28.12.2014

İşte Benim Zeki Müren :: Dertli Gönüllere Giren



Kendisiyle -hemen hemen- aynı yaşta olmamıza, aynı yılların aynı yağmurlarında yıkanıp aynı ülke politikacılarının aynı boklu çamurlarına bulanmamıza rağmen, haza bir 'Rocker' genç olarak ne Zeki Müren, ne de onun icra ettiği Türk sanat musikisi ilgi alanıma girmiştir..

Ama bunun ne önemi var ki; önceleri evdeki radyodan, daha sonra televizyondan, sokaktaki plâkçı dükkanından, minibüsteki kasetçalardan üzerimize boca edilenlerden kaçabilmek ne kadar mümkün ki allasen..

Zaten insan sonradan farkına varıyor ki bir zamanlar kendisinden kaçtığını, asla dinlemediğini, ilgilenmediğini falan zannettiğin o müzik ve icracıları, senin hayat albümünde çoktan yerlerini almışlar, en fazla bir adımlık uzaklıkta durarak, senin de onlara katılacağın günü bekliyorlar..


Rock, Blues ve Jazz'tan ibaret favori müzik türlerim hâlâ hiç değişmemiş olsa da, mesafeli olduğum, ama belleğimde bi şekilde iz bırakmış hemen her şeyle çoktan barışmış biri olarak, müzik konusunda da o gençlik katılığından eser kalmadı tabii..


İşte bu gerçek, Galatasaray'da konumlanmış Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki İşte Benim Zeki Müren sergisinden etkilenmemin sebeplerinden biri olmalı..

Tabii bu etkilenmeyi sadece Zeki Müren'le ya da sergi ortamındaki ziyaretçiye her an eşlik eden şarkılarıyla açıklamak da doğru olmaz..
En başta da belirttiğim gibi, öyle ya da böyle yaşanılmış ortak bir tarihin doğurduğu hissiyatın rolü, burada çok önemli olsa gerek..


Sanatçının gayet ayrıntılı yaşam öyküsüyle birlikte, yakın dönem bir Türkiye tarihi panoraması da sunan bu sergiyi, %90'ını -her yaştan- kadınların oluşturduğu bir kalabalıkla dolaşırken, konuya gayet uygun olarak, 'farklı' bir sergi ziyaret deneyimi yaşadığımı; hatta bi ara, tamamen özümden kaynaklanan bir zamanda yolculuk hadisesine maruz kalarak, gerçeklikten kopar gibi olduğumu dahi söyleyebilirim..


Gösterilen yoğun ilgi sebebiyle 15 Ocak 2015'e kadar uzatılan sergiyi gezerken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız..
Hatta o gün işiniz, aceleniz yoksa ve serginin hakkını vermeye gerçekten kararlıysanız, ziyaretinizin sonunda geçen süreye inanamayacaksınız..

Sonuçta bu serginin, şimdiki gençlerin önemli bir kesimini  pek ilgilendirmeyeceğini; lâkin, Müren'li yıllara herhangi bir yerinden dahil olmuş bencileyin eski gençleri, kesinlikle alâkadar edeceğini düşünüyor ve hararetle tavsiye ediyorum..



Sergi tanıtım notundan:

Bursa’da 1933 yılında doğan Zeki Müren, yokluk içerisinde geçen çocukluğundan 1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ seçilmesine kadarki süreçte, müzik, sinema ve şarkı sözleriyle sanata büyük katkılarda bulundu. 
Zeki Müren’in yaşamına dair bugüne dek hiç görülmemiş fotoğraflar ve yaşamından önemli notların yer aldığı ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açıldı.



İşte Benim Zeki Müren sergisi, Zeki Müren’in 18 yıldır Türk Eğitim Vakfı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı arşivinde bulunan fotoğraflarını ve özel eşyalarını gün yüzüne çıkarıyor. 
Sanatçının, sağlığında ancak bir bölümünü düzenleyebildiği, diğer bir bölümü tarihsiz, açıklamasız halde duran, kimisi daha dün çekilmiş gibi canlı, kimisi yılların yorgunluğuna yenik düşmüş on bine yakın fotoğrafı, desenleri, kostümleri, plakları, şiirleri, notları ve arşiv görüntüleri, kısacası dolu dolu geçmiş bir yaşamdan arda kalan belgeleri bir araya getiriyor.



Bu değerli serginin hazırlanmasında Zeki Müren’in önce tüm mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’nın sağladıkları katkının altını çizen Yapı Kredi Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Pazarlama ve Ürün Yönetimi Direktörü İmre Tüylü, “Sanata büyük önem veren Yapı Kredi Private Banking olarak, sanat projelerinin hayata geçirilmesine destek olmaya devam ediyoruz. Ziyaretçiler bu sergi ile hepimizin hayatında büyük yer edinmiş, Türk müziğinin efsaneleşmiş yıldızı ‘Sanat Güneşi’mizin sıra dışı hayatını adeta içindeymişçesine yaşayacak” dedi.



Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen ise “Sergi için seçilen kareler, Müren’in sahne ve sinema çalışmalarına tanıklık ettiği kadar, çocukluğundan başlayarak gündelik hayatına da bir pencere açıyor. 1950’lerden 1980’li yıllara uzanan zaman diliminde, hayatını milyonların gözü önünde, objektiflerin karşısında geçirmiş bu sıradışı yıldızın, popüler kültür tarihimizde kapladığı özel yeri düşünmek ve hatırlamak için bu sergi bulunmaz bir fırsat sunuyor. Hayranları, Sanat Güneşi’mizin hayatındaki ilk fotoğrafından, annesi ile birbirlerine gönderdikleri duygusal mektuplara, ajandalarına aldığı notlarından, lise çağındaki anılarına ve şiirlerine kadar birçok farklı doküman eşliğinde onu tanıma fırsatı yakalayacaklar” şeklinde konuştu.




Hiç yorum yok: