3.01.2017

I, Daniel Blake / Ben, Daniel Blake



Ken Loach’a Özgürlük Rüzgarı’ndan sonra ikinci kez Altın Palmiye kazandıran Ben, Daniel Blake, dokunaklı olduğu kadar öfke dolu bir dram. 

Newcastle’da yaşayan Daniel Blake bir marangozdur; geçirdiği kalp krizi sonucu doktorlar çalışmasına izin vermez. 
Her zaman kendine yetebilen Daniel Blake, hayatı boyunca ilk kez devletin sunduğu “işsizlik fonuna” başvurmak zorunda kalır. 
Ama sistemin çarpıklığı nedeniyle devlet yardımı da alamaz, iş aramak zorunda kalır. 

Daniel bu süreçte kendi gibi zorluk çeken yalnız genç bir anne olan Katie ve onun çocuklarıyla dostluk kurar. 
Katie çocukları Daisy ve Dylan ile birlikte, Londra’da evsizlere tahsis edilen tek gözlü bir otel odasında kalmaktan kurtulmak için karşısına çıkan tek yardım şansını değerlendirerek; kilometrelerce uzakta, bilmediği bir şehirdeki apartman dairesinde yaşamaya başlamıştır. 

Aynı kaderin kurbanı olan Daniel ve Katie, kendilerini günümüz İngiltere’sinde adeta sahipsiz bir halde ve sosyal yardım bürokrasisinin girdabında sürüklenirken bulurlar.

I, Daniel Blake / Ben, Daniel Blake


Yönetmen: Ken Loach
Senaryo: Paul Laverty
Oyuncular: Dave Johns, Hayley Squires, Sharon Percy
Yapım: 2016, İngiltere / Fransa / Belçika, 100'





Ödüller:

Cannes Film Festivali 2016
Altın Palmiye Ödülü – Ken Loach
Ekümenik Jüri Özel Ödülü - Ken Loach 

Locarno Uluslararası Film Festivali 2016
İzleyici Ödülü - Ken Loach 

San Sebastián Uluslararası Film Festivali 2016
İzleyici Ödülü - En İyi Film






Filmin mmknmrtb notu ::

'Serbest Piyasa Ekonomisi' ayağına, devlet organlarını dahi ele geçiren özel sektör hazretlerinin, halka hizmet götürmesi beklenirken -zamanla- zaten bir numaralı 'halk düşmanı' haline gelmiş Devlet denen kurumu, tamamen zıvanadan çıkararak, tahammül edilemeyecek seviyeye getirmesinin umumi resmidir..

Mesele öylesine umumi, öylesine evrenseldir ki, işbu mevzu, medeni Avrupa'nın en medeni ülkesi İngiltere'de geçtiği halde, bir benzeri de Türkiye'de aynen yaşanabilmektedir..




Dibe vurmuş vatandaşları koruyup kollamaya çalışan, İngiliz sivil toplumundaki yardımlaşma bilinci, belki de aramızdaki tek farktır..

Yani, patron değil de herhangi bir ücretli çalışansanız eğer, Küresel Kapitalizm karşısında hepimiz, İngiliz Daniel Blake'in ta kendisiyiz!.

O öyle bi devlet, öyle bir bürokrasi ki; çalışarak karnını doyurmak isteyen emekçiye -sağlığı nedeniyle- çalışmayı yasaklar; vadettiği yardımı ona yapmadığı gibi, itiraz edeni de canından bezdirmek, hayattan soğutmak için her yolu dener; sırf mevzuat öyle buyuruyor diye zavallı vatandaşını, bulsa dahi -sağlığı yüzünden- çalışamayacağı bir işi araması için iş yerlerine gidip, iş dilenmeye zorlar ve sonunda, "iyi dilenemedin ki" diyerek, verdiği üç kuruşu da geri ister..




Yaşlı ve hasta Daniel de, sağlıklı ve genç Katie de devletin ceberutluğu karşısında eşittir!.

Semirmiş Bürokrasi tüm hantallığı ve ağırlığıyla öyle bir oturur ki 'kendisinden bir şeyler bekleyen' bu iki iyi insanın böğrüne; insanlar gerçek hayatta, oyuncular perdede, biz seyirciler de sinema salonunda çaresiz ve nefessiz bırakılırız..

Solcu Politik Sinema'nın büyük ustası Ken Loach -ekürisi senarist Paul Laverty ile birlikte- toplumcu hassasiyetlerini ödünsüz bir kararlılık içinde yeniden sergilediği bu etkileyici dramaya 'sinema sanatı' açısından baktığımda -maalesef- bir itirazım olacak: Sevgili dostum Ken'i bu filminde, 'sert ama incelikli, eleştirel ama didaktik olmayan' o eski formundan biraz uzaklaşmış gördüm..
Arz ederim..




7 / 10




Hiç yorum yok: