27.06.2015

Jurassic World



Jurassic Park’ı düşünmeden bir dinozorun neye benzediğini, nasıl hareket ettiğini veya nasıl sesler çıkardığını hayal edebiliyor musunuz?

O sadece bir film değil. Hepimizin paylaştığı bir hatıradır.
Muazzam yaz gişe rekortmeni olan, bize sinemanın en kalıcı ikonik görüntülerini ve seslerini sunan bir sinema tecrübesini yaşatmıştır.
Size yazın ilk gününün geldiği duygusunu vermiştir.
Dinozorların yeniden dünyada dolaştığına sizi inandıran görsel efektlerdeki gelişmelere öncülük etmiştir.
Akla yakın bilimi nefes kesen hayal gücüyle karıştırarak doğal düzenle uğraşmanın neyle sonuçlanabileceği hakkında uyarıcı bir hikaye anlatmıştır.
Gözlerinizi büyütmüş, ağzınızı açık bırakmış ve kalp atışlarınız hızlandırmıştır.

Jurassic Park, tek bir kusursuz yaz sinema filmine ne kadar hikaye, ne kadar eğlence ve ne kadar gösteri sığabileceği sorusunu yanıtlamıştır.
Şimdi sadece bir vaat olan park hayata geçerken STEVEN SPIELBERG’in orijinal filminin hikayesi yeniden canlanıyor.

Jurassic World’e hoş geldiniz.

Yirmi yıl önce Dr. John Hammon’ın bir rüyası vardı; dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin gerçek dinozorlara tanıklık etme korkusunu ve heyecanını tecrübe edebileceği bir tema parkı.
Sonunda şimdi rüyası gerçeğe dönüştü.
Her gün on binlerce ziyaretçinin dünyanın en muhteşem tarih öncesi canlı harikaların mucizelerini ve harikuladeliğini incelediği ve yakından etkileştiği tam teşekküllü, lüks tatil beldesi Jurassic World’e hoş geldiniz.


Costa Rica kıyılarındaki bir adada yer alan ve yoğun bir ana caddenin etrafında inşa edilen Jurassic World, şaşırtıcı cazibelerle dolu son teknoloji bir mucizedir.
Çocuklar, evcil hayvan bahçesinde mini Triceratoplara biner. Suda yaşayan Mosasaurus atıştırmalık olarak beyaz köpekbalığını yakalamak için performans havuzunda havaya sıçrarken kalabalıklar tezahürat yapar.
Aileler her şekilden ve boydan dinozorlar tekrar etrafta dolaşırken ilgiyle izler.
Hepsi ziyaretçileri eğlendirmek üzere sergilenir ve emniyetli bir şekilde kontrol altında tutulur.

Jurassic World’ün her köşesini denetleyen azimli bakıcı Claire (BRYCE DALLAS HOWARD - The Help), yeğenleri 16 yaşındaki Zach (NICK ROBINSON - TV’den Melissa & Joey)  ile 11 yaşındaki Gray’in (TY SIMPKINS - Insidious serisi) gelişiyle birlikte kendisini beklenmedik bir biçimde sorumluluk almış bir şekilde bulur.
Anneleri Karen  (JUDY GREER - Ant-Man), tarafından Jurassic World’de birkaç gün geçirmeleri için gönderilmiş olsalar da Claire’in iki ziyaretçi çocuğun dikkat dağıtmasına ayıracak vakti yoktur.
Onlara park biletleri verir ve parkı keşfetmeleri için gönderir.

Parkın mucizevi hayvanlarını, bir zamanlar Hammond’ın ilk parkının arkasındaki şirket olan InGen adına çalışmış olan, şimdi ise Jurassic World’ün efsanevi milyarderi Simon Masrani (IRRFAN KHAN - Life of Pi) için çalışan genetik uzmanı Dr. Henry Wu (BD WONG - Jurassic Park) yaratmıştır.
Parkın ticari başarısı, ziyaretçilerin tekrar gelmesini sağlamak için her yıl yenilikler gerektirdiği için Dr. Wu, etik bilimin sınırlarının ötesine itilmiş, daha önce dünyada hiç yaşamamış genetiği değiştirilmiş ve yetenekleri keşfedilmemiş bir dinozor yaratamaya yöneltilmiştir.



Parkta Dr. Wu tarafından geliştirilmiş ve tanıtılmak üzere olan en gizli tür muazzam ve gizemli Indominus rex’tir.
Tek kardeşini yiyip yuttuktan sonra izole edilerek büyütülen Indominus rex’in genetik oluşumu olgunluğa ulaşmakta olarak sınıflandırılmıştır. Claire, yaratığın ve kafesinin emniyetinin değerlendirilmesine yardım etmek için ana parkın dışında, tecrit edilmiş bir araştırma üssünde hayvan davranışları uzmanı olarak çalışan, ordu eski mensubu Owen’ı (CHRIS PRATT - Guardians of the Galaxy) ziyaret eder.
Owen, yıllardır agresif Velociraptorlarla bir eğitim çalışması yürütmektedir.
Hayvanları, tehlikeli bir şekilde isteksiz söz dinleme ve yırtıcı isyanla dengeleyen  bir alfa ilişkisi kurmuştur

Vahşilik ve zeka yetenekleri bilinmeyen Indominus rex kaçarak ormanın derinliklerinde kaybolduğunda Jurassic World’deki gerek dinozorlar gerek insanlar olmak üzere tüm yaratıklar tehlike altındadır.

Claire için en önemlisi, etraflarındaki dünyayı 360 derece görmeye olanak sağlayan bir cirosfer aracı gezisine girmeye kalkışan yeğenlerinin hayatıdır.
Şimdi Owen ve Claire, parkın içindeki düzen karışırken ve ziyaretçiler ava dönüşürken çocukları aramaya katılırlar.
Dinozorlar hayata kalma savaşı için açıklara, gökyüzüne ve suya kaçarlar ve artık dünyanın en büyük tema parkının içindeki hiçbir köşe emniyetli değildir.


Jurassic World’de bizzat Spielberg tarafından seçilen yönetmen COLIN TREVORROW’a (Safety Not Guaranteed) olağanüstü bir kamera arkası ekibi eşlik etmektedir.
Ekibin başında görüntü yönetmeni JOHN SCHWARTZMAN (Seabiscuit, The Amazing Spider-Man), yapım tasarımcı EDWARD VERREAUX (X-Men: The Last Stand, Monster House), editör KEVIN STITT (X-Men, Cloverfield), kostüm tasarımcı DANIEL ORLANDI (The Da Vinci Code, Saving Mr. Banks) ve Oscar ödüllü besteci MICHAEL GIACCHINO (Star Trek Into Darkness, Dawn of the Planet of the Apes) yer almaktadır.

Epik aksiyonun yapımcıları; beş Oscar adaylığı olan FRANK MARSHALL (Back to the Future üçlemesi, Indiana Jones ve Bourne serileri), PATRICK CROWLEY (Bourne serisi, Eight Below). MICHAEL CRICHTON’ın (Jurassic Park serisi, TV dizisi ER) yarattığı karakterlere dayanmaktadır.  Jurassic World’ün hikayesi RICK JAFFA & AMANDA SILVER’a (Rise of the Planet of the Apes) ait.
Senaryo yazarları Jaffa & Silver ve DEREK CONNOLLY (Safety Not Guaranteed) & Trevorrow.
Filmin sorumlu yapımcıları Spielberg ve THOMAS TULL (Godzilla, gelecek film Warcraft).



Rüyadan Gerçeğe: Jurassic World Doğuyor

Üç Oscar ödüllü Steven Spielberg’in sevilen orijinal klasiği Jurassic Park filminin varisi olan Jurassic World, Nublar Adası’ndaki talihsiz olaylardan 22 yıl sonra geçmektedir.
Jurassic World, dünyanın ilk gerçek, uluslararası tema parkıdır. Bilimin mucizeleriyle, tarihi hayvanların rahatı ve uluslararası ziyaretçilerin beklediği lüksle kusursuzca bir araya getirmiştir.
Tüm bunlar Dr. Michael Crichton’ın muhteşem zekasından çıkan bir fikirle başlamıştır.
1993’te vizyona giren Spielberg’in Jurassic Park’ı izleyicilere tüm dünyadan, her yaştan izleyicileri bir araya getiren bir film sunmuş ve o zamandan bu yanda kolektif kültürel hatıralarının silinmez bir parçasını oluşturmuştur.
Crichton’ın bilim kurguyla sınırsız hayal gücünü karıştırdığı film, izleyicileri nefessiz bir şekilde “Bu gerçekten olabilir mi?” sorusuyla bırakmıştır.
Spielberg, ne kendisinin ne de yapımcı arkadaşlarının niyetinin film yapımında çığır açmak olmadığını açıklıyor.
Sadece Crichton’ın olağanüstü hikayesine hakkını vermek istemişler. Yönetmen şunları söylüyor; “Değerlendirme yapmak bana düşmez. Ben sadece hikayeler anlatmaya çalışmaya devam ediyorum. Hikayelerinizin başarılı bir şekilde anlatılıp anlatılmadığını söylemek diğer insanlara kalır. Ama teknolojik olarak tüm sektör için bir rehber olduğunu biliyorum. Her tür ışıklandırma ve hatta atmosferik koşulda tamamen özgün görünen, bilgisayarda dijital olarak yaratılmış karakterler vardı. Dijital T.rex’ yağmurun altında bile yer aldı.”


Serinin diğer filmlerinden- 1997’deki The Lost World: Jurassic Park ve 2001’deki Jurassic Park III’den sonra Spielberg çok sayıda başka projeyle yoğun olduğunu kabul ediyor.
Neyse ki sevilen serinin hayranları için bu dünya için fikirler unutulmamış sadece uykuya yatırılmış. Spielberg şöyle anlatıyor; “Daha önce hiç tanımadığım ve karşılaştığım birçok kişi bana “Yeni Jurassic Park ne zaman gelecek?” diye hatırlatıyordu. Bu bir süre sonra arttı ve üzerinde düşünmeye başladım.”

Çok sayıda hayranın cesaretlendirmesi Spielberg’ün aklına fikirler getirmeye başlamış ve saygı duyduğu hikayecilerle birlikte, konsepti  20 yıldan uzun bir süre önce oluşturulan bir parkın nasıl hayata geçirileceğini çözmeye çalışmış.
Bu projenin anlamını şöyle anlatıyor; “Jurassic World, adeta Jurassic Park’ın gerçekleştiğini görmek gibi. Jurassic World’de bu rüyayı gerçekleştirmek istedik. Dinozorları DNA’lardan yaratma mucizesine adanmış, gerçekten çalışan bir tema parkı yapmak. Bu Michael Crichton’ın daha sonra John Hammond’a aktarılan rüyasının gerçekleşmesi. Bunun izleyicilerin her zaman görmek istedikleri bir rüya olmasını umuyoruz.”

Yeni bölümün yapımında, yaptığı yetmişin üzerinde film arasında Indiana Jones and the Temple of Doom ‘dan Back to the Future üçlemesine, The Color Purple’dan The Curious Case of Benjamin Button’a kadar çok başarılı ve kalıcı filmlerinin de yer aldığı, Spielberg’le sık sık çalışan Frank Marshall’da yer almış.
Marshall, Nublar Adası’nın efsanevi kapılarından tekrar içeri girme fikriyle heyecanlanmış.
Şunları söylüyor; “Jurassic Park ikonik bir film ve insanlar dinozorları sevmeye devam ediyor. Bu yüzden bir tane daha yapmak heyecan verici bir fikirdi. Doğru fikrin gerçekleşmesi bu kadar uzun sürdü ve Steven’ın tamamen hayata geçmiş tema parkı fikri bu hikayenin ana noktasıydı. Bu kadar beklemeye değecek.”


Efsanevi filmin yönetimine yardım etmek üzere getirilen tecrübeli yapımcı Patrick Crowley, Bourne serisinin ilk filminden itibaren Marshall’la ortaklık yapmış.
Tecrübeli yapımcı klasik Amblin tarzı filmleri özleyenlerin Jurassic Park’ı yeniden ziyaret etmeye hazır olduklarını hissetmiş.
“2005’de bir devam filmi daha olsaydı izleyicilerin ilk filmde ve sonrakilerde yapılanları takdir etme fırsatı olacağını sanmıyorum. Bu arada ilk filmin vizyonundan itibaren olan filmlere ilgi ve tutku duyan yeni bir sinema izleyicisi kuşağı oluştu. Bu boşlukta sinemanın bu türüyle ilgilenen ve heyecan duyan yepyeni film yapımcıları ortaya çıktı.” diyor Crowley.

Sinema tarihinin en popüler ve en başarılı serilerinden birinin yeniden yapımıyla ilgilenen sayısız yönetmen olsa da Spielberg, Marshall ve Crowley serinin mirasını ve ruhunu onurlandırabilecek ve yaratıcı bir şekilde gerçekleştirecek yeteneği bir süre aramış.
Haleflerini, yeni yönetmen Colin Trevorrow’u bulmuşlar. Çevirim içi kısa filmin öncüsü olan Trevorrow’un ilk filmi 2012’nin övgüler alan Safety Not Guaranteed, Sundance Film Festivali Büyük Jüri ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda ödüle aday gösterilmiş.
Independent Spirit ödülünü kazanmış. Çalışması Spielberg ve Marshall’ın ilgisini çekmiş.
Karaktere dayalı ama kuramsal temalar da sunan yeni ve kararlı bakış açısının bu sorumluluğu taşımaya layık olduğunu düşünmüşler.
Uzun yıllardır film yapımında ortak çalışan ikili Trevorrow’un izleyicilerin bir Jurassic filminden bekledikleri sihri, heyecanları ve mucizeleri sunabileceğine ve aynı anda devam eden hikayeye yeni bir bakış açısı katabileceğine eminlermiş.

Spielberg kararını şöyle anlatıyor; “Safety Not Guaranteed’i izlemiştim ve son sahnesi beni Colin’in Jurassic World’ü yönetmek için doğru insan olduğuna ikna etti. O filmin son sahnesini izlediğimde oturduğum yerden havalandım. Frank bana filmi gösterdi ve o anda görüşmede iyi olursa Colin’in işi alacağını biliyordum. Hem yapımcı hem de hayran olarak çok istekliydi ama aynı zamanda anlatacak bir hikayesi de vardı. Sadece gelip “Dördüncü filmi yönetmek için hizmet edeceğim.” demedi.”


Marshall şöyle devam ediyor; “Bir yönetmen arıyorduk. Steven için iyi bir hikayeci bulmak çok önemliydi ve Colin’de bunu bulduk. Ayrıca Colin’in Jurassic Park’a çok ilgili olduğunu ve filme çocuksu bir mucize duygusu getireceğini de fark ettik.”

Amblin filmlerini izleyerek büyüyen bir yaş grubundan gelen Trevorrow, yönetmen olarak bakış açısının Spielberg’den kaçınılmaz bir şekilde etkilendiğini belirtiyor.
 “Beni bu fikre çeken biraz da Steven’ın filmleriyle büyüyen bir nesli temsil ediyor olmam ve bu tür hikayelerin anlatılmaya devam ettiğini görmek istemem oldu.”

Trevorrow’un bu anlayışla amacı izleyicilerin bir Jurassic filminden beklediği   gerçekçi mucizeyle, insanı koltuğa mıhlayan heyecanı sunarken bir yandan da yeni karakterleri ve yeni bir bölüme layık fikirlerle dolu bir hikayeyi tanıtmak olmuş.
Şunları söylüyor; “İnsanların dinozorlardan kaçtığı ve çığlıklar attığı başka bir film istemediğimizi biliyorduk. Bu daha önce yapıldı ve çok başarılı yapıldı. İzleyicinin ve Steven’ın istediğinin izleyicileri tanıdık bir yere geri götürürken hikayeyi genişletip açmak olduğunu düşündüm.”

Crowley, genç yönetmenin bu boyutta bir filmi ele alabilme yeteneği hakkındaki her tür şüphenin kolaylıkla aşıldığını söylüyor.
 “Colin’in yapım geçmişine ilk baktığımda yapmaya kalktığımız bu boyuta yakın hiçbir iş yoktu. Yine de başından itibaren gerçek lider özellikleri sergiledi ve gerekli olan içsel kararlılığa sahipti. Yorumları ve gözlemleri zekice ve kesinlikle sahip olduğu tecrübenin çok ötesindeydi. Gereken özellikle sahip olduğu en başından çok açıktı.”

Trevorrow ve yazar ortağı Derek Connolly, izleyiciler için birçok soruyu yanıtlarken güçlü bir karakter, bakış açısı ve ilgi çekici bir hikaye sunmayı hedef almışlar. Yönetmen şunları söylüyor; “Bizim içim sorular ‘Neden yeni bir devam filmi olsun? Bütün bunları zahmete değer kılacak, anlatabileceğimiz bir hikaye ve tanıtabileceğimiz karakterler nedir?”


Connolly önlerindeki zorlu hikaye anlatımı yolculuğunun çok farkında olduklarını söylüyor: “Jurassic Park’ın sihri karakterlerin görünümünde, mizah, korku ve bilimde yer alıyordu. Biz de senaryoda bu özellikleri ve havayı yoğunlaştırmak istedik.”

Ortak yazarlar olarak Trevorrow ve Connolly’nin bakış açıları birbirlerini tamamlamış.
Anlayışları ise Jurassic serisinin uzun zamandır beklenen yeni bölümü için gerekli olan benzersiz havayı yaratmak için birlikte kusursuz çalışmış.
Connolly şöyle anlatıyor; “Benim mizah anlayışımla Colin’in güçlü hikaye anlayışı film için ortak genel amacımızı şekillendirdi. Tek başımıza sahip olmadığımız ama birlikteyken işleyen benzersiz bir ortam yaratabildik.”

Sinema tarihinin en büyük film yapımcılarından biriyle birlikte çalışma fırsatı da Trevorrow için önemini yitirmemiş.
Şunları söylüyor; “Kendi adıma, bu süreç boyunca öğrenci olmadığımı söyleyemem. Steven’ın yaptıklarını saygılar sunacak bir film yapabildiğimi biliyorum ama aslında hem film yapımı hem de Jurassic Park konusunda ücretsiz bir yüksek eğitim aldığımın farkındayım.”

Yönetmen, Spielberg’de benzer bir yaklaşım bulduğunu biliyor. “Steven’la ben yaptığımız işe karşı büyük bir heves duyuyoruz ve farklı nesillerden ki kişinin aynı konuya ilgi duyması benim için heyecan vericiydi. Birlikte yaratabildiğimiz, yeni fikirler inşa edebildiğimiz anlar gençliğimde tahmin edemeyeceğimi anlardı. Yaratıcı biri olarak bu eşi olmayan bir durum.”


Trevorrow’un Jurassic World için tek bir umudu var; İzleyicilere yeniden filmi ilk izledikleri zamanki duygularını yaşatacak sihri yeniden oluşturmak.
Şunları söylüyor; “Jurassic Park’ın okulun son günü vizyona girdiğini çok iyi hatırlıyorum. Onunla birlikte bir duyguyu da hatırlıyorum. Geçmişi ve geleceği bir kenara bırakmışsınız ve sinema salonunda tek başınasınız ve Jurassic Park’ın sizi götürdüğü yere gidiyorsunuz.”

Karakterin Gücü: Jurassic World’ün Oyuncu Seçimi

Jurassic filmlerinin sihri için karakterler, bilimin dinozorların dünyada yeniden dolaşmasına olanak sağladığı hikayeye bir kişilik sağlamıştır. Çocuksu heyecanların ötesinde duygusal bir bağ kurduğumuz çok boyutlu karakterlerle tanışıyoruz.
Crowley  şunları söylüyor; “Tüm Jurassic filmlerinin önemli bir yönü karakterlerin gücüdür. Gerçekte hikaye anlatımını sürdürenler onlardır.”

Trevorrow bu karakterlere hayat verecek ideal oyuncu kadrosunu bu anlayış çerçevesinde aramış.
Şöyle anlatıyor; “Böyle bir filmin yapması gereken her şeyi düşününce bu karakterleri gerçekten taşıyabilecek, onları bize sevdirecek ve onları tanıdığımızı hissettirecek kişileri bulmak çok önemliydi. Etrafta koşuşturan, insanları yiyen dinozorlarla uğraşırken bu insanlara değer vermeniz gerçekten önemlidir.”

Hikayemizin kahramanı cevaplarıyla olduğu kadar kararlı hareketleri konusunda da hızlı biri.
Owen, ordudan emekli bir asker. İnsanların doğal düzendeki tehlikeli yerlerine saygı duyan biri.
Şimdi de Jurassic World’ün dışındaki davranış bilimi tesisinde çalışmaktadır.
Sistemin dışında çalışır ama yırtıcı araştırması için sistemin maddi desteğine ihtiyacı vardır.
Bu durum da onu oluşuma karşı çıkarken oluşum adına çalışmak gibi rahatsız edici bir konumda bırakmaktadır.


Owen’ın Claire’le ilk buluşması aslında son buluşmaları olsa da hala her fırsatta onunla tartışmakta, Jurassic World’de Owen’ın yardımına ihtiyaç duyduğu anların keyfini çıkarmaktadır.
Claire için de Owen’a en çok ihtiyaç duyduğu an yakın ekibiyle çözemediği bir kriz olmuştur.
Ve kıyametin kopması, dışarıdaki tesisinden beklenmedik bir hizmete çekilen Owen’ın elindedir.
Kendisi kusursuz bir maceraperest, kendi aklı, ustalığı ve içgüdüleriyle yaşayan klasik bir kahramandır.
Yapımcılar rol için kahramanlarını komedi oyuncusuyken aksiyon yıldızına dönüşen, en son Guardians of the Galaxy filminde Star-Lord rolünde oynayan Chris Pratt’ı bulmuşlar.
Spielberg seçilmesini şöyle anlatıyor; “O günlerde Chris Pratt’i kullanmak güvenli olmayabilirdi. Çünkü çok başarılı bir TV dizisindeydi. Ben bu rol için uygun olduğunu düşünsem de, Colin de onan inansa bile biraz riskliydi. Elbette Guardians of the Galaxy filmi vizyona girdiğinde hepimiz başarılı olamasak da gerçekten zeki olduğumuzu düşündük.”

Yapımcı Pratt’in kamera önü denemesinden etkilenmiş. “Chris muhteşem bir oyuncu ve ekranda güçlü bir görünümü var. Müthiş bir mizah anlayışına sahip ve bir ekip oyuncusu. Kariyerinde çok başarılı olacak.”
Crowley şunları ekliyor; “Owen güçlü, kendine yeten, maceraperest ve çok yetenekli. İzleyiciler böyle birini görmek istiyor. Chris hakkında TV’de gördüğümden başka bir bilgim yoktu. Böyle güçlü bir karakter olarak çıkışını görmek son derece etkileyici oldu. Owen rolüne büründüğünde hepimiz birbirimize baktık ve o kahraman olduğunu anladık.”


Jurassic Park’ın büyük bir hayranı olan Pratt de tıpkı yönetmeni gibi 1993’te küçük kasaba sinemasında izlediği orijinal filmi çok net hatırlıyor.
“14 yaşındaydım. Kolay etkilendiğim bir yaştaydım. Aklımı başımdan almıştı. Bilim ve hayal gücü bir araya gelmişti ve gerilim, güzel görüntüler ve muhteşem bir hikaye anlatımı içeriyordu. Adeta sinema gözümün önünde yeninden icat edilmiş gibiydi. Filmlerin ne kadar güzel olabildiğini o zaman keşfetmiştim. Tam bir Jurassic delisi olmuştum ve o hafta sonu iki kez izlemiştim. Hayatımım daha sonraki altı ayını hayali dinozorlardan kaçarak geçirdim.”

Pratt, Owen’ın gücünden, karakterinden ve kararlılığından etkilenmiş ve çekimler sırasında mizahi içgüdülerini bastırmak için kendini tutması gerektiğini itiraf ediyor.
“Owen metanetli, hızlı ve tek bir aptallık yapmadan hareket edebilen biri ve bu benim için zor. Benim doğal içgüdüm aptallık yapmaktır. Her sahneden önce sessiz olmayı kendime hatırlatmam gerekti.”

Yine de Pratt, en başından itibaren projenin ağırlığının farkındaymış. Şöyle anlatıyor; “Çekim 2. Dünya Savaşı’nda  kullanılan bir hava üssünde başladı. Bryce ve ben yüzümüzde çamurlarla, ormanda eskimiş kıyafetlerimizle, 65mm. ile çekim yapıyorduk. Kameraların sesini duyabiliyorduk. yerlerimizde durup birbirimize bakıyorduk ve Casablanca’nın setinde de olabilirdik. O zaman gerçekten anladım ve çok önemli bir proje olduğunu hissettim.”

Pratt’in sözünü ettiği Bryce, yeteneklerini Twilight serisi ve Spider Man 3 gibi gişe rekortmeni filmlerden The Help, 50/50 gibi daha dramatik filmlere kadar gösteren ünlü oyuncu Bryce Dallas Howard’dan başkası değil.


Projeye, bütün misafirlerin ziyaretini endişesiz bir şekilde geçirmeleri için uğraşan Jurassic World’ün operasyon müdürü Claire’ı canlandırması için getirilmiş.
İşler yolunda giderken Claire sayesindedir, gitmediğinde ise sorumlu odur. Her gün binlerce ziyaretçinin ihtiyaçlarını ustalıkla yönetir. Parkın her şeyi görmüş sofistike ziyaretçileri için de heyecanlı olmasını sağlamak onun görevidir.
Claire, Jurassic World’ü bir kontrol kulübesinin steril güvenliğinden gözlemektedir. İnsanları ve dinozorları güvenli bir mesafeden gözlemler. Aslında dinozorları mal varlığı olarak görür ve sergiledikleri sihri ve gücü görmez.
Parkı ancak işler raydan çıkınca, av olduğunda tümüyle farklı bir açıdan görür.
Oyuncu, sevilen serinin bir parçası olmanın çekiciliğinin ötesinde hikaye anlatımının ustalığından ve canlandıracağı güçlü karakterden etkilenmiş.
Howard şunları söylüyor; “Colin’in dev, efektlerle giden bir dinozor filminin içinde çok duygusal bir yolculuğa çıkan  bu çok yüzeyli, üç boyutlu kadın karakterini yaratmış olması muhteşem. Günün sonunda çok iyi anlatılmış iyi bir hikaye.”

Claire’le ilk karşılaştığımızda özel hayatı arka planda kalırken,  parktaki sorumlulukları ve baskılar öne çıkmıştır.
Bu arada onlarla birlikte gelen kuşkulu etik kararlardan bahsetmemek de olmaz.
Oyuncu şunları söylüyor; “Claire bütün parktan sorumlu ve günün sonunda her şeyin toparlanması gerektiğini biliyor ve bunun içinde bazı zor kararlar ve gerçekler de var. Yolculuğu, kendi insanlığını ve açık olma ve ar etmek için her şeyin doğru çalışmasına odaklanmama yeteneğini bulmaya dönüşüyor.”

Trevorrow başrol oyuncusu hakkında şunları söylüyor; “Bryce en iyi oyuncularımızdan biri. Sevimli olmamanın sınırında başlayan bir kadın yarattı. Sizi yolculuğa çıkarıyor ve sona ulaştığınızda son ona ait oluyor. Filmin sonunda yaptıklarıyla büyük gurur duyuyorum. Olan her şeye sizi inandıran bir oyuncunuz yoksa başarılı olmazdı. Her şey komik görünürdü. Bryce olağanüstü.”


Park’ın yeni geliştirilmiş dinozoru, beklentilerin çok ötesinde potansiyel tehditkar zekasını sergilemeye başlayınca Claire dışarıdan yardım aramak zorunda kalır ve istemeden, önceden de kısa bir geçmişe sahip olduğu davranış bilimi Owen’ı ziyaret eder.
Bu birbirine zıt, dik başlı iki karakter arasındaki elektrik kaçınılmazdır. Pratt şöyle anlatıyor; “Bu ikili arasında, bir buluşmada bir şey geçtiğini biliyoruz. Owen, onunla çok gergin biri olduğu için alay etmekten keyif alır. Bu durum da bu çılgın şartlarda aralarında sürekli devam eden bu çatışmayı tetikler.”

Howard, Jurassic serisi dünyasında yeni olan romantik fısıltılara ve hikayeyi nasıl ileri sürdüklerine yanıt veriyor.
"Bu hikayenin en güzel yanlarından biri de parkta çıkan kargaşa içinde birbirlerine ihtiyaçları olduğunu fark ediyorlar ve Claire’in yeğenlerini, parkı ve kendilerini kurtarma yolculuğuna çıkıyorlar. Romantik alt akım, bir Jurassic filmi için çok eşsiz bir duygu ve bunu sevdim.”

İki oyuncu da rollerinin gerektirdiği fiziksel taleplerin farkında olmalarına rağmen hiçbir şey Howard’ı topuklularla çamurlu ormanda koşmanın zorluklarına hazırlayamazdı.
Gülerek şöyle anlatıyor; “Ormandaki ilk çekim gününü hiç unutmayacağım. Orada durup çamurla, sarmalıklarla ve taşlarla kaplı araziye bakıyordum. Topuklu ayakkabılarıma baktım ve tek yapabildiğim dua etmekti. Ama şimdi özgeçmişimde listelenmiş özel yeteneklere ekleyebileceğim bir özellik oldu: ormanda topuklu  ayakkabılarla koşmak.”

Pratt, rolü konusunda fiziksel komedideki iş tecrübesinin kendisini akrobasi koordinatörü CHRIS O’HARA (The Avengers) ile RANDY BECKMAN (Ted 2) akrobasi donanım koordinatörünün dikkatli gözetimi altında gerçekleşen akrobasi ağırlıklı aksiyon sahnelerine hazırladığını düşünmüş.
Pratt şunları anlatıyor; “Çok fazla koşma, atlama, sıçrama, dalma, yuvarlanma, yumruklama, çok fazla aksiyon kahramanı anı vardı. Parks and Rec dizisinde tezgahların üzerinden atlıyorum, arabalara çarpıyorum, patenlerle merdivenlerden düşüyorum. Yani bütün bunlar bana kolay geliyor. Ben bir oyuncunun bedeninde sıkışmış gizli bir akrobatım.”


İzleyiciler klasik Spielberg tarzıyla önce Jurassic World’ün sihrini ve mucizesini bir çocuğun gözünden tecrübe ediyorlar.
Hikaye başlarken Claire’i kız kardeşinin iki oğlu Gray ve Zach ziyaret ediyor. Anne babaları devam eden boşanma konusunda pazarlık ederken gemiyle gönderiliyorlar.
Gray, sınırsız merak ve enerjiyle dolu 11 yaşında bir çocuk. Nublar Adası'na giden feribota bindiği andan itibaren heyecanla doluyor.
Jurassic World’ün her santimini araştırmaya can atan ve etrafındaki dünyanın detaylarını çok iyi algılayan Gray, sadece kitaplarda okuduğu dinozorların hayat bulduğunu gördüğünde şaşırıyor.
Gray, hayatının macerasına çıkıyor ve doğal merakı –ve ağabeyinin biraz baskısı-anne babasının onaylayacağı sınırların ötesine geçmeye sürüklüyor.
Marshall şunları söylüyor; “Hikayenin anlatım tarzının en güzel yanı Jurassic World’e Gray’in gözlerinden giriyor olmamız. Colin için önemli bir noktaydı. Önce parkın harikalarını görmemizi istedi ve bunu iki küçük karakterimizin gözlerinden görmek mükemmel bir giriş oldu.”

Yapımcılar Gray rolü için genç oyuncu Ty Simpkins’ı seçmiş. İzleyiciler kendisini Iron Man 3’de Robert Downey Jr.’la birlikte canlandırdığı rolüyle ve yönetmen James Wan’ın Insidious serisindeki rolüyle tanıyorlar.
Simpkins Jurassic Park’ı ilk izlediğinde çok küçük olsa da genç oyuncu üzerinde bıraktığı etkiyi hatırlıyor; “İlk izlediğimde 3 yaşındaydım. İlk izleyişimi hatırlamıyor olsam da dinozorlara takıntı yaptığımı hatırlıyorum. Her zaman favori filmlerimden biri olmuştur ve bu projenin bir parçası olduğuma hala inanamıyorum.”

Gray, Jurassic World’ün mucizelerinden hayrete düşerken ağabeyi Zach memnun kalmamıştır.
İnanılmaz eğlenceleri, yüzü akıllı telefonuna doğru eğilirken göz gezdiren Zach parkın oldukça hoş olduğunu yavaş yavaş kabul etmeye başlamıştır.
Zach ve Gray’in Claire teyzeleri tarafından kendilerine tahsis edilmiş bir koruyucuları olsa da önlerindeki ormanda kendilerini bekleyen tarih öncesine ait her tür tehlikeye karşı dikkatli olmaları gerekmektedir.

16 yaşındaki hoşnutsuz Trevorrow için The Kings of Summer adlı bağımsız sinema filminde rol alan yeni oyuncu Nick Robinson seçilmiş. Seçimler sırasında Robinson potansiyel oyuncu arkadaşı Simpkins ile çeşitli sahneleri okumak için bir araya getirilmiş.
Bazı sahneler rolün gerektirdiği sıra dışı yöntemlere işaret etmiş. Robinson şöyle anlatıyor; “Orada bulunmayan bir şeyden korkmamız gerekiyordu. Sonunda çok fazla yaptığımız bu durum için iyi bir pratikti. Ty o seçmelerde müthişti. Ben de oradaki usta çalışmasını takip etmem gerektiğini düşündüm.

Yapımcı Crowley genç adama övgülerini sunuyor; “Nick ilk geldiğinde onu Montgomery Clift tipinde biri olarak gördük. Birkaç yıl içinde öyle bir yakışıklı olacağına hiç şüphe yok. Kusursuz bir oyuncu ve rolünü gerçekten iyi canlandırıyor. Performansı büyüleyici.”


Nublar Adası’nda kargaşa çıkınca – ki her zaman çıkıyor- kardeşler, hayatta kalmak için birbirlerine güvenmeleri gerekiyor.
Bu hem aralarındaki duvarı yıkan hem de onları birbirine yaklaştıran bir durum.
Simpkins ile Robinson arasında kamera arkasında kısa sürede oluşan bağ performanslarına ve kamera önündeki ilişkilerine yansımış.
Howard şöyle anlatıyor; “Nick ve Ty’ın aralarında gerçek bir kardeş dinamiği var. Nick’in Ty'ın yaşında iki küçük erkek kardeşi var. Ty’ın bir ağabeyi var. Bu yüzden hemen gerçek kardeşler gibi oldular. İzlemek güzeldi. Karakterlere ve o dinamiğe çok fazla samimiyet kattılar.”

Yapım başladığında Robinson ve Simpkins, gelişen ilişkilerinin duygusal hikayesinde ve görsel efektleri tamamlamak için gereken yoğun teknik özelliklerde kendilerini yönlendirmesi için Trevorrow’a dönmüşler. Robinson şunları söylüyor; “Sahnenin bütün duygusal vurgularını yapmamız ve teknik açıdan da gerekeni yapmamız Colin’in birinci önceliğiydi. Böylece daha sonra bizi öldürmeye çalışan çılgın dinozoru eklemeyi düşünebilirdi.”

Serinin önceki bölümlerinde yer almış ve bu bölümde de geri dönen tek karakter, Dr. Hammond’ın baş genetikçisi Dr Wu’yu canlandıran BD Wong.
İlk kez Jurassic Park’ta gördüğümüz Dr Wu, geçmişle gelecek arasındaki boşluğa köprü kurmaktan sorumlu baş bilim adamı. Trevorrow araştırmacının Jurassic World’deki varlığına duyulan ihtiyacı şöyle anlatıyor; “Karakteri orijinalden geri getirmek istedik ve ilk filmde sadece birkaç dakika geçirmiş olsa bile Dr. Wu kitapta çok daha dazla yer alıyor ve tarihte önemli bir rolü var. Bu filmde çok fazla genetik ve bilim olduğu için bu ana kadar olan her şeyden haberi olan ve bizi o dünyaya geri çekebilen bir karakterin yer alması çok önemliydi.
Dinozorların DNA’larını kehribar içindeki sivrisinekte bularak dinozorları başarılı bir şekilde yeniden canlandıran Dr Wu idi. Nublar Adası’ndaki felaketten sonra geçen 22 yılda Dr Wu Jurassic World’ün cömert – oldukça karmaşık- yatırımcısının desteğiyle çığır açan çalışmalarına devam etmiş. Kendi bilimsel merakı ve parkın işletmecilerinin yeni heyecanlar yaratmak için talepleri sonucunda Wu’nun son yaratımı, yeniden doğuşun mucizelerinden genetik modifikasyonun bilinmeyen bölgelerine geçiş yapmış."
Rolü tekrar canlandıracağı için heyecanlanan Wong, Dr Wu’nın daha çok sorgulanabilen etik uygulamalara doğru ilerleyerek düşüşüyle ilgilenmiş.
Yine de oyuncu karakterinin düşünce yapısını anladığını söylüyor; “Dr. Wu zengin ve ünlü olmayı ak ettiğini düşünüyor. Çünkü kendisi o treni götüren deha ya da lokomotif. Fakat kendisini içinde bulduğu bu muhteşem mühendisliğin ve çığır açan alanın sonuçlarında olabilecekler konusunda biraz saf.”


Jurassic World, ilk gerçek uluslararası tema park olduğu için Trevorrow ve yapımcılar için oyuncuların ideali yansıtmaları çok önemliymiş. Marshall şunları söylüyor; “Tema parkın uluslararası özelliğini yansıtması film için önemliydi. Gerçekten uluslararası bir oyuncu kadromuz var ve gerçekten heyecan vericiydi.”
Dr. Hammond’ın insanların ve dinozorların birlikte bulunabileceğini güvenli bir mekan yaratma hayalini erine getirme görevini üstlenen milyarder Masrani, Jurassic World’ün gösterişli yatırımcısı ve şovmeni. Owen’ın uyarılarına rağmen Masrani varlıkların korunma detayları hakkında endişe etmek yerine en korkutucu özelliklere sahip bir dinozor yaratarak parkın ziyaretçilerini şaşırtmakla ilgilenmektedir.
Karizmatik girişimcinin rolü için yapımcılar Irrfan Khan’ı seçmişler. Ülkesi Hindistan’da ünlü bir oyuncu olan Khan’ı uluslararası izleyiciler de Ang Lee’nin Life of Pi ve Danny Boyle’ın Slumdog Millionaire filmlerinde izlemiş.
Masrani rolüyle neden ilgilendiği sorulduğunda Khan milyarderlerin ruhuna ve tutkusuna kapıldığını itiraf ediyor.
“Masrani bir girişimci ve benzersiz bir ahlak anlayışı var. Jurassic World sadece para kazanılacak bir yer değil. John Hammond’ın rüyasını beslemiş ve sıradan insanları eğlendirirken eğitmeyi gerçekten istiyor.”

Avrupa’nın sürpriz gişe rekortmeni Intouchables, yıkıcı X-Men: Days of Future Past gibi filmlerle bilinen Fransız oyuncu OMAR SY, Owen’ın baş dinozor bakıcısı ve davranışsal çalışmalarındaki ortağı olan Barry rolünü canlandırmak için getirilmiş.
Hayvanlarının doğal vahşiliğine karşı olduğu kadar InGen’in çarpık inançlarına karşı da tedbirli olan Barry, şirketin kötü planlarını yakaladığında INGen’in karşısına çıkan ilk zorluk oluyor.
Serinin bir başka hayranı olan Sy, yapıma katılma teklifi aldığında heyecanlanmış ve unutulmaz bir hatıra olacağına eminmiş.
“İlk çekim günüm Hawaii’deydi. Gece, ormanda bir ATV ile dolaştım. Orada olduğuma inanmıyordum. Jurassic World’de olduğumu fark ettim. Çocukluğumdaki bir rüyanın gerçekleşmesi gibiydi.”

Owen ve Barry’nin Velociraptorler üzerindeki davranışsal çalışmalarının gelişimiyle – ve savaştaki potansiyel kullanımlarıyla- belki de en çok ilgilenen kişi  InGen’in Hoskins’inden başkası değildir.
Owen’ın araştırmasını kendine mal etmek için doğru zamanı bekleyen bir laboratuvar ajanıdır.
Jurassic World’ün hayvanlarının sezgili yaratıklar olarak değil de ciddi karlar getirecek kullanılmamış bir potansiyele sahip varlıklar olarak görüyor. Tek amaçlı hırsının yolundaki tek engel Owen ve ekibinin etik iradesidir.


Tecrübeli oyuncu VINCENT D’ONOFRIO, Men in Black filminden TV’deki Law & Order: Criminal Intent’e kadar TV ve sinema oyuncusundan Hoskins’i canlandırması istenmiş.
Hoskins’ı filmin düşmanı olarak etiketlemek kolay olsa da D’Onofrio karakterine öyle siyah beyaz kavramlarla bakmıyor.
“Dinozor filminde kötü karakter olduğunuzu söylemek zordur. Çünkü genelde kötüler dinozorlar olur. Hoskins aslında bir güvenlik yüklenicisi. İnsan hayatlarını kaybet yerine bu hayvanların kullanılmaya değer olduğunu düşünüyor. Bir hayvan bilgisayarla programlanmış değil ve hacklenemez. Üzerlerine cihazlar takabilmek ve komutlar verebilmek birçok kullanım açısından iyi ve insan hayatlarını tehlikeye atmaktan daha iyi bir alternatif olurdu.”

Pratt başka bir bakış açısı sunuyor; “Gerçek kötü ilerleme ve Hoskins gerçek bir ilerleme ajanı. Askeri uygulama için çok fazla bilimsel araştırma yapılmış ve o dünyanın doğal düzeni bu.”
Marshall, D’Onofrio düzeyinde bir oyuncunun Hoskins’i tek boyutlu bir kötü karakter yapmayacağını ekliyor; “Hoskins gerçek bir şeyi, bilimsel yenilikleri alıp karanlık amaçlar için kullanan insanları temsil ediyor. Vincent muhteşem bir oyuncu ve o yönü keşfetmesini izlemek keyifliydi.”
Son olarak ana oyunculardan biri de Lowery.
Denetlemeye yardım ettiği yaratıklar için saygı içeren ukala tutumu ve dağınık çalışma atölyesi olan teknik mühendis Lowery, Jurassic World’ün her köşesinde bulunan elektronik gözleriyle Clarie’in güvenilir elemanıdır.
Trevorrow rolü canlandırması için bir arkadaşına, daha önce de birlikte çalıştığı, yönetmenin Safety Not Guaranteed filminde oynayan oyuncu JAKE JOHNSON’a (TV’den New Girl, Let’s Be Cops) yönelmiş.
Trevorrow, Lowery’ye kusursuz ölçüde mizah aşılamak ve Jurassic Park’ın karşıtı türden, Samuel L. Jackson’ın tarzındaki ciddiyetsizliği sağlamak için Johnson’a bel bağlamış.
Johnson yoğun aksiyon macera filmine bazı kahkahalar eklemenin değerini anlamış.
Şöyle söylüyor; “Colin belirli rollerdeki oyuncuların biraz mizah seçeneği olmasını istedi. Emprovize yapabileceğimiz ve gülebilmenin bir yolunu bulabileceğimiz bir an varsa bunu kullandık.”
Oyuncu arkadaşlarıyla birlikte Jurassic mirasının bir parçası olma fırsatı Johnson için önemliymiş; “Gençler Jurassic Park’ı bizim gördüğümüz şekliyle görecek. Onlar için de bize olduğu gibi şaşırtıcı, ağzı açık bırakan bir tecrübe olacak. Böyle bir şeyin parçası olma fırsatı her zaman karşına çıkmaz ve çok şanslı hissediyorum.”



Park Açılıyor: Tasarım ve Mekanlar

Dünyanın ilk uluslararası tema parkı olarak kurulan ve çalışan Jurassic World, orijinal parkın muhteşem bir şekilde gerçekleştiğinin vaadidir. Parkta; interaktif bilimsel ekranlar içeren parıltılı bir Ziyaretçi Merkezi, kalabalık, ticari Ana Cadde ve aya kaldırımı, eğitimli türlerin performans sergilediği bir su amfi tiyatrosu, uçuş yolu ve küçük çocukların insanların gerçek olacağını hiç düşünmediği dokunulabilir tecrübeler yaşayabildiği bir evcil hayvan hayvanat bahçesi bulunur.
Her şekilde, boyutta ve türde dinozorlar parkın içinde bulunan ve binlerce günlük ziyaretçiyi şaşırtmaları ve eğlendirmeleri kesin olan çok sayıdaki sergide ve eğlencede yer alır.
Parlak bir tek raylı parktaki bütün eğlenceleri birbirine bağlar ve Jurassic World’ün içinde zarif bir şekilde dolaşır.

Trevorrow ve yaratıcı ekibi hayali olmak yerine daha dokunulabilir olan sihirli bir dünya yaratmak için yola çıkmış.
Yönetmen şunları paylaşıyor; “Bizim için gelecekte yer alan bilim kurgu bir hayali değil de şimdi var olabilecek bir yeri yaratmak önemliydi. Dinozorlarla yakınlaşabildiğiniz ve dünyalarına adım atabildiğiniz, John Hammond’ın hayal ettiği her şeyin yer aldığı çok gerçek, hissedilebilir bir tecrübe yaratmak istedik.”

Jurassic World hayalini hayata geçirmesi için tecrübeli yapım tasarımcı Edward Verreaux seçilmiş.
Kariyerine Spielberg’le on Raiders of the Lost Ark ve E.T.: The Extra-Terrestrial filmlerinde illüstratör olarak başlayan Verraux,  X-Men: The Last Stand ve Rush Hour 3 gibi filmlerde yapm tasarımcı olarak görev yapmıştır.
Jurassic serisiyle uzun soluklu ilişkisiyle – orijinal filmde yapım tasarımcı Rick Carter için illüstratör olarak görev yapış, Jurassic Park 3’te role kendisi geçmiştir- yeni film ve modern vizyon için şablonu yaratacak kusursuz bir seçim olmuştur.

Verraux, seriye modern bir estetik katma ve bu arada da ilk filmin mirasına saygılar sunma fırsatı konusunda çok hevesliymiş.
Şunları söylüyor; “eni nesil için tekrar yapacağız. Jurassic Park’a başladığımızdan bu yana 24 yıl geçti. Yani bu yepyeni bir oyun. Ama biz önceki filmleri referans gösteriyoruz çünkü Jurassic World’ün genel estetiği için standardı onlar belirliyor.”

Trevorrow, sinematik vizyonunun gerçekleştirilmesine yardımcı olması için Verraux ve ekibiyle çalışma fırsatı konusunda heyecanlanmış. Yönetmen şunları söylüyor; “Bu fikirleri hayata geçirebilen, sektördeki en iyi sanatçılar ve yenilikçilerle birlikte çalışabildiğim için çok ayrıcalıklıyım. Bu filmin görüntüsü unutulmaz bir iz bırakacak ve ilerlemesine yardımcı olmak için diğer filmlerden ayıracaktır.”


Jurassic Park’taki görkemli manzaralar sinema izleyicilerinin kültürel DNA’sının bir parçası olmuş ve yeryüzünde yeniden gezinen devasa yaratıkların simgesel görüntüleri başarıyla yaratılmış.
Yapım ekibi için Nublar Adası’na dönmek, yeşil ortamın ve görkemli tepelerin Costa Rica’nın  yerine geçtiği Hawaii’ye dönmek demek olmuş.
Ekip, orijinal mekanların çoğunun neredeyse hiç dokunulmamış olduğunu keşfetmiş. Mekanların yoğun bilgisayar efektleri olmadan tekrar kullanılarak o görsel dünyaya sorunsuzca geri dönebilmelerini sağlamış.
Crowley şunları söylüyor; “Orman işleri için yeşil bir ortama gitmemiz gerektiğini biliyorduk ve neredeyse diğer tüm Jurassic filmleri Hawaii’de çekilmişti. Dahası insanları birçoğunun kendi başlarına hiç gitmediği görsel mekanlara götürmek istiyorduk. Hawaii’de sanki Tarzan’ın yaşadığı yer gibi görünen çok karanlık ve derin yerler var.”

Marshall için Hawaii’ye yıllar sonra dönmek zamanda geri gitmek gibi hissettirmiş.
Şunları söylüyor; “Aynı mekanların bazılarında olmak sihirliydi. İkonik tepelerle çevrili o vadide bulunmak gerçekten Jurassic World’de olduğumuzu hissettirdi.”

Yapım 14 Nisan 2014’te Oahu adasında sihirli bir şekilde Jurassic World’ün hayvanat bahçesine dönüştürülen Honolulu Hayvanat Bahçesi’nde başlamış.
Hawaii’deyken çekim yapacağı kutsal topraklara övgüler göndermek ve önlerindeki karmaşık çekimler için aloha ruhu toplamak üzere ekip ana çekimin ilk gününde manevi bir kutsama törenine katılmış.
Crowley bu törene katılmakta neden direttiklerini şöyle anlatıyor; “Jurassic Park’ı çekerken bütün setleri yok eden bir kasırga oldu. Biz de bunun bir daha olmaması için her türlü çabayı gösterdiğimizden emin olmak istedik. Ekip ve oyuncular çok saygılıydı. Dünyanın dört bir yanında çalışmış bir film ekibinin isteksiz olacağı varsayılabilir ama düşünceli sözleri gerçekten dinlediler ve ciddiye aldılar.”


Oahu ve Kauai adalarında toplam 33 gün çekim yapan ekip, Jurassic World için gereken uygun ölçeği ve açıları sağlamak için doğal manzarayı kullanmak üzere yola çıkmış.
Oahu’dak Kualoa Çiftliği’ne çekimler için yeniden dönen Verraux ve çalışanları parkın genetiği değiştirilmiş dinozorunu barındırmak üzere yapılan gerçek boyutlu bir dinozor padoğu inşa etmişler.
Kualoa Çiftliği ayrıca Owen’ın kulübesi, Masrani’nin dağ kenarındaki helikopter pisti ve ziyaretçilerin çift kişilik Cirosfere binip çeşitli sürüler ve zarif canavarlarla dolu alanda gezindikleri görkemli Cirosfer Vadisi gibi birçok dış mekan için zemin de  sağlamış.
Birlikte çeşitli parçalar bir araya gelerek Jurassic World’ün tamamını ve sihrini yaratmış.
Cirosfer -süpervizörü sanat yönetmeni DOUG MEERDINK (Cloverfield) ve RON MENDELL’in (Iron Man serisi) dahil olduğu ekibi tarafından tasarlanmış. — göz alıcı, çift kişilik bir küredir ve ziyaretçileri içine alır ve Jurassic World’ün mucizelerine götürür.
Bir kez güvenli bir şekilde içeri girildiğinde Cirosfer Vadisi’nde özgürce dolaşabilir, parkın göz alıcı, engellenmemiş manzaralarını ve bir zamanlar var olan yaratıklarını hepsini kendi hızları içinde tecrübe edebilirler.
Ziyaretçiler vadide dolaşırken,  güçlü Apatosaurus ve Stegosaurus’dan büyüleyici Parasaurolophus ve Triceratoplara kadar etrafta gördükleri dinozorları tanımaya yardımcı olması amacıyla küre içi monitörü kullanabilirler.

Nublar Adası’nın 1.2 milyarlık Jurassic World’ünün merkezi Ana Cadde’dir. Park ziyaretçilerinin keyif almaları için çeşitli alışveriş, yemek ve eğlence seçenekleri sunan yoğun, ticari bir yoldur.
Gezilerinden hatıra arayanlar için Jurassic dükkanlarında meraklı turistin isteyebileceği her türlü ticari eşya ve oyuncak bulunur. Setteyken sinemaya gitmek ister misiniz?
Ziyaretçiler şu anda Ana Cadde’deki IMAX salonda şu anda vizyonda olan Pterosauria’nın göz alıcı manzaraları ve seslerini duyabilirler.


Trevorrow ve yapımcılar için Jurassic World’ün Universal Stüdyoları Hollywood gibi bir varış mekanında bulabileceği gerçek mağazalarla dolu, gerçek bir varış noktası olarak düşünülmesi önemliymiş.
Bunu gerçekleştirmek için Nublar Adası Hilton’da kalan ziyaretçilerin Ana Cadde’de ve kaldırımda yemek yemek için birçok seçeneği yer almış.
Bu seçeneklerin arasında Nobu’da suşi, Winston’ın yerinde Amerikan mutfağı (efsanevi özel efektler ustası Stan Wilson’a zekice bir hareket) veya Jimmy Buffett’in Margaritaville’inde tako ya da margarita yer alıyormuş.
Ziyaretçiler küçük bir yemek sonrası eğlence için bir gece kulübünde çılgınca eğlenebilir veya Nublar Adası’ndaki Starbucks’tan bir kapuçino alırlarken evin tadını çıkarabiliyorlar.
Verreaux ve ekibi büyük bir sorumluluk alan, kısa sürede yaşayan ve nefes alan bir tema parkının konseptini hazırlamak ve yaratmakla görevlendirilmişler.
Crowley şunları söylüyor; “Ed, bu tema parkının bir araya getirilmesi için konsept ve tasarımı gerçekleştirmede çok önemliydi. Yıllar içinde geliştirilen Universal ve Six Flags gibi parklardan farklı olarak Ed’in Jurassic World’ü oluşturması için birkaç ayı vardı. Ekibi bizi gerçekten çok etkiledi.”

Ana Cadde’nin detaylı görüntüsünü hayata geçirmek kolay bir görev değilmiş. Çünkü yapımcılar boyuttan ve ebatlardan fedakarlık etmeden olabildiğince çok şey inşa etmek istemişler.
Muazzam yapı ile birlikte gelen çok sayıdaki kritere uyan bir mekan için uzun bir araştırmadan sonra yapım ekibi New Orleans dışındaki terk edilmiş bir Six Flags tema parkında inşaata başlamış.
Katrina Kasırgası’nın hasarları nedeniyle tema parkının altyapısı kullanılamaz olsa da ekip muazzam otopark bölümünü –kabaca altı futbol sahası büyüklüğündeki- kullanılır hale getirmiş ve sıfırdan inşa etmiş.

Çekim ekibi Hawaii’de çekim yaparken, 400 kadar ustadan oluşan inşaat ekibi New Orleans’taki devasa setlerin hazırlıkları için çalışmış. İnşaat boyunca ve ekibin gelişi yaklaştıkça Verraux yapımcılara ilerleme raporları sunmuş.
Şunları söylüyor; “Ana Cadde, herkes Hawaii’de çekimdeyken inşa ediliyordu. Bu yüzden Colin, buradaki çekime günler kalana dek görmedi. Onma fotoğraflar gönderdim. Bütün renkleri ve kumaşları göstermek ve gidişatımıza onay verdiğinden emin olmak için oraya gidip geldim.”


Ana Cadde’deki çekimlerden önceki son haftalarda çeşitli bölümler, genişletilmiş sahneler için seti giydirme, dekore etme, ışıklandırma ve donatma için çok yoğun çalışıyormuş.
Yapım ekibi Hawaii’den Cumartesi günü gelmiş ve izleyen Pazartesi günü Ana Cadde’de çekimlere başlamış.
Trevorrow sete ilk girdiğindeki tepkisini şöyle anlatıyor; “Ana Cadde’ye ilk girdiğimde kesinlikle çok duygulandım. Bir dakika durup her şeyi algılamaya çalışan bir tek ben değildim çünkü bu boyutta bir dünyanın hayata geçirildiğini çok nadir görürüz. Sete girdiğinizde hakikaten gerçek gibiydi.”
 
Marshall aynı duyguları paylaşıyor. “Ana Cadde’deki 800 figüran oyuncuyla tam donatılmış bir halde, sanki gerçek bir tema parkıymış gibi ilk kez gördüğümde olağanüstüydü."
Crowley de nihai hali ve detaylara verilen sonsuz önem karşısında çok şaşırmış.
Şunları söylüyor; “Her şey vardı; park bekçileri, çeşitli dükkanlarda ve restoranlarda çalışanlar –hepsi özel Jurassic World üniformaları giyiyorlardı- ve bu ayarda bir parkta bulunacak aksesuarlar ve ticari ürünler vardı. Dinozor pusetlerinden, pelüş oyuncaklara, el kuklalarına kadar her şey, gerçekten çalışan bir tema parkında olduğunuzu hissetmeniz için yapılmıştı.”

Ana Cadde’de yaratma, inşa ve son olarak çekim süreci Verraux’un dikkatini çekmiş. “Bu boyutta bir filmde uzun bir tasarım eğrisi vardır ve verilmesi gereken milyonlarca karar bulunur. Senaryoyu okursunuz, yönetmenle görüşürsünüz, konseptleri ve illüstrasyonları geliştirirsiniz, seti geliştirip inşa edersiniz. Sonra ekip ele alır, giydirir ve aydınlatır. Sonra bir anda 800 figüran gerçek turistler gibi dolamaya başlar. Elbette seti dana önce görmemişlerdir ve “Aman Tanrım, şuna bak!” diye düşünürler ve onlardan gerçek tepkiler alırız. Bütün o anlar ve tepkiler gerçekten tatmin edicidir.”

Günlük yağış miktarı ve ardından gelen korkunç çamur Hawaii’de önemli bir zorluk olmuş.
Ekip özellikle Haziran’da New Orleans’ta çekim yaparken tedbirli olmuş.  Crowley şunları söylüyor; “New Orleans’taki ilk birkaç haftada Ana Cadde’nin bütün dış cephesini, az sayıda yedek set mekanıyla- çekiyorduk ve bu sinir bozucuydu. Burada yağmur yağdığında büyük kapsamlı yıldırımlarla saatlerce sürer. Louisiana’da hava kötü olduğunda çok kötü olur.”


Ekip, Ana Cadde’yi suların bastığı ve karardığı birkaç önemli yağmur ve yıldırım fırtınaları yaşarken hava çoğunlukla işbirliği yapmış ve ekip yırtıcı araştırma arenasına çekimlere geçmiş.
Nublar Adası’nın dışarılarında, tema parkının parıltısından uzakta bulunan arenada Velociraptorlerle davranışsal araştırma yapan Owen ve ekibi yer almaktadır.
Büyük, yuvarlak bir yapı olan arenanın içi yırtıcıların barındığı, hayvan bakıcılarının yukarıda uzanan yürüyüş yollarından güvenli bir şekilde gözlem yaptığı ve böylece Owen ve ekibinin son derece tehlikeli ve yırtıcı hayvanlarla yakından etkileşime girebilmelerine olanak veren büyük, açık bir alandır.
Yine pratik bir yapı olan arena, minimum yeşil ekran gerekliliğiyle ve sahte set duvarlarıyla tamamlanmış.
Pratt arenada çalışırken yapının bütünlüğü için tasarım ekibinin tipik Hollywood hileleri olmadan gerçekleştirdiklerine hayret etmiş.
Oyuncu şöyle anlatıyor; “Yırtıcı arenası çelikten ve betondan yapılmış ve çok büyüktü. Şaka değildi. Tehlikeli hayvanları gerçekten yıkılmadan uzun yıllar barındırabileceğine hiç şüphe yoktu. Olağanüstüydü.”

Yapımcıların çok sayıda olan ve büyük iç mekan setlerinde yapımcıların geniş mekanı, güvenliği ve altyapısı olan tek bir alana ihtiyacı varmış. Bunların hepsi New Orleans’taki Big Easy Stüdyoları’nda bulunuyor.  Uzay programının iptalinden sonra boşaltılan NASA’nın Michoud Toplama kampüsünün bir bölümünde yer alan, Big Easy’nin geniş yapıları, bu boyuttaki bir yapımı barındıracak kapasiteye sahip sahnelere dönüştürülmüş.
Jurassic World’ün yer aldığı altı sahne, yapımın çeşitli aşamalarında yer almış. Setlere sanal bir dönen kapı yapılmış, çekilmiş veya aynı anda çarpılmış.
Big Easy’de inşa edilen setlerden bazıları, hepsi ayrı ayrı devasa olan yeni Ziyaretçi Merkezi’nin, Dr. Wu’nun genetik laboratuvarının ve kontrol odasının içi de dahilmiş.
Projenin hırslı doğası düşünüldüğünde NASA kampüsü kusursuz bir mekan olarak hizmet vermiş.
Crowley şöyle söylüyor; “Bu filmi, insanları aya götüren ilk roketin yapıldığı hangarlarda çekmemiz uygun görünüyordu.”


Ana Cadde’nin ortasında Samsung Yenilik Merkezi yer alıyor. Tema parkının estetik feneri olarak görev yapan bir kule yapı.
Yeni Ziyaretçi Merkezi, bilim ve teknolojinin kutlandığı, ziyaretçilerin adada yaşayan yeniden canlanan yaratıklar hakkında daha fazla bilgi alabildikleri (ayrıca eski dostumuz Bay DNA ile bir ziyaretçi görünümü buldukları) bir yer.
“Eğitim-lence” çeşitli; Faaliyetler arasında yüksek teknoloji öğeler içeren evrimsel olguların yer aldığı ve bir düğme dokunuşuyla gerçek boyutlu, dönen bir hologramın çıktığı çok sayıda kiosk, çocukların dinozor kemikleri bulmak için kazı yapabildiği ve sıradaki büyük keşfi ortaya çıkarabildikleri bir yer de bulunuyor.
Ziyaretçi Merkezi, teknoloji, bilim ve eğitimin etkileyici karışımı ve gerçekten John Hammond’ın hayalinin gerçekleşmiş hali.
Her şeyin onun hayalleriyle gerçekleştiği, gerçek boyuttaki bir Dr Hammond heykeli tüm gösteriyi gururla izliyor.
Verreaux şöyle anlatıyor; “Ziyaretçiler Merkezi’ne girdiğinizde onu salonun uzak köşesinde geleceğe doğru bakarken göreceksiniz. Yakından bakarsanız elinde bir değnek olduğunu göreceksiniz. O değneğin içinde, içinde bir sivrisineğin olduğu bir kehribar parçası var. İnsanlara tüm bunların arkasındaki yaratıcı dehayı, John Hammon’ı hatırlatacak bir şey olmasını istedik.”

Heykel, ziyaretçileri genetik laboratuvarının içine, keşif gezilerine devam etmek üzere topluyor.
Laboratuvar Dr. Wu’nun zihnindeki dahili çalışmalara kısa bir bakış sunuyor ve bizi genetik ekibiyle tanıştırıyor.
Laboratuvarda beş bölüm bulunuyor; 1) özütleme, 2) sıralama, 3) toplama, 4) kuluçka ve 5) üretim.
Ziyaretçiler bilim adamlarını ve laboratuvar teknisyenlerini camdan dev gözlem panelleriyle gözleyebilir.
Herhangi bir anda, dünyanın herhangi bir yerinden gelmiş, kehribara sıkışmış sivrisineklerden DNA’nın özütlendiğine tanık olabilir veya yeni bir dinozor atalarının anlayamayacağı bir zamana geldiği kuluçkanın içine bakabilirsiniz.
Jurassic World’de her gün modern zaman mucizeleri yaşanıyor. Bütünlük içinde inşa edilmiş olan genetik laboratuvarı InGen’in zarif zevklerini ve kullanılan, sınırsız görünen teknolojiyi (ve gerekli olan yatırımı) yansıtır.

Ziyaretçilere kapalı, uzak ve korunmalı kontrol odasında, Claire ve ekibi –Lowery de dahil- parkı yüksek güvenlikli, steril duvarlardan izlerler. Oda, komuta merkezidir ve oradan, gerçek zamanlı hareketleri yakalayan dev duvar monitörlerinden her dinozor yaratığı ev park ziyaretçisi aynı şekilde takip edilir, gözlemlenir . Parkın her köşesi gözlemlenir.

Kontrol Odası, yapım boyunca kaydedilen ve birden çok monitörden tekrar oynatılan gerçek sesleri kullanmalarına izin verilen oyuncular için olabildiğince kapsayıcı olacak şekilde tasarlanmış.
Johnson şöyle anlatıyor; “Birçok filmde görüntüyü yapım sonrası yerleştiriyorlar ama onlar aslında her şeyi çekim sırasında kontrol odasında oynuyorlardı. Colin, tepki vereceğimiz gerçek bir görüntü olması için her şeyi gerçekten ekilirken izlememizi istedi.”


Bu boyutta bir yapım için gerekli olan çok sayıda hareketli parçayla bölümler arasındaki işbirliği çok önemli olmuş.
Yapım tasarımcı Verreaux şunları söylüyor; “Bu sadece bir bölümle ve kısa sürede olan türden bir proje değil. Bu filmin boyutundan dolayı, böyle bir işi başarmak için projedeki herkesin dahil olması ve işbirliği gerekiyor. Herkes elinden geleni yaptı.”

Yeryüzünde Yeniden Dolaşmak: Bilim Hayal Gücüyle Buluşuyor

160 yıl boyunca yeryüzüne hakim olan ve yok olmadan ve varlıklarıyla ilgili sadece küçük izler bırakan ve tarih öncesi yaratıkların gizemleri gençlerin de yaşlıların da ilgisini çeker.
Crichton’ın çalışması ve sonradan gelen filmler, hepimizin ilgisini çekmiş ve bilimle kurgu arasındaki çizgiyi muhteşem bir biçimde bulanıklaştırmıştır.
Jurassic Park, Crichton’ın sürekli teması olan bilimsel manipülasyonla ilgili tehlikeleri anlatan uyarıcı bir çalışma olarak düşünülmüş.
Yazdıkları tipik bilim kurgu olarak sınıflandırılsa da ana fikirleri bilime dayalıydı.
Trevorrow şöyle anlatıyor; “Crichton’ın çalışmasında beni büyüleyen genel olarak teknolojide ve bilimde yer alan oldukça karmaşık fikirleri alarak sadece bağ kurulabilir yapmak ve insanca hissedilmesini sağlamakla kalmayıp yaşadığımız dünyaya entegre etmesidir.”

Jurassic World’de hikaye Hammond’ın rüyasını sonsuza dek ortadan kaldırmakla tehdit eden Nublar Adası’ndaki felaketten yaklaşık 20 yıl sonra başlar.
Günde 20 binden fazla ziyaretçisi olan Jurassic World, insanların dinozorlara bakışını değiştirmiştir.
Yine de bir zamanlar sadece ortak hayal gücümüzde mümkün olduğuna inanılan varlıkları silinmiş ve dinozorların yeryüzüne ger dönüşleri hayatın kabul edilen bir gerçeği haline gelmiştir.
Dinozor yorgunluğu fikri Trevorrow’un ilgisini çekmiş ve sürekli gelişen teknoloji çağında biz doğal dünyayla giderek daha az bağ kurarken toplumun keyifsizliğine hitap etmiştir.
Yönetmen şunları anlatıyor; “Filmde gezegende yaşayan dinozorların ve insanların varlığı artık yeni bir fikir değil. Bu yüzden Jurassic World’e giden gençlerin, telefonlarından mesajlar çektiği ve önem vermediği bir yerde başlıyoruz. Sevdiğimiz yanı sizi yine korkuya ve tehlikeye atabilir ve neden korkmanız ve dikkat etmeniz gerektiğini size hatırlatabiliyor olmamız.”


Hayranların favorisi olan dinozorlar, bazıları beklenmeyen yeni özellikler taşıyor olsa da filmde geri dönüyor.
Bazılarını daha önce hiç bir Jurassic filminde görmediğimiz bu dinozorlar dolaşabiliyor, yüzebiliyor ve uçabiliyorlar.
Yazma süreci sırasında Trevorrow Jurassic hayranlarının hangi türlerin dönmesini istediğine dikkat etmiş.
“Bu filmlerin hayranı olarak sabah uyanıp bazı dinozorları geri getirebileceğimi sanmıyorum. Benim için T.rex gibi dinozorlara ilk filmdeki gibi ağırlık ve kahraman özellikleri verilmesi önemli.  Bana göre T.rex o filmin kahramanıydı. Bu benim için önemli bir konu ve yer vermem gerçekten önem taşıyordu.”

Parktaki kalabalık gelişmeye devam ederken ziyaretçileri heyecanlandırmak giderek zorlaşmıştır.
Kazançları için endişe eden şirket Jurassic World’ü yeniden modern bir yer yapmak umutlarıyla yeni bir “eğlence” yaratarak insanları can sıkıntısından kurtarmaya çabalamaktadır.
Bu baskı, ticaret adına ahlakın ve bilimin sınırlarını zorlar ve Dr Wu ve genetik ekibini etik açıdan sorgulanabilir alanlara, genetik bağlamaya ve genetik değiştirmeye iter.
Ve bu cinse ve türe Indominus rex adı verilir.
T.rex, Carnotaurus, Majungasaurus, Rugops, Giganotosaurus ile birkaç gizli kaynağın DNA’sını içeren genetik yapıya sahip değiştirilmiş bir dinozor olan devasa Indominus rex,  12 metre uzunluğuyla Jurassic World’ün gördüğü en akıllı, en büyük ve en kötü yaratıktır.
Dr. Wu ve ekibi muhteşem bir yaratık yaratmıştır ve bütün yetenekleri konusunda sadece yüzeysel bir bilgiye sahiptir.
 Esaretinden kurtulur ve zevk için öldürmeye ve Nublar Adası’ndakileri –insanları ve hayvanları- tehlikeye atmaya başlar.

Yapımcılar da Dr Wu gibi bilimsel bütünlük düzeyini korurken izleyicileri heyecanlandıracak yeni bir dinozor türü yaratma görevini üstlenirler. Crowley süreçle ilgili şunları anlatıyor; “İlginç bir çalışma alanıydı. Bizimle çalışan bir araştırmacımız vardı ve tonlarca bilimsel makaleyi inceleyerek DNZ sıralamalarını değiştirerek başlatılabilen bazı yeni deneyleri, yaratık türlerini inceledi.”

Yeni dinozorun ve filmde yer alan çeşitli türlerin arkasındaki bilimsel yasallaştırmayı sağlamak için yapımcılar bir kez daha Montana Devlet Üniversitesi’nde profesör ve Rockies Müzesi’nde paleontoloji küratörü olan ünlü paleontolog JACK HORNER’ın uzmanlığına başvurmuşlar. Crichton, Jurassic Park’ı ilk kez yazarken, yazdığı yaratıklarla ilgili paleontolojik bakış açıları için Horner’ın “Digging Dinosaurs” adlı kitabına başvurmuş.


Hala ilk sıralarda olan Horner’ın yeni çalışmaları,  tavuk DNA’sı ile dinozorun genetik malzemesini karıştıran, çığır açıcı genetik mühendislik yöntemlerini incelemektedir.
Jurassic Park serisiyle uzun soluklu bir ilişkisi olan Horner, sınırsız hayal gücünün heyecanlarından fedakarlık etmeden bilimsel inanılırlığı göstermenin önemini anlamış.
Horner şunları söylüyor; “İlginç buluğum şey, insanların en çok dinozorların boyutundan endişe ediyor olmaları. Ama bu endişe edilmesi gereken en son şey. Biz dinozorların boyutu fikrini değiştirdik. Mevcut sayılarından çok bulduğumuz dinozorlarla değiştirdik. Dinozorlar hayatlarının büyük bölümünde büyümeyi sürdürür. Bu yüzden her zaman daha büyük bir T.rex bulacağız.”

Indominus rex’in genetik makyajını ve sonradan gelen özelliklerini düşünürken Horner dinozorların farklı nesilleri olmasının yararlarına işaret ediyor; “Bilimle biraz oynayabiliriz. Dinozorlar ağaç sürüngenleri ve timsahlarla yakından ilişkililer. Kuşların oluşmasına yol açmışlar. Bu yüzden her kuş tarafına ya da sürüngen tarafına geçerek hile yapabiliriz. Oyun için büyük bir alan var.”

Trevorrow, Horner’ın tecrübesini projeye aktarmasından dolayı son derece minnettar olmuş.
Yönetmen şunları söylüyor; “Bu filmlerde gerçek bir bilim ve paleontoloji var. Benim için bu filmde de bu önemliydi. Jack Horner, en başından beri bu filmlere bilimsel bir yetki verdi. Bazen sadece eğlence amaçlı bir şeyler denediğimiz oluyor ve bize bunun aslında mümkün olmadığını hatırlatıyor. Gerçeğe dayalı olması önemli. Bu yüzden onun katkıları gerçekten paha biçilmez.”

Filmde başka bir danışman da Oscar ödüllü görsel efektler süpervizörü PHIL TIPPETT.
O da Jurassic Park ailesinin sevilen bir üyesi. Tippett Studio’nun kurucusu ve görsel efektlerdeki kariyeri 30 yıldan fazla.
Spielberg, Tippett’in dinozor hareketleri ve davranışlarındaki ve stop motion teknolojideki tecrübesini öğrendiğinde Jurassic Park’ın dinozor animasyonunu denetlemesi için kendisini seçmiş.
Bu görev kendisine, meslektaşları Dennis Muren, Stan Winston ve Michael Lantieri ile birlikte Görsel Efektler dalında Oscar ödülü kazandırmış.
Tippett, Jurassic World için dinozorların özellikle de serinin tartışmalı süper starları Velociraptorların geliştirilmesini, özelliklerini ve hareketlerini denetlemek üzere getirilmiş.
Tippett şöyle anlatıyor; “Colin öncelikle Velociraptorların (burada Blue, Charlie, Delta ve Echo) yer aldığı, performansa ve davranışa çok fazla dikkat vermeyi gerektiren sahnelere önem vermekle ilgilendi. Yırtıcılar muhteşem yaratıklar. Muhtemelen karga gibi belli bir zeka seviyesindeler. Onlara kişilik aşılamaya ve onları ürkütücü ve muhteşem yaratıklar olarak canlandırmaya odaklandım.”



Sınırları Zorlamak: Harika Ses ve Görüntü Efektlerini Oluşturmak

Bir dinozorun nasıl göründüğünü, nasıl hareket ettiğini ya da siz, sizi görmemesini umarak dehşet içinde dururken üstünüze doğru nefes alıp vermesinin nasıl bir duygu olabileceğini hayal etmeniz istenirse Jurassic Park’ı düşünürüz.
Filmde yer alan çığır açan efektler bir çıta oluşturmuş ve modern sinemadaki en kalıcı ikonik görüntüleri ve sesleri sağlamıştır.
Sektörün lideri Industrial Light & Magis (ILM), şaşırtıcı görsel efektleri sürdürerek alanında yeni standartları belirleyen bir seriye üzere daha büyük bir görsel tören gerçekleştirmek üzere geri geliyor.
Jurassic World, 3D ve IMAX olarak vizyona girecek ilk Jurassic filmi olacak. İzleyicilere ortalıkta dolaşan ve saldıran dinozorlarla dolu bir tema parkının görsel ve işitsel tecrübesini yaşatacak.

Lucasfilm Ltd.’nin bir birimi olan ILM 30 yıldan uzun bir süredir görsel efektlerin standartlarını belirlemiştir.
Bu süreçte sinema filmlerinde bilgisayar grafiklerinin ve dijital görüntülemenin kullanımıyla ilgili yeni ufuklar açmıştır.
Dijital devrimin ön planında ilham ve hayal gücüyle görsel efektler için yeni çığırlar açmaya ve yapımcılarla işbirliği yaparak var olamayacakları yaratmaya devam ediyor.

İllüstrasyon ekibinin başında ortak yapımcı/görsel efektler yapım süpervizörü CHRISTOPHER RAIMO ile ILM’nin görsel efektler süpervizörü TIM ALEXANDER yer alıyor.
Çıta çok yüksek olunca Alexander ve ekibi sınırlara ulaşmak ve süreci kesin bir şekilde tamamlamak için uğraşmış.
Alexander şunları söylüyor; “Son Jurassic filminden bu yana teknoloji çok ilerledi. Biz de işin doğru yapılmasını istedik. Dinozorun geometrisini hazırlayan modelci, rengi ve dokuyu veren boyacı ve hareket ettiren, tüm kas simülasyonlarını uygulayan teçhizatçı da dahil her adımda birçok kişiyle çalıştık. Her şeyin son derece iyi gerçekleştiğine çok dikkat ettik.”

Dinozorlarla insanların aynı derece doğal bir şekilde yaşadığı bir dünya yaratmak için görsel efektler ekibi Trevorrow ve görüntü yönetmeni John Schwartzman’la yapım boyunca çok yakın çalışmış.
Birlikte bazıları 6 metre boyunda, 13 metre uzunluğunda olan dinozorların boyutuna uygun sahneler yaratmışlar.
Efekt ekibi film boyunca, çeşitli ortamlardan sanal yaratıkların pratik dünyayla etkileşime girdiği verileri toplamış.


Alexander şunları söylüyor; “Süreç olağanüstüydü. Çünkü kameraya çok şey aktarabildik. Tamamen sanal ortamlar yaratmak zorunda kalmadık. Yani sadece dinozorları bu mekanlara uydurabilmemiz önemliydi. Ortamlarla ilgili, etkileşim için onların sanal versiyonlarını yapmak üzere çok fazla veri topladık. Bir dinozor gelip bir ağaca vurursa o ağacın hareketini ve ilgili detayları eklememiz gerekiyor.”

Görsel efektler ekibi, kahraman dinozorlarla ilgili ışıkları yakalamak için çekim süreci boyunca maketler kullanmış.
ILM animasyon süpervizörü GLENN McINTOSH şunları söylüyor; “Bilgisayardaki karakterin yeniden yaratılmasına ve hayata getirilmesine yardımcı olmak için renkler, dokular, gözlerin detayları gibi tüm güzel detayları yakalamak için maketler kullanıldı.”

Filmde yer alan Velociraptorların gerçek boyuttaki maketleri yapılmış. Bazılarının başları tuzlu su timsahlarınınki kadar büyük. Aslında oyuncuların göz çizgisi referanslarında olan bu maketler 4 metre boyundaki bir yırtıcını boyuna uygun yapılmış.
Ormandaki gece çekimleri sırasında ekip maketlerle çok eğlenmiş. McIntosh şöyle anlatıyor; “Etrafta gizlice dolaşıp insanların arkasından çıkmak ve yavaşça başını çekip hiç beklemedikleri bir anda onlara bakmak eğlenceliydi.”

Yapımcılar, maketlerin yapımı için yetenekli sanatçılar, hayal gücü yüksek tasarımcılar ve girift kuklacılardan oluşan Jurassic Park ekibinin ve sektörün efsanesi Stan Winston tarafından kurulan Legacy Effects’e başvurmuş.
Orijinal filmde görülen ikonik ve yırtıcı T.rex’in, hızlı ve çevik Velociraptorların ve zarif, uzun boyunlu Brachiosaurus arkasındaki deha olan Winston izleyicilere dinozorların görünümü ve hareketi konusunda ikonik ve unutulmaz görüntüler sağlamış.
Bilgisayar efektlerinde ve görüntülerindeki gelişmeler çekimler sırasında animatroniğin yerini almış olsa da Trevorrow sanatçılara ve zanaatkarlara olan saygılarını göstermek için filmde animatronik dinozorun kullanımı için zorlamış.
Nublar Adası’ndaki verimli vadide Claire’in yeğenlerini aradıkları sırada Owen ve Claire ölü bir Apatosaurus’a rastlarlar ve son nefesini verirken zarif devin yanında sessizce oturuyorlar. İnsanla dinozor arasında geçen duygusal anı yakalayan etkili sahne için Trevorrow, animatrönik dinozorun, oyuncuların anın yoğunluğunu olabildiğince doğal bir şekilde yakalamalarına yardım edeceğini düşünmüş. Yönetmen şunları söylüyor; “Animatronik bugünlerde bir canavar veya yaratık yaparken başvurulması gereken bir çözüm değil. Çünkü insanların ormanda kaçışması ve kovalanması bilgisayar efektleriyle çok daha kolay. Ama burada bugün sinemada nadir bulunan bir şeyi, dokunabildiğiniz, nefes aldığını hissedebildiğiniz dokunsal bir şeyle yakalayabileceğimizi biliyordum. Bu paha biçilmez bir şey ve Jurassic Park filmini bu olmadan nasıl yapabilirsiniz bilmiyorum.”

Animatroniğin dahil edilmesi Winston’ın sanatkarlığına, Jurassic mirasına ve film yapımı dünyasına paha biçilmez katkılarına bir övgü olmuş.
Cowley şunları söylüyor; “Colin filmde başarılı bir animatronik olması için zorladı. Çünkü Jurassic Stan Winston ve ekibinin muhteşem yaratıcılığı üzerine inşa edilmiş. Buna saygılarını göstermek istedi.”

Yapımın animatronik denetleyicisi olarak görev yapan, Jurassic mezunu John ROENGRANT, Legacy Effects’i dijital tasarımcılar, konsept sanatçıları, 3D heykeltıraşlar, kalıpçılar, makinistler, imalatçılar, mühendisler ve kuklacılardan oluşan ve Apatosaurus’a can veren ekibini yönetmiş.
Geniş kapsamlı bu sürecin tamamlanması üç ay sürmüş. Gerçek boyutlu kafasında sert bir kafatası ve etrafında eğilip bükülebilen yumuşak dokular kaplanmış.
Ayrıca nefes alıp verme hareketi için dahili kesecikler yerleştirilmiş. Apatosarous, Rosengrant ve kendisini çalıştıran dört kuklacıyla birlikte başını kaldırıp döndürme yeteneğine sahip. Burnundan ve ağzından nefes alıyor, göz kırpma da dahil göz hareketleri yapabiliyor.  Bunların hepsi sahne sırasında koreografileri yapılıyor ve aynı anda gerçekleştiriliyor.
Rosengrant şunları söylüyor; “Koronun bütün üyelerinin notalarına zamanında ve ritim içinde vurdukları bir konsere benziyor. Hepimizin kendi işlemlerimiz var, bir araya geldiklerinde, gerçekleştiklerinde öğelerin toplamı bunu yaratıyor.”

Sonuçlar muhteşem olmuş ve en tecrübeli ekip üyelerini bile çok etkilemiş.
Crowley şöyle söylüyor; “Hepsi önceki filmlerde yer alan çalışanlar vardı ve bu dinozoru görmek çok etkileyici oldu. Gözlerini kırptığını, burun deliklerinden nefes aldığını gördüğünüzde insanlara ne kadar önem verdiğimizi ve bizim işimizdeki insanların neler yapabileceği gösterilmiş oldu.”

Kahramanlarımız için “canlı” bir dinozorla çalışma tecrübesi çok önemliymiş. Howard şunları söylüyor; “Etkileşime geçeceğimiz bu yaratığın olması olağanüstüydü. Öyle bir şeyi görünce hepimiz çocuklar gibi olduk. Şaşırtıcı ve baş döndürücü, canlı bir araç ve sanat biçimi. Bunu tecrübe ettiğim için minnettarım.”

Pratt sözlerini şöyle bitiriyor; “İzlediğimde ‘Vay canına, burada ölmüş bir dinozor var’ diye düşündüm. Sonra nefes almaya, hareket etmeye, ağzıyla, diliyle, gözleri ve boynuyla birçok farklı hareket yapmaya başladı ve canlandı. Tüylerimi ürpertti.”


Filmin mmknmrtb notu : 3 / 5



Hiç yorum yok: