25.11.2016

Aşiyan :: Bizi Umutsuzluğa Hapseden Kanlı Karanlık



Gizem Ertürk ile Hande Selen Canar’ın birlikte kurdukları Beşiktaş’ın yeni cep sahnesi Ezop Sahne, ilk prodüksiyonu Aşiyan'ı tiyatroseverlerle buluşturuyor.

Ödüllü yazar Bihter Dinçel’in kaleme aldığı ve aynı zamanda tek başına rol aldığı oyunu; Barış Dinçel imzasını taşıyan çarpıcı dekor tasarımı ve Barış Dinçel’in kardeşi Başak Özdoğan’ın kostüm tasarımı ile aynı aileden üç sanatçıyı aynı sahnede buluşturuyor.

Yönetmenliğini Cem Emüler'in üstlendiği Aşiyan, evinin önünde bomba patlayan bir kadının travmaya bağlı anksiyete bozukluğu yaşayarak 9 ayı evinde geçirmesi üzerine kurgulanmış bir oyun.

Eskide kalmak, yeniyi inşa etmeye çabalamak, yüzleşmek, karar vermek, durmak veya yola devam etmek.

Oyunun sürprizi ise Bihter Dinçel’e sesleriyle eşlik eden Boncuk Yılmaz ve Güven Kıraç.




Ruhumuzda Patlayan Bombalar

Yaşamının evrelerini, hayranı olduğu ve hep özlemle andığı aile fertlerinin anılarıyla birlikte anlatan genç bir kadının 'özel' rehberliğinde; alıştırıldığımız ve maalesef de alıştığımız, hatta 3-4 ölümle sonuçlanınca da -hiç utanmadan- halimize şükrettiğimiz, bir anlık süreçte, sayısı yüzleri dahi aşan ölümlerin nedeni olan patlayan bombalara, sönen hayatlara; tüm bunlara karşılık bi şeyler yapamamaktan, çaresizlikten topluca kafayı yediğimiz şu günlere, aylara, yıllara değgin, 'derin' bir yolculuk..




Erkek arkadaşı -sudan bir bahaneyle- evi terk ettiğinden beri yalnız yaşayan Deniz kızımız, henüz daha çocukken içine düştüğü bu bombalı karanlıkta içi yanmış, yetim kalmıştır; ki aradan geçen onlarca yıl sonra bile o kanlı, karanlık dehlizden -aslında tüm ülke halkıyla beraber- bir türlü çıkamamıştır..

Çok uzak ve çok yakın geçmişini, günbegün karnında büyüyen bebeğine -dolayısıyla da bize- anlatan; ülkedeki herkes gibi can güvenliği algısını çoktan yitirerek, evine, yani aşiyanına umutsuzca sığınmış, daha doğrusu kendi kendini hapsetmiş bir kadını, bizzat kaleme aldığı metne olan hakimiyetin de katkısıyla kâh gülerek ve güldürerek, kâh ağlayarak ve ağlatarak canlandıran Bihter Dinçel'i ne kadar övsem az gelir..




Kendisiyle televizyon dizileriyle tanıştığımız, bazı filmlerde -en son Bir Şey Değilim'de- izlediğimiz ve rol yeteneğine -doğal güzelliğine de tabii- hayran kaldığımız Bihter Hanım'ın bu başarısı bendenize hiç  sürpriz olmadı ama; bu denli etkileyici bir performans da beklemiyordum doğrusu..
 
Deniz'in içinde debelendiği sosyal, özellikle de psikolojik ortamın, eşyalardaki -sürreale dek uzanan- izdüşümünü, işlevselliği de unutmayarak, başarıyla yansıtan Barış Dinçel imzalı dekorun önemini ve yine işlevi mühim ses tasarımının oyuna olan katkısının büyüklüğünü zikreder; sonunda lafı yine, anın ve anıların yoğun duygu yükünü sırtlamış vaziyette, Ezop Sahne'nin mütevazı sahnesinde adeta devleşen Bihter Hanım'a getiririm..




Hoşça kalın, sanatla kalın..



Hiç yorum yok: