23.10.2014

Fazıl Say’dan Yeni Albüm: Say Plays Say


Fazıl Say’ın ‘Bir piyanistin piyano müziği’ olarak tanımladığı Say Plays Say, Ada Müzik etiketi ile raflardaki yerini aldı.

Say Plays Say, sanatçının dünyanın bir çok farklı coğrafyasında dünya prömiyerlerini gerçekleştirdiği eserlerin yer aldığı bir albüm.

Albümün diğer özelliği ise piyanistin yıllar boyunca hazırlıklarını sürdürdüğü ve besteciliğinin ilk ürünü olan eserlerinin de albümde yer alması.

Albüm, Fazıl Say’ın konserlerinde seslendirdiği ‘SES’, ‘Kumru’, ‘Kara Toprak’ (Black Earth), “Nâzım” ve “Sevenlere Dair” eserlerinin yanı sıra, ‘Paganini Jazz’, ‘Alla Turca Jazz’ ve ‘Bodrum’ gibi caz yorumlarını, İsmail Dede Efendi’nin “Yine Bir Gülnihal” adlı eserinin ilham kaynağı olduğu ‘Yeni Bir Gülnihal’, ilk bestesi ‘Nasreddin Hoca'nın Dansları’ ve ‘Fantezi’ parçalarını barındırıyor.


‘Say Plays Say’, bu nedenle sanatçının kariyerindeki en özel albümlerinden biri olarak gösteriliyor. Albümde ayrıca Bayreuth’da Wagner festivalinde dünya prömiyeri gerçekleşen ‘Nietzche und Wagner’ de yer alıyor.
Ada Müzik tarafından Türkiye’de dinleyici ile buluşan albümün destekçisi Fazıl Say'ın daha önceki albümlerinde de olduğu gibi ENKA Vakfı.

Ülkemizin ve dünyanın, kariyerinin ilk yıllarında piyanist yönü ile alkışladığı Fazıl Say’ın, son yıllardaki yoğun üretim süreci ile kazandığı besteci kimliği, müzik eleştirmeleri tarafından en iyi besteciler arasında gösteriliyor.


Tüm dünyada satışa sunulan ‘Say Plays Say’, müzik marketlerde ve dijital platformlarda yerini aldı. 16 Ekim’de Tokyo’da Japonya turnesi kapsamında yeni eseri “Saksafon ve Piyano için Suit”in dünya prömiyerini ünlü saksafon ustası Nobuya Sugawa ile birlikte gerçekleştirecek olan Say, kasım ayı içerisinde ise Belçika Ulusal Orkestrası ile 1914 adlı eserinin dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

Nisan 2015’de gerçekleşecek Carnegie Hall konseri ile New York’daki sanatseverler ile buluşmaya hazırlanan Fazıl Say, ülkemizde de ‘Say Plays Say’ kapsamında dinleyicileri ile buluşacak.
Say Plays Say’ın ilk konseri ise 10 Kasım'da 26. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında İstanbul’da gerçekleşecek.

Say Plays Say

1  SES, op.40b 2012 3’46
2  Kumru, op.12/2 2001 2’43
3  Kara Toprak (Black Earth), op.8 1997 6’11
4  Nâzım, op.12/1 2005 3’18
5  Sevenlere Dair, op.12/3 2002 4’13
6  Bodrum, op.41b 2012 2’12
7  Paganini Jazz, op.5c 1995 6’42
8  Alla Turca Jazz, op.5b 1993 1’35
9  Yeni Bir Gülnihal, op.5e 1998 7’47

Nasreddin Hoca'nın Dansları, op.1 1990
10  I. Devr-i Turan 1’36
11  II. Devr-i Hindî 1’23
12  III. Bektaşi Raksanı 1’16
13  IV. Şarkı Devri Revâni Velvelesi 1’48

Fantezi Parçaları, op.2 1993
14  I. Vision 2’48
15  II. Eski İstanbul'un Hüznü 1’53
16  III. Manhattan'da Bir Derviş 1’38
17  IV. Çingene Kızı 1’58

Nietzsche und Wagner, op.49 2013
18  I. Nietzsche 3’41
19  II. Wagner 4’54



Say, besteci ve piyanist kimliğinin buluştuğu bu özel albüm hakkındaki duygularını şu şekilde ifade ediyor;

“Hayatım boyunca verdiğim konserlerde seslendirdiğim, bu CD’de dinleyeceğiniz piyano eserlerim, tam anlamıyla bir “piyanistin piyano müziği”dir. Bu müziklerde yoğun bir şekilde Türkiye ve Anadolu esintisi de duyacaksınız. Gençlik yıllarımda ünlü klasik eserlerin caz çeşitlemelerini yapmayı da çok severdim, onlardan da bir demet ekledik bu çalışmaya. Yıllar içinde kimi zaman “bis parçası” kimi zaman “konulu eser” kimi zaman da “uyarlama” olarak bu parçaları konserlerimde hep çaldım. Bu bestelerimin çoğu, zaten beni tanıyan müzikseverler tarafından bilinir.
Tarkovski’nin çok sevdiğim bir sözü vardır: “Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır,” der. Bir hayatı müzikle anlatmaya çalışmanın bazı naçizane örnekleri işte burada; bilinen ve bilinmeyen bu eserlerimi ilk kez bir albümde toparlayıp derlemeyi düşündüm. Beğeneceğinizi umuyorum.”

Ses
2012 yılında bestelediğim “SES” üç soprano, piyano ve vurmasazlar için olan yarım saatlik bir sahne eseridir. Son bölümü Aziz Nesin’in dokunaklı “Sivas Acısı” şiirinin bestesidir. İşte o şarkımın solo piyano versiyonu, bu dinleyeceğiniz parça oldu.

Kumru
“Kumru”, ezgisi aklımda yıllarca dolanan “ümitler taşıyan” bir melodiydi; 2000 yılında bu besteyi kızım Kumru’nun doğumuyla yaşadığım mutlulukla şekillendirip kızıma ithaf etmiştim. Bu parça daha sonra pek çok oda müziği topluluğu, gitarcılar, blok flütçüler tarafından yeniden aranje edildi. Say Plays Say’da yer alan çalış parçanın orijinal halidir ve 2012 yılında İzmir AASSM’de kaydedilmiştir.

Kara Toprak (Black Earth)
“Kara Toprak”ı bestelediğim 1997 yılından beri bu parçamı binlerce kere seslendirmişimdir. Bu parça müzisyenler arasında “piyanonun Türkçe hali” diye anılır. Aradan yıllar geçti, bu eser pek çok uluslararası piyanistin repertuvarına girdi. “Kara Toprak”ın duyar duymaz tanıyacağınız tınısı -sol el ile piyanonun tellerine bastırıp kaydırarak, Türk halk müziğindeki makamlardaki ara sesleri elde etme arzusu- yeni bir denemeydi. Bu parçada Alevi halk ozanımız Aşık Veysel’in bir yalnızlık türküsü olan “Sadık Yârim Kara Toprak” eserinden “esinlenme” vardır. Bu sefer bir piyanistin, bir çağdaş sanatçının “Yalnızlık Türküsü” hissedilir. Bu yüzden bu beste, Veysel’in müziğine çok uzak olsa da, DNA’larından akrabadır. Dolayısıyla “Kara Toprak” adlı eserim, Anadolu toprağından bir dostluk fidanı gibi çıkan Aşık Veysel’e ithaf edilmiştir. (Kara Toprak Opus 8 adlı eserin Say Plays Say’da yer alan kaydı, İzmir AASSM’de 2012 yılında yapılmıştır.)

Nâzım
“Nâzım”, 2001 yılında bestelediğim “Nâzım Oratoryosu” adlı sahne eserimden (Nâzım Oratoryosu, Bölüm 6, “Ben İçeri Düştüğümden Beri”) piyanoya ballad olarak uyarladığım bir parçadır; tipik bir Anadolu ezgisi gibidir. Eserin Say Plays Say’da yer alan hali, 2012 yılında İzmir’de AASSM’de kaydedildi.

Sevenlere Dair
“Sevenlere Dair”, 2002 yılında piyano için bestelediğim bir ballad; bu eser, “aşk”ı hem coşku hem hüzün ile anlatmak istediğim bir parçadır. Hızlı ara bölümü, bir nevi aşıkların diyaloğu gibidir. Hüseyni makamı, Anadolu halk müziğinde çok kullanılır. Bu parçanın aynı zamanda bir “halk türküsü” gibi olmasını istemiştim.

Bodrum
2012 yılında bestelediğim viyolonsel ve piyano için “4 Şehir” sonatında Türkiye’den dört ayrı şehri anlatmıştım: Sivas, Hopa, Ankara ve Bodrum. İşte bu son parça olan “Bodrum” -solo piyanoya da uyarladım- Türkiye’nin en meşhur tatil beldesi olan Bodrum’daki ünlü barlar sokağında çok hızlı bir swing gezintisidir. Bodrum’da yaşamış ünlü sanatçı Zeki Müren’in çok severek söylediği “Yıldızların Altında” ve Aşık Veysel’in herkesin bildiği eseri “Uzun İnce Bir Yoldayım” bu swing temposunda, barlar sokağında duyulur.

Paganini Jazz
Paganini’nin ünlü “24 Caprice” eserini üç kere caza uyarladım. İlkinde 18 yaşımdaydım. İkincisinde 20 ve sonuncusunda 25 idim. Bu dinlediğiniz üçüncü versiyonudur. Paganini’nin bu teması ne kadar çok besteciye ilham verdi. Bir yorumcu olarak bu tema üzerine yazılmış pek çok başyapıtı, hem Brahms’ın piyanistik hem Lutoslavski’nin çağdaş hem de Rachmaninov’un orkestralı “Paganini” teması çeşitlemelerini de çalmışlığım vardır. Bu sefer de bu temayı caz dünyasına götürmeyi denedim.

Alla Turca Jazz
Bu parçayı bestelediğim 1993 yılından beri pek çok defa seslendirdim, pek çok yorumcu ve grup da bu eseri çalarlar. Özellikle Mozart’ın ünlü “Türk Marşı” Sonatı'nı çaldığım konserlerde tatlı bir müzikal gönderme olarak çok seslendirmiştim. Müzik ile bazen hazin durumları, dramları anlatırız, bazen nostaljik anılara döneriz ve bazen de müzik ile “gülümsemek” isteriz.

Yeni Bir Gülnihal
19. yüzyılda yaşamış değerli besteci İsmail Dede Efendi’nin “Yine Bir Gülnihal” adlı şarkısı, Türk Sanat Musikisi’nin (Osmanlı Saray Müziği’nin) en bilinen, en sevilen örneklerinden biridir ve nice müzisyene ilham kaynağı olmuştur. 1997 yılında İstanbul’da hayatımda ilk kez “sadece caz” çaldığım bir konser vermiştim. “Kara Toprak”ı ilk kez bu konserde seslendirmiştim. Dede Efendi’nin “Yine bir Gülnihal”ine -piyanodaki caz kültürünün tüm öğelerini dâhil ederek- “Yeni bir Gülnihal” adı altında gönderme yaptığım caz çeşitlemelerini de ilk kez o konserimde çalmıştım. 1998 yılında, Fransa’da BACH CD’si kaydındayken, bir akşam, kendim ve masalarının başındaki tonmeister dostlarım için bu eseri tek bir kere çalıp kaydetmiştim. İşte o, yıllarca unutulan arşiv kaydımı (tek bir kere “one take” çalındığı için bazı ufak tefek hatalar olsa da) güzel bir enerji, güzel bir anı olarak düşündüğüm için şimdi yayınlıyoruz.

Nasreddin Hoca’nın Dansları
1990 yılında bestelediğim bu piyano eseri, benim “Opus 1” adını verdiğim ve kendimi artık eserlerine opus vermeye başlayan bir besteci olarak ifade edebildiğime inandığım çalışmamdı.
Nasreddin Hoca bir nevi “Türklerin Don Kişot”u gibi bir halk kahramanıdır. Bu eserin tamamı aksak tartılar (“irreguler” ritm ölçüleri) üzerine kurulu, virtüözite gerektiren, konserlerde çalması her zaman coşkulu olan kısa piyano parçalarıdır.
Bölüm başlıkları bu eski Türk ritimlerinin orijinal adlarıdır: “DEVR-i TURAN” 7/8’lik ölçü (2+2+3), “DEVR-İ HİNDİ” 7/8’lik ölçü (3+2+2), “BEKTAŞİ RAKSANI” 15/8’lik ölçü (3+2+3..2+2+3) ve Final “ŞARKI DEVRİ REVANI VELVELESİ” (Çeşitlemeleri) 13/8’lik ölçü (3+2+2+2+2+2). (Kayıt, Berlin SFB, 1993)

Fantezi Parçaları
“Fantezi Parçaları” 1993 yılında bestelediğim dört piyano parçasıdır. Bir nevi “Nasreddin Hoca’nın Dansları” adlı bestemin devamı gibidir bu dört parça. 1. Bölüm “Vision,” 2. Bölüm “Elegy of Old İstanbul,” (içinden değişik bir renk ile Katibim türküsü geçer), 3. Bölüm “Derwish in Manhattan” (bir “avangarde” caz denemesidir) ve 4. Bölüm “Gipsy Girl” (bir oryantal minimalizm denemesidir) olarak adlandırılmıştır. Kayıt, 1993 yılında Berlin SFB’de yapılmıştı.

Nietzsche und Wagner
Deli-dahi besteci Wagner ve yine deli-dahi filozof Nietzsche, insanlık tarihinde ne kadar önemliler. Ne kadar çok şey kazandırdılar, kültüre ve varoluşa. Onların dostluklarını, anlaştıkları veya anlaşamadıkları konuları ve kendi karakterlerini göz önüne alarak iki portre yaptım: Müzikal portre... Bu büyük sanatçılar ile ilgili tüm önyargıları bir yana bırakarak öncelikle onların eserlerini bilmek hepimiz için büyük bir katkıdır yaşamımızda. Bu eserimi ilk kez Wagner’in festivali olan Bayreuth’da çaldım. Dramatik ve sert ilk bölüm Nietzsche’yi, melankolik ve yalnız ikinci bölüm (Tristan&İsolde adlı operadan alıntılar ile) Wagner’i anlatır.


Hiç yorum yok: