14.12.2014

Ouija / Ölüm Alfabesi




Ölüm Alfabesi’nde (Ouija) bir grup arkadaş, antik bir ruh çağırma tahtasının güçlerini uyandırdığında, en dehşet verici korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır. 

Yapımcılığını Platinum Dunes ortaklarından Michael Bay, Andrew Form ve Brad Fuller'ın (Arınma Gecesi, Teksas Katliamı, 13. Cuma), Blumhouse Productions'dan Jason Blum (Paranormal Activity ve Ruhlar Bölgesi serileri, Arınma Gecesi), Bennett Schneir (Battleship) ve Hasbro ile birlikte üstlendiği doğaüstü gerilimin yönetmen koltuğunda Stiles White oturuyor. 
Senaryo ise Juliet Snowden ve Stiles White’a ait.

Hemen anladığınız üzre, Amerikalı bebeleri ve bunalımlı ergenleri, "Vay be!. söylendiği gibi bu sadece bir oyun değil, ruhlarla teması gerçekleştiren, biraz korkutucu olsa da heyecanı ve eğlencesi bol bir zamazingoymuş meğer bu tahta." dedirterek, oyuncakçı Hasbro'ya koşturması umuduyla yapılmış bir film bu..


Zaten meraklısı ezelden de çoktu diyorlar ama, bu son kampanyayla ouija satışları n'oldu, oyuncakçı bu işten ne kadar daha para kaptı, bilmiyorum..
Yalnız gerçek olan şu ki, hiçbir özelliği ve özgünlüğü olmayan senaryosu, 'biraz ondan biraz da bundan' araklama mantığıyla halledilmiş; vasatın altında dolaşan, lâkin yine de fazla sıkılmadan izlenebilen bir korku filmi ortaya çıkmış..

- O değil de sayın yönetmen, sizin şahsınızda tüm korku filmi yetkililerine seslenmek istiyorum: Duvarlardan falan rahatça geçebilen, hatta başka dünyalardan dünyamıza kolayca süzülüveren bir ruhun ya da hayaletin, illaki kapıyı, pencereyi açarak evimize girmeyi, arada bir de onları deli gibi çarpıp aklımızı almayı tercih etmesinin; durup dururken lambaları yakıp söndürerek, set üstü aygaz ocağının en büyük gözünü yakarak, boşa enerji israf etmesinin nedeni nedir sizce, seyirciyi daha fazla korkutmak mı?.
- Tabii ki evet.. de.. demin Aygaz mı dedin sen?.
- Evet Aygaz dedim.. zoruna mı gitti?!



 Ouija / Ölüm Alfabesi

Yönetmen: Stiles White
Senaryo: Juliet Snowden, Stiles White
Oyuncular: Olivia Cooke, Daren Kagasoff, Douglas Smith, Bianca Santos, Ana Coto
Yapım: 2014, ABD, 89'





  2 / 5


Yapım Notları

Açık Fikirli Ol: Bu Yalnızca Bir Oyun Değil

Platinum Dunes ortaklarından MICHAEL BAY (Transformers serisi, Teenage Mutant Ninja Turtles, Pain & Gain), BRAD FULLER (The Purge serisi, Teenage Mutant Ninja Turtles, A Nightmare on Elm Street) ve ANDREW FORM (The Purge serisi, Teenage Mutant Ninja Turtles, The Texas Chainsaw Massacre), Blumhouse Productions’dan JASON BLUM (Paranormal Activity, The Purge, Insidious serileri) ve yapımcı BENNETT SCHNEIR (Battleship, gelecek film Jem and the Holograms)’e katılarak bir grup arkadaşın farkında olmadan öte taraftan karanlık bir güçle iletişim kurduklarında en dehşet verici korkularıyla yüzleşmelerini konu alan Ölüm Alfabesi’ni beyaz perdeye getiriyor.

Bir oyun olarak başlayan şey ancak kendilerinin durdurabileceği bir kötülüğü serbest bırakıyor.

Laine’in (OLIVIA COOKE - TV’deki Bates Motel) çocukluk arkadaşı Debbie’nin  (SHELLEY HENNIG - TV’deki Teen Wolf) ani ölümünden sonra Laine, Debbie’nin erkek arkadaşı Pete (DOUGLAS SMITH - Percy Jackson: Sea of Monsters) ile birlikte Debbie’nin odasında antika bir Ölüm Alfabesi tahtası keşfeder ve en yakın dostuna “Hoşça kal” demek için onu kullanmaya çalışır.

Meraklı genç kız sorular sormaya başlayınca ve Debbie’nin ölümündeki gizemi ortaya çıkarınca, Laine tahtanın sahibi olan ruhun kendisine DZ dediğini ve seansların sona ermesini istemediğini öğrenir.



Laine, giderek daha tuhaf şeyler olmaya başlarken küçük kız kardeşi Sarah’ı da (ANA COTO - TV’deki DISconnected) kendisiyle birlikte uçuruma sürükleyerek DZ’nin kim olduğunu ve kendilerinden ne istediğini öğrenmelerine yardım etmesini ister. 
Tehlikeli oyunlarında kardeşlere Laine’nin arkadaşı Isabelle (BIANCA SANTOS - TV’deki The Fosters) ve Laine’in erkek arkadaşı Trevor (DAREN KAGASOFF - TV’deki The Secret Life of the American Teenager)da katılır.

Beş arkadaş Debbie’nin evinin hikayesini daha derin araştırırken Debbie’nin ne ilk ne de son kurban olduğunu öğrenirler. 
Ve açtıkları kapıyı nasıl kapatacaklarını çözemezlerse onlar da kendilerini oyunla tanıştıran arkadaşlarıyla aynı kaderi paylaşacaktır.

STILES WHITE (The Possession, Knowing yazarı), White ve JULIET SNOWDEN (The Possession, Knowing)’in birlikte yazdığı doğaüstü gerilimle ilk yönetmenlik denemesini yapıyor. 
Yetenekli ekibe görüntü yönetmeni DAVID EMMERICHS (X-Men: First Class, Teenage Mutant Ninja Turtles), yapım tasarımcı BARRY ROBISON (X-Men Origins: Wolverine, Wedding Crashers), kostüm tasarımcı MARY JANE FORT (TV’deki Do No Harm, Shark) ve kurguda KEN BLACKWELL (The Cell, The Expendables) katılmış. 
Müzikler, ANTON SANKO (The Possession, gelecek film Visions)’ya ait ve Oscar ödülü adayı MIKE SMITHSON (Avatar, Thor: The Dark World) yıllardır keşfedilmeyi bekleyen karanlık ruhun özel efektler makyajını sağlamış.

Ölüm Alfabesi’nin sorumlu yapımcıları; Snowden, COUPER SAMUELSON (gelecek film The Boy Next Door), JEANETTE VOLTURNO-BRILL (The Purge) ve Hasbro’dan BRIAN GOLDNER (Transformers serisi) ile STEPHEN DAVIS (gelecek film Jem and the Holograms).





YAPIM HAKKINDA

Tarihini Ortaya Çıkar: Ölüm Alfabesi Tahtası Doğuyor

Ölüm Alfabesi oyununun tarihi oyunun tahtanın kendisi kadar gizemli...
1800’lerin ortalarında dünyadan eken ayrılan sevdikleriyle iletişim kurmak isteyenler tarafından bir takım aygıtlar kullanılıyormuş. 
1890’da insanların bilinmeyene duyduğu ilgiden ilham alan girişimci Charles Kennard, Elijah Bond ile birlikte bu “konuşan tahta”ları üretmek üzere Kennard Novelty şirketini kurmuş. 
Efsaneye göre şirketin kurucuları tahtaya kendisine ne isim vermeleri gerektiğini sormuşlar ve “O-U-I-J-A” yazmış. 
Anlamını sorduklarında “İ-Y-İ Ş-A-N-S-L-A-R” yazmış.

1900’lerin başlarında Kennard ve Bond şirketten ayrılarak, şirketin ilk çalışanlarından ve hissedarlarından biri olan ve oyunu üretmeye devam edecek olan William Fund’a devretmişler. 
Oyun kısa sürede popülerlik kazanmış ve 1920’lerde o kadar yaygınlaşmış ki Norman Rockwell, Saturday Evening Post’un baş sayfasında dizlerinin üzerinde Ölüm Alfabesi tahtası olan bir çifte yer vermiş.

Fuld 1927’de ölmüş ama çocuklarının üretime geçmesiyle Ölüm Alfabesi tahtası yaşamaya devam etmiş. 
1966’da Fuld’un varisleri Ölüm Alfabesi oyununu Parker Brothers’a satmış ve onlar da oyunu bugün bilinen haliyle üretmeye başlamışlar. 
1991’de Hasbro Parker Brothers’ı almış ve oyunu, konuşan tahtanın gizemini yaşamak isteyen yeni nesil Ölüm Alfabesi hayranlarına ulaştırmaya devam ediyor.




Ruh Tahtasının İçi: Yapım Başlıyor

Birkaç yıl önce Hasbro ve gişe rekortmeni yapımcılardan Platinum Dunes’dan Michael Bay, Andrew Form ve Brad Fuller, Ölüm Alfabesi’ni simgesel tahtanın doğaüstü öğelerini inceleyen mikro bütçeli bir film olarak yapmayı görüşmek üzere Universal Pictures’a gitmişler. 
Blumhouse Productions’dan güçlü yapımcı Jason Blum ekibi tamamlamak üzere katılmış.  
Ekipte ayrıca şirketle birkaç film için yapım anlaşması olan Hasbro’nun yapımcısı Bennet Schneir da bulunuyormuş ve Ölüm Alfabesi onaylanmış.

Hasbro Stüdyoları’nın başkanı ve Ölüm Alfabesi’nın sorumlu yapımcısı Stephen Davis projenin arka planını şöyle paylaşıyor; “Ölüm Alfabesi markası beyaz perdeye taşındığında oldukça zorlayıcı olacağını bildiğimiz büyük bir hikaye anlatım gücü sunuyor. Ölüm Alfabesi oyununun bilgisini hayata geçirmek ve hikayenin merkezi haline getirmek için Universal Pictures, Platinum Dunes ve Blumhouse Productions ile yakın çalıştık.”

Form, bu türde bir film yapma kararı hakkında şunları söylüyor; “Öbür tarafla konuşabildiğiniz bir aracınınız olması korku filmi için kusursuz bir zemin.”

Schneir, Ölüm Alfabesi Tahtası’nın istekleri yerine getirmek, son verme arzusu ve bilinmeyen korkusu kombinasyonunun bu tür bir film için ideal bir araç olduğunu söylüyor; “Diğer tarafla bağ kurmak istiyorsunuz, sorularınız var. Ölüm Alfabesi tahtasının yer aldığı çok sayıda hikayede her zaman uyulması gereken kurallar vardır; asla mezarlıkta kullanma, asla yalnızken kullanma, her zaman hoşça kal de. Kurallara uyarsan iyi şeyler olacak, uymazsan dikkatli olsan iyi olur.”



Knowing ve The Possession filmlerini yazdıktan sonra karı koca ikili Stiles White ve Juliet Snowden karakter odaklı gerilimler yazmaya devam etmek istemişler. 
Ölüm Alfabesi’nın senaryosunu yazmaları ve White’ın ilk yönetmenlik denemesini yapması teklifi geldiğinde tam da aradıkları proje gelmiş.

Snowden gerilimin başlangıcını şöyle anlatıyor; “Telefon geldiğinde Stiles’in ilk kez yönetmenlik yapması ve ikimizin yazması için bir fırsat sunuldu. Tek söyledikleri ‘Ölüm Alfabesi. Ne yapardınız?’ oldu. İlk içgüdümüz Ölüm Alfabesi tahtasıyla ilgili kendi hatıralarımızı, gençken oynayışımızı, tahtanın etrafında arkadaşlarımızla birlikte oturup bir şeylerin, herhangi bir şeyin yanıtı istediğimizi düşünmek oldu.”

White, ikilinin yazma tarzını şöyle anlatıyor; “Korkunun psikolojik öğelerine doğru yöneliyoruz. Juliet ve ben her zaman ilişkilerin ya da aile dinamiklerinin doğaüstü bir güç tarafından sınandığı hikayelere yöneliyoruz. Ortam ne olursa olsun efsanevi bir şeye karşı insanların etrafında yer alan zorlayıcı bir durum yaratmaya çalışırız. Ölüm Alfabesi’da yaptığımız da tam olarak bu.”

Ölüm Alfabesi tahtası, insanlığım açıklanamaz görüneni yanıtlamak konusunda içsel arzusuyla hayal edilmiş. Bundan dolayı White ve Snowden yazmaya başladıklarında önce baş oyuncularının yoğun gereksinimini çözmelerini gerektiğini biliyorlarmış. İkili birinin kaybı ardındaki tepkileri, ölümün birçoğumuz için ne kadar travmatik olduğunu inceledikçe hikayelerinin motive edici gücünü bulmuşlar. O güç hikayeyi yönlendirirken, genç bir kadının en yakın arkadaşına neler olduğunu bulmak konusundaki tutkusu omurgayı oluşturmuş.



White ve Snowden, hikayelerini sıfırdan yaratırken hikayenin birçok noktası tahtayla ilgili farklı hikayelerden ilham almış. 
Schneir şunları söylüyor; “Ölüm Alfabesi tahtasıyla ilgili binlerce hikaye var ve bu hikayeler arasında bizim bir araya getirdiğimiz ve filmin omurgası olarak kullandığımız özellikler var.”

Ölüm Alfabesi tahtasında oyunun prosedürlerini uygulamazsanız ruhlar alemine bir kapıyı açacağınıza dair eski bir inanış var. 
Ayrıca o kapıyı kapatmak için bazı şeyleri yapmadıkça o güç sizi masada oynamanın ötesinde de takip edebilir.
Hikayemizin yaratıcıları için bu başlangıç noktası olmuş. 
White şunları söylüyor; “Doğru oynamazsan oynadıktan sonra garip şeyler olmaya devam eder mi?’ diye düşündük. Hikayenin böyle bir olasılığı olması çok hoşumuza gitti; Yanlış oynarsan her türlü şey olabilir.”

Yapımcılar, Ölüm Alfabesi’ni tehditkar yapma isteği konusunda netlerdi. 
Yapımcı Jason Blum, filmin yapımı sırasında çözmeleri gereken bir engeli anlatıyor; “Bu filmi yaparken çıkan zorluklardan biri de tahtayı nasıl korkunç yapabildiğimizdi. Sonra önemli olanın onu korkutucu kılmak olaylar yaratmak olduğunu fark ettik. Juliet ve Stiles’in tahtayla oynarken olabilecek en korkunç şeyleri düşünmelerini ve bunu senaryoya aktarmalarını istedik.”

Blum için bu yapım kapasitesinde White ile birlikte çalışmak tam da gerekli olan şey olmuş. 
Şunları söylüyor; “Yazar/Yönetmenlerle çalışmak çok iyidir. Çünkü iş sırasında bir şeyleri değiştirebilirler. Bu Stiles’in ilk yönetmenlik denemesi ve hızlı çalışma takvimimiz ve bütçemizle şekillenen ortamda çok başarılı  çalıştı.”



Kahramanımız Laine’i ilk olarak, arkadaşlarından habersiz Ölüm Alfabesi tahtasının en önemli kuralı olan asla tek başına oynamama kuralına karşı gelen yakın arkadaşı Debbie’yi kontrol etmeye giderken görüyoruz. 
Debbie, tüyler ürpertici bir şekilde öldüğünde arkasında ölümünden hemen önce yaşananlarla ilgili ipuçları veren video görüntüleri ve günlükler bırakır.  
Yine de Laine, onun ölümünü kabullenemez. 
Daha derinden incelemeye başladığında bütün ipuçlarının arkadaşının evindeki antika bir Ölüm Alfabesi tahtasına çıktığını fark eder.

White ve Snowden hikayeye gerçeklik kazandırmak için tahtaya çeşitli derecelerde inanan karakterler yazmaya özen göstermişler. 
Fuller şunları söylüyor; Stiles ve Juliet, yolculuğun kendisine odaklanmaya dikkat ettiler. Doğru olduğuna inananlar ya da inanmayıp da serbest bıraktıkları şeye şaşıranlar vardı. Grup içindeki bu çelişkiyi çok iyi yazdılar ve filmi bir araya getiren araç da budur.”

Ölüm Alfabesi,  White ve Snowden’in Blumhouse modeli içinde çalıştıkları ilk film olduğu için ne beklemeleri gerektiğinden emin değillermiş. 
Bir filmi daha kısa bir sürede çekmek bazılarını ürkütebilir ama ikisi de süreci ve sonucu çok iyi karşılamış. 
White şunları söylüyor; Blumhouse modeliyle çekmek filmin hızı konusunda çok yardımcı oldu. Sınırlı sayıda mekanımız vardı ve bir mekana gidip tüm sahneyi tek bir yerde çekebileceğimizi ve çok fazla görüntü alacağımızı bilmek rahatlatıcıydı. Ayrıca çalışma takvimi de dramı canlı tuttu. Saatlerce bodrumda kalırdık ve aşağıda filmin havası daha da uzun görünürdü. Bu yoğunluk oyuncuların kafasına girdi ve anda yaşayıp gerçekten korkabildiler ve bu da muhteşem performanslarla sonuçlandı.”




Olaya Katılmak: Doğaüstü Gerilimin Oyuncu Seçimi

Yapımcılar, Ölüm Alfabesi için oyuncu seçerken performansları, filmin gerçekçi olmasını sağlayacak oyuncular seçmek için çalışmışlar. 
Form şunları söylüyor; “Karakterlerin gerçek kararlar veriyormuş gibi görünmelerini istedik. Bir korku filminde, başrol oyuncunuz merdivenlerden çıkarken ve siz de çıkmaması gerektiğini bilirken bunu başarmak zordur. İzleyicilerin oyuncunun göründüğü kadar korkmasını istedik.”

Ana kadro beş arkadaştan oluşuyor; başta da yanıtlar arayan bir lise öğrencisi olan korkusuz Laine var. 
Yapımcılar rolü canlandıracak en iyi oyuncuyu bulmak için uzun bir süre araştırma yapmış. 
Ama White’ın Ölüm Alfabesi görünüm kitabında yer alarak tam önlerinde durduğundan haberleri yokmuş. 
White şöyle anlatıyor; “Seçmemiz gereken ilk rol Laine idi. Bates Model’in bazı bölümlerini izlemiştim. Bu yüzden Ölüm Alfabesi’ni hazırlarken Olivia (Cooke) zaten radarımdaydı. Ayrıca her şeyin nasıl görünmesini istediğime dair fotoğraflarla dolu bir görünüm kitabım vardı. Orada bir fotoğrafta başrol oyuncusu olarak olmasını istediğim kişi olarak duruyordu. Sonunda Olivia’nın hepimizin aklında olan kişi olduğu ortaya  çıktı. İlk kez Juliet ile birlikte hayal ettiğimiz bir karakterin yaşayan, nefes alan bir versiyonu gördüğümü hissettim.”

Fuller da yönetmenin kararını onaylıyor; “Korku filmleri genç yeteneklerle tanışmak için çok iyi bir yoldur ve Olivia’yı harika bir İngiliz oyuncu olarak biliyorduk ve Bates Motel’de izlemiştik. Yine de sonunda, seçmeleri sırasında bizi çok etkiledi.”



Cooke da asi, küçük kardeşi Sarah’ya bakan anaç bir rolü canlandıran Laine ile bir bağ kurmuş. Şunları söylüyor; “Ben tek ebeveynli bir aileden geliyorum ve 14 yaşında, küçük bir kız kardeşim var. Bu yüzden Laine ile bağ kurdum. Ayrıca karakterimin sadakatiyle de bağ kurdum çünkü ben de arkadaşlarıma ve aileme inanılmaz sadığımdır.”

Cooke, karaktere bürünmek için yönetmene tam bir güven duymuş. 
White hakkında şunları söylüyor; “Stiles birlikte çalıştığım en sakin yönetmen. Çok sakinleştirici ve güven verici.”

Ölüm Alfabesi’da Laine’in doymak bilmeyen merakı kendisini korkunç durumlara soksa da Cooke bir Ölüm Alfabesi tahtasını hiç kullanmadığını kabul ediyor. 
Şunları söylüyor; “Bana daima Ölüm Alfabesi tahtasıyla oynamamam söyleniyordu çünkü bir ruhla bağlantı kurduklarını anlatan korkunç hikayeleri olan insanlar duymuştum. Ama arkadaşlarıma ‘Terk edilmiş bir ahıra bir Ölüm Alfabesi tahtası götürüp oynayalım dediğim, hatırlıyorum. Ama onlar istememişti.”

Cooke seçilir seçilmez yapımcılar, yardımcı oyuncuları bulmaya hazırlanmışlar. 
Önce Laine’nin sadık, ama şüpheci erkek arkadaşı Trevor seçilmiş. 
Rol için birkaç kişiyi gördükten sonra TV’deki Scret Life of the American Teenager’dan Daren Kagasoff net bir tercih olarak ortaya çıkmış. 
Kagasoff da Cooke gibi karakterine karşı belirli bir yakınlaşma hissetmiş. 
Şöyle anlatıyor; “Senaryoyu okuduğumda Trevor’la bağ kurdum. O şartlarda nasıl hissettiğini anladım ve bazı belli karakter detayları ekledim ve karakterden keyif aldım.”

Yapımcılar, Debbie’nin erkek arkadaşı Pete için yükselmekte olan Douglas Smith’den başkasını düşünmemişler. 
HBO’daki Big Love’da Ben Henrickson rolüyle bilinen Smith, esrarengiz Pete rolüne bürünebileceğini biliyormuş. 
Şunları söylüyor; “Pete ilginç bir karakter. Çünkü sırlarla örtülü ve ona güvenebileceğinizden emin olamıyorsunuz. Böyle karakterleri her zaman severim.”

Laine’in küçük kız kardeşi Sarah her zaman bela arıyor ve çok hızlı büyüyormuş. 
Bu rol için, Laine’in anaç karakterinin karşısında rol almak üzere  yapımcıların aklında belirli bir tip varmış. 
MTV Disconnet’deki Ana Coto bu özelliklere uymuş. 
Oyuncu karakteri hakkında şunları söylüyor; “Sarah 16 yaşında ve ne olursa olsun bir iz bırakmak istiyor. Birçok genç gibi işkence görüyor. Tıpkı benim de onun yaşındayken gördüğüm gibi.”

Yap-bozun son parçası da Laine’in arkadaşı Isabelle’i canlandıran TV’deki The Fosters’dan oyuncu Bianca Santos olmuş. 
Isabelle de Trevor gibi Ölüm Alfabesi tahtasının güçleri konusunda şüpheciymiş. 
Santos, kendisini Isabelle’in yerine koymak ve yapıma katılmak için çok hevesliymiş. 
Şunları söylüyor; “Seçmelere katılmamı ve Stiles ile tanışmamı hatırlıyorum. Odada bir Ölüm Alfabesi tahtası vardı ve nasıl oynanacağını o kadar detaylı anlatmıştı ki “Bu çok iyi olacak!” diye düşündüğümü hatırlıyorum.”

Yardımcı oyuncular konusunda Snowden şunları söylüyor; “Bu muhteşem oyuncuların bizim için doğru şekilde bir araya geldiğini düşündüm. Kastı daha yakından tanıdıkça Stiles ve ben bu karakterlerin kim olduğunu, onları canlandıran oyuncuların etkilediği şekilde tam olarak yakalayabilmek için sette sürekli tekrar yazıyorduk.”

Merkezdeki beş, yetenekli oyuncusunun setteki yerlerini almasını White şöyle anlatıyor; “İlk yönetmenlik denemem için bu filmi ve yapmaya çalıştıklarımızı, kayıp arkadaşlarına ulaşmaya çalışan bir grup arkadaşı canlandırdıklarını anlayan bir grup oyuncuya sahip olduğum için şanslıydım. Ürkütücü, eğlenceli ve heyecanlı bir yolculuk olacaktı. Ama arkadaşlık katmanının hikayenin temelini oluşturduğunu anladılar.”

Filmin oyuncu kadrosunu tamamlayan Laine ve Sarah’nın rahatsız babası Bay Morris rolüyle MATTHEW SETTLE (TV’deki Gossip Girl) ve Debbie’nin evinin önceki iki kiracısını canlandıran Doriz Zander rolüyle SIERRA HEUERMANN ve Paulina Zander rolüyle LIN SHAYE (Insidious serisi, The Signal), Doris ile Paulina’nın annesi rolüyle CLAUDIA KATZ (The Black Dahlia) ve Laine ile Sarah’yı ruh tahtasını kullanmanın tehlikeli sonuçları konusunda uyaran büyükanne Nona rolüyle VIVIS COLOMBETTI (Paranormal Activity 2) olmuş.

Filmin atmosferi aksini gösterse de Schneir sette eğlence olduğuna işaret ediyor. 
Şunları söylüyor; “Stiles, oyuncularımızı Ölüm Alfabesi dünyasına getirmek konusunda çok başarılıydı. Onları iyice korkutmak ve muhteşem tepkiler almak konusunda çok eğlendik. Zaman zaman sataştık ve kornalarla ve ani seslerle ve dolaplara vurarak onları savunmasız yakaladığımız da oldu.”

Ama günün sonunda önemli olan izleyicilerin tepkisi olmuş. 
Blum şunları söylüyor; “En iyi korku filmleri hep performanslara dayanır. Bu filmdeki oyuncular da güçlüler. O performansları izleyiciler karşısında görmek için sabırsızlanıyorum.”




Korku Evi:Mekanlar ve Tasarım

Bir evin güvenli bir yer olması gerekir. 
Ama beş arkadaşımız için en dehşet verici yere dönüşüyor. 
Debbie’nin evi, kendisini her köşeye yerleştiren karanlık ruha ev sahipliği yapıyor.  
White, Snowden ve yapımcılar, filmin görünümünü hazırlamak için yapım tasarımcı Barry Robison ile yakın çalışmış.

Robison ve mekanlar ekibi az rastlanan bir mekan bulmuşlar; Los Angeles’ta bodrumu olan neredeyse 120 yıllık bir ev. 
White bu konuda şunları söylüyor; “1895 yapımı Tudor tarzı eve rastladığımızda bir süredir araştırma yapıyorduk. Neredeyse inanamamıştım. Çok güzel merdivenleri, kuytuları ve köşeleri, birden kıvrılan koridorları ve en önemlisi bir bodrumu vardı. Tam bir korku filmi mekanıydı.”

Debbie’nin evinin, birden fazla mekan kullanılması gerekse de  kusursuz olması gerekiyordu. Sonunda Los Angeles’ta film yapımcılarının aradığı her şeyi sağlayan bir mahalle bulunmuş. Debbie’nin evinin dışı için kullanılan ev, içi için kullanılan evden dört ev uzaktaymış. 
Form şunları söylüyor; “İnanılmazdı. İç mekan, bu film için tasarlanmış gibiydi. Dış mekanın da kusursuzca uyması gerçekten müthiş bir buluştu. Mekan ekibi inanılmaz bir iş çıkardı.”

Blum da aynı şekilde şaşırmış. 
Şunları söylüyor; “Evde tarihi hissedebiliyordunuz. Muhteşemdi ve büyüktü. İstediğimiz çok sayıda küçük odası olan bir evdi. Bu evde tam olarak böyleydi. Klostrofobik hissettiriyor ve filmi daha da korkunçlaştırıyor. Evin bodrumu olması da muhteşemdi. Önceki filmlerimizde birkaç bodrum inşa etmek zorunda kalmıştık. Bundan dolayı bodrum bulduğumuzda bu evin var olduğuna çok şaşırdım.”

Ölüm Alfabesi’nın duygusunu yaratmak için uzun yıllara dayanan tecrübesini kullananlar; Se7en, Avatar and Catch Me If You Can gibi setlerde çalışan görüntü yönetmeni David Emmerichs, Mean Girls’deki gardırop tasarımıyla tanınan kostüm tasarımcı Mary Jane Fort ve Friday the 13th ile gelecek film Backmask ile korku filmlerine imzasını atan kurgucu Ken Blackwell olmuş. 

Yaratıcı yapım ekibinin son parçası da Oscar adaylığına sahip olan ve Avatar gibi filmlerde görev alan Mike Smithson ile tamamlanmış. 
Smithson, ölümlü dünyasından ciddi bir mücadele vermeden ayrılmayacak bir yaratık olan, karanlık gücün korkunç görünmesini sağlayan özel efektlerin makyaj sanatçısı olarak görev almış.


1 yorum:

İlk İnsan dedi ki...

Kim bu yetkili? Gerçekten cevap bekleyen sorular var burada. Bende belki bu yüzden korku filmlerine karşı hep soğuk bi önyargı oluştu.