26.12.2016

Yeşim Ustaoğlu'ndan 'Tereddüt Otosansürü'ne dair açıklama!.



Yeşim Ustaoğlu, Tereddüt üzerine yaratılan sansür ve otosansür tartışmalarını Asu Maro ile konuştu. 

Dün Milliyet gazetesinde yayımlanan söyleşide Ustaoğlu, “Ben otosansürle yıllardır savaşan, hiçbir filminde otosansür uygulamayan bir yönetmenim. ‘Tereddüt’te de otosansür yok” dedi.

Özellikle sosyal medya ve basındaki iddialar ve tartışmalara açıklık getiren Ustaoğlu, filminde sahnelerin kesilmediğini, içeriği korunarak bir iki plan içinde çok incelikli kısaltmaya gidildiğini söyledi. 

Tereddüt istediğim şekilde yazıldı, yönetildi, kurgulandı

Kavramların doğru tartışılması gerektiğini söyleyen Ustaoğlu, “Otosansür, daha yazarken, çekerken, kurgularken ‘Bunu yapmamam gerekir’ diye kendi kendinize koyduğunuz kettir. Ben otosansürle yıllardır savaşan, hiçbir filminde otosansür uygulamayan bir yönetmenim, ‘Güneşe Yolculuk’tan beri bilirsiniz. Burada da aynı mekanizma benim için çok önemliydi. Film bildiğim, istediğim şekilde yazıldı, yönetildi, kurgulandı ve sonuçlandı” dedi.

Eser işletme belgesi alma aşamasında +18 yaş sınırı aldıklarını belirten Ustaoğlu, “Vizyona girmeden önce eser işletme belgesi alımı sırasında +18 yaş sınırı alan film, aynı zamanda Kültür Bakanlığı’ndan yapım desteği almışsa, destek olarak aldığı bütçeyi -ki çoktan filme harcanmış, geri ödenmesi imkânsız bir bütçeden bahsediyoruz- geri ödemekle yükümlü. Bunun üzerine bir kez daha başvuruda bulunduk ve ince bir kısaltma yaptık. Bunu çok dikkatli konuşmamız gerekir; bir sahne çıkarmak gibi bir davranışa asla gitmedik. Bir iki plan içinde çok incelikli kısaltmayla, içeriği koruyarak yaş klasifikasyonunu bir nebze aşağıya indirebilecek bir yol izledik” açıklamasında bulundu.





Önemli olan hep birlikte karşı durmak

Şu anda filmin +15 ve +18 olmak üzere iki kopyası olduğunu ve bunun bir emsal olabileceğini anlatan Ustaoğlu, “Bu tür bir durumla baş edebilme hali ki, yaptırımlarla mücadele etmek lazım aslında. Bu yönetmelik maddeleri herkesi başından itibaren zaten kıskacı altına alıyor, otosansür uygulamaya itekliyor. Düşünceye daha yapım aşamasında ket vurmaya neden oluyor. ‘Tereddüt’ için böyle bir durum geçerli değil. Bir diğer önemli olgu belki de, böyle yönetmelikler söz konusu olduğunda başından bunu tartışmak, buna hep birlikte karşı durmak. Yaratım özgür bir şeydir. Bunu bir şekilde zapturapt altına almak yaratımı öldürür, sığlaştırır. Buradan bir kazanç elde edemeyiz” dedi.

Funda rolüne sahip çıktı

Filmin oyuncularından Funda Eryiğit’in geçtiğimiz hafta sosyal medya hesabından yaptığı “Ne yazık ki çektiğimiz haliyle değil, sansürlü haliyle izleyebileceksiniz” açıklaması konusunda da Eryiğit’i desteklediğini ve onu çok cesur bulduğunu söyleyen Ustaoğlu, “Hep tersi davranışlar beklenebilirken oyuncudan; “Aman böyle olmasın, burası görünmesin” gibi, - tuhaf bir şekilde erkek oyunculardan bunu daha çok görüyoruz, nasıl görünecekleriyle ilgili davranışları çok daha tutucu bana sorarsanız, - bu filmde Funda da, Mehmet (Kurtuluş) de, Okan (Yalabık) da, tabii diğerleri de; hem Ecem (Uzun) hem Serkan (Keskin), son derece güven ilişkisi içinde ve kendi rollerine sahip çıkarak davrandılar. Ama burada üzerine Funda’nın oynadığı role sahip çıkmayla ilgili davranışını çok doğru buluyorum. Tabii ki kendine, rolüne sahip çıkma olarak okuyorum bunu ve çok da cesur buluyorum” yorumunda bulundu.





mmknmrtb mütevelli heyetinden konuya ilişkin açıklama

Yukarıdaki açıklamada da bahsedilen, Funda Eryiğit’in Twitter'da yaptığı, “Tereddüt'ü ne yazık ki çektiğimiz haliyle değil, sansürlü haliyle izleyebileceksiniz” şeklindeki uyarısına anında yanıt veren müessesemizin imtiyaz sahibi numan serteli'nin "sansür!. kim tarafından?" sorusu cevapsız kalmıştır..

Bu sorunun yanıtını aslında az çok tahmin eden serteli'nin asıl sormak istediği şuydu: Çekilmiş bir filmin sonradan sansür edilmesi -hiçbir merci tarafından- mümkün olamayacağına göre, belli ki bunu filmin sahipleri gerçekleştirmiştir.. Peki neden!?

Bu işlemin 'bir nevi' otosansür olduğunu, üstelik Yeşim Ustaoğlu'na bunu hiç yakıştıramadığımızı, yine Twitter'dan bildirdik..

Bizim, 'bir nevi' vurgumuzdan da anlaşılacağı üzre, "Kavramların doğru tartışılması gerektiğini söyleyen Ustaoğlu"nun eleştirisinin bize yönelik olmadığını tahmin ediyoruz; lâkin olayların gelişimi gösteriyor ki gerçek, sonradan yapılmış da olsa bir otosansürü bize işaret ediyor -maalesef..

Öte yandan, Ustaoğlu'nun bu husustaki mazeretini elbette anlıyor, hatta haklı buluyor; neden olanları ise kınıyoruz..

Ve filme verdiği zaten yetersiz yapım desteğine saçma sapan bir tahdit koyup, bunu 'verdiğini geriye almak' tehdidi biçimine sokarak, kültürsüz ve malum zihniyetlerini burada da sergileyenleri esefle tebrik ediyoruz..




Hiç yorum yok: