24.11.2014

Karışık Kaset :: Bazı Aşklar Eskimez



Karışık Kaset, bir ilk aşk hikâyesi.
13 yaşında çekingen bir çocuk olan Ulaş (Ulaşcan Kutlu), aynı yaştaki mahalleden arkadaşı İrem’e (Aslıhan Kapanşahin) deliler gibi aşıktır.

Müzik sevdalısı bir babanın (Bülent Emin Yarar), müzik sevdalısı oğlu olan Ulaş, babasının  tavsiyesine uyarak, İrem’e olan aşkını bir karışık kaset yaparak ilan etmeye karar verir.
Ama bu ilan-ı aşk, anca 10 yıl sonra gerçekleşecektir. 

Ulaş (Sarp Apak), hayatına müzik yazarı olarak devam etmeye çalıştığı bir zamanda İrem’le (Özge Özpirinçci) tekrar karşılaşınca, hayatındaki eksikliğin tamamlandığını hisseder. 

Unutulmaz pop müzik şarkılarının eşliğinde başlayan tutkulu aşk, yine o şarkılar sayesinde yeniden ateşlenecektir. 

1990'da başlayıp 20 yıl boyunca çeşitli anlarına tanık olduğumuz bu aşk hikayesinde, sürekli karşılaşan, hayatları sürekli değişmesine rağmen birbirlerini bir türlü akıllarından atamayan Ulaş ve İrem’le birlikte kendi hayatlarımızın nasıl değiştiğini de görüyoruz.


Sana Karışık Kasetler Yaptım Aşk Şarkılarından

Evet.. Karışık Kaset, bir ilk aşk hikâyesi..
Ama, etkisi on yılları aşarak süregelen, aradan geçen zamanın sönümlendirici etkisinin, müstakbel ilk karşılaşmada ortadan kayboluverdiği, ilginç bir aşkın hikâyesi..


Ulaş'ın babası -sağolsun- hafiften bencil, fazlasıyla da rahatına düşkün bir adamdır..
Karısıyla ilgilenerek, onunla bir şeyleri paylaşarak değil de, evinde tek başına meşgul olabileceği bir hobiyle mutlu olan; gerçekte sormasa da, "Ben şimdi, neden evliyim, neden babayım ki?" sorusunu, illaki kendine sorması gereken, yani, şu hayatta asla evlenilmemesi gereken erkek cinsinin, 'ideal' bir örneğidir..  


İçe dönük ve iflah olmaz bir romantik olarak (kendimi tarif ediyorum sanki!), Ulaş'ın da -yaklaşık olarak- babasına benzer bir defoyla sakatlanmış olduğunu söyleyebiliriz.. (evet evet, kesin bu benim!)

Lâkin o her şeyden önce aşıktır..
İlk aşkını, son ve ebedi aşkıymış gibi tutkuyla sahiplenen; ama özgüven eksikliğiyle malül bünyesi tarafından, binbir çeşit şüpheyle doldurulan beyninin, bizzat kendisine oynadığı oyunlarla da bir türlü mutlu sona erişemeyen bir aşık..


Yalnız bu aşkın değişik de bir durumu var; romanlarda ya da filmlerdeki, o neredeyse 'ölümüne' özellikli aşklara hiç benzemeyen bir durum bu..
'Kendini kaderin rüzgârına bırak' mealindeki bir mottoyu işaret eden öyküde, pasif bir bekleyişe geçilir; adeta, o mucizevi anın 'yeniden' yaşanması beklenir..
O gün geldiğinde, sanki buzdolabına kapatılarak korumaya alınmış o 'kadim aşk', buzlarını çözecek ve eski hararetine yeniden kavuşacaktır..


Bu tuhaf -daha doğrusu- alışılmamış durum, filmin bir eksiği midir?.
Sanmıyorum..
'Yapılamamış, becerilememiş' anlamında bir eksik olamaz bu; çünkü, bildiğimiz anlamda bir aşkı anlatmaktan kolay ne var ki..
Mesela, hemen her hafta birkaçıyla karşılaştığımız, romantik esanslı filmlerde hep yapılan bu değil mi zaten..


Belli ki bu bir tercih.. hem de riskli bir tercih..
Bu durum beni hiç rahatsız etmedi aslında, hatta daha gerçek, daha doğalmış gibi de geldi ve değişik bir tat aldım, sevdim yani..
Lâkin, hemen akla geldiği gibi, bu 'bir yazar hinliği olarak' görülüp değerlendirilebilir ve haklı olarak da olumsuz eleştirilebilir; ki bu da işte işin katlanılması gereken riski..


Bu öyküyü gerçek kılabilmek için, bu riski göze almak şart..
Yoksa bir aşk, hem de yirmi yıl boyunca başka türlü nasıl ayakta kalabilir ki?.
Bir erkek, başka nasıl olur da sevdiği bir kıza, yirmi yıl boyunca karışık kasetler, karışık CD'ler ve karışık USB bellekler hazırlayabilir ki?.



Ben Sana Mecburum ve Sen Bunu Biliyorsun

Uygar Şirin'in aynı adlı romanından uyarlanan, yönetmenliğini Tunç Şahin'in yaptığı Karışık Kaset'in, 'Hiçbir şey, hiçbir duygu yok olmaz. Her şey zamanını bekler.' mottosu, aynı zamanda hem ana fikir, hem de senaryonun ana izleği görevini, başarıyla yerine getiriyor..


Sinemada, seyircinin duygularını istismar etmekten hoşlanan -daha doğrusu- bundan nasiplenmeyi plânlayan türlerin başında, romantik filmlerin geldiğini biliyoruz..
Buna hiç yeltenmeyen nadir yerli yapım romanslardan biri olarak Karışık Kaset, mevcut duygusallığını -tıpkı kahramanları gibi- daha çok içinde yaşayan ve bunu bizimle mümkün olduğu kadar da kararında paylaşan bir film..
Üstelik, başarıyla duyumsattığı o 'sinema hissi'ni, baştan sona koruyarak..


Sarp Apak, belki de hayatının en kapsamlı rolünü üstlenirken, gayet iyi bir performans gösteriyor..
Keza Özge Özpirinççi de aynı şekilde ona ayak uyduruyor..

Zaten filmin önemli bir başarısı da -çocuk oyuncular da dahil- kötü performans gösteren bir kişiye dahi rastlanmaması..
Bu hususu överken de aslan payını, ilk uzun metrajını çeken yönetmen Tunç Şahin'e ayırmayı, tabii ki ihmâl etmemeliyiz..


Son tahlilde filmin, 'Ayrıl, nereye gidersen git, ne yaparsan yap fark etmez; zamanı geldiğinde yine onunla karşılaşacaksın ve..' mealindeki tezi, umut verici, doğal olarak da insanı rahatlatıcı bir şey..
Bu önkabulun gerçeklik payı pek fazla olmasa da, bencileyin romantik ve hassas bünyelere gayet iyi gelebilecek bir tarafı olduğu da kesin..




Karışık Kaset

Yönetmen: Tunç Şahin
Senaryo: Mert H. Atalay, Tunç Sahin, Uygar Şirin (Roman)
Oyuncular: Sarp Apak, Özge Özpirinçci, Bülent Emin Yarar, Sevinç Erbulak, Ulaşcan Kutlu, Aslıhan Kapanşahin
Yapım: 2014, Türkiye

   3.5 / 5


Hiç yorum yok: