11.09.2017

American Made / Barry Seal: Kaçakçı


Universal Pictures’ın American Made / Barry Seal: Kaçakçı filminde TOM CRUISE, beklenmedik bir şekilde CIA tarafından ABD tarihinin en büyük gizli operasyonlarından birini yürütmesi için işe alınan üçkağıtçı bir pilotun çılgın (ve gerçek) maceralarını konu alan uluslararası bir macerada, Edge of Tomorrow filminin yönetmeni DOUG LIMAN (The Bourne Identity, Mr. and Mrs. Smith) ile yeniden bir araya geliyor.

Kaçakçı. Muhbir. Vatansever. 1980’ler Amerikasının en zenginlerinden biri, hiç duymadığınız biri. Pervasız yürüyüşü ve keyif anlayışıyla TWA pilotu Barry Seal (Cruise) durgun, güney kasabasının kahramanıdır.

Çekici girişimci, karısı Lucy’yi (SARAH WRIGHT OLSEN, Walk of Shame), şaşırtarak saygın bir TWA pilotuyken modern tarihin en büyük skandallarından birinin kilit adamlarından biri olmuş. Kaçakçılıkla başladıkları işin Barry’nin yardımıyla bir ordu kurmaya ve bir savaşa fon yaratmaya dönüşeceği hakkında bir fikirleri yokmuş.



Becerikli pilot, hükümetin gölge birimine girince, AK-47 sandıklarını ve kilolarca kokain taşıyarak İran kontra ilişkisinde önemli bir oyuncu olarak bir servet yapar. Rehineler için silah kaçırmaktan Orta ve Güney Amerika’nın elebaşları için eleman eğitmeye kadar Barry, sisteme karşı çalışan beklenmedik bir kahraman olmuştur. Peki geceleri nasıl uyur? Eğer iyi adamlar için yapıyorsanız her şey kanunlara uygundur.

Gerçek bir hikayeye dayanan Barry Seal: Kaçakçı’nın oyuncuları arasında Barry’nın CIA’deki bağlantısı CIA ajanı Monty Schafer rolüyle DOMHNALL GLEESON (Unbroken), FBI özel ajanı rolüyle E. ROGER MITCHELL (All Eyez on Me), Barry’nin ek işi konusunda biraz şüphelenen Arkansas Mena’nın şerifi Şerif Downing rolüyle JESSE PLEMONS (Bridge of Spies), şerifin karısı Judy Downing rolüyle LOLA KIRKE (Gone Girl), Kolombiyalı büyük uyuşturucu taciri Jorge Ochoa rolüyle ALEJANDRO EDDA (TV’s The Bridge), Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu müdürü James Rangel rolüyle ENITO MARTINEZ (Netflix- House of Cards), Medellin narko-teröristi Pablo Escobar rolüyle MAURICIO MEJÍA (TV’deki Narcos), Lucy’nin manipülatif erkek kardeşi JB rolüyle CALEB LANDRY JONES (Get Out) ve Barry’yi sonsuza dek hapse atmayı amaçlayan savcı Dana Sibota rolüyle JAYMA MAYS (TV’deki Glee) yer alıyor.

Senaryosu GARY SPINELLI’ye (Stash House) ait olan filmin yapımcıları Imagine Entertainment’ın Oscar ödüllü yapımcısı BRIAN GRAZER (A Beautiful Mind, American Gangster), Cross Creek Pictures’dan TYLER THOMPSON (Everest, Black Mass), Quadrant Pictures’dan DOUG DAVISON (The Departed, The Grudge) ile KIM ROTH (Inside Man, Pelé: Birth of a Legend), BRIAN OLIVER (Black Swan, Everest) ve RAY ANGELIC (The Wall, Friends with Money).
Liman’a kamera arkasında görüntü yönetmeni CÉSAR CHARLONE (The Constant Gardener, City of God) yönetiminde başarılı bir teknik ekip eşlik ediyor. Yapım tasarımcı DAN WEIL (The Fifth Element, The Bourne Identity), editör ANDREW MONDSHEIN (Chocolat, The Sixth Sense), kostüm tasarımcı JENNY GERING (Limitless, TV’deki The Americans) ve besteci CHRISTOPHE BECK (Edge of Tomorrow, Frozen).
Barry Seal: Kaçakçı filminin idari yapımcıları PARIS LATSIS, TERRY DOUGAS, BRANDT ANDERSEN, ERIC GREENFELD, MICHAEL FINLEY, MICHAEL BASSICK ve RAY CHEN.  Ortak idari yapımcılar ise RYAN AHRENS ve LAUREN SELIG.




Filmin mmknmrtb notu :: 

ABD'nin binbir çeşit siyasi ve -tabii ki- kirli dış operasyonlarına bulaşan/bulaştırılan, bu arada fırsattan istifade ederek 'kendine özel' girişimlerde bulunmak suretiyle kazandığı tonlarca parayı da saklayacak yer bulamayan 'maceracı pilot' Barry Seal'in, aksiyonu bol, eğlencesi garantili bir komedi lezzetinde sunulan, biyografisi..

Yönetmenin, 'inanılmaz' maceralı bu biyografi hakkında kullandığı; 'Gerçek bir hikayeye dayanan eğlenceli bir yalan.' nitelemesini hatırlayarak bu filmi izlemekte yarar gördüğümü belirtmeliyim..

O değil de, 'İhtiyarlamayan Delikanlı' Tom Cruise, o kadar şahane bir performans ortaya koyuyor ki -hiç sanmıyorum ama- hasret kaldığı o ilk Oscar'ını bu filmden dolayı alsa hiç şaşırmam ve o sırada etrafımı saran uluslararası basına da, "Hak etmişti, gadasını aldığım!" mealinde, demeç bile verebilirim..

7  /10


Sadece Amerika’da : Yapım Başlıyor

2012 yılında, Quadrant Pictures’ın yapımcısı Doug Davison, geliştirmek üzere fikirler ararken o günlerde pek tanınmayan yazar Gary Spinelli ile bir araya gelmiş. Kısa bir tanıtım ve birkaç sunumdan sonra hiçbir şey uygun görünmemiş. Ardından tam Spinelli gitmek üzereyken üzerinde çalıştığı bir konudan daha bahsetmiş. Yazar Argo filmini yeni izlemiş ve dönemin anlatılmayan başka CIA skandalları ilgisini çekmiş. Dönemin önemli kişileri hakkında kısa bir araştırmadan sonra Barry Seal adındaki, pervasız yürüyüşü ve keyif anlayışıyla karşısına çıkan herkesi etkileyen, yakın Amerikan tarihinin büyüleyici karakterine rastlamış.
Davison, bize toplantılarını anlatıyor; “Gary bana Barry’nin hikayesinin temel noktalarını ve hayat macerasının önemli noktalarını anlattı. Barry sadece bir uyuşturucu kaçakçısı değil aynı zamanda çifte hayat yaşayan karısına çok aşık olan bir aile babasıymış. İşte bu anlatmak istediğim bir hikayeydi.”

Spinelli, Seal’ın hayatında 70’lerin sonu ve 80’lerin başlarından ortasına kadar yıllarca bugün imkansız olan yasadışı işlerden paçayı sıyırmayı başarmasından çok etkilenmiş. Bugünkü 24 saatlik haber döngümüz pilotun yaşadığına göre çok daha şeffaf bir dünya yaratıyor ve komplo teorileri ortaya çıkarken hayatımızı sürdürüyoruz. Davison şunları söylüyor; “Goodfellas, favori filmlerimden biridir ve Barry Seal: Kaçakçı filmini bulduğumda onun bir versiyonunu bulma arayışındaydım. Tarihin küçük, gizli bir parçasını arıyordum. Küresel bir olaya etki eden küçük bir hikaye. Sonra Mena, Arkansas’da Barry’ye rastladım.”

Sonra altı ay boyunca Davison ve Spineli Seal hakkında her şeyi araştırmış. İkili daha derin araştırdıkça pilotun hayatıyla ve dönemiyle çapraz bağlantıları ortaya çıkarmışlar. Seal’ın ABD hükümetinin çeşitli kesimlerine nasıl girift bir şekilde dahil olduğuna ve hem Kolombiyalılarla hem de Medellin Kartel’iyle çifte alışveriş yaptığına çok şaşırmışlar. Sonuç olarak Seal, Ronald Reagan’ın Beyaz Saray’daki sekiz yılına gölge düşüren bir skandalda ölçüsüz bir rol oynamış.

Davison, İran-kontra çabalarını, Amerikan tarihindeki büyüleyici ve karmaşık bir dönem olarak çok net hatırlıyor. Yapımcı şunları söylüyor; “Barry’nin hikayesinin beni etkileyen yanı kontra savaş çabasına fon sağlaması için hükümet adına çalışmış olması oldu.”
Seal, kendisine sunulan fırsatları, ne kadar yasa dışı gibi görünseler de para kazanmak, heyecan dolu bir hayat yaşamak ve bir aşamada hükümetin Nikaragua’nın özgürlük savaşçılarının Sandinistalara karşı silahlandırma misyonunu başarmasına “yardım” etme fırsatlarını değerlendirmiş. Spinelli yazdığı gibi soylu kahramanında kimin sorulduğuna bağlı olarak bir serseri, basit bir fırsatçı, bir uyuşturucu satıcısı, bir silah tüccarı ya da başka birçok nedenden ötürü motive edilmiş karmaşık bir karakter bulmuş. Yine de Seal, çok sıcakkanlı bir aile babası ve maceralarında oldukça saf biri gibi görünür ki ondan hoşlanmamak imkansızdır.




Spinelli, Barry Seal: Kaçakçı’nın geliştirilmesinde araştırma aşamasından sonra birkaç ay çalışarak senaryo üzerinde tekrar çalışmış. Karşılığında Davison senaryoyu arkadaşı Kim Roth’a -o dönemde Imagine’daki yapım müdürüne- vermiş. Roth da hikayeyi çok beğenmiş ve Barry’nin hayatı ve dönemi aynı şekilde ilgisini çeken Imagine’ın Oscar ödüllü yapımcısı Brian Grazer ile birlikte projeye dahil olmuş. Grazer’ın portföyünde eleştirel ve ticari başarılar elde etmiş karmaşık karakterlerin hikayelerini anlatan American Gangster ve 8 Mile ile A Beautiful Mind gibi filmler yer alıyor. Basit Güneyli pilot da ise Imagine’ın sıradaki anti-kahramanını bulmuş.

Roth’un senaryoyla ilgili ilk izlenimi Seal’ın ne kadar gözü pek ve abartılı biri olması olmuş. Şunları söylüyor; “Barry herhangi bir odaya girip herkesi kazanabilirmiş.” İş ortakları hakkında ise şunları söylüyor; “Gary internete girip “en büyük CIA skandalları”nı araştırdığı andan itibaren bu hikayeyi yaşamış ve bu süreç için paha biçilmez oldu. Her gün sette, Tom ve Doug ile birlikte çalıştı, ufak düzeltmeler yaptı.”

Roth’un konuştuğu Tom ve Doug ise dünya düzeyindeki süperstarlar Tom Cruise ile son olarak Edge of Tomorrow’da birlikte çalıştığı gişe rekortmeni yönetmen Doug Liman’dan başkası değildi. Grazer, senaryoyu üzerinde düşünmeleri için Liman ile Cruise’a gönderdiğinde, yeni ideal bölümlerini bulmuşlardı.
Doğal olarak Cruise, Liman ve yapımcılar filmin kendi etkileriyle nasıl görüneceğini hayal ettiğinde havası da değişmeye başlamış. Davison şunları söylüyor; “Tom ve Doug projeye katıldıklarında hikaye anlatımı biyografi filminden daha komedi havasına, Barry’nin tercihleri konusunda hayatından bir kesite dönüşmeye başladı.  Tom ve Doug’la ekip olmak bu hikaye için mükemmel oldu.”

Grazer, uzun süredir sisteme karşı gelenlere hayranmış ve karşısındaki önemli iş için uygun yapımcının Liman olduğunu biliyormuş. Yapımcı şunları söylüyor; “Doug’ın büyüleyici yanı çalışmasını sınıflandırmanın imkansız olmasıdır. Bazı yönetmenler çalışmalarında dar bir konforlu alana, belirli bir komuta evine ya da türe sahipken Doug, aynı şeyi ikinci kez yapmayı reddeden, otoriteye meydan okuyan, riske giren biri olduğu için bana Barry’yi hatırlattı. Gary’nin muhteşem senaryosunu hayata geçirmek için ideal kişi olacağını ve eğer Tom’un ona katılıp başrolü üstlenmesini sağlarsak Barry Seal: Kaçakçı filminin komedi, dram ve entrika içeren sürükleyici bir film olacağını biliyorduk.”




Filmi “gerçek bir hikayeye dayanan eğlenceli bir yalan” diye adlandıran Liman, sisteme karşı gelen umulmadık kahramanların hikayelerini uzun zamandır beğendiğini söylüyor. “Barry Seal hükümeti ve ülkemizi inanılmaz bir yolculuğa çıkarmış. Hikayesini yorumlamak, içinde eşit oranda hiciv, şüphe ve komedi barındıran ve her zaman şaşırtıcı olan eğlenceli bir film yapmak anlamına geldi.”

Yapımcılar, gizli ajanların bu düzeyde nasıl başarılı olduklarını merak edenlerin yalnızca kendileri olmadığını görmüş. Yönetmenin babası olan Arthur L. Liman, İran-kontra skandalında Senato soruşturmasının baş danışmanıymış ve oturumlar sırasında Oliver North’u bizzat sorgulamış. Filmi yönetmesi de hikayenin çok daha kişisel olmasına neden olmuş. Liman, Barry Seal: Kaçakçı filmini geliştirirken o anılarla bağ kurduğunu hissetmiş ve babasının o zamanki hükümet taktiklerinin saçmalığı hakkındaki konuşmasını gerçekten takdir etmiş.

Liman, hükümet tarafından kullanılan insanlar hakkında çok sayıda film yapılmış olsa da Seal’ın hikayesinin “Beyaz Saray’a ihanet eden” birinin hikayesi olması gerçeğinden çok hoşlanmış. Barry Ronald, Reagan’dan Manuel Noriega’ya, Bill Clinton’dan Oliver North’a kadar 80’lerden çok sayıda isimle yolları kesişen fanatik bir karakter.”
Tipik bir Amerikan başarı hikayesi olan Seal, Orta Amerika’daki komünist eylemleri izleme görevi için işe alınmış ve hemen komünistlerle savaşan bölgedeki asilere silah götürmeye başlamış.  ABD’nin uyuşturucuyla ve komünizmle savaşının iki yüzü vardı ve Seal ikisini de çok iyi biliyordu. Yönetmen şunları söylüyor; “Gerçek bir fırsatçıymış ve dönüş yolunda boş bir uçakla geliyormuş. Gerçekten bir gecede orada olması gerekiyorsa ve kanun dışıysa adamınız Barry Seal oluyormuş. Kanun dışı operasyonları CIA’in yardımıyla yürütüyor, ülkeye tespit edilmeden girip çıkabiliyorsa, boş bir uçakla dönmenin de bir anlamı yokmuş. Bu yüzden Barry, dönüşte uyuşturucu getirebileceğini düşünmüş. Böylece iki tarafı da birbirinden haberdar etmeden hem ABD hükümeti için hem de Kolombiya uyuşturucu karteli için çalışmış. Yine de Barry için hiçbir zaman para önemli olmamış. Heyecan, meydan okuma ve uçmak önemliymiş.”

Seal’ın hikayesine inanmak o kadar zor ki.. hicivli, ironik ve çoğunlukla traji-komik havasına ve bakış açısına sahip olması gerekiyormuş. Roth şunları söylüyor; “Doug sadece muhteşem bir yapımcı ve hikayeci değil.. aynı zamanda bir süredir bu dönem hakkında bir film yapmak isteyen biriymiş. Doug, Barry’nin bakış açısından anlatılacak çok sayıda şaşırtıcı hikayeler ve maceralar olduğunu görmüş ve bu onu etkilemiş.”




Kendileri de pilot olan Cruise ve Liman, Barry zorlu tercihlerinin arasında umutsuzca normal bir aile hayatı sürdürmeye çalışırken, Barry’nin hayatındaki insani unsurları öne çıkarmışlar. Karısı Lucy için çıldırıyor ve onu ve çocuklarının mutlu olması için ne gerekiyorsa yapıyor. Evlilikleri tutku dolu ama pratik. Elbette bu karakterler Seal’ın ailesinden ilham alıyorlar ama her filmde olduğu gibi ekip de hikayeyi anlatmak için oldukça büyük oranda yaratıcılıklarını kullanmış.

Cruise, daha önce hiç böyle bir karakterle karşılaşmadığı için bu çılgın hikayeye çekildiğini kabul ediyor. “Mark Twain, en sevdiğim yazarlardan biri ve bence Gary’nin yazım tonunda etkili olmuş. Barry Seal, havacılıkta bir daha hiçbir zaman sahip olamayacağımız benzersiz bir dönemde yaşamış. Son derece maceralı ve inanılması zor bir hayatı olmuş. Tarihten bir karakterdi. İnanması çok zor ve bugün ve bu çağda bile bir daha asla olmayacak bir şey.”

Cruise sadece Seal’ın öncü ruhundan etkilenmekle kalmamış aynı zamanda ne kadar ikili oynadığından da etkilenmiş. “Barry çok iyi bir pilot ve ailesini seven bir adammış. Yine de macera dolu bir hayat isteyen bir anti-kahraman. Yaptıklarını onaylamıyorum ama istediklerini yapmış olduğunu da görmeden edemiyorsunuz. Bir anlamda o dönemde havacılıkta benzersiz olan, kurallara karşı gelerek yaşayan biriymiş. Bugün her şey kontrollü, kurumsal ve hava sahaları sınırlı. Onun ve diğer pilotların yapmayı başardığı şeyler gerçekten çok şaşırtıcıymış.”

Yapım ilerledikçe yapımcılar da yıldızlarının ve yönetmenlerinin çabalarına çok şaşırmışlar. Roth şunları söylüyor; “Doug ve Tom’un ekip olması olağanüstü ve daha önce gördüklerime hiç benzemiyor. Bu çalışma aynı zamanda herkesin kaldırabileceği bir şey değil. Çalışma ahlakı açısından yorulmak bilmez ve sebatkarlar. Çok ilham vericiydi.”
Davison da Roth’la aynı fikirde; “Tom ile Doug arasındaki enerji muhteşem. Eğlenceli ve çok hızlı ilerliyor. Doug başından itibaren bu film deneyiminin çalışan ekip için bir macera olmasını istediğini söylemişti ve bunu da başardı.”




Cruise ve Liman yapımın o kadar içindeymiş ki Spineli, yapım ekibi Georgia’dayken kendileriyle aynı evi paylaşmış (ev işleri konusunda bir görev tablosu bile yapmışlar.) Üçlü sabaha kadar hikayenin konusu hakkında konuşup sonra tekrar yapıma başlamak üzere şafakla birlikte kalkıyorlarmış.
Liman’ın şunları söylüyor; “Daha önce yaşadıklarıma hiç benzemeyen bir sinema okulu eğitim kampıydı.”
Spinelli şunları söylüyor; “Doug ve Tom bir şeyleri daha iyi yapmak için uğraşırlar ve hiç durmazlar. Ben hep kendimi onların ekibinin bir parçası olarak hissettim. Çünkü üçümüz her zaman aynı amaç için, elimizden gelen en iyi filmi yapmak için çalışıyorduk.”

Cross Creek Pictures’ın başkanı Tyler Thompson ile Black Swan, Everest ve Black Mass filmlerini yapan Cross Creek eski yöneticisi Brian Oliver yapımcı ve finansçılar olarak ekibe katıldıklarında bulmacanın son parçası tamamlanmış.
Universal Pictures ile bir yapım anlaşması olan Cross Creek de Baton Rouge’lu Seal’dan aynı derecede etkilenmiş.
Thompson, ekibin bir ana fikri olan komik, saygısız ve eğlendirici bir film yapmış olmasını takdir ediyor. “Gary ve Doug, Barry Seal’ın özünü yakalamak konusunda çok iyi bir iş çıkardılar. Biz de bunun bir parçası olmak istedik. Louisiana’da köklerimiz var ve Barry’yi gerçekten tanıyan insanları tanıdığımızı düşünmek proje hakkında heyecan duymamıza neden oldu. Sonunda kabullendik.”

Geliştirme sürecinde Roth, filmle ilgili onayını, düşüncelerini ve birlikteki hayatları hakkında hatırladıklarını almak üzere Barry’nin dul karısı Debbie Seal ile buluşmuş. Bayan Seal, Roth ile zarif bir şekilde Barry ve ailesini yıllar içinde çekilmiş çok sayıda fotoğrafını ve videolarını paylaşmış. Bu toplantıda hala Debbie’nin hayatının aşkı olduğu ortadaymış. Roth şunları söylüyor; “Biz daima Barry’ye şaşırma duygusunu irdeledik. Hikayesini çok fazla yargılama ve ahlaki değerlendirme yapmadık.”

Cruise için bu uzun soluklu ve keyifli işin gerçekleşmesi, tesadüfi oda arkadaşları Spinelli ve Liman olmadan mümkün olmayacakmış. Yönetmeni hakkında şunları söylüyor; “Doug, filmlerine benzersiz bir insaniyet katıyor. Biz çalışırken fikirler buluyor ve aramızdaki arkadaşlık birbirimize güvenmemize olanak veriyor ve her şeyi denemek için gönüllü olmamızı sağlıyor. Birbirimizi zorluyoruz ve o çok iyi filmler yapıp izleyicileri eğlendirmek isteyen biri.”

Filmlerinde çoğu zaman kendisi uçan Cruise şunları söylüyor; “Ben de bir filmi sadece film yapmış olmak için yapmam. İlgimi çeken, sinema ve hikaye anlatımı tutkusudur. O zaman heyecanlı olur. Bu sadece bir iş değil. Bu işi çok seviyorum, kendimi zorlamak istiyorum ve etrafımda film yapmak için aynı hassasiyette ve araştırma anlayışında olan insanlar olmasını istiyorum.”




Federaller ve Uyuşturucu Teröristleri : Filmin Oyuncu Seçimi

Yapımcılar, serseri ve kötü bir adamla evli olan ve ona aşık olan Lucy Seal’i canlandırması için Walk of Shame ve TV’deki Marry Me’de rol alan oyuncu Sarah Wright Olsen’a yönelmiş. Güneyli oyuncu Kentucky’nin kırsalından geliyor ve Lucy karakterini çok iyi anlamış. Çok doğal bir şekilde kusursuz bir aksan kullanmış. Oyuncu seçimi konusunda Roth şunları söylüyor; “Sarah bu role gerçekten büründü. Komik, sıcak ve özgün biri ve ilk provalarımızda bile bir sahnede bizi hem güldürdü, hem de ağlattı.”

Liman, güçlü kadın karakterleriyle bilinir ve şunları söylüyor; “Filmlerimde kadınlar erkeklerden daha güçlü oluyor.” Kendisine meydan okumak isteğiyle hikayeye başta kolaylıkla gözden kaçabilecek bir karakterle başlıyor. Davalar sırasında ve Seal’ın evliliğindeki sıkıntılarda Lucy’nin nasıl biri olduğunu ve ailesini korumak için ne kadar ileri gideceğini görüyorsunuz.
Wright Olsen’la karşılaştığında neşesinden, geçmişinden ve yeteneğinden hemen etkilenmiş. Liman şöyle anlatıyor; “Bunun tam da filmde bu karakterde olmasını istediğim Güneyli havası olmasını istediğimi düşündüm. Sarah dünyanın en büyük film yıldızının karşısında oynuyordu ve onun karakterinin başlamasını istediğim yerden bile ihtiyacım olan türdeki gücü sundu ve ekrana hakim oldu. Gerçekten inanılmaz.”
Seal’ların evliliği tutkulu ama gerçek. Ailenin geliri zirve yaptığında 'Gerçekçi Lucy' hemen Barry’nin bir şeyler çevirdiğinden şüphelenir ve durması gerektiğini söyler.”

Wright Olsen, kendisini etkileyen rollere yaklaşımını şöyle anlatıyor; “Bir senaryo hakkında tutku duyarsam o karaktere karşı hissettiğim sevgiyi ve neşeyi paylaşmak için heyecanlanırım. Doug ve Tom’un Lucy için düşündüklerini ve hikayenin gidişatını duymak büyüleyiciydi. Barry, Lucy’ye çok aşık ve Lucy de ilişkilerinin ruhu. Aileyi iyi ve kötü zamanlarda bir arada tutmuş.”
Bu da Wright Olsen’ın en sevdiği sahnelerden birini canlandırmasına neden olmuş. Seal’ların gecenin bir vaktinde bir anda Louisiana’dan Arkansas’ya taşınmalarından hemen sonraki sahneyi.
“Lucy boş bir evde kafası karışmış ve öfkeli bir halde duruyor. Barry’ye istediği basit şeyleri söylüyor; bir ocak, bir buzdolabı, çocuklar için yataklar. O anda elmaslar, altın ya da lüks bir hayat istemediğini görüyorsunuz. Çocuklarına bakması için ihtiyacı olan şeyleri istiyor. İlişkilerinin çok önemli bir anı.”




CIA ajanı Monty Schafer’ı canlandıran Domhnall Gleeson, Unbroken ve About Time ile Ex Machina’da sergilediği yeteneklerinin başka bir yönünü gösteriyor. Schafer, Seal’ı terfi etmesi için olası bileti olarak görüyor ve ne pahasına olursa olsun onunla oynuyor. Liman, Seal için tamamen beklenmedik ama çok güçlü bir rakip yaratma fikrini sevmiş ve Gleeson’ın da kusursuz bir düşman olduğunu görmüş.
“Bunu klişe bir şekilde etrafı bilgisayar ekranları ve bir ordu insanla çevrili bir CIA ajanı/düşman olarak yapmak istemedim. Ya CIA’deki düşman, sadece küçük bir ofis bölmesindeyse ve her türlü fırsatı yakalayıp hiçbir şeyin yoluna çıkmasına izin vermeyecek biri olursa ne olur diye düşündüm. Domhnall müthiş bir iş çıkardı ve hafife alınmaması gereken bir oyuncu.”

Gleeson rolünü çalışıp yapım için hazırlanırken CIA ajanları hakkında birkaç otobiyografi kitabı okumuş. “Senaryoyu okuması çok kolaydı. Oyuncu bir havası vardı ve hikaye şaşırtıcı ve şüphe doluydu. Bu film boyunca hep bir kıyasıya rekabet durumu var. Bence ülkelerin ve dünyanın yönetiliş biçimini kabul ettiğimizden çok daha gerçekçi.”
Yapımın en beklenmedik günlerinden biri Gleeson’ın kendisini göklerde bulduğu gün olmuş. “Doug ve Tom beni küçük uçaklardan biriyle uçurdular ve sıfır yerçekimli bir manevra yaptılar. Sonra pilot koltuklarını değiştirdiler. Dog iPad’iyle çekim yaparken Tom uçağı baş aşağı çevirdi. İnanılmaz eğlenceliydi. Tom olağanüstü bir oyuncu ve Doug ile bir araya geldiklerinde kendi çalışma tarzlarını, ne kadar karmaşık olursa olsun birbirlerini anladıkları bir iletişimle geliştirdiler.”

Cruise rol arkadaşları için şunları söylüyor; “Sarah, Barry’nin karısı rolüyle inanılmaz. Gerçekten olağanüstü. Domhnall da Doug’ın tüm filmlerinde gördüğümüz türden, ekranda özgün olan orijinal bir karakteri canlandırıyor. Bourne’da, Mr. and Mrs. Smith’te ve Swingers’da yarattığı dünyaya çok fazla yatırım yapmıştı ve bu karakterlerde de benzersiz bir insani özellik bulunuyor.”

FBI özel ajanı McCall’u canlandıran, The Equalizer ve All Eyez on Me’de rol alan E. Roger Mitchell, oyuncu ve teknik kadro ile çok keyifli zaman geçirmiş. “Tom ve Doug birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlar. Doğru yapmak için işe yarayacak her şeyi yapmaya açıklar. Aralarında gözle görülür bir güven var.”
Bridge of Spies ve TV’deki Fargo’da rol alan Jesse Plemons, Mena Şerifi Downing’i canlandırıyor. Barry, 900 nüfuslu kasabaya ilk taşındığında Şerif’le arkadaş oluyor.
Oyuncu Lola Kirke de karısını canlandırıyor. Oyuncular karakterleri için kendi geçmiş hikayelerini yaratmışlar ve birbirlerinin lise aşkları olduklarını düşünmüşler.
Kirke şunları söylüyor; “Barry’nin hikayesi Oscar Wilde’ın şu sözünü özetliyor; ‘Hayatta sadece iki trajedi vardır. Biri istediği şeyi elde edememek, diğeri elde etmektir.”

Esrarengiz Caleb Landry Jones, Lucy’nin küçük erkek kardeşi ve Barry’nin yeni fırsatlarını kendisi için bir talih kuşu olarak gören JB rolüne seçilmiş. Jones, karakterine bürünmek için kendilerini 80’lerin rock’ına vermiş ve Alice Cooper ile Andrew Dice Clay’i yansıtmış. Wright Olsen, oyuncu arkadaşının yetenekleri konusunda şunları söylüyor; “Caleb, aynı anda hem tatlı, hem de sorunlu biri olabilme yeteneğine sahip.”

Barry Seal: Kaçakçı’nın yardımcı oyuncuları arasında Jorge Ocho rolünde Alejandro Edda, James Rangel rolünde Benito Martinez, Pablo Escobar rolünde Mauricio Mejia ve savcı Dana Sibota rolünde Jayma Mays yer alıyor. Barry’ye nakliyatlarında yardım edenler arasında ise Bill Cooper rolüyle JAYSON WARNER SMITH, Pete rolüyle MARK MCCULLOUGH, Barry’nin iki Kar Kuşu rolüyle ROBERT KINTER ve STANTON KOWALYCHK ve Hector rolüyle EMILIO SIERRA bulunuyor.

Georgia’da Çekim Yapmak : Tasarım ve Mekanlar

Barry Seal: Kaçakçı filmi, Seal ailesinin 1970’lerden 1986 yılına kadar olan hayatını konu alıyor ve on yıllık süreçte servetlerinin artışını izliyoruz. En zirve yaptıkları yıllardan biri ise gecenin bir yarısında her şeyleri toplayarak Louisiana’dan Mena, Arkansas’a taşındıkları 1981 yılı olmuş. CIA, Barry’nin operasyonları için eyalet ve federal yetkililerin gözlerinden uzakta bir üs kurmasına yardım etmiş.
Yapım tasarımcı Dan Weil ve sanat departmanındaki ekibi, bir ay süren hazırlık ve çok sayıda film yapım sihiriyle Georgia’daki küçük Ball Ground kasabasını 81’yılı civarındaki Mena’ya dönüştürmüş.

Barry Seal: Kaçakçı’nın oyuncuları ve 300 küsur kişiden oluşan teknik kadrosu, çekim takvimlerinin beş haftası boyunca Ball Ground’da bulunmuşlar. 1900 sakinin bulunduğu bu küçük topluluk, Atlanta merkezinin bir saat kuzeyinde Cherokee İlçesinde yer alıyor. Appalachian dağlarının yamaçları unutulmaz bir fon yaratırken yapım ekibi Ball Ground’ın merkezinde, Cherokee İlçe havaalanında ve ayrıca Cumming, Georgia’daki bir evde çekimler yapmış.
Liman, inanılmaz bir şekilde korunmuş Ball Ground ana caddesini gördüğünde 1981 yılı Mena’sını yeniden yaratmak için mükemmel bir topluluk bulduğunu anlamış. Antika ve hobi dükkanları ile birkaç kafe, Gilmer Ferry yolu boyunca yer alıyormuş.

Yapım ekibi, şehir yetkilileriyle birlikte çalışarak ilginç ana caddelerini yarı modernden Retro tarza değiştirmek için bir plan yapmışlar. Bu dönüşümün tamamlanması için şehir yetkililerine yapılan ilk telefon aramasından çekimlerin ilk gününe kadar tam beş ay geçmiş. Ball Ground sakinleri çok heyecanlanmışlar. Çekimlerin başlaması için heyecan yükselirken sakinler “Cruise, Ball Ground’da” ve “Ball Ground: Dünyanın Sinema Merkezi” yazılı tişörtler satmışlar.

Sokaklara eski bir görünüm vermek için kaldırımlara kum yayılmış. Modern görünüm ve tabelalar kaldırılmış ve döneme uygun şekilde değiştirilmiş. Hikaye için hepsi diğerinden daha Retro görünen birkaç bankanın inşa edilmesi gerekiyormuş. Weil bunu başarmak için bazıları harabeye dönmüş olan mevcut dükkanları ele alarak tamamen değiştirmiş.
Ball Ground şehir merkezine en yenilikçi eklemelerden biri de 26 ödemeli telefonun Seal’ın evden yapamayacağı telefon görüşmelerini yapacağı sahneler için yerleştirilmesi olmuş. Yapım ekibi bu eski güzellikleri bulmak için çok uzun bir arayışa girmiş ve neredeyse yeni bir durumda olanları bulmak için epey bir zaman harcanmış. Roth şöyle anlatıyor; “Gerçek Barry Seal ödemeli telefonları bu şekilde kullanmış. Çeyreklik dolu bir çantayla etrafta dolaşıyormuş.”

Şerif Downing’in çalıştığı Polk ilçesinin şerif merkezinin mobil bir ev olmasına karar verilmiş. Elbette şehir merkezinin ortasında, demiryolunun hemen kenarında, önünde bir sundurması ve gururla sergilenen bir Amerikan bayrağı bulunan retro bir karavan olmuş bu.
Downing’in karavanının içi tamamen 80’lerin öğeleriyle döşenmiş. Bir IBM elektronik daktilo, bir Channel Master AM/FM radyo, kıvrımlı kablosu zorunlu sabit telefon.
1980’ler civarındaki asıl Mena şehir merkezinin büyük, siyah-beyaz bir resmi de duvarları süslemiş.




Downing’in karavanının hemen yakınında, Ball Ground ana caddesinin hemen dışında, Downing’in evinin iç mekan seti yer almış. Setin dekorasyonu daha basit bir teknolojik zamana aitmiş. İzleyiciler bir Intellivision, Atari “Centipede” ile bir kaset çalar ve çocuklar için bir Hot Wheels yolunu görecekler.
Ayrıca Weil’ın ekibi Ball Ground’da Barry’nin kanun dışı işlerini örtmek için kurduğu paravan şirketlerinin birkaç versiyonunu da yapmış. Royale Global, Royale Spor, Royale Televizyon ve Royale Alkol şirketlerinin ön cepheleri her biri diğerinden daha inandırıcı olacak şekilde inşa edilmiş.

Roth şunları söylüyor; “Norman Rockwell tarzı küçük bir Amerikan kasabası gibi. Bu küçük, sakin kasabada kontraların eğitildiği, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapıldığı asla aklınızın ucuna bile gelmez.”
Ball Ground bölgesinin bir artısı da kontraların eğitildiği Ouachita sıradağlarının benzeri olan ormanı olmuş.

Ball Ground’da, Barry ve Kar Kuşları ekibinin Orta ve Güney Amerika’ya gidip geldiği Rich Mountain Havacılık’ın hangar setinin yer aldığı Cherokee havaalanı da Barry Seal: Kaçakçı filminin ana çekim yerlerinden biri olmuş.
Bu set, çok gerekli bir bilardo masası, bir tilt makinesi, bir langırt, Bir Ms Pac-Man makinesi, bir sabır küpü, kaset çalarlar ve 80’lerin mankenlerinin posterleriyle donatılmış. Rich Mountain Havacılık’ın tabelası, Seal hakkındaki düşük çözünürlüklü bir belgeselde görüldüğü şekliyle yeniden yapılmış.

Tüm bu oyuncu, dönemsel aksesuarlar ve set süslemeleri, hangarda gerçekleşen ciddi işlere çok zıtmış. Geniş açıdan bakıldığında ise AK-47 kasaları ve kilolarca kokain yığınları görülebiliyormuş.
Cherokee havaalanı aynı zamanda, Jorge Ochoa ve Frederico Vaughan’ın Seal’la birlikte ünlü gizli fotoğraflarının çekildiği Nikaragua, Managua’daki Los Brasiles havaalanı pisti için de kullanılmış.
Başlıca iç ve dış mekan sahneleri için kullanılan diğer Ball Ground mekanları arasında Faith Baptist Kilisesi ile Cumming’de yeniden yapılan Seal’ın aile evi yer alıyor.
Seal’ların evi, aile taşındığı zaman donuk bir yeşil renge boyanmış. Barry’nin geliri artıkça evdeki yenilemeler de artmış. Weil’ın ekibi sanat departmanı ekibinin de yardımıyla bir hafta sonunda evi değiştirmiş. Sıradan olan ev, peyzajlı bahçeleri, mini golf sahası, cesur heykelleri, kiremit çatısı ve çocukların evcil hayvanları için bir ahırın yer aldığı beyaz süslemeli pembe bir eve dönüşmüş.

Seal, büyük paralar kazanmadan önce ailesiyle birlikte Baton Rouge’da mütevazı bir evde yaşıyormuş. O evin iç ve dış mekan sahneleri Roswell, Georgia’da, Brickleberry Court’ta çekilmiş ve Georgia’da 39 gün boyunca devam eden çekimlerin ilk gününe ev sahipliği yapmış.
Evin içinde turuncu drapeli perdeler, lake kaplamalar, duvar kağıtlar, tuğladan şömine, deri kanepeler, beyaz plastik yemek takımı ve dönemin eğreltiotları için uygun arka planı oluşturmuş. Seal’ların Baton Rouge’daki yatak odasında ise bordo, saten saçaklı bir yatak yer almış. Yine zamanının bir numarası olan Zenith tüplü televizyonu da atlamayalım.
Davison yapımın detaylara düşkünlüğü hakkında şunları söylüyor; “Bu döneme duyulan bir nostalji var. Birçok öğe bize tanıdık gelse de 70’lerin sonu ile 80’lerin başı arasındaki dönemin bir çekiciliği var. Aynı zamanda bugünkü gerçekliğimizden tamamen kopuk görünüyorlar.”




Yardımcı Georgia Sakinleri

Oyuncu kadrosu ve teknik ekip Ball Ground’dan döndükten sonra, Atlanta’nın dört bir yanında çekimlere devam etmiş. Georgia Teknik Üniversitesi Tıp binalarından biri, Batı Kanadı da dahil olmak üzere Beyaz Saray setleri için kullanılmış. Dacatur’daki Evans Fine Foods Waffle evinin iç mekanı olarak kullanılırken, dış mekanı için Norcross’daki Waffle Evi kullanılmış.
Seal’ın motel odası seti, Cheshire Motor Inn olurken, havaalanındaki iki yüzyıllık bar için, Piedmont Yolu’ndaki Havana Club kullanılmış. Her ikisi de Atlanta’da olan Miami’deki kuyumcu dükkanı seti için ise Peachtree Yolu’ndaki Brown & Co Kuyumculuk kullanılmış.

Ekip ayrıca Atlanta’nın bir saat doğusundaki Madison’a giderek 1905 yılında inşa edilmiş olan geleneksel bir güzelliğe sahip Madison adliye binasını sergilemiş. Yapımcılar orada hem iç hem de dış mimari görüntülerinden yararlanmışlar.
Atlanta havaalanında birkaç seçkin uçuş sahnesi çekilirken, Delta Uçuş Müzesi’ndeki uçuş simülatörü kullanılmış. Bu simülatör, ABD’de halka açık tek simülatördür ve birçok pilot, bunu kullanarak gerçek yolcu uçaklarını kullanmaya geçer. Bu montajlardaki iç ve dış çekimler aynı zamanda uçuş müzesine de ev sahipliği yapan 42 yıllık DC-10 uçağında gerçekleşmiş.

Barry Seal: Kaçakçı’nın sahne çalışmaları Atlanta Media merkezindeki Norcross’daki mekanda çekilmiş. Seal’ın yenilenmiş iç mekan ev sahnelerinden bazıları -aileyle birlikte olan Noel sabahı sahnesi gibi-  Atlanta’da Buckhead mahallesindeki Rembrandt sokağındaki, Liman, Cruise ve Spinelli’nin de paylaştığı evde gerçekleşmiş. Bu da yönetmen ve yıldız oyuncu için tarihin en kısa işe gidiş yolunu sağlamış.




Toz Attırmak : Filmin Kostümleri

Kostüm tasarımcı Jenny Gering, TV’deki The Americans’daki 80’ler dönemi çalışmasıyla ünlüdür. Barry Seal: Kaçakçı filminin gardırobunda yer alan klasik tasarımlarını yapması için kendisine başvurulmuş. 80’lerin başında, güneyli biri, dar kesimli bir kot pantolon olmadan döneme uygun olabilir mi? Seal rolüyle Cruise da olamazdı. Kovboy botları, deri kaplı ceketleri, dar kesimli gömlekleri ile role hazır olmuş. Ayrıca Barry’nin favorileri ile her zaman taşıdığı çağrı cihazı da zamana uygun görünümünü tamamlamış.

Barry’nin geliri artıkça Lucy’nin varlıklı bir kadın gibi giyinmesi istenmiş. Lucy karşı koysa da sıradan komşu kızı kıyafetleriyle başlarken sonunda daha şık elbiselere, tasarımcı güneş gözlüklerine ve güzel mücevherlere terfi etmiş.

Barry’nin Orta Ve Güney Amerika gidiş gelişlerinde kendisine yardım etmeleri için işe aldığı tuhaf pilotlar (Kar Kuşları) da kovboylar gibi giyinmiş. Kostümleri, beklenen şekilde tuhaflıklarla tamamlanmış. Tıpkı boğa yılanı, akustik gitar ve iguana gibi.
Gerin şunları söylüyor; “Kar Kuşları’nı tasarlamak çok eğlenceliydi. Bill Cooper, şortlar ve Hawaii gömlekleri giyen, bana çılgın, eğlenceli amcayı ya da kuzeni hatırlatan çılgın bir sörfçü. Kar Kuşu Pete ise Wrangler pantolonu çok iyi taşıyor.”

Kostüm tasarımcı da meslektaşları gibi yapımın olağanüstü hızına kapılmış. “Bu hızla çalışmak çok zorlayıcı ama aynı zamanda çok keyifliydi. Tom ve Doug gardıroba hikayeye uyan komik unsurlar katmaktan hiç korkmadılar.”

Gleeson boş zamanında Atlanta’daki klasik kıyafet mağazalarını dolaşmış. Oralarda aralarında filmde kullanılan mavi bir ceketin de yer aldığı birkaç parça bulmuş. Kostüm departmanı aynı ceketin bir başka versiyonunu yapmış. İrlandalı oyuncu şunları söylüyor; “Kostüm departmanındaki herkese teşekkür ederim. Çünkü iş yükleri çok fazlaydı. Schafer sürekli değişiyordu. Bu yüzden kıyafetleri de değişiyordu.”

Kesilmiş atleti, kot pantolonu ve kirli saçlarıyla Jones’u giydirmek Gering için özellikle keyifli olmuş. “Caleb, uzun boylu sıska bir çocuk gibi. Hiçbir kısıtlaması yok ve buna bayıldım.”
Gering ve ekibi, başrol oyuncularının kostümlerine ek olarak farklı dönemler üzerinde çalışarak ve yüzlerce figüranı giydirerek de çok keyif almışlar.



Hiç yorum yok: