4.11.2016

Kubo and the Two Strings / Kubo ve Sihirli Telleri



Başından itibaren LAIKA’daki ekibimiz en basit amaçların peşinden gitmiştir; önem taşıyan filmler yapmak.
Elbette bu sade ifade içinde bir animasyon filmini yıllar süren süreçte bir kareyi canlandırmak için sıfırdan yapmayı, yavaşça ve dikkatle hayat vermeyi de barındırıyor.
Ama tüm bunları bir yana bırakır, her şeyden sıyrılırsak bizler sadece basit hikayecileriz.

Hikaye anlatımının bizi biz yapan şeyin önemli bir parçası olduğunu düşünüyoruz.
En iyi hikayelerin karanlıkla aydınlığın, yoğunlukla sıcaklığın, üzerinde çok düşünülmüş fikirlerin ve şiddetle hissedilmiş duyguların hassas ve sanatsal karışımı olduklarını düşünüyoruz.
Zihni meşgul eden, sihirle gözü şaşırtan filmler yapmayı ve kalbe bir anlam birikimiyle dokunmayı istiyoruz.
Bizi etkileyen ve tüm dünyadan izleyicileri de aynı şekilde etkileyeceğini umduğumuz hikayeleri anlatıyoruz.

Sanat, en iyi biçiminde ortak insanlığımızı ifade eder ve bunun en belirgin olduğu yer de hikaye anlatımıdır.
İyi hikayeler bize muhteşem armağanlar verir, dünyayı bize ait olmayan gözlerden görmemizi sağlarlar; bir başkasının hikayesini kendimizinkiymiş gibi deneyimlememize olanak sunarlar.
Bizi yeni fikirlere, yeni düşünme biçimlerine açarlar ve her şeyin arasındaki gizli bağları fark etmemize neden olurlar.
İyi bir hikaye empatiye sevk edebilir. İyi bir hikaye sizi değiştirebilir.

LAIKA’da ne kadar şanslı olduğumuzu biliyoruz. İnsanları bir araya getiren hikayeler anlatma, hayal güçlerini tutuşturma ve hayal etmek için ilham verme gibi olağanüstü bir ayrıcalığımız vardır.
Ben çocukken sinemanın benim için anlamı buydu. Hala da bu güce sahipler.




Büyük Robert Frost şöyle yazmış; “Altın olan hiçbir şey kalıcı olamaz.”
Haklıydı da. Güzellik geçicidir. Sihir uçup gider. Mucize silinir ve hayatın kendisi de kalıcı olmak üzere kurulmamıştır.
Ama gerçekte kalıcı olabilecek bir şey vardır. Bizim hikayelerimiz.
Olayın kendisinin bitmesinden uzun süre sonra hikayemiz hala dayanabilir, gelişebilir, gücü ve anlamı artabilir.
Hikayelerin daimi gücü, bana sanatın herhangi bir zamanda, yerde ve kültürde üstün olabileceğini anımsatıyor.
Hepimizin birbirimizle bağlantılı olduğunu, hepimizin yeryüzüne dokunduğumuzu ve sanatın bizi ortak duygular, düşünceler ve deneyimlerle birbirimize yaklaştırabildiğini ve bizi biz yapan şeylere hitap edebildiğini hatırlatıyor.
En büyük umudum Kubo ve Sihirli Telleri’nin de öyle bir hikaye olmasıdır.

Travis Knight
Müdür ve CEO, LAIKA
Yapımcı/Yönetmen, Kubo ve Sihirli Telleri



                                 
Özet

Kubo ve Sihirli Telleri, Oscar adayı Coralin’in yapımcıları, ünlü animasyon stüdyosu LAIKA’dan bir epik, orijinal, aksiyon-macera filmi ve izleyicileri dünyanın harikalarına götüren bir sinema deneyimi.

Fantastik, antik Japonya’nın dik kayalı kıyılarında Kubo adında bir çocuk, denizin yukarısındaki yüksek bir tepede yaşamaktadır. Her zaman zeki ve iyi kalpli olan pejmürde sokak çocuğu Kubo (Game of Thrones’dan Art Parkinson seslendiriyor), mütevazı bir gündelik hayatı zorlukla sürdürmekte, küçük balıkçı köyünün halkını, origami katlamalarından çılgın hikayeler uydurarak şaşırtmaktadır.

Hikayeleriyle büyülediği köylüler arasında Hosato (George Takei), Hashi (Cary-Hiroyuki Tagawa) ve Kameyo da (Oscar adayı Brenda Vaccaro) bulunmaktadır.
Geceleri Kubo, ayın yükselmesi ve yerini almasıyla ortaya çıkan trans hallerine giren, soluk ama muhteşem annesiyle ilgilenir.

Bu oldukça sessiz yaşam, Kubo’nun antik bir kan davasını gütmek üzere gökyüzünden şiddetle gelen bir ruhu, geçmişinden kazayla çağırmasıyla bozulur.
Artık kaçışta olan Kubo, güçlerini vahşi, ciddi Maymun (Oscar ödüllü Charlize Theron) ve hayalci samuray Böcek’le (Oscar ödüllü Mathew McConaughey) birleştirir.
Ailesini kurtarmak ve dünyanın gördüğü en büyük samuray savaşçısı olan şehit babasının gizemini çözmek için heyecanlı bir sefere çıkar.
Kubo, babasından kalan, aranılan eşyaları; Delinmez Zırh, Kırılmaz Kılıç ve Yara Almaz Kask’ı bulmak zorundadır




Yeni arkadaşları ve sihirli müzik enstrümanı, sevgili şamisen'inin yardımıyla Kudo’nun seferi Uzak Diyarlar’ın inleyen kar fırtınalarına, sualtındaki Göz Bahçesine ve tehlikeli Bambu Ormanı’na doğru sürüklenir.
Her yeni güç ve karakter sınavıyla kendi sihirli güçlerini öğrenen Kubo, mirasının sırrını ortaya çıkarmak, ailesini yeniden bir araya getirmek ve kahramanlık kaderini yerine getirmek için intikam peşindeki Ay Kralı (Oscar adayı Ralph Fiennes) ile kötü ikiz kız kardeşlerin de (Oscar adayı Rooney Mara) aralarında yer aldığı tanrılarla ve canavarlarla savaşmak zorundadır.

Bir LAIKA yapımı.
Kubo ve Sihirli Teller.
Charlize Theron, Art Parkinson ve Ralph Fiennes, George Takei, Cary-Hiroyuki Tagawa, Brenda Vaccaro ile Rooney Mara ve Matthew McConaughey.
Kostüm Tasarımcı: Deborah Cook.
Müzik: Dario Marianelli.
Kurgu: Christopher Murrie.
Yapım Tasarımcı: Nelson Lowry.
Görüntü Yönetmeni: Frank Passingham.
Yapımcılar: Arianne Sutner, Travis Knight.
Hikaye Yazarları: Shannon Tindle, Marc Haimes.
Senaryo Yazarları: Marc Haimes, Chris Butler.
Yönetmen: Travis Knight.




ESİNLENMELER

En yeni kahramanı Kubo gibi LAIKA da bir yolculuktadır.
10 yıldır, LAIKA’nın film yapımı dünyasındaki durumu, tecrübesiz animasyon stüdyosundan animasyon filmlerinde dünyanın en çok sevilen yapımcılarından birine dönüşmüştür.
2016 yılında Oregon merkezli stüdyo, bilimsel ve teknik gelişme dalında Oscar ödülü almıştır.

LAIKA’nın cesur hikaye anlatımı, teknik yenilikler, unutulmaz karakterler, muhteşem görsel gelenekleri ve stop-motion animasyonu sanat biçiminin 21. Yüzyıla taşıması bir araya gelerek, şirketin bugüne kadarki en büyük filmi olan Kubo ve Sihirli Telleri’ni ortaya çıkarmıştır.

Bu orijinal hikayenin en önemli öğeleri Japon kültürü ve geleneklerine duyulan sevgi, bir çocuğun kahraman olması, mizah ve aksiyon yüklü bir macera ve hepimizin aradığı kendini keşfetmektir.

Kubo ve Sihirli Telleri’nin yönetmeni/yapımcısı Travis Knight, Annie ödüllü bir animatör ve Oscar adaylığına sahip bir yapımcıdır.
LAIKA'nın Oscar adayı ParaNorman ve Kutu Cüceleri filmlerinin yapımcısı ve Baş Animatörü’dür ve de "stop motion’ın sinemanın doğuşundan beri var olduğu”na işaret etmektedir.
“Temelde, Willis O’Brien’ın 1993’te King Kong’da kullandığı sürecin aynısı. Ama biz bu aracı tamamen değiştiren teknolojiyi ve teknikleri yarattık. Sanatı, zanaatı, bilimi ve teknolojiyi bir araya getirmemiz güçlü bir görsel hikaye anlatımı oluşturmaktadır.”

Fakat LAIKA, standart bir animasyon yerine bu teknikleri, tarzları ve estetikleri belli bir hikayeye en uygun şekilde hizmet edecek şekilde, çoğunlukla birlikte karıştırarak kullanmayı tercih eder.
Oregon merkezli stüdyoda değişmeyen özellik, cesur, farklı ve kalıcı hikayeler anlatma kuralıdır.
Knight şunları söylüyor; “Biz önem taşıyan filmler yapmak istiyoruz. Bunu da bir anlamda başarıyor, animasyon aracını gerçekten ileriye taşıyoruz.”

“Bizler büyük bir hikaye anlatımı geleneğinin mirasçılarıyız. İster bir kamp ateşinin etrafında, ister Antik Atina’da bir amfi tiyatroda, ister Shakespeare’in İngilteresi’nde Globe Tiyatrosu’nda olsun, bu hikayeleri toplu bir ortamda deneyimlemek güçlü ve ebedi bir ritüel. Şimdi bizimle ilgili hikayeler için sinemalara gidiyoruz. Bu mirası sürdürmek, inanılmaz bir ayrıcalık. Biz bunu ciddiye alıyoruz. İzleyicilere yeni, anlamlı bir deneyim, hatırlayabilecekleri ve hayatlarına taşıyacakları bir şey vermek istedik.”



Hikaye anlatımı LAIKA’da yaratıcı deneyimin çekirdeğini oluşturduğu için, Kubo ve Sihirli Telleri, şirketin Başkanı ve CEO’su olarak hangi hikayelerin anlatılacağına karar veren Knight’a çekici gelmiş.

Knight şunları söylüyor; “Büyük, samimi ve epik doğası olan, hayat ve çocukluk hakkında derin gerçekler anlatan bir şey arıyordum. Çocukken fantastik epiklerin çok büyük, takıntılı bir hayranıydım. Doymak bilmez bir okurdum. Tolkien, Yunan ve Norse mitolojisini, L. Frank Baum ve Lone Wolf and Cub’ın yeni ufuklar açan serisini yutuyordum. Büyük ihtimalle sinema tutkunu olmam da hiç şaşırtıcı değildi. Akira Kurosawa, Steven Spielberg, Hayao Miyazaki, Ridley Scott, David Lean ve George Lucas’ın epik işlerine hayrandım. Aslında sinemada izlediğimi hatırladığım ilk film Star Wars’dı.”

“LAIKA’nın büyük bir fantastik film yapması gerekiyordu. Muhtemelen de iyi bir iddiayla. Gerçekten zor. Çoğu stop-motion filmler, masaüstünde yapılmış gibi görünüyorlar. Çünkü öyleler. Ama fantastik kahraman filmleri kapsamlı ve ölçekli olmalıdır. Bir ambarda şık giydirilmiş bir tahta levha üzerinde küçük ölçekli bir film çekip, görkemli bir manzarada çekilmiş büyük ölçekli bir epik film gibi göstermek ve hissettirmek imkansıza yakın bir iştir. Bunu kimse yapmaz. İşte bu yüzden bu filmi yapmak için heyecanlanmıştım.”

Böylece karakterlerin ve orijinal hikayenin yaratıcısı Shannon Tindle’ın önerisine olumlu yanıt veren Knigt olmuş.
Tindle şunları söylüyor; “Bana göre Kubo ve Sihirli Telleri aile hakkında. Karımın hasta annesiyle olan ilişkisinden ilham aldım. Hikayelerini fantastik Japonlardan ilham alan bir halk hikayesinin gözünden anlatmak istedim. Böyle kişisel bir yerden ilham almak hikayenin, derin bir duygusal merkezi olan fantastik bir epik olmasını sağladı.”

Marc Haimes, hikayeyi Tindle ile birlikte geliştirmiş. Sonra da senaryoyu daha önce LAIKA için Paranorman’ı yazıp yöneten Chris Butler ile birlikte yazmış.
Haimes şunları söylüyor; “Kubo ve Sihirli Telleri’nin ana temalarından biri hikaye anlatımının kurtarıcı gücüdür. Kubo’nun annesi, iyi anlarında babasının trajik sonundan önce birlikte yaşadıkları hayattan hikayeler anlatır. Ama sürekli olarak kötüleşmektedir ve Kubo sadece hayatlarını sürdürmek için değil aynı zamanda hikayelerini yaşatmaya devam etmek için köylülerin masalcısı olur.”




LAIKA’daki prodüksiyonun başında olan Arianne Sutner da aynı zamanda ParaNorman’ın yapımcısıymış.
Şunları söylüyor; “Kubo’nun sihrinin nereden geldiği açıklanmıyor. Kubo, onu tanıdığımız andan itibaren ailesinin hikayesine origami ve sihirli şamisenini kullanarak hayat vermek gibi olağanüstü bir yeteneğe sahip.”

Projeyi beyaz perdeye taşımak için geçen 5 yıl içinde Kubo ve Sihirli Telleri, sanatçılar, teknoloji uzmanları, mühendisler ve zanaatkarlardan oluşan bir sanatçı ekibinden, Japon kültürüne bir aşk hikayesi olarak dönüşmüş.
Filmin görünüşü klasik Japon sanatından, özellikle de Japon ahşap baskısından ilham almış. Testere dişli dokularda, Katsushika Hokusai ve özellikle de Kiyoshi Saito gibi ahşap ustalarının eserlerinden ilham alınmış.

Bütün karakter tasarımlarını Tindle yaratırken “karakterlerin basit ama stop-motion’da daha önce gördüklerimizden oldukça farklı, güçlü bir silueti ve Japonya’ya, sanatına ve kültürüne duyduğu kişisel hayranlığını yansıtmasına” dikkat etmiş.

Knight’ın, Japon sanatına ve kültürüne olan saygısı 30 yıl öncesine dayanıyormuş. “Japonya’ya ilk seyahatimi sekiz yaşlarındayken babamla yapmıştım. Amerika’nın Kuzeybatı Pasifik’inde büyüyen biri için Japonya birçok açıdan çok tanıdık gelmişti. Ama başka çarpıcı yönlerden daha önce yaşadığım hiçbir şeye benzemiyordu. Güzel, nefes kesici, neredeyse başka bir dünyadandı. Mimarisi, sanatı, kıyafet tarzı, müziği, yemekleri, filmleri, TV programları ve çizgi romanları… Bir keşifti.”

Knight eve götürmek için manga çizgi romanlarını toplamış.
“Dilini anlamıyor olsam da muhteşem illüstrasyonlar ve görsel hikayeciliğin netliğinden büyülenmiştim. Çocuklukta yaptığım bu girişi, müthiş bir kültürle hayat boyu sürecek bir aşkın başlangıcı oldu. Geri dönmek için sabırsızlanıyordum ve o günden beri birçok kez gittim.”

Şöyle devam ediyor; “Yönetmen olarak ilk filmimin çocukluğumdan beri sevdiğim şeyleri; epik fantastik, animasyon, samuray hikayeleriyle güzel ve üstün Japon sanatını bir araya getirmesi tesadüf değil. Benim yaşımdaki başka çocuklar futbol sahasında koşturur veya Matchbox arabalarıyla oynarken ben Japonya’yı hayal ediyor ve stop motion samuray ordularını gözümde canlandırıyordum. Büyük film yapımcısı Zhang Yimou bir zamanlar her erkek çocuğunun ya bir tren seti istediğini ya da bir dövüş sanatları filmi yapmak istediğini söylemişti. Benim hiç tren setim olmadı.”



“Bu filmi yaparken Kurosawa, filme etki eden diğer her şeyden ağır bastı. Spielberg, Kurosawa’ya “resimsel Shakespeare” demişti ve ben de bunun doğru olduğuna inanıyorum. Bir Kurosawa filminin her karesi bir tablo gibidir. Kompozisyonu, kesim, hareketleri, ışıkları ve şekilleri Kubo’ya estetik bir ilham oldu. Ama sadece filmleri nasıl yaptığı değil, ne hakkında yaptığı da önemlidir. No Regrets for Our Youth [1946] filmindeki ekzistansiyelizm, hümanizm ve kahramanlık ideali beni de etkilemişti.”

LAIKA stüdyolarında saygı duyulan efsanevi animasyon yapımcısı Hayao Miyazaki de Knigth’a çok farklı bir şekilde ilham vermiş.
“Miyazaki, büyülendiği bir şey bulur. Örneğin Avrupa gibi ve onu içselleştirir, sentezler ve sanatına yansıtır. Gerçeği belgelemez ya da kopyalamaz. Kendi sanatında temsil edildiği haliyle, neredeyse empresyonist bir bakış açısıyken büyük bir işin ana temasına dönüşen kendi yorumu oluyor.”

“Miyazaki’nin Avrupa’ya uyguladığı yaklaşım benim Japonya’ya uygulamak istediğim yaklaşımdı. Benim için çok uzun süre çok önem taşıyan bir yer ve kültür hakkında kendi bakış açımı sunmak.”

Knight, isteklerini LAIKA’daki sanatçıları aktarmış. Onlar da daha fazla ilham almak için birçok yaratıcı kaynağa bakmışlar.
Kostüm tasarımının başında yer alan Deorah Cook, modern Japon modacısı Issey Miyake’nin ünlü katlama tekniklerini incelemiş.
Işıkçı kameraman Dean Holmes, Japonya’da geçen bir dizi belgesel izlemiş.
Kukla ekibi, Portland Sanat Müzesi’nde samuray zırhı yapımını araştırmış.

Kubo ve Sihirli Telleri’nde düşünülen, tasarlanan ve sahnelenen olağanüstü ortamlar, aynı zamanda İngiliz film yapımcısı Dean Lean’den de ilham almış.
Usta yönetmenin filmlerinin izleyicilerini karakterlerin yolculukları için yeryüzü harikalarına götürdüğü gibi, Knight da LAIKA’nın kendi epik filmi için aynı şeyi yapmasını istemiş.

Yapım tasarımcı Melson Lowry, LAIKA’nın ParaNorman filmi için doğaüstü eylemlerini işlemiş ve başka bir kültürü taşıyan bir filmde çalışmayı çok heyecan verici bulmuş.
"Japon estetiğinin hakkını vermek istedik. Edo döneminin ahşap baskıları, önemli bir referans noktası oldu.”



Ne bir belgesel tarzına sahip, ne de Japon kültürünün kopyası olan Kubo ve Sihirli Telleri’nin dünyası, ekipteki herkesin kendi özel yorumunu ve özümsemesini ve sonunda Japonya’nın bir versiyonunda geçen bir hikayeye, o kültürün inşa edilmesini yansıtır.
Başlarda LAIKA, günlük yaratıcı süreçlerini zenginleştirmek amacıyla farklı mecralardan başarılı Japon sanatçılarını davet etmiş.
Daha sonra dansçıları, filmdeki Obon Festivali’nin dans sahneleri için 90 yaşındaki koreograf Sahomi Tachibana çalıştırmış.
Sanat yönetmeni Alice Bird, yaşlı bir kadın olan köylü Kameyo’nun, hikaye anlatan Kubo’ya eşlik ettiği sahnenin onun öneririleriyle oluştuğunu anlatıyor.
"Karakter, performans sırasında aslında yerde oturuyor olarak betimlenmiş. Ama Sahomi, toplumdaki durumu ne olursa olsun bir kadının asla yerde öyle oturmayacağını söyledi. Bu göreceğiniz bir şey değildir. Gerçekten şaşırtıcı olur, dedi. Biz de değiştirdik. Bu küçük ama etkili detaylar özgün bir kültürü ve bir yaşam tarzını yakalamaya çalıştığınızda son derece önemli olur. Kubo ve Sihirli Telleri’nde çalışmak herkes için ilham verici oldu. Japon kültürüne ve felsefesine sadık kalmak için daha fazla çaba göstermek istedik.”
diyor.

Filmdeki Obon Festivali, Kubo'nun yaşadığı kayıptan iyileşmeye çabalarken önem kazanıyor.
Ölmüş atalarını yücelten Japon Obon adetinin kökleri Budist geleneklerine dayanıyor ve Japonya’da bir her yıl kutlanan bir bayrama dönüşmüş ve bayram sırasında atalarının ruhlarının akrabalarını ziyaret etmek için bu dünyaya döndüğü düşünülüyor.
Geleneksel olarak ataların ruhlarına yol göstermek için, evlerin önüne lambalar asılıyor. Obon dansları (bon odori) sergileniyor. Mezarlıklar ziyaret ediliyor ve evlerde, sunaklarda ve tapınaklarda yemekler veriliyor.
Obon’un kutlanması bölgeden bölgeye değişiyor. Bazı bölgelerde Obon’ın kapanışında ruhların tekrar dünyalarına dönmeleri için yol göstermek üzere nehirlere, göllere ve denizlere yüzen lambalar koyuluyor.
Üç gün süren Obon, Japonya’nın bazı bölgelerinde Ağustos’un ortasında kutlanırken, bazı bölgelerinde ise Temmuz ortasında kutlanıyor.




Kültürel bir simge olan Geoger Takei, Obon sırasında kendi çocuğuna yol gösteren yaşlı köylü Hosato’yu seslendiriyor.
“Filmde karakterlerimizin atalarına saygılarımızı sunarken, kızıma da tanıtıyorum. Evrenin yüce birliğiyle bir oluyoruz.”

Sutner şunları söylüyor; “Hosato, hikayemizde yol gösteren bi baba figürünü temsil ediyor. Kubo için sevgi dolu bir babanın çocuğuna nasıl davranacağı, aile içinde inançları ve gelenekleri nasıl destekleyeceği açısından güçlü bir örnek oluşturuyor. Aile üyelerini, bu dünyadan gitmelerinden sonra bile onurlandırma fikri hikayenin ana teması ve hepimizin çok özel bir şekilde bağ kurduğumuz bir konu.”

Takei şöyle anlatıyor; “Ölüm evrenle bir olduğumuzda büyük bir geçiş.  Bu filmi izleyen gençler için bunu atalarımıza saygı olarak kişileştirdik. Bu aynı zamanda bir kutlamaya, bir ritüele dönüşüyor. Dans etmek de Obon adetinin bir parçası. Aslında ben küçükken Obon’un bir dans festivali olduğunu düşünürdüm. Daha sonra annemle babam bana aile geçmişimize saygılarımızı sunmak olduğunu anlattılar.”

Takei için Kubo’nun hassas, duygusal bir dönemde olan annesine bakması çok etkileyici olmuş.
Şöyle anlatıyor; “Annemin sağlığı bozuldu ve sonunda kocamla benim yanımıza taşındı. Budist tapınağını da yanında getirdi ve ölünceye kadar orada kaldı. Hepimiz hayatta sürekli geçişler yaşarken atalarımızı hatırlamak ve insanlaştırmak çok önemli.”

Haimes, “Hikayenin, efsanenin dönüştürücü sihriyle ilgili karmaşık temalara da değindiğini ve manevi araçlar olarak görev yaptığını” düşünüyor.
“Kubo’nun hikayeleri birlik, bağlılık ve gerçeklik getiriyor. Bu yüzden kendi somut, fiziksel maceraları da kesinlikle bunu yansıtmalı. Sonuç olarak heyecan verici aksiyon sahnelerimiz ve görkemli setlerimiz iki anlam taşıyor. Her aksiyon ritminin, genç kahramanımızın anlayışa doğru olan derin yolculuğunu yansıtması gerekiyordu.”


AİLE İŞİ

Kubo ve Sihirli Telleri, yüksek mekanlarda geçen, heyecanlı dövüş sanatları savaşları, sihir ve korkunç kötülerin yer aldığı epik bir sefer filmi. Ama aynı zamanda bir olgunlaşma, affetme hikayesi, bir çocuğun aileyi ve geleneği tanımlama ve kayıp ve şifanın insanın kalbinde yan yana bulunduğunu anlama çabasının hikayesi.

Travis Knight şunları söylüyor; “LAIKA filmleri her zaman kişisel bir hikaye anlatır. Paradoksal olarak hikaye ne kadar özel ve kişiselse o kadar evrensel oluyor. Bütün filmlerimizde durum buyken Kubo ve Sihirli Telleri’nde bugüne kadar yaptıklarımızdan çok daha fazlası var. Normalde sakladığın ve koruduğun bir yönünü ortaya çıkarmak biraz ürkütücü bir bakış açısı olabilir. Ama anlamı olan, etki bırakan ve gerçekten duygulu hikayeler anlatmak istiyorsak yapmamız gereken budur.”

“Hikayenin duygusal merkezi bir çocuk ve annesi hakkında. Kendi deneyimleriyle bağlantılı. Kubo gibi ben de yalnız bir çocuktum. Varlığım annemin etrafında dönerdi. En yakın dostum ve gençlik hayatımın en tanımlayıcı ilişkisi oydu. Bu film, hayatlarımızda bir şeylerin değişmeye başladığı, sevmenin acı çekmek demek olduğu derin ve melankolik gerçeği anladığımız zamanı inceliyor. Bu acı bir gerçek, ama insan olmanın temel bir yönü.”

Knight için sanatsal deneyimler devreye girmiş. “Yirmi yıldır animasyonda çalışmış, sanatsal yaratıcılığı, geliştirmeyi, yapımı ve yönetimi uzun yıllar gördükten sonra sonunda bilgelik ve bakış açısı düzeyine eriştiğimi düşündüm. Yönetmen olarak önceki tecrübelerimin her birinden faydalandım. Bu film, teknik olarak zorlayıcı ama duygusal olarak daha da fazla. Filmi geliştirirken karakterlerimizle kendi hayatım arasındaki paralellikleri giderek daha çok fark etmeye başladım. Hayat, sanat için bir yakıt. Ailemle deneyimlerim, animasyonda çalışarak geçen bir hayatla birleşince bu hikayeye hakkını verebileceğim konusunda bana güven verdi.”

Son LAIKA filmlerinde Baş Animatör ve yapımcı görevlerinden sonra Knight, başta görevin gereksinimlerine şaşırmış.
“Yönetmen olduğunuzda her şeyin bağlantı noktası oluyorsunuz. Yaratıcı, sanatsal ve teknik her karar sonunda yönetmenin omuzlarında birikiyor. Her kumaş parçası, Kubo’nun peruğundaki her saçın kesimi, setteki her aksesuar, gökyüzündeki her bulut, her müzik yönetmenin filtresinden geçiyor. Çok yorucu olabiliyor. Ama aynı zamanda neşelendirici. Etrafınızda çok sayıda zeki, tutkulu sanatçılar var. Onlara ilham veriyorsunuz, ama sonunda sana ilham verenler onlar oluyor. Güzel bir işbirliği. Kubo’yu yönetmek hayatımdaki en tatmin edici deneyim oldu.”

Kendisi için sinemanın ikonlarından biri olan Akira Kurosawa’yı aklının bir köşesinde tutan Knight, “Kurosawa’nın genelde nasıl kahramanlık ideallerini incelediğini ve film boyunca bir kişinin nasıl tek başına durup doğru olanı yapmak için bozuk bir sisteme, geleneğe ya da hatta ailenin kendisine karşı durmak zorunda olduğunu” fark etmiş.

“Kubo, çocukluktan yetişkinliğe geçişte gelenekle ve kendi aile geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Kubo ve Sihirli Telleri, aile sahibi olmanın anlamına ve bir ailenin kim olduğumuzu ve ne olacağımızı nasıl tanımlayabildiğine işaret ediyor. Bu temalarda Kurosawa’nın eserlerinden ilham alındı.”

Hikayenin, enerji dolu macera ile duygusal aile keşifleri karması olması, Chris Butler’a çekici gelmiş.
Şunları söylüyor; “Beni bu projeye çeken ilk şeylerden biri Kubo ile Maymun’un arasındaki ilişki oldu. Etkileşimlerinde çok fazla mizah var, ama asıl olan ailelerde bulduğunuz, gerçek karakter ve durum temelli mizah.”
“Japon halk hikayeleri geleneğinde seferdeki kahramanın genelde erkek bir rehberi vardır. Monkey’nin dişi bir figür olması muhteşemdi.”

Yapımcı Arianne Sutner, LAIKA’nın izleyicilere birkaç güçlü dişi karakter tanıştırdığını belirtiyor; “Önce Coraline vardı. Bir animasyon filmi için geleneksel olmayan dişi karakterdi. ParaNorman’da Aggie vardı. Yoğun ve güçlü duyguları olan bir karakterdi. Kutu Cüceleri’nde Winnie Portley-Rind vardı. Aksiyonun çoğunu götüren küstah bir kızdı. Şimdi bu listeye Maymun’u da ekleyebiliriz.”

Oscar ödüllü Charlize Theron şunları ekliyor; “LAIKA’nın yaptığı filmlerde sevdiğim şey, aile filmlerinin bizim için kolay olmadığını biliyor olmaları.”

Theron, karakterin “vahşi, komik, şüpheci, akıllı, özür dilemeyen ve Kubo’ya çok değer veren” özelliklerini canlandırmak isteğiyle Maymun rolünü seslendirmeyi kabul etmiş.
“Hikayede oğlumu çok düşünüyordum. Maymun karakterinde, içimdeki anneden gelen, belki anne olmasaydım vermeyeceğim bazı özel tercihlerim oldu.  Maymun’un Kubo’ya karşı olan aşırı korumacı yanı özellikle yüceltmeye çalıştığım ve mümkün olduğunca bağlı kaldığım bir şeydi. Çünkü bana çok gerçekçi geldi. Maymun, sert sevgiye inanıyor ve ben de kendimi öyle bir ebeveyn olarak görüyorum. Ben annem tarafından çok dürüst bir şekilde yetiştirilmiştim. Bence Maymun da hayatın gerçekleri hakkında çok dürüst. Sadece bir tabak dolusu kiraz sunmuyor. Engeller ve çatışmalarla karşılaşıyorsunuz.”

Şunları da söylüyor; “Ayrıca artık anne olmam, Kubo ve Sihirli Telleri filmini yapmayı isteme nedenlerimden biri. Çünkü hep, çocuklarımın hiçbir filmimi ben en az 55 yaşına gelene dek görmeyeceği esprisini yaparım ve bu filmi o yaştan önce görecekler.”

Bir başka Oscar ödüllü sanatçı Matthew McConaughey de senaryoyu almış ve her gece çocuklarına uykudan önce hikayesi olarak okumaya başlamış.
“Çocuklarımın en sevdiği film karakterleri her zaman soytarılık ve fiziksel mizah yapan karakterdir. Hikayenin güçsüz karakterini, en şapşalını veya en serserisini severler.”

“Daha önce animasyon filmi yapmamıştım ve uzun süredir çocuklara uygun bir film yapmadığımı çok iyi biliyordum. Bu yüzden ‘Şimdi bir tane de çocuklarım için yapayım’ dedim. Hikayenin komik karakterini, unutkan samuray böceği canlandırdığım için heyecanlıydım.”

Karakterin mizahi yüzeyini tanımlamanın ötesini inceleyen McConaughey, “Böcek’in kendine göre büyük bir savaşçı” olduğunu belirtiyor.
“Kendisine yapılan lanet, kim olduğundan veya nereden geldiğinden emin olmadığı anlamına geliyor. Yol boyunca nesliyle ve geçmişiyle bilinçli bir şekilde yeniden bağ kurmaya çalışıyor. Hayali iyimserliği, kendisini sevimli kılıyor ve sonunda büyük meydan okumaları aşmasını sağlıyor.”




Sırasıyla bir maymun ve bir böcek olabilirler ama Theron, Maymun’la Böcek’i eski bir dönemin sinema ikilisi olarak görüyor.
Şunları söylüyor; “Bazı açılardan 1940’lardaki film yapımına geri dönülüyor. İki karakteri bir film trenine atıp birbirleriyle yüzleşmelerini ve anlaşmalarını izlersiniz. Kubo’ya olan sevgileri dışında hiçbir ortak yönleri yok ve canavarlardan, fırtınalardan ve önlerine atılan diğer her şeyden kurtulmak için ortak bir noktada buluşmaları gerekiyor.”

“Maymun, daha çok bir A tipi kişilik. Her şeyin onun istediği şekilde gitmesi gerek. Çok farklı bir şekilde düşünen Böcek de bu yüzden biraz sinirlerini bozuyor.”

McConaughey gülerek şunları söylüyor; “Maymun, Böcek ortaya çıktığında ondan biraz şüpheleniyor. Önce gerçek bir tehlike görüyor! İkisinin arasında çok fazla mizah, gidip geliyor. Böcek, Maymun’u çok fazla iğnelerken Maymun da ona tenezzül ediyor. Ama ilişkilerinin, olması gerektiği gibi geliştiğini görüyorsunuz.”

Bir LAIKA filmini yapmak aylar değil yıllar sürdüğü için, ses performansları da animatörlere kaynak oluşturması için, aralıklarla çok erken bir dönemde kaydediliyor. Sutner, LAIKA’ın anlattığı hikayelerde, “Filmlerimizdeki çocukları her zaman çocukların seslendirmesini isteriz” diyor. “Ama yapım süresi zorlayıcı olabilir.”

“Neyse ki Art Parkinson, başından itibaren Kubo karakterine hiç tereddütsüz hakim olmuş ve bu küçük çocuğu anlayışı, kayıt seansları boyunca daha da artmış.”

Milyonlarca hayran tarafından Game of Thrones’un Rickon Stark’ı olarak bilinen Parkinson, Kubo ve Sihirli Telleri filminde kendini farklı türde bir epik filmde bulmuş. Projedeki diğer önemli unsurlar gibi genç oyuncunun gelişi de aile bağlarıyla olmuş.  Parkinson şunları söylüyor; “Kubo, annesine gerçekten de ebeveynlik yapıyor. Çok disiplinli biri olması gerekiyordu, ama doğal olarak annesiyle çok ilgileniyor.”

“Annemle oldukça yakınımdır. Bu yüzden bu anlamda Kubo’yla bağ kurmak benim için kolay oldu. Ayrıca cesur olmasını ve bu büyük maceraya çıkmasını da beğendim.”

Sanat yönetmeni Alice Bird, Kubo ve Sihirli Telleri filminde çalışmaya başlamadan hemen önce anne olmuş.
Bu yüzden küçük bir çocuğun kendi tehlikeli macerasına çıkması, onun için bir anda farklı bir anlam kazanmış.
Şöyle anlatıyor; “Kubo’nun başarması gereken şeyi başarması önemli. Bütün köy ona bel bağlıyor. Kendisine yardım eden Maymun ve Böcek var, ama sonunda doğru olanı kendi başına savunması gerekecek.”

Sutner şunları söylüyor; “LAIKA bir sanatçı ailesi gibi. Yaratıcı açıdan, 400 kişiden fazla,  güçlerinin zirvesinde bir insan topluluğunun, senaryoyu yavaş yavaş hayata geçirdiklerini görmekten daha tatmin edici bir şey yoktur. Önce kuklaların maketleriyle, sonra setlerle, ışıklarla ve ses seanslarıyla. Gerçekten sihirli ve her zaman beklentilerimin üstünde.”

Konsept sanatçısı Trevor Dalmer’ın kızı, Kubo ve Sihirli Telleri sırasında doğmuş ve bu hikayenin anlatım sürecini daha da duygusallaştırmış.
Şunları söylüyor; “Başta bir animatik (still görüntülerle, kayıtlı diyalogların eşlik ettiği resimli taslaklarla filmin geçici kaba kurgusu) gördük ve ben kesinlikle biraz ağladım. İzleyicilerin sinemada hikayemizin duygularıyla bağ kuracağını düşünüyorum.”

Oscar ödüllü Dario Marianelli, Kutu Cüceleri’nden sonra LAIKA için ikinci ardışık film müziğini bestelemiş.
Aile unsurundan da notalara yer vermiş. “Kubo’nun aile geçmişi, özellikle de kayıp babasının konuşulduğu her sahnede çalınabilecek bir şarkı yaptım. Bu önemli bir film, ama bunu merkeze yerleştirmeliydim.”

Senaryo yazarı Marc Haimes izleyicilerin dünyayı, güçlü bir hikaye anlatımıyla deneyimlemelerinin birleştirici bir güç olduğunu düşünüyor.
Şöyle anlatıyor; “Bizi yabancılardan tek bir küresel aileye dönüştürüyor.  İyi bir hikaye ayna görevi görür ve egomuzun ötesini görüp bir seviyede hepimizin daha büyük bir ailenin parçası olarak, birlikte çalıştığını fark etmemizi sağlar.”

Oscar adayı Ralph Fiennes, Ay Kralı’nı seslendiriyor ve filmin “Yunan mitolojisine veya eski bir efsaneye benzediğini söylüyor. Geleneksel bir animasyon hikayesine benzemiyor. Tasarım, gençlere çekici gelecek ama, bence sanatsal yanı yetişkin izleyicileri de çekecek.”

Knight şunu söylüyor; “Çocuklarım olduğunda, hayatımdaki her şey değişti. Kubo ve Sihirli Telleri filminin merkezinde bu gerçek var.”

“Filmin içine giren bizim hayatlarımız, ebeveynlerimizle, eşlerimizle ve çocuklarımızla olan ilişkilerimiz ve Japonya’nın zengin kültürüne ve üstün sanatına duyduğumuz daimi sevgi. Kubo ve Sihirli Telleri hem son derece kişisel bir ifade, anneme bir aşk mektubu, hem de LAIKA’nın önem taşıyan hikayeler anlatmaya olan sadakatinin kamusal ilanı.”

DÜNYA İNŞA EDENLER

LAIKA’nın ilk filmi Coraline (2009) alternatif gerçeklikte ve yağmurlu Kuzeybatı Pasifik’te geçiyordu.
Kuzeybatı Pasifik'teki Oregon merkezli stüdyo, 600 kadar kişinin bulunduğu bir yerdir. LAIKA’nın ikinci filmi ParaNorman (2012) modern bir New England kasabasında geçmektedir. Kutu Cüceleri (2014) meraklı bir Dickens Londrası’nda geçmektedir.

LAIKA Müdürü ve CEO’su Travis Knight, belki deLAIKA’nın sanatçıları daha büyük bir meydan okumayla ve sanatsal palet temizleyiciyle karşı karşıya olduklarını ve çok daha uzakta bir dünya yaratmaları gerekeceğini hissetmiş.
Kubo ve Sihirli Telleri’ni stüdyonun dördüncü filmi, kendisinin de ilk yönetmenlik denemesi olmak üzere seçmiş.  Hikayede, LAIKA filmlerinin “cesur, farklı, kalıcı ve insan ruhuyla ilgili derin gerçekleri ortaya çıkaran” kriterlerine uymuş.

Klasik bir kahraman seferi filmi olan aksiyon yüklü epik filmin süreci, 1600’lerin başlarıyla 1800’lerin sonları arasındaki Edo döneminden ilham alan antik Japonya’nın fantastik bir versiyonu olarak şemalandırılmış. Ayrıca egzotik yerlilerin de hayali kurulmuş, yaratılmış ve çekilmişler.

Yapım ekibinin, bugüne kadar yapılmış en küçük ve en büyük (5 metrelik bir iskelet canavar) stop-motion kuklası da yapması gerekmiş.

Ayrıca bir de Kubo’nun yelkenlisinin sahnesi varmış ve çekimler 19 ay sürmüş.
Canson Colorline kağıt, lazer kesimle tekneyi ya da tekneleri kaplamak için yaklaşık 250 bin yaprak hazırlanmış. 2 tam, bir de parçalı gemi yapılmış.

Georgina Hayns, LAIKA’nın on yıllık tarihi boyunca kukla departmanının başında yer almış. Şunları söylüyor; “Biz LAIKA’lılar meydan okumayı severiz. Animasyon sanatını yeni zirvelere taşımak için elimizden gelen her şeyi yaparız. LAIKA tarzı budur.”

Aynı zamanda LAIKA’da yapımın başında yer alan yapımcı Arianne Sutner şunları söylüyor; “Bu filmdeki her şey hırslıydı ve ölçeği başından beri beni biraz endişelendirdi. Aynı zamanda beni heyecanlandıran zorluklar da onlardı; su sahneleri, stop-motion için her zaman bir endişedir. Burada hikayede dev bir dalga vardı. Ayrıca görkemli ve korkunç yapmak istediğimiz, ama aynı zamanda inandırıcılık için ölçeklendirilmiş canavarlar vardı.”

Ama LAIKA’da yaratabileceklerimizle sınırlandırılmayacağız. Gerekeni yaparız. Bu da anlatmak istediğimiz her tür hikayeyi desteklememize olanak verir. Birlikte farklı şekillerde çalışırız ve sonunda karşılaştığımız zorluklar dolayısıyla beyaz perdeye yansıyan piyasadaki filmlerden farklı olur.”

Butler şunları söylüyor; “ParaNorman’da zombileri yazıyordum ve ölmemişlerin animasyonunu stop-motion’da görmek doğru göründü. Kubo ve Sihirli Telleri’nde hiç zombi yok; ama stop-motion yine doğru geldi, çünkü bu eski tarz bir epik maceraydı. Kılıçlar, sihirbazlık, büyük canavarlar gibi hepsi klasik bir kahramanın yolculuğunun parçası. Bu filmin ölçeğinde bir stop-motion daha önce yapılmamıştı. Genelde bir iş yapılamaz gibi görülüyorsa LAIKA o işle ilgilenir!"

Kubo ve Sihirli Telleri’nin “hikayemizin ve estetiğimizin ayrılmaz bir parçası olan bir ana unsuru da origami” diyor Butler.
Başlangıçtaki sahnelerde Kubo, sihirli şamisenini kullanarak, boş kağıtları ortaya çıkararak, ailesinin kökenleri ve o güne kadar yaşayan en büyük samuray savaşçısı babası Hanzo’nun cesur maceraları hakkında hikayeler anlatıyor.

Geleneksel origami Japonya’da Edo döneminden beri kullanılıyor.
Origami, katlama anlamına gelen “ori” ile kağıt anlamına gelen “kami” kelimelerinden oluşan Japon kağıt katlama sanatıdır.
Origami sanatı düz, kare bir kağıt parçasını katlama ve şekillendirme teknikleriyle, tamamlanmış bir heykele dönüştürmektir.
Modern origami uygulayıcıları genelde kesme, yapıştırma veya kağıt üzerindeki işaretleri onaylamazlar.
Az sayıdaki temel origami katlamaları karmaşık tasarımlar yapmak üzere çeşitli şekillerde bir arada kullanılabilir. Ama en iyi bilinen origami modeli, Japon kağıt vincidir. Kağıdın yüzeyleri farklı renklerde, baskılarda ve desenlerde olabilir.

Animatör Kevin Parry, origami sahnelerinde, Animasyon süpervizörü Brad Schiff ile birlikte origaminin tam olarak fonksiyonel ama fantastik, güzel ama inandırıcı olması için çalışmış.

Parry şunları söylüyor; “Origami animasyonunda ilk adım gerçek origamiyi incelemekti. Animasyonunu yapacağımız origamilere benzer şekilleri ve katlamaları araştırıp, ayrıca Georgina’nın kukla yapım ekibinin yaptığı çalışmaları referans alıyordum. Bu bilgilerle sonraki adım, animasyon performansının sonunda nasıl işe yarabileceğinin başlangıç noktası olarak çok teknik bir testin animasyonunu yapmaktı. Örneğin eğer bir kağıt parçasının katlanarak bir hayvana dönüşmesi gerekiyorsa, geçişin animasyonunu origami sürecine olabildiğince sadık şekilde yapmaya çalışıyordum.”

“Test, daha sonra yönetmenimiz Travis Knight’a gösteriliyordu. O da geribildirim veriyor ve daha da önemlisi çekimin duygusal merkezini tartışıyordu. Origaminin daha zarif, daha sinirli veya daha kötü görünümlü yapılmasını istiyordu. Her origami animasyonunun daha büyük bir resme nasıl uyacağı konusunda çok net bir fikri vardı. Böylece ben de karşılığında animasyon performans vurgularının nasıl ve ne olması gerektiği konusunda çok net bir fikir ediniyordum.”

Origaminin asıl animasyonu ağırlıklı olarak aksesuar, kukla ve donanım bölümlerinin desteğine bel bağlayan çok doğal bir süreçti.
Donanım bölümü, Parry’nin yaptığı her animasyonu yüzlerce kağıtla desteklemiş.
Şunları anlatıyor; “Her kare için şekilleri kesmek ve kağıdı kaplamak bana bağlıydı. Çekim boyunca tek bir kağıt parçasının başarılı olması için elimden geleni yapıyordum. Ama çoğunlukla yedekleri kullanıyordum; katlama yıpranıyor veya dağılmaya başlıyordu. Benim de birkaç kare sonra temiz bir kağıt kullanmam gerekiyordu.

“Origami animasyonu için çok grafik bir yaklaşımımız vardı. Katlamanın sadece kameranın açısından anlamlı olması gerekiyordu. Önemli olan animasyon boyunca birkaç büyük şekli taşımak ve böylece gözünüzün takip edeceği bir şeyin olmasıydı. Bu da bizim daha küçük birçok detayın sihirli bir biçimde şekil değiştirmesine veya yok olmasına izin vermemizi sağladı.”

Hayns, bazı kuklacıları origami dersleri almaları için yönlendirmiş. Bir kısmı da Oregon Tarih Müzesi’ndeki bir origami sergisine katılmış.
“Kağıt Katlama: Origami’nin Sonsuz Olasılıkları” sergisi Ekim 2013’te açılmış ve Japon ve Avrupa kağıt katlama geleneğini inceleyen Amerika’daki ilk büyük sergilerden biri olmuş.
Şunları söylüyor; “Kuklalara hayat vermenin sırrını çözmek için origami dünyasını daha iyi anlamamız gerektiğini düşündük.”

Kukla departmanı sonunda hem origamiden hem de kirigamiden ilham almış.
Kirigami de sadece kağıt katlamayı değil de kağıt kesmeyi de içeren bir origami varyasyonu.
Origami geçişlerinin animasyonu için, kağıt arasında folyo kullanılmış.

Tüm departmanlar Japon sanatını ve kültürünü çok derin incelemiş.
Bir LAIKA filminde daha önce hikayenin gidişatında hiç böyle geniş kapsamlı manzaralar ve ortamlara gerek duyulmamışken, Kubo uzun mesafelerde yolculuk yaptığı için bu filmde yer verilmiş.
Yapım tasarımcı Nelson Lowry, sanat yönetmeni Alice Bird ve görüntü yönetmeni Frank Passingham için bu, yapıma yol gösteren sanata ve kültüre saygı gösterip entregre ederken, bir hikaye anlatan renk paleti, ışık estetiği ile iç ve dış mekanlar portföyü oluşturmayı gerektirmiş.

Lowry şunları söylüyor; “Hikaye gerçekten hayale sıçradığı için Bu LAIKA’daki herkese yeni açılar ve yeni film yapımı yaklaşımları kazandırdı. Kubo ve Sihirli Telleri, sonunda sıradağlardan, bir balinanın içine kadar çeşitli manzaralar içeren 80 eşsiz set gerektirmiş. Kubo’nun yolculuğunun tam duygusal etkisinin korunması ve ezilmemesi gerekiyordu.”

“Karakterler hem hayal hem gerçekçilikte değişen düzeyleriyle, günün farklı saatlerinde farklı kara parçalarına giden geniş bir alanda geziye çıkmış.”

Kight şunları söylüyor; “Yapımcının bakış açısına göre bu ideal değil, çünkü mekanları tekrar ziyaret etmek istiyorsunuz. Her bir sahne heyecanlı, yeni bir mekan ve setleri ve hatta aksesuarları bile tekrar kullanmadığınız anlamına geliyor. Filmin her bölümü farklıydı. Ama filmimizin böyle olması gerekiyordu. Bu yüzden muazzam epik manzaraların mantıklı bir şekilde çözülmesi, programlanması gerekiyordu. Birçok ortam birebir inşa edildi. Diğerleri de minyatürler, klasik mat boyalar ve bilgisayar efektli set uzantılarının karışımıydı.”

Kubo ve Sihirli Telleri'nin dünyası hem samimi hem de geniş ortamlar içeriyormuş. Hikaye ana karakterleri olan Kubo, Böcek ve Maymun ile onları seferleri boyunca ayakta tutacak bağları güçlendiren sohbetlerini içeriyor. Bu daha sakin anlar, genellikle yolculuklarının sıkıntılarından soluk aldıkları veya kendilerine zarar vermek isteyenlerden saklandıkları korunaklı ortamlarda, güvenli yerlerde ateşin başında yaşanıyor.

Lowry şunları söylüyor; “Alice Bird, daha samimi ortamları hassasiyetle araştırdı ama ayrıca doğal güzelliği gören yönünü de kullandı. İzleyicinin karakterlere konsantre olup hikayelerini öğrenmelerini sağladık.”

Ahşap blok boyama ustası Katsushika Hokusai, Edo döneminden bir sanatçı ve baskıcı. Kubo'nun annesinin korkunç bir dalgada cılız bir salla gittiği giriş sahnesinde referans noktası olarak kullanılan “The Great Wave of Kanagawa” eseriyle ünlü.

Ama daha çok ilham veren, ahşap baskı ustası Kiyoshi Saito'nun daha yeni eseri olmuş. Saito,  20. yüzyılın başlarında gelişen ve sanatçıları, kendini ifade arzusuyla motive olan tek yaratıcı olarak gören ahşap blok baskısının sosaku hanga ekolünün seçkin bir destekçisi olmuş.
Shin-hanga ekolü ise sanatçının, oymacının, baskıcının iş gücü ayrımına girdiği geleneksel ukiyo-e müşterek sistemini sürdürür. Sosaku hanga ekolünün takipçileri kendilerini sanatı sanat için yarattıkları söyleyerek ayrıştırırlar.

“Winter in Aizu” serisiyle bilinen Saito, azaltılmış bir renk paleti ve basit formlarla ahşap blok baskıları yaratma tekniği ve stili geliştirmiş. Detaylı oymalar ve renk ifadeleri yerine tahtanın kendi dokusuyla çalışmış. Cesur soyutlama ve spontan tasarım eserlerine özel bir nitelik kazandırmış.
Knight şöyle söylüyor; “Saito'nun güzel ahşap cilalarını film boyunca yerleştirdik.”

Ahşap blok baskısı yapımının ilk aşamasında, sanatçı hazırlık çizimini yapar. Daha sonra bu çizim blok oymacıya gider. Orada resim tahta bloğa monte edilir.
Geleneksel olarak kiraz ağacı kullanılır. Ardından dikkatlice görselin hatları bir kabartma formunda dikkatlice oyulur. Sonunda baskıcı gerekli olan tüm bloklarla, genelde her renk için bir tane olmak üzere her bloğun üzerine sırayla baskı kağıdını yerleştirerek baskıyı gerçekleştirir.
Damga, baren denilen bir şeyin kağıdın arka yüzeyine sürtülmesiyle oluşturulur. Bloklar eskimeden damgaların büyük oranı, bazen binlercesi yapılabilir.

Lowry şöyle anlatıyor; “Ahşap blok baskıları yapmak, doğayı sadeleştirmeyi gerektirir. Ahşap bloğun üstünde rastlanan büyük, organik şekillerin sadeleştirilmesi setlerimizi doldurdu.”

“Ayrıca mürekkeplerde ahşap dokular ve maddeler de kullandık ve bunları film boyunca serpiştirdik. Bu yüzden araba tekerleklerinden zırhlara kadar her yüzey, üzerlerindeki baskının dokusuna ve etkisine sahip.”

LAIKA’da “Saito deseni” denilen yaklaşık 30 dokudan olan bir kütüphane oluşturulmuş. Bunlar lazer kesiciler ve ekran baskılarıyla yapılmış ve farklı setlere ve uygulamalara uymaları için ölçekleri değiştirilebiliyormuş.
Lowry şöyle söylüyor; “Setlere gerçekten gidip dokunabiliyor ve o dokuyu hissedebiliyordunuz. Bazı durumlarda onları uygulamak için dövülmüş ceviz kabukları kullandık. Bazen de doğal boya kullandık.”

Doğal boyanın mucizeleri, görüntü yönetmeni Passingham ve ışık kamera operatörlerinden oluşan ekibi tarafından güçlendirilmiş.
Passingham’ın kendisi de LAIKA’nın ilk filmi Coraline’de ışık kameramanı olarak çalışmış.
Knight şöyle anlatıyor; “Frank, bir kuklaya ilham veren ışık, kamera ve insan performansının dansını anlıyor. Nelson, Frank ve ekibiyle yakın çalışmak Kubo ve Sihirli Telleri’nin görünümünü, sahnedeki hareketi, atmosferi ve duyguyu belirledi. Frank ve ekibi başta imkansız görünen şeyi, filmin bir stop motion Dean Lean filmi, bir anıtsal Kurosawa efsanesinin minyatürü olmasını çok güzel bir şekilde başardı.”

Schiff şunları söylüyor; “Çalıştık, uzmanlara danıştık, sergilere katıldık, kaynak materyallerden derin araştırmalar yaptık. Hepsi hayranı olduğumuz kültüre sadık kalmak içindi.”
“Özgün dövüş stilleri ve silahlarının ötesinde dövüş sahneleri gerçekçi olması gerekiyordu.”
Bu maksatla yapım ekibi, Marvel filmleri olan Galaksi’nin Koruyucuları, Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı ve Yenilmezler: Ultron Çağı’nda çalışmış olan dövüş koreografı Aaron Toney ile birlikte dublörlerden de yardım almışlar.
Toney, kılıç oyunlarında, karmaşık ok ve yay bölümlerinde ve yakın dövüşlerde danışmanlık yapmış.

Gerçekçiliği artırmak ve dramatik sahnelerden haber vermek için dans ve dövüş koreografilerini kullanmak LAIKA’nın “hibrit” anime film yapımının canlı aksiyon film yapımıyla nasıl benzeştiğine başka bir örnektir.
Sutner şunları söylüyor; “Astaire ve Rogers hakkında söylenen “Ginger, Fred’in yaptığını yaptı ama sadece tersten ve topuklularla”, eski deyişi gibi. LAIKA canlı aksiyon filmlerin yaptığını yapıyor. Ama minyatür ve cansız kuklalarla!”

Yine de Bird şunları söylüyor; “Stop motion’la çalıştığımız için çalışmamızın ana formatının herhangi bir şekilde küçük veya kısıtlı olması gerektiği duygusuyla hiç zorlanmadık. Ben genelde yaptığımız işi yeni bir dil öğrenmeye ve o dilde rüya görmeye başladığınızda neredeyse başarmış olduğunuzu anlamaya benzetiyorum. Veya dışarıya yürüyüşe çıktığınızda gözünüz stüdyoda içinde olduğunuz tüm desenlere ve dokulara odaklanır. Sanat departmanındaki herkes bu deneyimi yaşamıştır ve işte o zaman başardığınızı anlarsınız.”

Özellikle LAIKA’nın KUBO ve Sihirli Telleri’nde dünya inşa etmedeki temel prensiplerinden biri de, geçicilik ve kusurluluk üzerine odaklanan bir dünya görüşünü benimseyen Japon wabi-sabi öğretisi olmuş.
Budist öğretisinden alınmıştır ve estetik bazen “kusurlu, kalıcı olmayan ve natamam” bir güzellik olarak tanımlanır.”

Aslında Knight, wabi-sabi ilkesinin LAIKA’nın geçmişte ve bugün yaptığı her şeye uyduğunu düşünüyor.
Şöyle anlatıyor; “Yaptığımız çoğu şey gibi, burada bir aile bağı var. Kayınvalidem ve ailesi Budisttir. Bu yüzden wabi-sabi kavramı veya “kusurlu güzellik” şahsen beni çok etkiledi. Fikri içselleştirmek, geçiciliği ve kusurluluğu anlamak, kabullenmek ve takdir etmektir. Güzelliği, ideallere yetersiz gelen şeylerde bulmak için bizi teşvik eder. Bu, filmimizin sadece tematik temeli değil, tüm yapım sürecimizi kuşatıyor ve çalışmamızı her yönüyle bilgilendiren hümanist felsefenin dile getirilişi. Yaptığımız işi tanımlıyor; füzyon sanat ve bilim, ham ve arıtılmış, tamamen kusursuz ve özünde kusurlu. Biz mükemmellik için zorluyoruz ama insaniyetimizi de kucaklıyoruz. LAIKA filmlerini LAIKA filmi yapan da bu sentezdir.”

Kubo ve Sihirli Telleri filmiyle LAIKA’da canlı setlerin, görsel efekt uzantılarının karışımı ve detaylandırma, hem gerçek hem de mecazi anlamda yeni boyutlara ulaşıyor.
Bugüne kadarki tüm LAIKA filmlerinde yer alan görsel efektler süpervizörü Steve Emerson “LAIKA’daki tüm görsel efektlerin sanat çalışmaları, animasyon testleri ve gerçek dünya referanslarıyla başladığını” açıklıyor.

“Bu yüzden giriş bölümündeki dalga sahnesi için Nelson Lowry bize sanat konseptini gösterdi ve ekibimize onu hayata geçirme görevini verdi. Ardından biz Oliver Jones (donanım süpervizörü) ve ekibi tarafından yaratılan animasyon testlerini inceledik. Su, bütün filmlerimiz için her zaman zor olmuştur. Ollie, kumaşlar ve çöp torbaları gibi çeşitli materyallerle kaplı demir bir ızgarayı kullanan uygulamalı bir su sistemi yaptı. Bu da son görüntülerde sürdürmek isteyeceğimizi bildiğimiz kepçe örüntüsü de dahil buluşlara yol açtı.”

Gerçek hayat dalgaları, Emerson birimi tarafından incelenmiş, “Gerçek su hareketini ve detaylı tasarlanmış yüzeyini birlikte içeren bulanık deniz görüntüsünü oluşturmamız yaklaşık sekiz ayımızı aldı.”
“Dalgalar, güzel ve tehditkardı ve en önemlisi Kubo’nun dünyasına uyuyor ve hikayeyi ileri sürüyorlardı. Bizim için gerçekte önemli olan budur, hikaye anlatımını desteklemek.”

Emerson’ın grubu, Passingham’ın departmanıyla yakın çalışmış.
Özellikle de yapımın dikkatle hazırladığı çekim programı nedeniyle: Passingham toplamda 94 hafta süren ve Kubo ve Sihirli Telleri için 1345 çekim gerçekleştiren beş farklı kamera ışık ekibini denetlemiş.
Görüntü yönetmeni şöyle söylüyor; “135 Canon kamera – 42 Mk2s ve 93 Mk3s – ve 267 lense kullandık.”

Passingham’ın ekibi bir kareyi çekip etiketledikten sonra Emerson’ın birimine geliyormuş. Emerson “neredeyse hemen” diye belirtiyor.
“Sorumluluğumun büyük bir bölümü de, yönetmenin vizyonu ile animatörlerin performanslarının gerek ortam, gerekse kalabalık sahnelerde bir sahneyi zenginleştirmek için görsel efektler kullanıldığında da devam etmesidir.”
Departmanının araç setinde Maya, Katana, Nuke, Mari, Houdini, Render Man Reyes ve RIS de yer alıyor.




Bir LAIKA projesinde her zaman olduğu gibi geleneksel materyaller ve yöntemler de her zaman hazır olmuş.
Kubo’nun Maymun ve Böcek’le birlikte gittiği karlı tundraların olduğu Uzak Topraklar için sanat departmanı kartondan kaba bir şablon çıkartarak bu özel ortamın topografisini tanımlamış.

Emerson şöyle anlatıyor; “Bir sahnede kamerada görünecek ortamın belirli bölümlerini tanımlamak zorundayız. Sanat departmanı, kuklaları görüntüleyebileceğimiz tamamen pratik setler inşa etmeye odaklanırken görüntü yönetmeninin ekibi de kameraları dizmekle başlar. Biz de görsel efektler departmanı olarak bir bölgede yetersiz kaldığımızı fark edebiliriz ve o setleri tamamlamak için ek öğeleri nereye koyacağımızı değerlendirmeye başlarız. Eğer gerçekten daha fazla ortama ihtiyaç duyulduğuna karar verilirse o zaman sıra görsel efektler departmanına gelir.”

“Başlangıçta yaratılan tüm minyatürler taranmıştı, bu yüzden her topografinin nasıl görünmesi gerektiğini tam olarak biliyorduk. Şekil dilini biliyoruz ve görsel efektlerde yaptığımız her şeyin foto-gerçekçi olmasını ve kuklalarla ve kuklaların etrafında sesli çekim stüdyolarında yaratılanlarla uyumlu olmasını sağlamak için muhteşem pratik kamera referanslarımız var.”

Butler şöyle söylüyor; “LAIKA’da fillerimizi yapma yöntemlerimizden biri de birçok disiplini kendi ilhamları ve referanslarıyla gelen çok sayıda sanatçıyla kuşatmaktır.”
“Her zaman söylediğim gibi Noel babanın atölyesinde dolaşmaya benziyor, ama cüceler o kadar şirin değil.”


Filmin mmknmrtb notu :  8 / 10




Hiç yorum yok: