24.09.2015

Sicario



Meksika’da Sicario tetikçi demek.
ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınırda idealist bir FBI ajanı [Emily Blunt], bir özel operasyon kuvveti ajanı [Josh Brolin] tarafından, yükselen uyuşturucu savaşında görevlendirilir.

Şüpheli geçmişe sahip esrarengiz danışman [Benicio Del Toro] tarafından yürütülen takım, Kate’in, hayatta kalma mücadelesi verirken, inandığı her şeyi sorgulamasına neden olan gizli bir operasyon gerçekleştirir.


Filmin mmknmrtb notu ::

Mesleğinin gereklerini ve yetkisini kanunlar ve kurallar çerçevesinde yerine getirmenin öğrenim ve eğitimini almış, lâkin sayısı hiç de az olmayan bazı meslektaşlarının onun bildiklerinin tam tersine nice haltlar yediğinden oldukça habersiz olduğu anlaşılan 'masum ve idealist' bir FBI ajanının, mesleğinin acı gerçeklerinin tam da ortasına -kendisine hiç de acımadan- salınması, safça kullanılması, hakikatı görüp umarsızca isyanı ve nihayet naçar bir vaziyette, olan biteni kabullenmesi..

Adeta devletleşmiş devasa suç örgütleriyle başa çıkabilmek, tepedeki liderlerine ulaşabilmek, kanunlara ve kurallara uygun operasyonlarla mümkün olamadı, olamaz diyen filmin öyküsü, bunun için, örtülü ya da karanlık adı verilebilecek, pek de yasal olmayan girişimlerde bulunmanın, hatta bireysel intikam hisleriyle hareket etmenin gerekliliğini vurguluyor..


Karanlık, korkutucu ve insana adeta eli kolu bağlanmış vaziyette çaresizliğin ortasında bırakılmış hissi veren bu gerçeklerin, mükemmel görüntülerle, devreye girdiği her sahneyi alabildiğine güçlendiren olağanüstü ses ve müzik çalışmasıyla sunulması, Sicario'yu, yazılarımızda biraz bol keseden kullandığımız 'Çarpıcı' nitelendirmesinin, ta kendisi haline getiriyor..
Başta Benicio Del Toro ve Emily Blunt olmak üzere, üst düzey oyunculuk performansları da cabası..


Denis Villeneuve'den Enemy (2013) sonrası beklediğimiz böyle bir film değildi belki ama bu da çok iyiydi ve yönetmenin her türden ve de zor işlerin üstesinden gelebileceğinin de yeni bir kanıtı gibiydi..

4 / 5





BİR SINIR GERİLİMİ

“Burada hayatta kalamayacaksın. Sen bir kurt değilsin.
Burası kurtların toprakları.” –Alejandro

Yönetmen Denis Villeneuve’dan (Prisoners, Incendies) içinizi yakacak duygusal ve gerilim dolu bir entrika, yozlaşmış ve ahlaki, kargaşa ile dolu sınırda geçen uyuşturucu savaşı hikayesi.

Arizona FBI ajanı ve kaçırılma olaylarının şefi Kate Macer (Emily Blunt) Meksikalı kartelin ölüm evini ortaya çıkarınca, şok edici keşfinin hem global hem de kişisel sonuçları olur. 
Kate, özel ajan Matt Graver (Josh Brolin) ile birlikte sadece Alejandro ( Benicio Del Toro) olarak bilinen esrarengiz Kolombiyalı ajan tarafından siyah operasyonlara alınır. 
Kate kendini sadece adalet peşinde olmaya inandırmaya çalışsa da kendini acımasız kartellerin, çılgın suikastçıların, gizli Amerikan köstebeklerinin ve binlerce masumun içinde kaldığı gizli bir savaş alanının içinde bulur.

ABD ve Meksika’nın girintili çıkıntılı sınırı, şimdinin en önemli soruları ile yıkanıyor– uyuşturucu, terör, yasadışı göç, yozlaşma ve iki taraftaki insanları da korkutan ve birer suçluya dönüştüren yükselen karanlık suçlar. 
Sicario, kurallara göre oynamayan kişilere ulaşmak için, kuralları zorlayan bir operasyonun hikayesi.



Yönetmen Denis Villeneuve: “Sicario siyah operasyonlara ve Meksika kartellerine güçlü bir bakış atıyor. Ama bu hikaye aynı zamanda Amerika ile ilgili. Başka ülkelerin problemlerine gelince, idealizm ve realizmin nasıl çakıştığı ile ilgili.”

(Türkçe'de 'Siyah operasyon' diye bir şey yok.. Tamamen bir çevirmen uydurması.. Bununla kastedilen şey; devletlerin istihbarat teşkilatlarının gerçekleştirdiği, kamuoyu hatta devletin kendisinden dahi saklanan, 'Karanlık' ya da 'Örtülü' olarak adlandırılması daha doğru olan bir operasyon türüdür. "n.s.") 

Canlandırdığı en karanlık karakterlerden biri olan suikastçı Alejandro’yu canlandıran Benicio Del Toro şöyle ekliyor: “Seçimler ile ilgili bir film. Sicario’nun her hangi bir karakteri için iyi ya da kötü demek mümkün değil. Hedefe giden her yol mubah mıdır? Bir adamı öldürmek istediğin, ama 20 masum insanı daha öldürdüğün bir durumda kalırsan ne olur? Kötü adamı yakaladın, ama ne uğruna?”

Uçlarda olan karakterleri canlandırması ile bilinen Josh Brolin, bu filmin alt metninden etkilenmiş. 
Değerlere karşı güvenlik ve suçlularla, kanunları esneterek savaşmak hiç düzeltilemeyecek şekilde insanın kalbini karartıyor mu?: “Bu film keşifler yapıp onları bir araya getirebileceğiniz bir insan yapbozu. Merak uyandıran ve duygusal bir yap boz.”




HİKAYEYİ KURMAK

Teksaslı senarist Taylor Sheridan, hala herkes için normalken, güney sınırına tatile giderek büyümüş. 
Gençliğinin kaynaşan kültürlerinin bulunduğu sınırın yok olduğunu görür.
“Meksika’nın artık var olmadığını anladım. Kanunların olmadığı bir yere dönüştü. Aynı zamanda Kuzey Meksika’da hayatın nasıl olduğunu gösteren bir film olmadığını gördüm. Nasıl uyuşturucu tarafından domine edildiğini ve yozlaştığını, kartellerin nasıl askerileştirildiğini ve Amerikan makinesinin, sınırdan taşan bu sorunlarla nasıl başa çıkmaya çalıştığını gösteren.”

Sheridan bu filmin araştırmasını yaparken, gizli CIA ajan programlarının, gizli DEA anlaşmalarının, operasyonları araştıran gazetecileri öldüren karteller ve “ölü evleri”nin içine dalmış. 

Ölü evleri, duvarlarına, öldürdürülen düşmanların gömüldüğü, yerlere deniyor. 
Normal bir filmin araştırmasına hiç benzemiyor.
Sheridan: “Suç hikayeleri, genellikle bir bakış açısından anlatılır; kahramanın ya da suçlunun. Bu film öyle olamazdı. Bu hikaye suçlunun yakalandığını görsek bile, sorunun çözülmediğini fark ettiğimiz türden. Bir suçlu yakalansa da yarın yerine yenisi geliyor.”



Kate, 'erkek Fatma' diye tanımlayacağımız, çelik gibi bir kadın ve her zaman işi ve ülkesi en önde geliyor. 
Çevresini yalnızlık kalkanı ile doldurmuş, ama uyuşturucu savaşının derinliklerine indikçe kendini daha savunmasız hissediyor. 
Ne kadar sert olursa olsun, ne kadar kendini adamış olursa olsun, onu hiçbir şey bu dünyaya hazırlayamazdı.



DENIS VILLENEUVE GÜNEYE DOĞRU YOLA ÇIKAR

“Sadece karanlık var arkadaşım.” –Alejandro

Denis Villeneuve, yoğun aksiyonun olduğu, ahlaki soruların olduğu ve insan ihtiyaçlarının iç içe geçtiği bir yer arayışı içindeydi. 
Yönetmen, Prisioners ve Incendies gibi tematik kışkırtıcı, ama keyifli görsel hikayeleri olan hikayelere sahip.

“Kuzey Meksika ‘da ve dünyanın her yerinde iyi ve kötünün anlamları bulanık. Sanırım kimse, hatta doğrucu Kate bile, ruhunu zedelemeden geçemez.”
Yönetmen şöyle diyor: “Süper kahramanlara ihtiyacımız var. Fakat bugünün gerçekliğinde kahramanlar temiz ellere sahip değiller. Kahramanlar en zor ahlaki sorularla karşı karşıyalar. Kötüyle karşı karşıya kaldığımızda cevaplamak zorunda kaldığımız. Sicario’daki ahlaki seçimler beni çok etkiliyor. Kartelleri durdurmak için sınırı ne kadar aşabiliriz?”





ALEJANDRO: MÜTTEFİK Mİ SUİKASTÇİ Mİ?

“Amerikalı kulaklarına hiçbir şey mantıklı gelmeyecek ve yaptığımız her şeyden şüphe duyacaksın. Ama sonunda ‘haklılarmış.’ diyeceksin.” –Alejandro

Sicario’nun kompleks kalbi, filmin en sarsıcı karakteri: Alejandro. 
Ailesi öldürülen eski bir savcı. 
Kate’in anlayışlı gözetmeni ve kendi adaletini sağlamak isteyen bir Sicario. 
Hayatını parçalayan kartellerin sonunu getirmek için her çizgiyi geçmeye hazır.



Filmin senaristi, karakteri yazarken bile hep Benicio Del Toro’yu düşünmüş. 
Oyuncunun Traffic, 21 Grams, Sin City ve Inherent Vice gibi filmleri, bu tarz rollerdeki başarısını göstermiş bulunmakta.

Benicio Del Toro: “Alajandro eski bir savcı ve ailesi uyuşturucu savaşlarında öldürüldü. Bu olaylar nedeniyle uyuşturucu lordlarının suikastçısı haline geldi. Ama kötü biri mi? bilmiyorum. Geldiği yere kötü seçimler yaparak geldi diyemem. Başkaları tarafından kontrol edilen durumlar, onu bu kişiye dönüştürdü. Kendi nedenleri için yapmaya hazır, ama dönüştüğü kişiden sonra toplum içine geri dönebilecek mi?”

Alejandro’nun anlaşılmaz dış kabuğu bir tek Kate ile yumuşar. 
İkili birbirlerinin çekimi altında kalırlar. 
Tabii sadece bir anlığına, ama sonra hikayenin gereği ayrılırlar.



KATE MACER: SINIRI ARIYOR

“Bir daha beni hayatta kalmak için yasaları çiğnemek durumunda kalacağım konumlara sokma. Anladın mı?” – Kate

Kate Macer’in sınırın öteki ucunda çizgiyi aşma hikayesi birden fazla. 
Titiz düzenli ve işkolik, kitabına uygun operasyonlar düzenlemekle gurur duyan ajan, birden her şey yapılabilir düşüncesinin benimsendiği bir dünyada kendini buldu.
Alejandro karakterinin seçimi çok önemliydi. 
Yönetmen: “Öyle bir aktrise ihtiyaç vardı ki güvenilir bir FBI ajanı imajı çizecek, ama seyircinin kendini ilişkilendirebileceği bir karakter. Çok zor bir rol, çünkü bu operasyona tanık oldukça Kate’in inançları yavaşça dağılmaya başlıyor.”

Bu özellikler Emily Blunt’ta bulunmaktaydı. 
Golden Globe® ödüllü aktris, yakın zamanda özel kuvvetler ajanı olarak Edge of Tomorrow’da, daha sonra Into The Woods, The Young Victoria ve The Devil Wears Prada filmlerinde bulundu.





MATT GRAVER: GERÇEK İNANIR

“Bu trene binmeye sen gönüllü oldun, çünkü Phoenix’te hiçbir şeyi durduramadığını biliyordun. Sadece pisliği temizliyorsun.” –Matt

Bir sonraki önemli karakter, Kate’i siyah operasyon görevine getiren, ajan karakterini bulmaktı. 
Bu karakter için de kendini adamış bir aktöre ihtiyaç duyulmaktaydı. Oldukça az sayıda oyuncu, Josh Brolin’in kendini adamışlığına sahip. Kendisinin canlandırdığı karakterler izleyiciyi her zaman şaşırtmayı başarıyor: No Country For Old Men, W., Milk, Wall Street: Money Never Sleeps, True Grit ve Inherent Vice.

Senaryoyu aldığında Brolin, Everest filminin çekimlerindeydi. 
Brolin, Matt karakterinden oldukça etkilenmiş; olayların sonuçlarını hesaba katmayan, pragmatik bir problem çözücü.



Brolin, canlandırdığı karakteri anlatıyor: “Daha çok yeni ve yoğun duygulu bir film yapmıştım ve daha da derine inen, duygusallığı daha yoğun filmler yapmak, kanıma girmişti. Matt karakteri oldukça ilginç. Yapması gereken bir işe sahip ve bunun geçerliliğine inanıyor. Belki ağır sonuçları olabilir ama, eğer başarılı olursa milyonlarca insanı bağımlı olmaktan ve suçtan koruyabileceğine inanıyor.”

Brolin, Del Toro ile daha önce birçok kez beraber çalıştı ve bu sefer Yin Yang taraflarını temsil eder gibi olmak, onu aynı şekilde cezbetti. 
“Matt ve Alejandro arasındaki benzerlik bana çok ilginç geliyor. Tamamen zıt karakterler, ama aynı iş alanında çalışıyorlar. Yani birbirlerine yardım ediyorlar. Alejandro çok kısa ve net, ama benim karakterim konuşmadan duramıyor. Bu da çok mantıklı. Bu zıtlık her şeyi daha eğlenceli yapıyor.”

“Matt çok konuşuyor ama hiçbir zaman doğruyu söyleyip söylemediğini bilmiyoruz. İnsanları manipüle mi ediyor, yoksa mizahı pasif agresif bir yol olarak mı kullanıyor.”




SINIRDA: MEKSİKA'DA ÇEKİM YAPMAK, TEKSAS VE MEKSİKA

“Onlar burunlarını sokunca, sonuç Juarez olur!” –Matt

Juarez, Meksika ve ABD arasındaki sınırda Meksika tarafında kalan bir şehir. 
Ama orada yaşayanlar için dünyadan uzak bir yer. 
Şehir “Dünyanın cinayet başkenti” olarak bilinmeye başlayınca, halkın çoğu korku içinde ve genellikle çok fakir olarak yaşamaya başladılar. Burada günlük olarak inanılmaz sayıda insan kaybı yaşandı… 
Hiçbir şeyin olmadığı yerlerde cesetler ortaya çıkmaya başladı… 
Ve artık bu olaylar gazetelerde manşet bile olmadı.

Yapımcı Basil Iwanyk çekim yerini şu şekilde anlatıyor: “Juarez’e gitmeye karar verdiğimizde bize "evet sınırı geçebilirsiniz" diyebilecek bir Amerika güvenlik polisi bulamadık. Birkaç yıl önce CNN’i sınırdan geçiren Meksikalı bir arabulucu ile bağlantıya geçtik ve o bizi birkaç gizli görevdeki federallerle iletişime geçirdi. Arabalarının önünde makinalı tüfek vardi ve buluşmaya gelirken benden çok net isteklerde bulundular. Gözlük getirmemi istediler; numaralı lens kullandığım için kaçırılma gibi bir olay olursa yanımda olsun diye. Beyaz SUV kullandık çünkü sadece kartel üyeleri siyah SUV kullanabilir ve o zaman hedef haline dönüşürsünüz.”

Filmin Juarez’de çekilen bölümleri olmasına rağmen bazı bölümleri de New Mexico, El Paso, Texas ve Veracruz, Mexico’da çekildi.



KAST

Golden Globe® ödüllü aktris EMILY BLUNT [Kate Mercer] bukalemun gibi tarzını değiştirebildiği ve birçok değişik stilde rollere adapte olabilen, şimdinin en çok aranan oyuncularından biri. 
Blunt uluslararası tanınırlığını My Summer of Love ve The Devil Wears Prada gibi filmler ile sağladı.

Yakın zamanda yer aldığı diğer projeler ise; Golden Globe® adaylığı kazandığı In To The Woods, Edge of Tomorrow, yine Golden Globe® adaylığı kazandığı Salmon Fishing in the Yemen, My Sister’s Sister, Arthur Newman, The Adjustment Bureau, Charlie Wilson's War, Sunshine Cleaning and The Wolfman. The Young Victoria.

BENICIO DEL TORO [Alejandro] kariyeri boyunca övgü toplayan projelerde yer aldı. 
Steven Soderbergh’in Traffic filmi ile Academy Award® en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldı ve 21 Grams filmi ile Oscar adaylığı kazandı. Che biyografisi ile ise Palme D’Or'da en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.
Rol aldığı diğer projeler; A Perfect Day, Escobar: Paradise Lost, Inherent Vice, The Wolfman, Savages; Sin City, Fearless; Swimming with Sharks, The Funeral; Snatch, The Indian Runner, The Way of the Gun, The Hunted, Things We Lost in the Fire ve Fear and Loathing in Las Vegas.

Academy Award® adaylığı bulunan JOSH BROLIN [Matt Graver] daha geniş kitleye hitap eden stüdyo filmleri ile kışkırtıcı bağımsız filmler arasında iyi bir denge kuruyor. 
Bu yılın başlarında Hail, Caesar!'da oynadı. Yakın zamanda yer aldığı diğer projeler; Inherent Vice, Milk, True Grit, No Country for Old Men, Labor Day, Old Boy, Sin City 2: A Dame To Kill; Gangster Squad, Men in Black , Wall Street: Money Never Sleeps, American Gangster; You Will Meet a Tall Dark Stranger, Planet Terror; Grindhouse; In the Valley of Elah, Into the Blue; Hollow Man; Mod Squad; Best Laid Plans, All the Rage; Mimic, Flirting with Disaster, Goonies.



FİLM YAPIMCILARI DENIS VILLENEUVE [Yönetmen] Canadian Screen Awards’tan dört ödülü bulunan film yapımcısı, Incendies, Prisoners, Polytechnique, Next Floor, Maelström, ve August 32nd on Earth filmleri ile tanınmakta.



Hiç yorum yok: