, cinayet vakasının çözümü olduğuna inandığı bir hükme varır: Ailesiyle birlikte seyretmekte oldukları NAZİ tarihi üzerine bir TV programı, onu takip eden ve o tarihi hadiseyle ilgili aralarında geçen bir konuşma ve Perihan’ın TV’deki tartışma programında duyduğu bazı cümleler.

Komser Ahmet, zihninde vakayı çözmüştür, ama hiçbir maddi delili yoktur.

Hedefindeki şahsı rahatsız etmek ve moralini bozmak maksadıyla, pek sonuç vermeyeceğini tahmin ettiği halde, birkaç rutin polis uygulaması yapar. Kendisini ve hedefindeki şüpheliyi bir karşılaşmaya hazır hissettiği zaman, sağduyudan, sofistike  mantıktan ve psikolojik tazyikten oluşan bir sorgulama kokteyli ile, kendisi de talihsiz bir kader kurbanı olan katilden bir itiraf elde eder.

Komser Ahmet vakayı çözmüştür, fakat başarısından pek mutluluk duyamamaktadır.
Cinayet kurbanına sempati duymaktadır, fakat faile de acımaktadır.

Duyduğu huzursuzluğu hafifletmek üzere, “Dr. Don Juan” hikayesini icat eden paparazziye küçük bir ders verir.



OYUNCULAR HAKKINDA

Süleyman Atanısev, 13 yıl Van Devlet Tiyatrolarında oyunculuk ve müdürlük yaptıktan sonra 2011’de İstanbul Devlet Tiyatrosuna katılmıştır. Çeşitli film, televizyon ve tiyatro eserlerinde rol almış olan Süleyman Atanısev, 2011’de Direklerarası Tiyatro Ödüllerinde Yılın En İyi Erkek Oyuncusu, 2013’de Afife Jale Tiyatro Ödüllerinde Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu, 2013’de Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödüllerinde Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu seçilmiştir.

Pervin Bağdat, Bilkent Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Tiyatro Oyunculuk Bölümünü bitirdikten sonra çeşitli TV dizilerinde rol almış ve 2012’de “Dabbe: Bir Cin Vakası” isimli filmle sinemaya başlamıştır. Halen tiyatro oyuncusu olarak çalışmaktadır.

Teoman Kumbaracıbaşı, mühendislik tahsili sonrası sanat dünyasına katılmıştır. “Yazı Tura” isimli filmde canlandırdığı homoseksüel karakteriyle sinemaya başlamıştır. Pek çok sinema ve TV dizisinde rol almış olan Teoman Kumbaracıbaşı,“Acaip Ademler” isimli bir müzik grubunun da kurucusudur.

Pelin Batu, akademik çalışmaları ve gazeteciliğiyle de tanınan bir sinema oyuncusudur. Halen bir televizyon programı yapıp sunmaktadır.

“Bir Don JuanÖldürmek”deki diğer oyuncular arasında, Devlet Tiyatrosu kökenliler çoğunluktadır.

SENARİST-YAPIMCI-YÖNETMEN HAKKINDA

12 Mart 1971 Darbesi sonrası ordudan tasfiye edilen solcu subaylar arasında bulunan Sabahattin Sakman, “Rasyonel İnsanın Felsefesi” adlı bir kitabın yazarıdır.

Çeşitli gazete ve dergilerde makaleleri yayınlanmış, televizyonda programcılık ve haber yorumculuğu yapmıştır.

Sinan Çetin’in “Komser Şekspir” inde oynadığı küçük bir rol, “Bir Don Juan Öldürmek”den önceki tek sinema deneyidir.

Sabahattin Sakman, "Bir Don Juan Öldürmek"le şu üç fikri ortaya koymak istemiştir:

- Şiddetli bir aşk, eğer aklın süzgecinden geçmezse, hem aşığı, hem de maşuğu tahrip etme gücüne sahiptir.
- Çocukluk travmaları, ömür boyu sürecek, trajik etkilere sebep olabilir.
- Toplum, zihinsel bozukluklara sahip insanlara, sempati ve şefkatle yaklaşmalıdır.

“BİR DON JUAN ÖLDÜRMEK” İSİMLİ SİNEMA FİLMİNİN EDEBİ KÖKENİ VE İRDELEDİĞİ SAİR TOPLUMSAL KONULAR

(Senarist/Yönetmen Sabahattin Sakman’ın bir denemesi)

“Bir Don Juan Öldürmek”  edebi bir metin olarak, bir “Klasik Yunan Trajedisi”dir (TRAJEDİ).

“Trajedi”den ne anladığımı ve trajedinin bu öyküdeki ortaya çıkış tarzını anlatmak istediğim bu sunumda, üç bölüm var:

ÖNSÖZ: TRAJEDİ NEDİR?
Bu bölümde, Aristo’nun tanımladığı anlamda kabul ettiğim trajedi kavramından ne anladığımı özetledim.

SONSÖZ: TRAJEDİ UNSURLARININ, BU ÖYKÜDE HAYAT BULUŞ TARZI
Bu bölümde, öyküdeki karakter ve olayların, trajedi yapısında nasıl rol oynadıklarına değindim.

İRDELEDİĞİ SAİR TOPLUMSAL KONULAR
Bu bölümde, trajik öykünün asli akışı içinde rasladığımız ve üzerinde düşünülmeğe değer, trajik yapıya gayrı-asli olan toplumsal meselelere işaret ettim.

Esasen, ÖNSÖZ, filmi görmeden önce bilinmesi iyi olacak bir teorik alt yapıdır; SONSÖZ ise filmi gördükten sonra yapılacak değerlendirmelerden bazıları olarak düşünülmelidir.

“Trajedi”nin, muhteşem bir edebi tür olduğu bir gerçektir ve “Bir Don Juan Öldürmek’ öyküsünün, bu türe sadakat içinde olduğuna dair güvenim var.

Fakat, film sanatı gibi pek çok sanat türünün yol kesiminde olan ve bir çok teknik beceri gerektiren bir alanda, özellikle bir “ilk film” deneyimi olmasından kaynaklanan, teknik beceriksizliklerimiz olduğu muhakkaktır.

Seyircimizin, filmin erdemlerini, sakarlıklarından çok daha fazla bulacağını umuyoruz.

İyi seyirler ve esenlikler dilerim.

Sabahattin Sakman




ÖNSÖZ: TRAJEDİ NEDİR?

Trajedi: Tam anlamıyla iyi-doğru-güzel olmasa bile,
Asla kötü-yanlış-çirkin de olmayan bir insanın (Trajik KAHRAMAN),
Talihsiz bir şekilde düşüşünü anlatır (Trajik KADER).

Trajedi, şu bölümlerden oluşur:

Trajik Zirveye TIRMANIŞ
Trajik ZİRVE
Trajik Zirve Sonrası: ÇÖZÜLME VE DUYGUSAL BOŞALMA (KATHARSİS)

TIRMANIŞ’da: KAHRAMAN’ın merkezde olduğu olaylar yaşanmaktadır.

 O’nun iyi niyetle, ama bazen dikkatsizce, ihmalkarlıkla, işgüzarlıkla, gereksiz merakla, gereksiz ataklıkla, toplumsal kuralları hafif bükerek davrandığı gözlenir.

SEYİRCİ, olabilecekler konusunda giderek endişelenmektedir.

ZİRVE’de: KAHRAMAN’ın başına, olayların mantıki akışı içinde, öyle bir şey gelir ki, hem O, hem de SEYİRCİ, ruhlarının en derinlerinden sarsılır.

KAHRAMAN: Ya, içinde bulunduğu durumun tam tersinin içine düşer (TALİHİNİN DÖNMESİ);
Ya: Kendisinin İYİ zannettiğinin, KÖTÜ olduğunu ve bu KÖTÜ’nün, kendisini tahrip edeceğini,
veya Kendisinin KÖTÜ zannettiğinin, İYİ olduğunu ve bu İYİ’yi kendi eliyle tahrip etmiş olduğunu, fark eder (KAVRAYIŞ);
Ya da, hem talihinin döndüğünü görür, hem de çok kötü bir gerçeği kavrar.

SEYİRCİ:
ACIMA (“Ama, bunu hak etmemişti!”) ve
KORKU (“Ya böyle bir şey, benim de başıma gelirse?”)
hisleriyle dolar.

ÇÖZÜLME VE DUYGUSAL BOŞALMA (KATHARSİS)’de:

Eğer hayatta kalmışsa, KAHRAMAN’ın, kötü KADER’ini, nasıl bir asaletle göğüslediği,
Hayatta kalmamışsa, nasıl kahramanca öldüğü gözlemlenir;

SEYİRCİ:
Gözlemlediği hikaye hakkında, imal-i fikir, imal-i hikmet ve imal-i irfan eder; ve bu suretle,
Ruhunu işgal etmiş olan acıma ve korku hislerinin pençesinden azad olur.

SONSÖZ: TRAJEDİ UNSURLARININ, BU ÖYKÜDE HAYAT BULUŞ TARZI

Trajik Zirveye TIRMANIŞ

Psikiyatrist Dr. Kenan; bir yandan mesleğine saygılı, idealist, kurallara bağlı bir insandır; öte yandan, bir kadın hastasının intiharından duyduğu teessürle, meslektaşlarının hoş karşılamayacağı bir tarzda, ama kendince idealistik bir yönelimle, hasta olması muhtemel kadınlarla arkadaşlık etmek ve onlar hakkındaki gözlemlerle bilimsel araştırmalar yapmak ister.

Bu arada, muayene ortamı dışında, gerçek hayat içinde rasladığı bu insanlar karşısında, zaman zaman, bir psikiyatr olduğunu, onlarla gözlem amacıyla bir arada olduğunu unutup, onların tavırlarına karşı, kişisel tepkiler göstermekte, beceriksizce davranabilmekte, hatta onlar karşısında ezilebilmektedir.

Mesela; manik-depresif bir kadının taşkın hallerine kızmış görünmekte; obsesif-kompulsif bir kadının haline sıkılmakta; şizofrenik bir kadının, kendisinden kültürel olarak daha üstün olmasını fark etmesiyle, flörtöz bir ruh haline girebilmektedir.

Anlıyoruz ki, doktorumuz, alanında çok başarılı olarak tanınmaktadır; ancak, bilgisini, kendi hayatı söz konusu olunca, pek başarıyla tatbik edememektedir.

Bu arada, Dr. Kenan’ın aşık olduğu çocukluk arkadaşı, entellektüel/feminist Perihan’ın nörotik tavırları olduğunu fark ediyoruz. Ancak; Kenan, deney amacıyla arkadaşlık ettiği kızlarda olduğu gibi, Perihan konusunda da, mesleki bilgisini pek kullanır görünmemektedir: Perihan’ı idealize etmektedir.

Dr. Kenan, “tam anlamıyla iyi-doğru-güzel olmasa bile, asla  kötü-yanlış-çirkin de   olmayan bir insan”dır (Trajik KAHRAMAN) ve bu haliyle SEYİRCİ olabilecekler hakkında endişeli bir bekleyişe girer.

Trajik ZİRVE

SEYİRCİ’nin endişeli bekleyişi, Dr. Kenan, bir cinayete kurban gitmesiyle sona erer.
Ortama KORKU egemendir. İyi bir adamın başıa böyle bir şey nasıl gelir?
Kahramanımız, nasıl bir “TALİHİN DÖNMESİNE” uğramıştır veya ölümü sırasında “İYİ” zannettiğinin “KÖTÜ” olması veya tersi gibi bir “KAVRAYIŞ”a erişmiş midir? Bilmiyoruz.

Bu soruların cevabını, Komser Ahmet’in sahneye çıkması, kendisini maktulle özdeşleştirmesi ve kural-dışı tahkikat ve sorgulamalarının sonuçlarından alacağız.

Anlayacağız ki, Dr. Kenan’ın, ruhen yaralı ve hazır olmayan bir kadınla, sevdiğiyle, ilk seksi yapmasıyla TALİHİ DÖNMÜŞTÜR; üstelik, İYİ zannettiği sevgilisinin KÖTÜ olduğu KAVRAYIŞI içinde hayata veda etmiştir.

Ruhumuz ACIMA hissiyle dolmuştur -üstelik, hem maktule, hem de onun katiline karşı.



Trajik Zirve Sonrası: ÇÖZÜLME VE DUYGUSAL BOŞALMA (KATHARSİS)

KAHRAMAN’ımız, ölmüştür; ama ölmeden önce, kötü KADER’ini, asaletle
 göğüslemiştir; aşkının, kendisini katletmesine direnmemiştir; kaderine, trajik bir kahramanlıkla yürümüştür.

SEYİRCİ, hem maktule, hem de katile karşı ACIMA hisleriyle doludur; çünkü
katilin kendisi de bir tür TRAJİK KAHRAMAN’dır.

“Katile kızalım mı acıyalım mı?” duygusal açmazımızı, Komser Ahmet’in kuralların dışına çıkarak katilin suçunu hafifletmesi suretiyle çözer, rahatlarız.
(KATHARSİS)

Fakat, “Bu trajedide hiç mi kimse ceza görmeyecek?” duygusal açmazımızı da,
Komser Ahmet’in, paparazziye verdiği küçük ceza ile rahatlatırız. (KATHARSİS)


İRDELEDİĞİ SAİR TOPLUMSAL KONULAR

İntihar nasıl bir eylemdir? Lüks bir hayat içinde yaşayan, üzerinde çabalasa, mutlu olmak için her türlü olanağa sahip görünen bir insan, neden olmayacak bir aşkın peşinde intihar eder?

Paparazzilik mesleğinde, “karakter katli” ile gazetecilik arasındaki çizgi nerededir?
Bir polis detektifinin, sadece hakikatin ortaya çıkması saikiyle de olsa, yapacağı tahkikatta, vardığı tahkikatın sonuçlarını takdimde, kanunun gösterdiği yolun dışına çıkması ahlaki midir?
(Komser Ahmet’in “sorguda kokain” numarası ve Perihan’ın ifadesini Perihan lehine bükmesi.)

Bir profesyonelin, mesleki bilgisini kendi hayatına tatbik etmesi neden bazen mümkün olmaz?
(Dr. Kenan’ın Perihan saplantısında, çok sevdiği ve kaybetmiş olduğu annesinin “kuvvetli bir şahsiyet” olması gerçeği olabilir mi? Annesinin ninnilerini hatırlaması…)

Bir cinsel ilişkiye hangi şartlarda “tecavüz” denebilir?
“Celibacy” (evlenene veya aşık olunana kadar cinsel ilişki yapmamak veya hiç cinsel ilişki yapmamak) ne derecede doğrudur, düşünülebilir?

Feminizmin “erkek düşmanlığı” olarak nitelenebilecek türleri var mıdır?
İdeolojik bir saplantı cinayete nasıl götürebilir?
Şizofreni ne büyük bir gizemdir? Bir yandan hayran olunacak bir kültürel birikime erişen bir zihin, öte yandan en basit bir mantıkla çürütülebilecek hezeyanları nasıl barındırabilir?
Gerçeklik nasıl bir süreçle, olduğundan çok farklı bir şekilde algılanır? Basın ve ideolojik yönelimlerin bu sapmaya katkısı nedir.
(İdealist ve kadına saygılı bir insan (Dr. Kenan), nasıl “Don Juan” olarak reklam edilebilir. Gerçekten suçlu bir insan (Perihan), ait olduğu ideolojik grup tarafından, neden suçsuz zannedilebilir?)
Homofobyanın korkuya dayanan kaynakları ve homoseksüel bir şahsı tanımış olmakla bu korkunun kaybolmaya yüz tutması.
(Komser Ahmet ve gay Nedim karakterinin karşılaşması.)


mümkünmertebe notu:

Bu 'haza bilimsel' yazıyı okuyarak buraya kadar geldiyseniz eğer, sizi hararetle kutluyorum..
En azından, muhtelif ilimler hususunda hayatınızın dersini almış olmalısınız..
Doğrusu çok arzu etmeme rağmen, ben bunu bir türlü başaramadım..
Ders almayı değil, yazının tamamını okuyabilmeyi..

Neyse.. Hem ben sizden farklı olarak, bu acayip girişimin film denebilecek halini bizzat izlemiş bir adamım yani..

Evet.. bu benzersiz yapıt karşısında ne diyebilirim ki..
İnsanın, nadir de olsa karşılaştığı, böylesine olağanüstü durumlarda susması, belki de en doğru olanı..
Lâkin o zaman da gönül razı olmuyor..

Şunu söylememe lütfen izin verin:
Sizin de sanırım tahmin edebileceğiniz gibi, bu film öyle böyle bir film değildir; yedinci sanatta bir ilki gerçekleştirmiş, ülke sınırlarını aşarak, 'Doktora Tezi Estetiği' olarak adlandırabileceğimiz 'trajik' bir sanat anlayışını dünya sinemasına armağan etmiştir..

Bana inanmıyorsanız kendi gözlerinize inanınız ve hiç vakit geçirmeden hemen sinemaya koşunuz..

Ve finalde DUYGUSAL BOŞALMA (KATHARSİS) yaşayıp rahatlarken de beni hatırlayınız..


    5



1 yorum:

ECE AYSAL dedi ki...

Cok guzel bir yazi bir film analizi bu kadar iyi olabilirdi...