25.01.2017

Kötü Çocuk



Her şey, şimdi genç bir kız olan Kayla'nın (Afra Saraçoğlu), doğduğu gün kendisini terk ettiğinden daha önce hiç görmediği babasının (Sarp Akkaya) evine taşınmasıyla başlar. 
Babası Kayla'yı yeni bir okula yazdırır. 

Kayla, yeni okulunda Cansu ve Ömer adında iki yeni arkadaş edinir. 
Tabii bir de Meriç vardır; okulun burslularından Meriç Tuna (Tolga Sarıtaş), karanlık ve kötü bir çocuktur. 

'Kötü Çocuk' Meriç ile Kayla'nın tanışmalarıyla, macera ve aşk dolu bir hikaye de başlamıştır artık..

3 kitabı da aylarca çok satanlar listesinde üst sıralarda yer alan Büşra Küçük’ün genç jenerasyonu adeta büyüleyen Kötü Çocuk fanlarının heyecanlı bekleyişi sona eriyor!

Başrollerini Tolga Sarıtaş  ve Afra Saraçoğlu’nun paylaştığı filmde, baba karakterini Sarp Akkaya canlandırırken Kayla’nın annesini ise Tülin Özen oynuyor.

TAFF yapımı filmin yönetmen koltuğunda, aynı zamanda ‘Kötü Çocuk’ kitabını da senaryolaştıran Yağız Alp Akaydın oturuyor.






Filmin mmknmrtb notu :: 

Satış rekorları kıran bir kitapmış, onu okuyup adeta büyülenen ergen fanları da hep bu anı bekliyorlarmış falan..
O değil de şu ergenlik ne pis bir dönemmiş yahu!.

Böyle konuştuğuma bakmayın siz; filmin, asıl muhataplarına "iyi" görünüyor olmasına saygı duyuyorum elbette..
Fekat yine de kendimi tutamıyorum işte..




Lan oğlum -ya da kızım- bunun nesini beğenip, neresinden büyülendiniz? deyu sorduğumda; onlar da, "Kitabı yazan genç, fanları genç, sana n'oluyor be amca?" derlerse eğer, biz bu işin içinden çıkamayız, onu da söyleyeyim..

Sonuçta bu film bana izletildi ve benim de bir şeyler söyleme hakkım böylece doğmuş oldu..

Neyse efenim, olay şundan ibaret:
Bir türlü göremediğimiz o gizemi, sağa sola bol bol poz kesmekten ibaret; yakışıklı ama, kendisine aşık olan kızın, "mal"ı olduğunu kabul ettiği sürece yanına yaklaşmasına izin verecek denli de maço bir oğlan ile her fırsatta aşağılayan, ona sadece "Baş Belası" diyerek hitap eden bu herife deli gibi aşık, bütün hıncını babası olacak zavallı adamdan çıkaran, güzelliği tepelerde onuru yerlerde sürünen 'ideal' bir kız..

(Bkz: Kızlar Kötü Çocukları Sever)




Şu meşhur Twilight serisini taklit etmeye niyetlenmiş; lâkin ya bütçe yetersizliğinden, ya da gözü yemediğinden, veyahut da vampirlik müessesesi Türk örf ve adetlerine aykırı bulunduğundan, oradaki vampir grubunu burada özel okulun burslu, yani fakir öğrencilerinden mamul güruha dönüştürmekle, Esas Oğlan'ı da kızın üst kattaki odasına pencereden sokmakla yetinmiş bu tuhaf film -ne yalan söyleyeyim- bolca sıkıntı ile karışık bir merak duygusuyla kendisini izletmeyi başardı valla..

Peki sonunda ne oldu derseniz; "Zeki Müren'in aşk tarifi" gerçek oldu derim: Aşk elma şekeri yemeye benzer, en son elinde kazığı kalır..

Aslında geriye o bile kalmadı ya neyse..

Ve son olarak, bazılarınıza iyi, bazılarınıza da kötü gelecek bir haber; galiba bu daha başlangıç olup, mevzu seriye bağlanacak gibi duruyor..

3  /10



Hiç yorum yok: