17.09.2015

Kanlı Postal :: Sinema Olamamış Gerçekler



Sinemaya Yılmaz Güney’le çalışarak adım atan Yönetmen Muhammet Arslan, Kanlı Postal´da 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları aktarıyor. 

Filmin senaryosu, o dönemi yaşayan mahkumlarla görüşülerek yazılmış.

Esat cezaevinde yüzbaşıdır, darbeden sonra hücreye atılanları terbiye etmekle görevlidir. 
Mazlum, Sakine, Sofi, Laz Kemal, isyan ateşini yakan dörtler ve daha birçok kişi cezaevinde kalan tutuklulardır. 

Mahkûmlar siyasi görüşleri, inançları yüzünden Esat ve emri altındaki gardiyanlarından ağır işkenceler görürler. 

İşkence için hücreye kapatılan Mazlum, burada kendini asar, dört arkadaşı da kendilerini canlı canlı yakar. 
Mahkemede işkencelerin durması talebinde bulunan tutukluların istekleri yerine gelmediğinden tutuklular ölüm orucuna girer ve olaylar büyüyerek devam eder.

12 Eylül 1980 Darbesi'nin ülkede estirdiği zulüm havasının, işkence kapasitesinin ultra düzeyde yoğunlaştırılmış halinin bir numunesidir, Diyarbakır Cezaevi / Zindanı / Cehennemi..


Burada yıllarca işkenceye maruz kalarak ya da yine bu yüzden intihar ederek, onlarca kişi ölmüş, yüzlerce kişi de sakat kalmıştır..
Buna karşın, bu cezaevi yöneticilerinin ve işkencecilerin ceza almalarını bırakalım, yargı önüne çıkarılma ihtimali bile söz konusu olmamıştır..
Yapanlar yaptıkları, edenler ettikleri, çekenler çektikleri ve ölenler de öldükleriyle kalmıştır..

Ama bütün bunlar hiç önemli değildir; devletimize zeval gelmemiştir ya o kâfi..

Aynı devlet, hemen o sıralarda -ve kesinlikle de bu zulmün bir neticesi olarak- güçlenip ortaya çıkan PKK'ye bakıp bakıp pek şaşıracaktır..
canım benim ya..

Evet.. Kanlı Postal'da bütün anlatılanlar doğrudur ve gerçektir..
Ama aynı Kanlı Postal, bu olanları doğru dürüst gösteremeyen, öyküyü boşvermiş, herhangi bir 'karakter' de yaratamamış, kötü bir filmdir -maalesef..

Maddi-manevi her türlü acının alabildiğine istismarı, kötü makyaj, hamasi bir dil, slogan atan bir metin ve müsameremsi oyunculuklar da cabası..


Ayrıca -doğru yapılsa bile- bir film için 'göstermek' de yeterli değildir..
Kanlı Postal'ın yaptığı -daha doğrusu- yapmaya çalıştığı gibi, "Her şeyi tüm gerçekliği, ayrıntısı ve iğrençliğiyle açık açık göstermezsem çarpıcı olmaz, seyirci de etkilenmez.. Sert olmalıyım, daha da sert olmalıyım." mantığı da yanlıştır..
Böylece ortaya konan bu şey, seyircinin irfanına, sinema sanatının -ima etme ve göstermeden anlatma da dahil- inanılmaz gücüne adeta hakaret eden bir çalışmadan öteye gidememiş..

Genel yönetim ve oyuncu yönetimindeki zafiyetle daha da açığa çıkan kötü oyunculuklarla, arzulanan gerçekçilik, dolayısıyla da etkileyicilik filmin hiçbir anında söz konusu olamıyor..

O değil de -gerçek işkenceyi yaşamış insanların anılarına hürmeten- bazı sahnelerin zavallılığını görüp de gülmemek için, gözlerimi perdeden kaçırdığım oldu yahu..

Öte yandan ve genel olarak her sanat branşında, özellikle de sinemada 'gerçekçilik' -sanılanın tersine- çok zor bir iştir..

İyi bir yönetimin yanı sıra, gerçeği canlandırabilecek yetenekte oyuncular olmadan, gerçeğe yakın sahneler oluşturmak, hiç de öyle kolay değildir; ve bu başarılamadığı anda da hem sıkıcı, hem de gülünç duruma düşmek kaçınılmazdır..
Tıpkı bu filmde olduğu gibi..


Bu arada, bir-iki ay önce izlediğimiz -AKP destekçisi- Darbe adlı film misali, aynen bu da çok yanlış bir zamanlamayla gösterime girmiş bulunmakta..

Darbe filmi, bilindiği üzre, çözüm sürecinin yok hükmünde sayıldığı bir dönemde, bu süreci övmeye kalkışmıştı; ki şimdi de Kanlı Postal, PKK'nin azdığı ve ülkenin kana bulandığı, Türk milliyetçilerinin sokaklarda parçalayacak Kürt aradığı bir berbat dönemde, özellikle Kürtlerin bilinçlenerek devlete karşı isyan bayrağı açmasına sebep olmuş bir süreci beyaz perdeye taşıyor..

Bundan da anlaşılıyor ki bu ülkede yarın ne olup biteceğini, kimlerin dost gibi yanaşıp, kimlerin anında düşman kesileceğini tahmin etmek, Milli Piyango'da büyük ikramiyeyi kazanmak kadar imkânsızdır..

Son sözüm şu ki; sinemaya Yılmaz Güney’le çalışarak adım attığını açıklayan yönetmen efendi dua etsin ki sinemamızın en iyi yönetmenlerinden biri olan Güney, bu filmi asla göremeyecek..

Bu felaket gerçekleşseydi eğer, rahmetlinin tepkisi kesinlikle ağır olur; büyük olasılıkla da kendisini şöyle azarlardı: "Adımı anarak filminin reklamını yapmana göz yumuyorum, ama koçum sen de hiçbir şey kapmamışsın ki benden."



Kanlı Postal

Yönetmen: Muhammet A.B. Arslan
Senaryo: Ebru Arslan, Muhammet A.B. Arslan
Oyuncular: Levent Akkök, Mesut Akusta, Ertunç Alıcı, Turgay Tanülkü
Yapım: 2015, Türkiye, 95'

  1 / 5


Hiç yorum yok: