1.11.2014

Fury


Nisan 1945. 
İttifak Devletleri Avrupa cephesinde son bir gayret gösterirken, Wardaddy adında bir çavuş (Brad Pitt), düşman hattı arkasında bir Sherman tanka ve beş kişilik ekibine komuta etmektedir. 

Sayıca ve silahça az olan, bir de çaylak askeri olan müfrezenin komutanı Wardaddy ve adamları, Nazi Almanya'sının kalbinde bütün olasılıklara kahramanca meydan okumaktadır. 

Başrollerde Brad Pitt, Shia LeBeouf, Logan Lerman, Michael Peña, Jon Bernthal, Jason Isaacs ve Scott Eastwood yer alıyor. 

Senarist ve yönetmen David Ayer.

Filmin mmknmrtb notu ::


End of Watch (2012) adlı, samimi gerçekçiliğiyle gönlümü kazanmış mütevazı ama pek güzel filmi sebebiyle saygıyla hatırladığım senarist-yönetmen David Ayer, bu sefer, her haliyle 'kocaman' bir işe soyunmuş..

Ayer'in buradan da alnının akıyla çıktığını söylemek zorundayım; ama gelgelelim -ne kadar iyi olursa olsun- bir yönetmenin, türün bin yıllık kalıplarına girip çıkmadan, savaşlı-aksiyonlu 'blockbuster' adayı bir projeden, 'özgün' bir film çıkarabilmesi o kadar zor ki..

Yine de, bilhassa senaryo ve diyaloglara ağırlık ve de önem veren Ayer'in, bu 'tarihi' tuzaktan çıkmak için elinden geleni yaptığını söyleyebilirim..


Son tahlilde, savaşın, yani silahların, yani ölümün konuştuğu yerde ve zamanda, insan psikolojisine 'birey ile grup' açısından yaklaşan, muhtelif ve incelikli sahnelerle, benzerlerinden ayrılarak değerini arttıran bir film Fury..

  3 / 5




Yapım Notu'na devam

“Fury, dedelerinizin izlediği klasik savaş filmlerinden değil.” diyor, dağıtım hakkını Columbia Pictures almadan önce filmi QED'ye hazırlayan Bill Block. 
“Gerçi silahlı birimin yaşadığı fiziksel korkuyu gördüğümüzü sanmıyorum. Sayıca ve silahça az olan birim sadece gerçekten mücadele ederek kazandı.”

Yapımcı John Lesher şöyle diyor: “Kimse insanların en savunmasız anlarını David gibi yazamaz. Bütün filmlerinde ortak temalar görüyorum. Kardeşçe bir sevgi, dostluk, baba-oğul ilişkisi vardır. Bunlardan bazıları bu senaryoda oldukça ağırlıkta.”



Fury, savaşın son yıllarında, 1945'te, Almanya'da geçiyor. 
Ayer: “Savaş neredeyse bitmiş. Nazi imparatorluğu can çekişmekte. Geleneksel bir savaş filmindekinden farklı bir dünya. Onlarda Avrupa kıtasının işgali, D-Day, Bulge Savaşı gibi Amerikan ordusunun içinde olduğu, zafer dolu seferler kutlanır. Nazi imparatorluğunun son günlerinde Amerikan ordusunun kalan son askerleriyle savaşı ise unutulmuş bir dönemdir. Adamlar bitkindi. İkinci Dünya Savaşı'nda ya kazanana, ya ölene ya da ciddi şekilde yaralanıp eve yollanana kadar savaşılırdı. Fanatik rejim çöküyordu. Herkesin düşman olabileceği, kafa karıştıran bir ortamdı. Savaşan askerler üzerinde inanılmaz bir yüktü bu.”



Ayer, Brad Pitt'in canlandırdığı Don “Wardaddy” Collier karakterini bu ortamın içinde yarattı. 
Genç ve savaşa son derece hazırlıksız Norman Ellison, Wardaddy'nin müfrezesine gelir. 
Lerman bunu şöyle anlatıyor: “Daktilo eğitimi almış, ama şoför yardımcısı olmak üzere ön cepheye yollanmış. Afallamış durumda. Bir yanlışlık olduğundan emin. Norman ölen bir adamın, Red'in yerini doldurmak üzere orada. Red, ekibin diğer dört üyesiyle birlikte hizmet vermiş. Norman genç ve masum bir çocuk. Herkesin bir oğul veya kardeş olarak isteyeceği biri. Ama savaş, öyle bir çocuğa uygun bir yer değildir. Hayatta kalmak için değişmek zorunda. Wardaddy de bunu nasıl yapacağını gösterecek.”



300 düşman askeriyle karşılaştıkları bu 24 uğursuz saatte, beş adamın eğitimi sınanacaktı: Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman.

Ayer bu karmaşık hikâyeyi yanıltıcı bir basitlikle anlatıyor: “Filmin tamamı 24 saatte geçiyor. Bir sabah şafak vaktinden ertesi günkü şafak vaktine kadar” diyor yapımcı Ethan Smith. 
Filmin askeri teknik danışmanlarından Kevin Vance, gerçekçiliğe olan bağlılığın, daha önceki İkinci Dünya Savaşı filmlerinin aksine öfkeli ve ilkel bir film ortaya çıkardığını söylüyor: “Birçok İkinci Dünya Savaşı filminde ‘iyi savaş' ilişkilendirmesi vardır. Ama bu savaşta 60 milyon kişi öldü. Bu, tam olarak keşfedilmemiş bir alan. David de bu filmde bunu istemişti.”



Yapımcıların bu işi düzgün yapabilmelerinin bir yolu da savaşta hizmet vermiş gazilerden yardım almaktı. 
Block, QED ve Pitt, ana kadro için savaş gazileriyle bir toplantı düzenledi. 
İçlerinde en kanlı çarpışmalarda bile nasıl tank kullanılacağını anlatabilecek kişiler vardı. 
Özellikle dört kişi, oyuncularla konuşarak anı ve deneyimlerini aktardı.
Düşman ateş ederken bir tankın içinde olmak nasıl bir şeydir? 
Sizi koruyan kalın metale rağmen yine de tahmin edebileceğiniz kadar sinir bozucu. 

Evans şöyle diyor: “Makineli tüfekleri ateşlediklerinde, mermiler etrafınızda uçuşurken, zırhlı arabanızda veya tankınızda bunları dinlemek sizi titretir. Saklanacak bir yer yoktur.”





KARAKTERLER HAKKINDA

Fury'deki adamları yöneten kişi Don Collier. 
Savaş meydanındaki ismiyle Wardaddy. 
Rolü canlandıran, Brad Pitt. 

Ayer şöyle diyor: “Wardaddy, ordunun belkemiği olan çavuşları temsil ediyor. Oldukça pratik düşünen ve pragmatik biri. Tek önemsediği şey görevi bitirmek.” 
Ama Ayer, Wardaddy'nin ayrıca gizli bir geçmişi de olduğunu söylüyor. 



“Bu savaşta Avrupa'yı kurtarma yolunda verdiği inanılmaz savaşla, geçmişinin bedelini ödüyor. Kendine ait ahlak kuralları var ama bu, sivillerin ahlak kuralları gibi değil. Kendi zamanı yansıtıyor. Çok sabırlı biri. Hayata, eğlenceye ve adamlarına karşı sevgi, düşmana karşı gerçek bir nefret besliyor.”

Shia LeBouf, Boyd Swan rolünde. 
“O hem topçu hem de neredeyse Fury'nin ikinci komutanı. Ana silah sistemini kullanıyor. Yani 76 milimetrelik yüksek ivmeli topu. Soğukkanlılıkla adam öldürebilen biri ama aynı zamanda inançlı bir adam. İncil okuyan inançlı bir Hristiyan'ın bunu savaşla nasıl bağdaştırdığını keşfetmek benim açımdan ilginç.” diyor.



Lesher'a göre filmin kilit karakteri, Logan Lerman'ın canlandırdığı Norman Ellison. 
Bu konuda şöyle diyor: “Norman filmde seyirciyi temsil ediyor. Hiç askeri eğitimi olmayan çaylak. Tankı ve filmin hikâyesini onun gözünden öğreniyoruz. Bu, onun kabullenişinin ve yolculuğunun hikâyesi.” 

Tehlikeli Takip'te Michael Peña'yla iş birliği yaptıktan sonra Ayer, tank sürücüsü Trini Garcia rolünü özel olarak Peña için yaratmış. 
Ayer: “İkinci Dünya Savaşı'nda 350 bin civarı Meksika kökenli Amerikalı hizmet verdi. Çoğu da zırhlı birliklerde sürücüydü.”




TANKLAR HAKKINDA

Filmde kullanılan beş ana tank vardı. Hepsi de M4 Sherman'ın farklı modelleriydi. 
Dowdall şöyle diyor: “Eğitimli tank ekipleri kullanmaya karar verdik. Yakın zamanda, Afganistan'da ve diğer savaş ortamlarında bulunmuş kişiler. Hem tankları düzgün kullanabilirler hem de bu yetmiş yıllık araçlarla ilgili bir sorun olduğunda çözüm bulabilirlerdi.”

Rae şöyle diyor: “O bağa sahip olmaları gerekiyordu. Perdede gösterilebilmesi gerekiyordu. Leb demeden leblebiyi anlıyorsunuz çünkü ekip olarak birbirinize oldukça yakınsınız. Patronun kim olduğunu ve çizginin yerini çok iyi biliyoruz ve bunu asla aşmayız ama birbirimize çok yakınız. Birbirimiz hakkında her şeyi biliyoruz. Birbirimizi kolluyoruz. Bu, tank içinde geçen bir kardeşlik.”




YAPIM HAKKINDA

Fury, Oxfordshire tarlalarında ve Hertfordshire'daki Bovindgon Havaalanı'nda 12 haftada çekildi. 

KADRO HAKKINDA

BRAD PITT (Don “Wardaddy” Collier / Başyapımcı), günümüzün en güçlü ve çok yönlü film oyuncularından biri. 
Aynı zamanda da Plan B Entertainment adlı şirketiyle başarılı bir film yapımcısı. 
Pitt, geçen yıl Steve McQueen'in yönettiği 12 Yıllık Esaret'le yapımcı olarak Akademi Ödülü kazandı. 



Venedik Film Festivali'nde de Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikasti'yle En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazandı. 
Pitt, 2011'de Kazanma Sanatı ve Hayat Ağacı'yla en komplike performanslarını sergiledi. 
Pitt her iki rolüyle de New York Film Eleştirmenleri Ödülü ile Ulusal Film Eleştirmenleri Topluluğu ödüllerini kazandı. 
Pitt, önceki yıllarda Terry Gilliam'ın 12 Maymun'undaki rolüyle Akademi ödülüne aday gösterilmiş ve Altın Küre ödülünü kazanmıştı. 
Pitt ayrıca Steven Soderbergh'in Ocean's 11, Ocean's 12 ve Ocean's 13'inde de rol aldı. 
Pitt'i ulusal anlama ilk öne çıkaran, Ridley Scott'ın Akademi ödüllü Thelma ve Louise'iydi. 
Pitt'in son filmlerinden bazıları Doug Liman'ın Bay ve Bayan Smith'i ile Guy Ritchie'nin Kapışma'sı.



SHIA LaBEOUF'un (Boyd “İncil” Swan) doğal yeteneği, Hollywood'un önde gelen oyuncularından biri olarak yerini sağlamlaştırmasını sağladı. 
LaBeouf en son Lars Von Trier'in çektiği İtiraf'ta rol aldı. 
Bu filmde, Evan Rachel Wood, Mads Mikkelsen ve Melissa Leo'yla birlikte oynadı. LaBeouf, Transformers 3: Ayın Karanlık Yüzü, Borsa: Para Asla Uyumaz, Seni Seviyorum New York, Ben Robot ve Charlie'nin Melekleri: Tam Gaz'da oynadı. 

LOGAN LERMAN (Norman Ellison) her projede zorlayıcı rol arayışına korkusuzca devam ediyor ve hızla Hollywood'un en çok rağbet gören oyuncularından biri hâline geliyor. 
Lerman en son Darren Aronofsky'nin Nuh: Büyük Tufan'ında yer aldı. 
Ondan önce de Saksı Olmanın Faydaları'nda rol almıştı. 
Lerman film kariyerine Roland Emmerich'in savaş draması Vatansever'de Mel Gibson'la birlikte oynayarak başladı. 
Aynı yıl Nancy Meyers'ın romantik komedisi Kadınlar Ne İster'de Gibson'ın oynadığı karakterin gençliğini canlandırdı. 
Rol aldığı diğer filmlerden bazıları: Aşkla Bağlı, Üç Silahşörler, Kelebek Etkisi ve Brian Taylor'ın çektiği Oyuncu.



MICHAEL PEÑA (Trini “Gordo” Garcia), pek çok ödüllü yönetmenle çalışan çok yönlü bir oyuncu olarak Hollywood'da kendini gösterdi. 
Paul Haggis'in Oscar ödüllü filmi Çarpışma'da Don Cheadle, Matt Dillon ve Terrence Howard'la birlikte oynadıktan sonra dikkate değer bir bilinirlik elde etti. 
Eylül 2012'de David Ayer'ın oldukça beğenilen filmi Tehlikeli Takip'te oynadı. 
Filmin galası Toronto Film Festivali'nde yapılmıştı. 
Peña'nın yer aldığı diğer filmlerden bazıları Dünya Ticaret Merkezi, Milyonluk Bebek, Leland Birleşik Devletleri, Acemi Askerler ve Tetikçi.

Klasik eğitimli oyuncu JON BERNTHAL (Grady “Coon-Ass” Travis) en son Martin Scorsese'nin çektiği Para Avcısı'nda görüldü. 
İlk önemli filmi, bir Oliver Stone yapımı olan Dünya Ticaret Merkezi'ydi. 
Filmde Nicholas Cage ve Maria Bello'yla birlikte oynamıştı. 
Ayrıca Roman Polanski'nin ödüllü filmi Hayalet Yazar, Müzede Bir Gece 2 ve Elijah Wood'la birlikte oynadığı Day Zero.



Altın Küre, BAFTA ve Uluslararası Emmy ödüllü Jason Isaacs (Yüzbaşı Waggoner) oyunculuk kariyerine Bristol Üniversitesi'nde hukuk okuyarak başladı ancak vaktinin çoğunda oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlik yaptı. 
2000'de Roland Emmerich'in Vatansever'indeki Albay William Travington rolüyle çıkış yaptı. 
İki yıl sonra Harry Potter ve Sırlar Odası'ndaki Lucius Malfoy rolüne başladı. Oynadığı diğer filmlerden bazıları Kara Şahin Düştü, Yeşil Bölge, Peter Pan, Kasım'da Aşk Başkadır, Rüzgarla Konuşanlar, Ufuk Faciası ve Abduction. 

SCOTT EASTWOOD (Çavuş Miles). Vanity Fair dergisinin Mart 2013 Oscar sayısında Eastwood, Hollywood'un yükselen yıldızlarından olarak tanıtılmıştı. 
Eastwood bu onurun ardından Seninle Bir Ömür'de Luke Collins rolünü canlandırdı. Bir Nicholas Sparks romanından uyarlama olan filmde Britt Robertson'la birlikte oynadı. 
Eastwood, Lionsgate'in çektiği Teksas Katliamı 3D'de de oynadı. 
Yer aldığı diğer filmlerden bazıları Yenilmez, Gran Torino, Atalarımızın Bayrakları, Carmel, Bir Amerikan Suçu ve Bernie Mac ve Terrence Howard'la birlikte oynadığı Pride.



KAMERA ARKASI HAKKINDA

DAVID AYER (Senarist/Yönetmen/Yapımcı), Tehlikeli Takip'teki gerçek üstü yaşam portresiyle büyük beğeni topladı. 
Ayer, 18 yaşında Birleşik Devletler Donanması'na katıldı. 
Orada Soğuk Savaş döneminde bir nükleer saldırı denizaltısında sonarcılık yaptı. 
Ordudan ayrıldıktan sonra senaristliğe başladı. 
Senaristliğini ve yapımcılığını yaptığı İlk Gün çok beğenildi ve Denzel Washington'a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü kazandırdı. 
Ayer'ın senaristliğini yaptığı filmlerden bazıları Paul Walker ve Vin Diesel'in oynadığı Hızlı ve Öfkeli, Samuel L. Jackson ve Colin Farrell'ın oynadığı SWAT ve Kurt Russell'ın başrolünde olduğu Hesaplaşma.


Hiç yorum yok: