28.11.2014

John Wick



Emekliye ayrılmış bir tetikçiyken Rus Mafyası tarafından tekrar aksiyona katılmaya zorlanan ve suçluların yer altı dünyasında efsane olan John Wick, düşmanlarının acımasızca peşine düşer.

Stil sahibi intikam ve kefaret hikayesi muhteşem bir şekilde New York’ta kurulu ve başrolünde Keanu Reeves bulunmakta.
Çok sevdiği karısının ani ölümünden sonra John Wick (Reeves), ondan son bir hediye alır, üstünde sevmeyi asla unutmamasını rica eden bir not ile Daisy isminde yavru bir av köpeği.

Fakat John’un yası, 1969 model Boss Mustang’i sadisttik Iosef Tarasov’un (Alfie Allen) dikkatini çekince bölünür.

John arabasını satmayı reddedince, Iosef ve adamları evine girerler ve arabasını çalarlar.
Bu sırada John’u bilincini kaybede kadar döverler ve Daisy’i öldürürler.

Bilmeden yer altı dünyasının en acımasız suikastçılarından birini tekrar uyandırdılar.


John arabasını ararken New York’un daha önce hiçbir turistin görmediği bölgelerine gidiyor.
Gerçeküstü, çok gizli suçlu komitesine, bir zamanlar John Wick’in üyesi olduğu en kötü adamların olduğu yere gidiyor.
Arabasını çalanın eski bir iş arkadaşı olan acımasız Rus suç patronu Viggo Tarasov’un (Michael Nyqvist) oğlu olduğunu öğrenince John dikkatini intikam almaya çevirir.
Viggo, efsanevi tetikçinin oğlunun peşinde olduğu herkese yayılınca John’u öldürene cömert bir hediye vereceğini açıklar.
Peşinde hakiki bir ordu ile John bir kez daha yer altı dünyasının korktuğu merhametsiz bir ölüm makinasına dönüşür.
Viggo ve askerlerine karşı sonları olabilecek bir savaş başlatır.


John Wick’in başrollerinde Keanu Reeves (the Matrix trilogy, Speed), Michael Nyqvist (Mission Impossible: Ghost Protocol, The Girl with the Dragon Tattoo), Alfie Allen (“Game of Thrones,”Plastic), Adrianne Palicki (G.I. Joe: Retaliation, Red Dawn), Bridget Moynahan (“Blue Bloods,”Coyote Ugly), Dean Winters (“Rescue Me,” “30 Rock”), Lance Reddick (The Guest, “Fringe”),Toby Leonard Moore (“Underbelly”), Ian McShane (Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides, “Deadwood”), John Leguizamo (Ice Age, Moulin Rouge, Romeo + Juliet) ve Willem Dafoe (A Most Wanted Man, The Grand Budapest Hotel) bulunmakta.

Film, Chad Stahelski tarafın yönetildi ve Derek Kolstad tarafından yazıldı.
Yapımcıları ise Basil Iwanyk, p.g.a., David Leitch, p.g.a., Eva Longoria, and Michael Witherill.



YAPIM HAKKINDA

Yapımcı Basil Iwanyk, Derek Kolstad’ın senaryosunu ilk okuduğunda çelişkilere düştü ve ana karakter hakkındaki zorluklara yoğunlaştı; çok normal gözüken bir adam olağanüstü bir sırra sahip.

Iwank şöyle anlatıyor, “Senaryonun tonu aksiyon dolu ve oldukça eğlenceli. Çok net bir duygu sırası var ve bu aksiyon filmi için çok rahat. John Wick karısını kaybetmiş, evi yağmalanmış, arabası çalınmış ve köpeği öldürülmüş bir adamı canlandırıyor. Büyük bir aksiyon filmi için geniş bir duygusal geçmiş barındırıyor. Herkesin başına gelebilecek bir şey. Bana göre aksiyon türünün tüm mantığı olağanüstü bir stille basit ve erişilebilir bir ortam yaratmak. Biz de bu filmde bunu yaptık.”

Kolstad en sevdiği klasiklerden ilham almış: “Küçükken oldukça çok film izledim.
Favorilerim intikam temalı filmlerdi. Problemli kahramanları olan filmlere bayılıyorum. Bu yüzden en kötü adam sonunda doğru yolu bulursa ne oluru merak ettim ve buna yöneldim. En küçük parçasına kadar iyi olabilir mi? İyiliğe yönelme nedeni ortadan kalkarsa ne olur? Cehennemin kapıları ona açılır mı?” diye açıklıyor.


John Wick’in olağanüstü hikâyesi başladığında en karanlık dünyadan ayrılmayı başaran elit ve profesyonel katil tekrardan karanlık dünyaya çekilir.
Reeve’in yarışılmayacak aksiyon serileri Matrix, Spped ve Point Break ona ikonik bir statü sağladı.
Fakat uzun zamandır bu tarz bir aksiyon filmine dahil olmayan film izleyicilerin aklına “Acaba bu tarz filmleri bıraktı mı?” sorusunu getiriyordu.
Reeves John Wick, filmine dahil olduğu andan itibaren hikâyeyi tam oturtmak için yazarlarla yakın çalıştı: “Basil ve Peter Lawson of Thunder Road senaryoyu bana ilettiğinde ilk olarak muhteşem bir işbirliği yapılabileceğini düşündüm. Hepimiz bu projede büyük bir potansiyel olduğuna dair hem fikirdik. Ben role bayıldım ama tüm hikayeyi bilmek istiyorsun. Hayata geçireceğiniz her bir parçayı.” diye açıklıyor.

Kolstad Reeves ile çalışırken hiç ünlü kaprisi çekmediğini belirtiyor: “Keanu hakkında en bayıldığım şey çok normal olması, geri yaslanıyor. Oldukça zeki ve çok çalışkan. Diğer karakterleri geliştirirken onun canlandırdığı karakter üstünde çalıştığımız kadar zaman harcadık. Konunun gelişiminin güçlü olmasının en küçük detaylarda olduğunu biliyor.”


Reeves aksiyon sahnelerinin harika olacağına zaten eminmiş: “Chad‟in materyal ve film ve bunu hayata nasıl geçireceğini hakkında konuştuğunu duyduğumda bunun devrimsel olduğunu düşünündüm. O ve Dave her karakterin unutulmaz olmasını sağlamakla ilgileniyorlardı. Filmin teması üstüne kafa yoruyorlardı, çifte hayat, olağanüstü bir hayat. Filmi ilk günden itibaren yakından takip ettiler ve her parçasındaki duyguyu ortaya çıkarmaya çalıştılar.”

Reeves’e göre film yapımı takımı olarak Stahelski ve Leitch John Wick için ideallerdi: “Chad ve Dave türlerinde uzmanlar. Diyaloglar katı ama aynı zamanda esprili. İnanılmaz şekilde imgelenmiş ve onlarla bağdaştırılmış bir çerçeve var. Bence çok heyecan vericiydi ve tüm bu etkilenmeleri görmek ve deneyimlemek ve tüm işin bir araya geldiğini görmek.”

Reeves Stahelski’nin koreograf olarak gücünün her zaman güçlü olduğunu söylüyor: “O her zaman aksiyona hikayesel olarak bakıyor. Koreografiyi nasıl hikaye düzenine getireceğini ve onu canlandırmayı biliyor. Kamera ve yapım işlerinde çok deneyimliler. Şu an Dave‟in ve onun bu işi yapmaları gerektiği çok net.”

Stahelski ve Reeves daha önce birçok kez çalışmış olsalar da bu en yakın çalıştıkları proje: “Keanu çok sahiplenici. Tanıdığım en çalışkan insanlardan biri. Herkesin işini biliyor. Kamera çalıştırabilir, çekim yapabilir, kurgu yapabilir ve senaryo, karakter yazabilir, yönetmenlik yapabilir. Tabii ki oyunculuk da yapabiliyor. Sete her zaman ilk gelen oluyor ve en son çıkan.”



BOOGIE MEN’İ ÖLDÜRMEK İÇİN ADAM GÖNDERDİLER

Yoğun, karizmatik ve onurla birbirlerine bağlı, birçok öldürme tekniği bilen ve tamamen pişmanlık barındırmayan ve amansız tetikçi John Wick.
Film yapımcıları kendilerine bu tarz bir adam izleyicinin sempatisini kazanabilecek mi diye sormadılar mı?
Stahelski “Karakter kesinlikle katı. Onu tanıtmaktansa art arda kayıplar yaşamasına odaklandık. Keanu canlandırdığı her karaktere duygusal bir yön getiriyor. Hiç bir zaman sadece sert olan birini canlandırmıyor. John ise birçok duygu yaşıyor: depresyon, kızgınlık, acı ve umut. En son olarak da kızgınlığının en son noktasına ulaşıyor. Hala insani yönüne bağlı kalıyor.”

Kolstad’ın senaryoda açık bıraktığı yerler Reeves’e John’un nasıl biri olması gerektiği konusunda yardımcı olmuş: “Derek‟in üslubunda güzellik olduğu kadar keskinlik de bulunuyor. Senaryo kader ile uğraşıyor ve hepimizde bulunan bizi zorlayan karanlık tarafımızla. Yaşamak istediğimiz hayatı ve aslında yaşadığımız hayatı anlatıyor.”


Viggo’yu, John’un eski bir iş arkadaşı ve şu anki rakibi, canlandırmak için film yapımcıları tipik Rus Mafyası tiplemelerini yok etmek istedi. Geniş bir grubu incelediler ve sonunda Michael Nyqvist’da, The Girl with the Dragon Tattoo serisinin İsveçli yıldızında karar kıldılar.
Stahelski şöyle açıklıyor: “Bu rolün kastı için birçok kişiyle görüştük. Ama Michael çok garip ve ilginç bir yön getirdi. Çok farklı bir açıdan baktı. Bu garipliği Keanu'nun metaneti ile çok iyi uyum sağladı.

Nyqvist’in çok basit bir yönlendirme yaptı.
Viggo filmdeki kötü adam olduğunu bilmiyor.
Viggo aslında merhametsizce karşısındaki rekabeti ortadan kaldıran vahşi bir psikopat. Tüm suç dünyasını kendi çatısı altında toplamış.
Kiev’de bir sokak serserisiyken zincirde yukarı çıkmanın yolunu bulmuş.
Çok uzun zaman önce John Wick, Viggo’dan Helen ile evlenmek için izin istemiş. Viggo tek bir şart koymuş; tamamlanması imkansız bir görevi yaparsa.
Ve John bu görevi başarıyla yapmış.


Yönetmen ve yapımcı Viggo’ya imzası olan bir dövüş şekli vermişler, acımasız Rus savaş taktiklerine dayanan Sambo. Nyqvist “Dublörlük çalışmalarına yaşadığım yer, Stockholm‟de başladım. New York'a geldiğimde bir dublör grubuyla tanıştım. Onlarda beni etkileyen karakteri ortaya çıkarmak için çok uğraşmaları oldu.” diye belirtiyor.
Dafoe senaryonun sadeliğinden oldukça etkilenmiş: “Hikaye çoğunlukla aksiyon ile ifade edilmiş. Bu Chad ve David‟in hikayesini çok iyi işliyor. Onlar en büyük aksiyon filmlerinin birçoğu ile çalıştılar ve son 20 yıldaki olağanüstü projelere dahil oldular. İşlerini büyük hevesle, tazelikle ve azimle yapıyorlar. Bu da çok çekici. Onları özel hissettiren projelere dahil olmak istiyorum. Böyle bir grubun bir araya gelip New York‟ta karakter bazlı bir aksiyon filmi yapması daha önce hiç deneyimlemediğim bir şeydi.”

Reeves ile çalışmak Dafoe için ayrı bir artıymış: “Keanue‟nun işlerini her zaman sevdim. Aksiyon filminde ise ayrıca bir etkileniyorum çünkü bir yumuşaklığı ve suskunluğu oluyor. Senaryoyu okuduğumda aklımda o vardı. Marcus karakterini canlandırarak onu desteklemek istedim.”

Marcus John’un bir arkadaşa yakın sahip olduğu tek kişi ama onun dünyasında bu bir anlam ifade etmiyor.
Dafoe, “Marcus yüksek seviyeli bir suikastçı. John‟un ve onun bir geçmişi olduğu kesin ve John için mentor gibi biri olduğu. Onlar arkadaş ama çok karanlık bir dünyada edinilmiş bir arkadaşlık, Joh‟un terk ettiği bir dünyanın. Bu yüzden John‟a dikkatli yaklaşıyor. Onun eski dünyasına dönmesini istemiyor.”


Dafoe yaşlı adamın, John’un bulduğu şeye biraz imrene bileceğinin imasını veriyor:
“Marcus‟un yaşamak için yaptığı iş çok iyi bir şey değil. Pragmatik ve kaderci gözüküyor. Büyük ihtimalle kariyerinin sonunda ve kafası karışık. Çok kötü şeyler yaptığını biliyor ama bu onun işi. Çok kirli bir dünyaya ait olsa da belli bir gurura sahip ve tüm karakterler bu şekilde.”

McShane canlandırdığı karakter Winston için: “Canlandırdığım karakterin yapabilecekleri ilgimi çekti. Winston gizemli ve esrarengiz biri.”

Wick, Viggo’nun oğlunun peşine düşünce olaylar kızışır ve Viggo Wick’i yakalayana ödül vereceğini tüm üst düzey tetikçilere duyurur.
Ms. Perkins bunlardan biri. Aslında bu rol ilk olarak bir erkek için yazılmış fakat son anda bayan bir karaktere çevrilmiş.
Yapımcı bunun için: “Sadece filme daha çok kadın katma amaçlı yapılmadı. Otantik bir kadın karakteri yaratmak istedik.” diye açıklıyor.


Yapımcılar rol için Adrianne Palicki’yi uygun gördüler.
Kendisi daha önce G.I. Joe: Retaliation ve the Elektra Luxx franchise için güzel ve sert kadını canlandırdı.
Palicki rolü için: “Ms. Perkins filmdeki en sert karakter olabilir. Bir suikastçı ve John Wick‟i öldürmek üzere bir anlaşma var ortada. Birbirlerini tanıyorlar ve belki bir noktada beraber çalışmış bile olabilirler. Ama onu öldürmeye hazır. Onun beyni bu şekilde çalışıyor. Yapması gereken her şeyi yapabilir.”

Oyuncunun en ilgi çeken özelliği, Reeves ile çalışmış olması dahil, aksiyon sahnelerini kendi çekmiş olması: “Başrolü Keanu‟nun oynuyor olması beni havalara uçurdu. Onun için yazılmış olabilir. Ve aksiyon sahnelerini kendim yapıyor olmama bayıldım. Chad, Keanu ile karşılıklı dövüş sahnelerini benim yapacağımdan emin oldu. Aylarca çalıştım. Onu öldürmek için kullandığı tekniği, jiujitsu, öğrendim. Çok acılıydı ama çok şey öğrendim.”

Palicki seyircinin arkasına yaslanıp sadece filmin tadını çıkaracağını umuyor: “Çok eğlenceli. Hep bir sonra ne olacağını merak edecekler. En önemlisi John Wick‟in tarafını tutacaklar.”

Joh Wick’in ait olduğu yer altı dünyasının küçük kabadayılarından Iosef, Alfie Allen tarafından canlandırılıyor.
Oyuncu “Game of Thrones” dizisi ile tanındı ve Kolstad’ın dikkatini çekti.
Yazar şu şekilde hatırlıyor: “İlk kast ve ekip yemeğinde Alfie ile konuşuyordum ve birden dondu ve şöyle dedi, "Aman Tanrım! Willem Dafoe.‟  O hem bir aktör hem de bir hayran.”

Stahelski’ye göre Reeves tüm kastı bir araya getirmeyi kendine görev edinmiş: “O herkesi düşünüyor. Keanu diğer oyuncuları kanatları altına alıyor. Birlikte sahnesi olsun ya da olmasın yeni biri geldiğinde yanına gidip onu rahatlatıyor.
Birinin kapısını çalıyor ve "Merhaba ben Keanu Reeves. John Wick‟in setine hoş geldin. Senin için yapabileceğim bir şey var mı?‟ diyor.”



SÜRGÜNDEYKEN

John Wick, New York’ta ve Rockland County yakınlarında çekildi ve birçok ikonik mekanı barındırıyor.
Yapımcılar film için iki ayrı dünya yarattılar. Biri çok kişisel, şehir dışında, Helen ile hayatlarını barındırıyor.
Diğeri ise şehirde ve tehlikeli. John Wick için ayrı bir dünya yaratıldı ve en ince ayrıntısına kadar düşünüldü.
Suikastçıları bir arada toplayan kurumda geçen özel bir para bile yaratıldı.
Leitch şöyle ifade ediyor: “Herkes takım elbiseli ve çok şıktı.”

Öyle bir dünya ki içine girebilmek için sabır ve zekâya sahip olmalısınız: “Nerede olduğunuzun bir önemi yok. Her yerden farklı kurallara sahip.”
Yer altı dünyasının katı formaliteleri Reeves’e çekici gelmiş: “Herkes çok kültürlüydü. Altın paralar ile çalışıyoruz. Ian McShane'in karakteri Winston, tüm suikastçıları rahatlamak için gittikleri Continental Hotel‟i yönetiyor.
Güvenli ev gibi bir yer. Çok şık ve zevkli bir güvenli ev. Yaratılan tüm bu dünya romantik ve medeni.”

Bir suikastçıyı canlandırmak Reeves için büyük bir alet kutusuna erişim gibiydi: “Silahlar bakımından birçok gerçek silahla ve tüfekle çalışma fırsatım oldu. Aksiyon sahneleri gerçekten çok hırslıydı. Chad kısa çekimler yerine daha uzun sahne düzenleri yarattı. Bir arabayı kaydırıp drift yaptım.”

Reeves şöyle ekliyor: “New York yer altı dünyasının önemli bir parçasıydı. Şehirde gotik, gizemli ve güzel olan bir şeyler var.”



KAST HAKKINDA

KEANU REEVES (John Wick)
Hollywood’un en çok aranan başrollerinden biri.
Çalışmaları birçok blockbuster’ı içeriyor; Speed, the Matrix trilogy ,Bill & Ted‟s Excellent Adventure, My Own Private Idaho.

Reeves’in yakın zamanda dahil olduğu filmler 47 Ronin, Henry's Crime, yapımcılığını da yaptığı The Private Lives of Pippa Lee, The Day the Earth Stood Still, Street Kings, The Lake House, A Scanner Darkly, Constantine, Something's Gotta Give, Man of Tai Chi, Knock, Knock ve on The Whole Truth.

Aktörün daha önceki kredisine dahil olduğu filmler ise şu şekilde: The Gift, Point Break, Hardball, Generation Um, Thumbsucker, Sweet November, The Replacements, A Walk in the Clouds, Little Buddha, Much Ado about Nothing, Bram Stoker‟s Dracula, Johnny Mnemonic, Chain Reaction ve Feeling Minnesota.

Toronto’da yetişmiş olan Reeves Los Angeles’a gelmeden önce televizyonda ve birçok lokal tiyatroda yer aldı.
Tanındığı ilk film Tim Hunter’ın River‟s Edge filmi oldu.


MICHAEL NYQVIST (Viggo Tarasov)
Şu an Dominic Monaghan ile karşılıklı 100 Code filmi için çalışıyor.
Michael en yakın zamanda tiyatroda Jason Bateman, Hope Davis, Andrea Riseborough ve Alexander Skarsgård ile birlikte Disconnect’te karşımıza çıktı.

Michael’ın en çok bilindiği film ise The Girl With The Dragon Tattoo, The Girl Who Played With Fire, ve The Girl Who Kicked The Hornet‟s Nest serisi.

ALFIE ALLEN (Iosef Tarasov)
Uluslararası olarak ilgiyi Game of Throne dizisi ile 2011’de çekti.
Daha sonra ise SoulBoy, The Kid, Freestyle ve Powder ile çalışmaya devam etti.
Allen’ın ilk performansı 1998’deki komedi filmi You Are Here ile oldu.
Daha sonra ise Elizabeth, Agent Cody Banks 2: Destination London, Atonement filmlerinde rol aldı.



ADRIANNE PALICKI (Ms. Perkins)
En çok, övgü toplayan “Friday Night Lights” dizisi ile bilinmekte.
Palicki yakın zamanda G.I. Joe: Retaliation ve Coffee Town ile karşımıza çıktı. Kendisi 2010’da Legion filmi ile kariyerine başladı. Daha sonra Women in Trouble, Elektra Luxx filmlerinde rol aldı.
Televizyonda ise “Lost in Space,” “North Shore,” “South Beach”, “CSI” “Smallville” ve “Supernatural” dizilerinde rol aldı.

BRIDGET MOYNAHAN (Helen)
Yeteneğini ve güzelliğini birleştirdi ve Hollywood’ın büyük filmlerinde kendine yer buldu.
Şu an için “Blue Bloods” dizisinde rol almakta.
Beyazperdeye ise Battle: Los Angeles, ve Small Time filmleri ile başladı.
Rol aldığı diğer filmler ise; Lord of War I, Robot, The Recrui, The Sum of All Fears, Ramona and Beezus, In the Weeds, Serendipity, Unknown, Prey, Noise ve Gray Matters.

DEAN WINTERS (Avi)
İlk çıkışını HBO’nun “Oz” dizisi ile yaptı. “30 Rock” dizisinde ise
Tina Fey’in sevgilisi rolündeydi.
Daha sonra “Rescue Me”de karşımıza çıktı.
Rol aldığı diğer projeler “The Sarah Connor Chronicles”,“Life on Mars”, “Sex and the City,” “Law & Order: SVU,” “CSI: Miami” and “NYPD Blue”, P. S. I Love You, Winter of Frozen Dreams.


LANCE REDDICK (Hotel Manager/Charon)
Unutulmayacak rolünü “The Wire” dizisi ile yakaladı. Daha önce ise “American Horror Story: Coven”, “Intelligence” “The Blacklist” ve "Bosch"da yer aldı.
Reddick, yoğun programının tadını çıkarıyor. Rol aldığı filmler The Guest, Search Party, Faults.
Daha önce ise White House Down, Won‟t Back Down, Old Boy, Jonah Hex, Tennessee, I Dreamed of Africa, The Siege ve Bad City filmlerinde rol aldı.
HBO dizisi “Fringe”, “It’s Always Sunny in Philadelphia”, “Toys R Me”, “Wilfred’de rol
aldı.

TOBY LEONARD MOORE (Victor)
Birçok filmde ve televizyon projesinde karşımıza çıktı; “Blue Bloods,” “Dollhouse,” “Banshee,” “White Collar”, The Pacific” ve “Half the Perfect World”.


IAN McSHANE (Winston)
Ödüllü oyuncu izleyicinin ilgisini canlandırdığı kötü adam ve hırsız rolleri ile çekti. Sesi ile beğenilen McShane birçok farklı rolde karşımıza çıktı. Yakın zamanda Hercules, El Niño, Cuban Fury, Jack the Giant Slayer, Snow White and the Huntsman, Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides, Sexy Beast, 44 Inch Chest, Scoop, The Last of Sheila, Villain, Pussycat, Pussycat, I Love You gibi projelerde rol aldı.
Aynı zamanda seslendirmeler yapan oyuncunun bazı filmleri şu şekilde The Sorcerer‟s Apprentice, Kung Fu Panda, The Golden Compass ve Shrek the Third.


JOHN LEGUIZAMO (Aurelio)
Emmy ödüllü oyuncu farklı roller ile karşımıza çıkıyor.
Limitsiz enerjisi ve yaratıcılığı ile filmlerde, tiyatroda, televizyonda ve edebiyatta yer alıyor.
En son olarak Ride Along projesinde yer aldı.
Diğer filmleri ise; Cymbeline, Stealing Cars, The Counselor, Walking with Dinosaurs, Fugly!, Televizyonda ise; “Ghetto Klown,” “Mambo Mouth,” “Spic-O-Rama,” “Freak” ve “Sexaholix…a Love Story”da yer aldı.
Bunlara ek olarak; Kick-Ass 2, Vanishing on 7th Street, The Lincoln Lawyer, the Ice Age franchise, Love in the Time of Cholera, The Happening, Righteous Kill, The Babysitters, The Take, Where God Left His Shoes, Miracle at St. Anna, Land of the Dead, Assault on Precinct 13, Sueño, Spun, Summer of Sam, Spawn, William Shakespeare‟s Romeo + Juliet, Dr. Dolittle, Carlito‟s Way ve Casualties of War filmlerinde rol aldı.


WILLEM DAFOE (Marcus)
Jenerasyonunun en iyi oyuncularından biri. Akademi ödüllerine iki kez adaylık kazandı ve bir kez de Altın Küre’de. Yakın zamanda Dafoe Grand Budapest Hotel, The Fault in Our Stars, A Most Wanted Man, Nymphomaniac, Out of the Furnace ve Bad Country ile karşımıza çıktı.

İlk olarak 1979’da Heaven‟s Gate’te küçük rolle başladı fakat sonra kovuldu.
Kısa süre sonra The Loveless’da rol aldı. Diğer 80 filminden bazıları ise John Carter of Mars, Spider-Man, The English Patient, Finding Nemo, Once Upon a Time in Mexico, Clear and Present Danger, White Sands, Mississippi Burning, Streets of Fire and American Dreamz. The Clearing, Animal Factory, Boondock Saints, American Psycho The Dust of Time, Pavilion of Women, Edges of the Lord, Faraway, So Close, segment of Paris Je t’aime, Tom & Viv, Farewell, Mr. Bean’s Holiday, Daybreakers ve The Hunter.





Filmin mmknmrtb notu :: 2.5 / 5


Hiç yorum yok: