23.01.2015

St. Vincent / Benim Komşum Bir Melek



Senaryosunu ve yönetmenliğini Theodore Melfi’nin üstlendiği, Bill Murray, Melissa McCarthy, Naomi Watts, Chris O’Dowd, Terrence Howard ve Jaeden Lieberher gibi güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken St. Vincent / Benim Komşum Bir Melek, yılın en iddialı komedi filmleri arasında yer alıyor.

St. Vincent, 12 yaşındaki oğlu Oliver’la (JAEDEN LIEBERHER) birlikte yalnız yaşayan anne, Maggie, (MELISSA MCCARTHY) Brooklyn’deki yeni evlerine taşınmasıyla birlikte yaşananları kendine konu ediniyor.

Uzun saatler çalışmak zorunda olan Maggie’nin tek çaresi, oğlunu gündüzleri, emekli, huysuz, aksi ve alkolle kumarın pençesindeki yeni komşuları Vincent’a (BILL MURRAY) emanet bırakmaktır.

Zamanla bu ikilinin arasındaki ilişki, başta mümkün görülmese de gelişmeye başlar.
İkili, Daka (NAOMI WATTS) adındaki hamile striptizci ile birlikte her gün, yarış pistlerinden striptiz kulüplere ve barlara kadar ayrı bir eğlence durağına uğrar.

Vincent, Oliver’ın büyüyüp bir adam olmasına yardım ederken, Oliver da Vincent’ta kimsenin göremediği bir şeyin olduğunu fark eder, en başından beri yanlış anlaşılmış, iyi kalpli bir adam.



ÖDEVLERİNİ BİTİRMEDEN OLMAZ

Benim Komşum Bir Melek filminin hikayesinin temelleri, senarist, yönetmen ve yapımcı olan Ted Melfi’nin kendi hayatındaki önemli kilometre taşlarına dayanmaktadır.

38 yaşındaki büyük kardeşini yedi yıl önce kaybettiğinde cenazesine gittiği zaman, 11 yaşındaki yeğeninin gidecek bir yeri olmadığını fark etti.
Eşiyle birlikte Melfi, yeğenini yaşadığı Tennessee’deki küçük kasabadan alıp Kaliforniya, Sherman Oaks’a götürerek orada evlatlık edinme fikrinde karar kıldı.


Sherman Oaks’taki Notre Dame Lisesi’nde okumaya başlayan Melfi’nin yeğeni bir gün eve bir ev ödeviyle birlikte geldi.
Ödev; “Size ilham veren bir Katolik azizi bulun ve gerçek hayatınızda bu azizle benzer özellikler gösteren bir tanıdığınızla karşılaştırın.” şeklindeydi.
Yetim Çocukların Koruyucusu Rochersterlı Aziz William’ı seçerken, bu azize benzer özellikler gösteren kişi olarak da Mefi’yi belirlemişti.
Bu durum karşısında çok etkilenen Melfi, bunun kusursuz bir film fikri olduğunu düşündü.


Hayattan elini eteğini çekmiş, yaşlı, huysuz ve uyumsuz bir yaşlı adamla küçük bir çocuğun hikayesini yazmak istedi.
Bill Murray’yi ilk andan itibaren rol için en uygun kişi olarak gördü.

Film yapımcılarını bir araya topladıktan sonra onlara konuyu kısaca anlatır, “Hikayemiz şu şekilde, Bill Murray’nin oynadığı yaşlı, huysuz, alkolik bir adamın yanındaki eve küçük bir çocuk taşınır ve kısa sürede arkadaş olurlar. Bu küçük çocuk, okuldan kendisine verilen, azizlerle ilgili ödevine Bill Murray’yi dahil eder. Ve bu noktaya kadar da birbirlerinin hayatını değiştirirler.”



OYUNCU SEÇİMİ (VE KOVALAMACASI)

Her ne kadar Melfi’nin aklında en baştan beri kesin şekilde Murray olsa da iletişim konusunda büyük sıkıntılar yaşanmıştır.
Murray’ye ulaşmak, hevesi kolay kırılan insanlara göre değilmiş.
Melfi, “Bill’in bir menajeri yok. Sadece 1-800’lü numarası var ve tek yapabileceğiniz bu numaraya sayısız sesli mesaj atıp, gerçekten Bill Murray’ye ulaşabileceğinize dair umut beslemek.” diyor.

Altı ay boyunca telefonla süren kovalamacanın ardından Melfi, Murray’yi Los Angeles Havalimanı’nda bir sabah saat 9’da buluyor.


Bir hamburgercide ve devamında da Murray’nin arabasında 8 saat boyunca senaryo ve proje üzerine konuştuktan sonra oyuncunun ilgisi giderek artmaya başlıyor.
“Senaryo oldukça farklıydı. Sıra dışı bir ritminin yanında birbirinden farklı duyguları da barındırıyordu. Ted, senaryo yazmaktan anlayan biri ve duygusuz bir insanın, böylesine duygu yüklü bir filmdeki bütün duyguların kaynağı olabilmesi için eşsiz bir yol izlemiş. İçinde boğulmuyorsunuz, aksine kendinizi, kendi isteğinizle bırakıyorsunuz.” diyen Murray’ye Melfi, “Bill’le çalışırken yönetmenliğe, senaristliğe ve hayata dair çok büyük miktarda deneyime sahip oldum.” sözleriyle karşılık veriyor.



BILL VE TED’IN MUHTEŞEM MACERALARI


Film, Brooklyn’in, genellikle turistleri kendine çeken göz alıcı muhitlerinin aksine gerilerde kalmış popülerlikten uzak kesimlerinde çekildi.
Vincent McKenna’nın hikayesini anlatabilmek için eski usul Brooklyn’nin hala var olduğunun gösterilmesi gerekiyordu.
Ama neyse ki doğma büyüme Brooklyn’li olan Melfi sayesinde, eski zamanlarla hipster’ların yerleşmeye başladığı dönem arasındaki geçişin hala birilerinin aklında olması senaryoya ve çekimlere kolaylık getirdi.


St. Vincent filminin geçtiği dünyayı yansıtma konusunda önemli katkılardan birini sağlayan isim de birkaç yıl önce NYU Film Akademisi’nden mezun olan genç prodüksiyon tasarımcısı Inbal Weinberg oluyor.
“Vincent gibi bir karakteri tasarlaması büyük keyif veren bir deneyimdi. 70’lerde yaşamış ve 21’inci yüzyılda da hala kendini 70’lerde yaşadığını zanneden bir nesli temsil eden bu adamın filmi sahiplenmesini sağlamak için yaptığımız çalışma son derece keyif vericiydi.” Diyen Weinberg, bunu sağlamak için karakter yelpazesi geniş, ayrıntıları çok olan 70’ler filmlerini bolca izlemiş.


Yapımcılar New York genelinde pek çok muhiti değerlendirmeye aldıktan sonra Vincent ve Maggie’yi Brooklyn’in nispeten daha küçük bir mahallesi olan Sheepshead Bay’e yerleştirmeye karar vermişler.

New York’un metropol havasının izlerini de bir miktar taşımasının yanında, her ne kadar şehirle iç içe olsa da bir banliyö muhitini andıran atmosferiyle, etnik ve dinsel çeşitliliğiyle yapım aşamasında istenen ilgi çekici ve canlı görüntü elde edilmiş oldu.



KAMERA ARKASINA DAİR

TED MELFI (SENARİST, YÖNETMEN, YAPIMCI)

Bill Murray, Melissa McCarthy, Naomi Watts ve Chris O’Dows’un rol aldığı St. Vincent filminin senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenen Ted Melfi, zamanında MTV, Budweiser gibi markaların reklamlarını da çeken ve SHOOT dergisinin En Yetenekli 15 Yönetmen listesine giren ve Cannes’da En İyi Genç Yönetmen ödülünü alan bir isim.



PETER CHERNIN (YAPIMCI)

The Chernın Group’un başkanı ve CEO’su olan Peter Chernin, FOX’un “Ben and Kate” ve “Touch” gibi eski TV hitlerinin yanında hala devam eden “New Girl” dizisinde de yürütücü yapımcılık görevini üstlenmiş durumdadır.



JENNO TOPPING (YAPIMCI)

Yakın zamanda EXODUS, THE DROP, SPY ve THE HEAT gibi filmlerde yapımcılık görevini üstlenen, Chernin Entertainment’in başkanı Jenno Topping ayrıca 1995’te HBO’nun Emmy ve Altın Küre ödüllü THE LATE SHIFT ve RASPUTIN filmlerinde de görev almıştır.



FRED ROOS (YAPIMCI)

Oscar ödüllü yapımcı Fred Roos, son 50 yılda pek çok önemli filmle ve oyuncuyla çalışmıştır.
Bunlara örnek olarak Baba üçlemesi, Yıldız Savaşları serisi, Lost in Translation ve The Conversation’ı verebiliriz.
Ayrıca henüz kariyerlerinin başlarındayken fırsat verdiği Harrison Ford, Jack Nicholson, Nicholas Cage, Al Pacino ve Richard Dreyfuss gibi isimler de ilerleyen yıllarda Hollwood’un en büyük yıldızları haline gelmiştir.



OYUNCU SEÇİMİ

BILL MURRAY (VINCENT)

Şikago doğumlu Murray, oyunculuk kariyerine Second City isimli emprovizasyon grubuyla adım atmıştır.
İkinci sezonunda NBC’nin Saturday Night Live ekibine dahil olan başarılı oyuncu kısa sürede bu programın yazarlarıyla birlikte Emmy ödülüne layık görüldü.


Beyaz perdede kendini ilk olarak Ivan Reitman’ın Meatballs filmiyle gösteren Murray, bu isimle Stripes ve Hayalet Avcıları serisinde tekrar buluştu.
Sofia Coppola’nın Lost in Translation filmindeki Bob Harris karakteriyle Altın Küre, BAFTA, Independent Spirit, New York, Los Angeles ve Chicago Film Kritikleri gibi ödül törenlerinde onurlandırılan Bill Murray’nin ayrıca Screen Actors Guild ve Akademi Ödülü adaylıkları da bulunmaktadır.



MELISSA MCCARTHY (MAGGIE)

CBS’in başarılı komedi dizisi Mike ve Molly’den sonra Oscar adaylığı da bulunan Melissa McCarthy, Megan karakteriyle Kristen Wiig’in yanında yer aldığı Nedimeler (Bridesmaids) filmiyle iyiden iyiye göze girmeye başlamıştır.
Bu rolle Oscar, BAFTA, Critics Choice Award ve SAG Ödülleri’nde aday gösterilen Melissa, 2012’de MTV Film Ödülleri’nde En İyi Kadın Komedi Filmi Performansı ödülü kazanmıştır.
Ayrıca Mike ve Molly’deki Molly rolüyle Emmy ödülü de kazanan McCarthy’nin, Saturday Night Live’da performanslarıyla bir Emmy adaylığı daha bulunuyor.



NAOMI WATTS (DAKA)

Juan Antonio Bayona’nın The Impossible filmindeki performansıyla Akademi Ödülleri tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterilen Naomi Watts ayrıca Altın Küre, SAG Ödülleri, Broadcast Film Critics ve Desert Palm Achievement’ta da ödülleri bulunmaktadır.
Sean Penn ve Benicio Del Toro ile birlikte rol aldığı 21 Gram filmiyle de Oscar adaylığı bulunan başarılı aktrisi yakında, Matthew McCounaghey ile birlikte boy göstereceği Sea of Trees filmi ile beyaz perdede tekrar görebileceğiz.


CHRIS O’DOWS (PEDER GERAGHTY)

Canlı sahne, televizyon ve beyaz perde için yazdıklarıyla bilinen Chris O’Dowd’ı şu sıralar Tony adaylığını kendisine getiren Broadway oyunu, Fareler ve İnsanlar’daki Lennie rolüyle de kendisini izlemek mümkün.



JAEDEN LIEBERHER (OLIVER)

Philadelphia, Pennsylvania’da doğup büyüyen Jaeden Lieberher, ülkenin öbür ucu olan Los Angeles’a taşındığında hayatının oyunculukla değişeceğine hiç ihtimal vermiyormuş.
Bu yolculuğundan kısa süre sonra, Hot Wheels reklamlarında boy gösteren küçük yıldızın beyaz perdede ortaya çıkması da gecikmedi.
“A Many Splintered Thing” filminde Chris Evans’ın küçüklüğünü oynayan ve Bill Murray, Melissa McCarthy ve Naomi Watts gibi isimlerle birlikte St. Vincent’te yer alan Jaeden bir gün kendi filmini yazıp yönetmek istiyor.



Filmin mmknmrtb notu :: 3.5 / 5


Hiç yorum yok: