15.08.2015

Southpaw / Son Şans



“Büyük” Billy Hope’un (Akademi Ödülü Adayı Jake Gyllenhaal) Dünya Hafifsıklet Boks Şampiyonluğu’nu kazanmasını ve sonrasında yaşananları anlatan Southpaw / Son Şans filmini “Training Day” in çok konuşulan yönetmeni Antoine Fuqua ve “Sons of Anarchy” dizisinin senaristlerinden Kurt Sutter beyaz perdeye taşıyor. 

Görünüşte son derece  etkileyici bir kariyere sahip Billy Hope, güzel ve sevgi dolu bir eşe (Rachel McAdams) ve harika bir kız çocuğuna (Oona Laurence) sahiptir. 
Yaşayacağı, geri dönüşü olmayan bir trajediden ve ayrıca eski arkadaşı da olan menajerinin (Curtis “50 Cent” Jackson) kendisini bırakmasından sonra Hope dibe vurur ve yaşadığı yerdeki küçük bir spor salonunda tekrar geri dönmek için çalışmaya başlar. 

Şehirdeki en zorlu dövüşçüleri eğiten emekli bir boksör ve antrenör olan Tick Willis’ın (Akademi Ödüllü Forest Whitaker) yönlendirmesiyle kaybettiklerini geri kazanmak için zorlu bir mücadele içine girer.

Filmin mmknmrtb notu ::


Baştan sona bir klişeler resm-i geçiti sunan film, 'zirveden yere çakılma ve akabinde yerden kalkma' biçiminde özetlenebilecek o 'klasik' süreci, adeta tadını çıkara çıkara işliyor..

Bunu yaparken, oldukça etkili olması ve gözümüzü perdeden alamayacak denli bir heyecanı yaşatması da filmin başarısı oluyor elbet..

Yönetmen Antoine Fuqua, Olympus Has Fallen (2013) düşüşünden sonra yeniden ayağa kalktığı The Equalizer (2014)'da sergilediği 'vasat sinemacı' seviyesini Southpaw'da aynen sürdürmeyi başarıyor ki -hele bir de öyküsünün nispeten zayıflığı göz önüne alınırsa- onun için bu da bir başarıdır denebilir..

'Kült film' Donnie Darko'dan itibaren -neden bilmiyorum- özellikle gözlemlediğim ve herhangi bir filminde performansını düşürdüğüne hiç tanık olmadığım Jake Gyllenhaal, Southpaw'a da damgasını vurarak, bu sefer de bizi, Billy Hope adında bir boksör olduğuna ikna etmeyi başarıyor..


"Boksörlü yapımlara epey ara verdik, şöyle inişli-çıkışlı, tepeye yükselmeli, dibi görmeli bol acılı, aşklı, gözyaşlı, kanlı, salyalı, sümüklü bir öykünün tam zamanıdır lan" mealinde 'cukkası sağlam' bir yapımcı düşüncesinin ürünü olarak gördüğüm film, özellikle Rocky serisini özleyenler için özlem giderici olabilir..

  3 / 5



PRODÜKSİYONA DAİR

Akademi Ödülü adaylığı bulunan Jake Gyllenhaal’u Southpaw filmine çeken aslında boksa olan aşkı olmamış. 
Hatta Gyllenhaal anlaşmadan önce bu spor dalına dair çok az bilgiye sahipmiş ancak şimdi kendini tutkulu bir hayran olarak görebiliyor. 
Jake’e göre hala her gün antrenman yapan ve amatör olarak boksla ilgilenen yönetmen Antoine Fuqua, filme ilgi duymasının başlıca nedeniymiş. 
Yıllar önce ilk kez tanıştıklarında aktöre, kendisini kimsenin daha önce izlemediği bir rolle buluşturmayı çok istediğini söylemiş.

O sıralarda Gyllenhaal tipik bir Hollwood oyuncusu olarak projeyi aklının bir kenarına kazırken, Fuqua bu filmin bir gün çekileceğinden eminmiş. 



Southpaw, sıradan bir boks filmine dönüştürmemeye kararlı olan Fuqua, Billy Hope karakterini klişelerden uzak, çok az efekt, bolca antrenman ve kamera ustalığıyla oluşturmaya niyetliydi. 
“Antoine bana yıllar önce inanmıştı ve bütün süreçte benim neler yapabileceğimi çok iyi biliyordu. Bence birine inanmak, ortaya en iyi işi çıkarmanın kilit noktasıdır.” diyen Gyllenhaal’a Billy rolü verildikten sonra rolün aslında bambaşka biri için yazıldığını öğrendiğinde şaşkınlığını gizleyemez. 
Çünkü bu karakter ünlü rap sanatçısı Marshall Mathers, yani Eminem için yazılmıştı. 
Babası eski yarı profesyonel boksör olan, Sons of Anarchy’nin de yaratıcılarından olan, filmin yapımcılarından Kurt Sutter’ın kapısı ünlü rap yıldızının ekibi tarafından ilk olarak 1979 yapımı The Champ filminin tekrar çekimleri için çalmış, ancak Sutter eski bir klasiğin yeniden beyazperdeye aktarılmasıyla ilgili bir projede yer almayacağını belirtmiş.



Daha sonra Sutter, Fuqua ve Gyllenhaal hem sporla olan ilgisinin gerçekçi bir temayla işlendiği, hem de ailevi meselelerle seyircinin kendini bağdaştırabileceği bir film projesinde bir araya geldi. Gyllenhaal, “Filmde ilgimi çeken noktalardan biri şuydu; Billy kendi öfkesine ve nefretine ne kadar yenik düşse de aslında kariyerini bu iki güdüsü üzerine kurmuş, iyi para kazanmış ve başarılı olmuştu ancak bu öfkenin bir gün dolaylı yollardan kendisini yok edeceğinin de bilincindeydi.” 

Yapımcı Stutter’sa, “Bunun tek kişilik bir hikaye olmadığının farkındaydım. Geri dönüşün, engelleri aşmanın ve içindeki kötülük dolu sesleri bastırabilmenin ve başkalarını kendinden önce sayabilme erdeminin evrensel konusu işleniyordu.” derken hem yönetmenin, hem yapımcının, hem de başrol oyuncusunun su götürmez bir şekilde hemfikir olduğu bir konu ortaya çıkmıştı bile.
Southpaw, sıradan bir boks filmi olmayacak, bir boks filmi olarak algılansa dahi türü yepyeni, hiç girilmemiş bir yola sürükleyecekti.



Son derece gerçekçi bir boks filminin temellerini sağlam atabilmek adına Fuqua, efsanevi antrenör ve dövüş koreografı Terry Claybon’la çalışmaya karar vermiş. 

Namağlup emekliye ayrılırken, kazandığı üç Altın Eldiven ile adından hala söz ettiren eski boksör Claybon, sinema sektöründe Danzel Washington, Kevin Spacey, Nicolas Cage, Matt Damon ve Ben Affleck gibi önemli isimlerle de çalışmış. 
Ayrıca Claybon’un filmde, Forest Whitaker’ın karakteri Tick Willis’in asistanı olarak da bir rolü bulunuyor. 
İkili yıllar önce Training Day filminin çekimleri sırasında tanışmış.



Sutter’ın senaryosunu çıkış noktası olarak benimseyen Gyllenhaal ve Fuqua, gerçekçi bir Billy Hope karakteri yaratmakta ısrarcıydı. 
Bu yüzden oyuncu ve yönetmen, Claybon’la birlikte çalıştı. 
Altı ay boyunca salonda ve açık havada yapılan her antrenmanda birliktelerdi. 
Boks tekniğinin fiziksel ve zihinsel inceliklerini altı ay boyunca günde iki antrenmanla kavramaya çalışan Gyllenhaal, “Antoine da fiziksel antrenmanlara benimle birlikte katılmak istedi. Yönetmeninin her gün yanında sana destek olması harika bir şey. Bu motivasyon ve özveri filmin tamamına yansıdı. Bu enerjiyi setin tamamında görebiliyorsunuz.” sözleriyle bu döneme açıklık getiriyor.



Günde altı saatlik programda, 5 ila 20 kilometre arası tempolu koşu, ip atlama, kum torbasıyla çalışma, teknik ve ayak hareketleri çalışma, depar, mekik, şınav gibi egzersizler yer alıyormuş. 
Billy’nin hafif ağırsıklet klasmanda dövüşmesi gerektiği için Jake’in 8 kilo vererek 79’a inmesi gerekmiş. 
Son derece acı dolu yollardan, boksun en ince ayrıntılarını altı ay içinde öğrenmem gerekti.” diyen Gyllenhaal için Claybon, “Jake beklediğimden daha çabuk hazırlandı. Zihnini tamamen bu konuya aktardı ve açık fikirliydi. Çoğu oyuncu bu antrenmanlara başlarken maço bir tavır takınır ve bu da süreci biraz yavaşlatır.” sözlerini sarf etti.




KAMERA ARKASINA DAİR

ANTOINE FUQUA (Yönetmen/Yapımcı)

Kuşağının en çok rağbet gören yönetmenlerinden biri olan Fuqua, son dönemde Sony için The Equalizer’i Danzel Washington ile çekmiş ve şu suralar The Weinstein Company için Southpaw ile beyazperdedeki yerini almaya devam ediyor. 
Fuqua bundan sonra MGM/Sony için Chris Pratt, Denzel Washington ve Ethan Hawke’ın yer aldığı Muhteşem Yedili filminin yönetmen koltuğunda oturacak.




KURT SUTTER (Senarist/Yürütücü Yapımcı)

New Jersey’nin banliyö kesiminde doğup büyüyen Sutter, çocukluğunun büyük kısmını evin içinde, insanlardan uzak, televizyonun iki metre önünde geçirmiş ve hikaye anlatımının, absürt karakterlerle şiddet dolu senaryoların da eğlenceli ve öğretici olabileceğini burada öğrenmiş.
Rutgers Üniversitesi’nden Kitlesel Medya ve Sinema bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra New York’ta birkaç yıl oyunculuk yapar, Broadway dışındaki sahnelerde yer alır. 
Sahne eğitiminin kendisini eğitimciliğe ve yönetmenliğe yönlendirmeye başladığı 90’larda, Gately-Poole Oyunculuk Stüdyosu’na katılarak Sanford Meisner Tekniği’ni öğretmeye başlayarak Nat Horne Tiyatrosu’ndaki yapımlarda yönetmen koltuğunda yer almıştır.




TODD BLACK (Yapımcı)

Dallas’ta doğup Los Angeles’ta büyüyen Todd Black, Güney Kaliforniya Üniversitesi, tiyatro programına katılarak oyuncu seçimi konusunda uzmanlaşarak eğlence dünyasındaki kariyerine başlamış olur. 
1995’te Sony’nin Mandalay Entertainment şirketinde Sinema Filmi Yapımı Başkanlığı’na getirilerek Donnie Brasco, Tibet’te Yedi Yıl, Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum ve Vahşi Şeyler gibi filmlerin kamera arkasında yer almıştır.





OYUNCU KADROSU

JAKE GYLLENHAAL (Billy Hope)

Akademi Ödülü ve Altın Küre adaylıklarının yanında BAFTA ve National Board of Review ödülleri de bulunan JAKE GYLLENHAAL (Louis Bloom / Prodüktör), yakın zamanda Hugh Jackman, Melissa Leo ve Paul Dano ile birlikte rol aldığı Dennis Villeneuve filmi Prisoners’taki performansıyla kitlelerde heyecan uyandırmış ve bu durum aldığı eleştirilere de yansırken Düşman (Enemy) filmiyle de çift karakterli başrol görevinin altından başarıyla kalkabileceğini tekrar göstermişti. 
2015 yılında çıkması planlanan Baltasar Kormakur’s Everest filminde Josh Brolin ve Jason Clarke ile birlikte izlemeyi umduğumuz Jake Gyllanhaal ayrıca yine prodüktörlüklerini yaptığı, Antoine Fuqua yönetimindeki Southpaw ve Jean-Marc Vallee’nin Demolition filmleriyle de yakın zamanda beyaz perdede boy gösterecek.




FOREST WHITAKER (Tick Willis)

Berkeley'de sahne sanatları dalında eğitimine başlamıştır. 
İlk filmini 21 yaşında çevirmişti ve adı "Fast Times at Ridgemont High" idi. Bu filminde bir Amerikan futbolcusunu canlandırıyordu. 
İkinci filmi Vision Quest'i bazı televizyon çalışmaları takip etmiştir. 
Nort and South filminin çekimi sonrası ilk büyük çalışmasını yapmış ve Paul Newman ile beraber "The Color of Money(1986)" filminde rol almıştı. 
Daha sonra Platoon, Stakeout, Good Morning Vietnam, Bird gibi beğeni toplamış filmlerde oynadı. 
İri cüssesi nedeni ile 'kibar dev' türü roller için biçilmiş kaftandı. 
Bir dönem de televizyonların çok tutulan dizisi Alacakaranlık Kuşağı'nda (The Twilight Zone) sunucu olarak gözüktü. 
Doksanlı yıllarda kamera arkasına da geçmeye başladı. Yaptığı filmlerin yanında Whitney Houston'ın müzik videosunu da çekti. 
Oskar aldığı Last King of Scotland filminin ön hazırlığı için bir ayını çekimler içinse üç buçuk ayını Uganda da geçirmiştir. 
Bu film ayrıca Whitaker'a Golden Globe, Screen Actors Guild, Satellite ve BAFTA ödüllerini kazandırmıştır.





CURTIS “50 CENT” JACKSON (Jordan Mains)

50 Cent adıyla rap müzik dünyasında bir fenomen haline gelen Curtis Jackson, zamanla yeteneklerini beyazperdeye de adapte edebilmeyi başarmış, 13, Gun, Twelve, Morning Glory, The Frozen Ground gibi yapımlarla adından yine söz ettirmeyi başarmıştır.




RACHEL MCADAMS (Maureen Hope)

Rachel McAdams, 17 Kasım 1978'de Kanada'nın Ontario şehrinde dünyaya geldi. 
Babası Lance, kamyon şoförü; annesi Sandy ise hemşiredir. Kayleen adında bir küçük kız kardeşi ve Daniel adında bir de küçük erkek kardeşi bulunmaktadır. 
4 yaşında buz pateni yarışmalarına katılan Rachel, 13 yaşında yaz kampında Shakespeare oyunlarında rol almaya başladı. 
Liseyi bitirince üniversitede okumayı planlıyordu. Tiyatro öğretmeni onu tiyatro eğitimi alabilmesi için girmesi gereken yetenek sınavı için cesaretlendirdi. 
Sonunda Toronto'daki York Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nden dereceyle mezun oldu. 
Ekranlardaki profesyonel kariyerine Disney'in bir dizisi olan 1998 yapımı 'The Famous Jett Jackson' ile başladı. 
Birkaç filmin ardından ona şöhreti getirecek olan çıkışını 'Mean Girls (2004)' ve 'The Notebook (2004)' adlı filmler ile gerçekleştirdi. Notebook filmindeki rolüyle tüm eleştirmenlerden tam not alan Rachel, bu filmle sayısız ödülün sahibi oldu.2016 da vizyona girecek Scott Derrickson'nın yöneteceği Dr.Strange filminde oynayacaktır.





RITA ORA (Maria Escobar)

Ora 2004'te İngiliz filmi Spivs'de rol aldı. 2013'te 90210 adlı diziye ve Hızlı ve Öfkeli 6 filmine konuk oldu. Nisan 2014'te Koreli şarkıcı Hyuna ile Funny or Die programının "Girl, You Better Walk" bölümünde yer aldı.
Rita Grinin Elli Tonu kitabının filminde kitabın kahramanı Christian Grey'in kız kardeşi Mia'yı canlandırdı. Film çekimleri Aralık 2013'te başladı ve Şubat 2015'te gösterime girdi.
  


Hiç yorum yok: