21.10.2017

Geostorm / Uzaydan Gelen Fırtına


Daha önce benzeri görülmemiş bir dizi doğal afetin ardından, dünya liderleri küresel iklimi kontrol edecek ve herkesi güvende tutacak karmaşık bir uydu ağı yaratmak için bir araya gelmişlerdir.
Fakat şimdi yolunda gitmeyen bir şey vardır: Yeryüzünü korumak için inşa edilmiş sistem ona saldırmaktadır.
Üstelik, uzaydan gelen ve tüm dünyayı etkileyen bir fırtına her şeyi ve beraberinde herkesi yok etmeden önce gerçek tehdidi bulmak için zamana karşı bir yarış söz konusudur.

Dean Devlin (“Independence Day”in yazarı ve yapımcısı) gerilim filmi Uzaydan Gelen Fırtına ile sinema yönetmenliğine adım atıyor.
Filmin başrollerini Gerard Butler (“Olympus Has Fallen”, “300”), Jim Sturgess (“Cloud Atlas”), Abbie Cornish (“Limitless”), Alexandra Maria Lara (“Rush”), Daniel Wu (“The Man with the Iron Fists”, “Warcraft: The Beginning”), Eugenio Derbez (“How to Be a Latin Lover”) ile Oscar adayları Ed Harris (“The Hours”, “Apollo 13”) ve Andy Garcia (“The Godfather: Part III”) paylaşıyorlar.



Butler’ın canlandırdığı bilim insanı Jake Lawson, kardeşi Max’le birlikte (Jim Sturgess) uydu programındaki aksaklığı gidermekle görevlidir.
Filmin diğer başrol oyuncularının canlandırdıkları karakterler şöyle sıralanabilir: Gizli Servis ajanı Sarah Wilson rolünde Abbie Cornish; uzay istasyonunu yöneten UUİ astronotu Ute Fassbinder rolünde A. Maria Lara; uydu programının Hong Kong’daki amiri Cheng Long rolünde Daniel Wu; uzay istasyonu mürettebat üyesi Al Hernandez rolünde Eugenio Derbez; ABD başkanı Andrew Palma rolünde Andy Garcia; ve ABD Dışişleri Bakanı Leonard Dekkom rolünde Ed Harris.
Filmde, ayrıca, Zazie Beetz (yakında gösterime girecek olan “Deadpool 2”, TV yapımı “Atlanta”), Adepero Oduye (“The Big Short”, “12 Years a Slave”), Amr Waked (“Lucy”, “Syriana”) ve Robert Sheehan de (“The Mortal Instruments: City of Bones”, “Season of the Witch”) yer alıyorlar.

Dean Devlin ve Paul Guyot’un yazdığı filmin yapımcılığını Skydance’den David Ellison, Devlin ve yine Skydance’den Dana Goldberg; yönetici yapımcılığını ise Herbert W. Gains, Electric Entertainment’tan Marc Roskin ve Skydance’den Don Granger gerçekleştirdiler.
Electric Entertainment’tan Rachel Olschan ve Cliff Lanning ise filmde ortak yapımcı olarak görev aldılar.

“Uzaydan Gelen Fırtına”nın kamera arkası yaratıcı ekibi; görüntü yönetiminde Roberto Schaefer (“Finding Neverland”, “Quantum of Solace”), yapım tasarımında Kirk M. Petruccelli (“White House Down”); kurguda Ron Rosen (“Godzilla”), Oscar adayı Chris Lebenzon (“Crimson Tide”, “Top Gun”) ve Oscar adayı John Refoua (“Avatar”), kostüm tasarımında ise Susan Matheson’dan (“The Big Short”, “Safehouse”) oluşuyor.
Filmin görüntü efektleri amirliğini Jeffrey A. Okun (“Clash of the Titans”, “The Day the Earth Stood Still”) müziğini ise Lorne Balfe (“The LEGO® Batman Movie”) yaptı.




BAZI ŞEYLERİN KONTROL EDİLMEMESİ GEREKİR

Ya aşırı hava şartları ve doğal afetler aslında geçmişte kalmış bir şey olsaydı; ya bilim insanları soruna bir çözüm bulabilmiş ve dünya liderleri yeryüzünde barışı yaratmak için gerçekten bir araya gelmiş olsalardı? Bu, başarılı olur muydu? Ya da daha önemlisi, sürebilir miydi? Ya buna dahil olan herkes hakikaten kontrolü kendi eline geçirme arzusuna karşı koysaydı?
Nihai güç yanlış ellere düşüp nihai silah hâline geldiğinde ve yeryüzünü cehenneme çevirdiğinde ne olur?

Zamana karşı yarışın komployla harmanlanarak destansı boyutta bir sürükleyici yolculuk sunduğu filmlerden hoşlanan sinemaseverler için, “Uzaydan Gelen Fırtına” her an diken üstünde tutan heyecanlı bir yapım olarak bunların hepsine, kavurucu yeraltı cehennemlerinden çölleri donduran buz fırtınalarına ve bu ikisi arasındaki her şeye sahip.
Filmde, yazar-yapımcı Dean Devlin’in vizyonu küresel siyasi işbirliğin ve uzaydan dünyadaki hava şartlarını kontrol eden geniş bir uydu ağının doğal afetleri geçmişe gömdüğü bir dünyaydı. Ta ki bir şey —ya da biri— yolundan çıkana ve her şeyin insanoğlu tarafından kontrol edilmemesi gerektiğini kanıtlayana kadar.
Şimdi ABD hükümeti, hızla artan sistem hatalarının daha da vahim hâle gelmesine engel olmak için, yeryüzünü çevreleyen hakiki bir güvenlik “ağı” tasarlamış olan adamdan yardım istemek zorundadır. Daha önce programa daha fazla dahil olması yasaklanan, ortadan kaybolmuş bu asi adam hem gezegeni hem de itibarını kurtarmak için geri döner. Bir kahraman olarak karşılanmayı önemsemese de, aslında bir günah keçisi görevi görme olasılığının daha yüksek olduğunun da farkında değildir.




Devlin hikayenin fikrinin o sırada altı yaşında olan kızının kendisinden iklim değişikliğini açıklamasını istemesiyle doğduğunu belirtiyor: “Bana en basit şekliyle, ‘Neden onu düzelten bir makine yapıvermiyoruz ki?’ diye sordu. Bu soruyla birlikte kafamda bir sürü fikir oluşmaya başladı. Ya böyle bir makine inşa etsek. Ve bir şeyler çok yanlış gitse? Hikaye bir ‘ya şöyle olsa’ tarzına döndü: Ya aşırı iklim değişikliğiyle başa çıkmak için çok uzun beklersek? Ya beklemezsek? Ya tüm gezegende hava şartlarını kontrol edebilen inanılmaz bir makine yaratabilsek? Peki ya bu makine kendi başına karar vermeye başlasa ne yapardık?”

Filmde, Dutch Boy adı verilmiş, birbiriyle bağlantılı karmaşık bir uydu ağının çevrimiçi oluşundan bu yana iki yıl geçmiştir. Bu iki yıl sakin geçmiştir, ta ki şimdiye kadar. Son derece sofistike olan bu sistemdeki açıklanamaz arızalar artık insanoğlunun daha önce hiç görmediği kadar ölümcül hava olaylarına yol açmaktadır: Afganistan çöllerinde buz fırtınaları, Hong Kong caddelerinin altında için için yanmalar, Hindistan’da siklonlar bunlardan sadece birkaçıdır.
Kontrolden çıkmış olan Dutch Boy tüm dünyada ortalığı birbirine katmaktadır.

“Dean ‘Independence Day’ gibi dev çaplı yapımlarda çalışmanın getirdiği bir zihniyete sahip. Dolayısıyla, aklını küresel ısınma konusuna yöneltince, türün klasik tarzını siyasi gerilim arka planına oturtarak ve hikayeyi doğal olmayan doğal afetlerle doldurarak yerinde bir farklılık yakaladı” diyor yapımcı David Ellison ve ekliyor: “Diğer bir deyişle, hikayemizin içindeki bilim mantıklı; sorun olan şey onu kontrol eden insanlar.”

Yapımcı Dana Goldberg şunu ekliyor: “Bizler Skydance’de bilimkurgu, aksiyon macera ve fantastik filmler yapmayı seviyoruz. Bizim yönetim anlayışımız dünya yaratan filmler yapmak. ‘Geostorm’ potansiyel olarak dünyanın sonunu bitiren bir hikayeye, yoğun aksiyona ve muazzam efektlere sahip heyecan yüklü bir film olduğu için bize mükemmel hitap etti.”

Ortak yazar Paul Guyot fikirdeki çıkış noktasını kucakladı ve Devlin’le birlikte onu hayata geçirdi. “Hava şartlarını tüm insanlık için iyi olacak şekilde kontrol etme kavramı harika —ta ki biri onu kötü amaçlarla kullanana dek tabi ki” diyen Guyot, şöyle devam ediyor: “İlk başta, müthiş gibi geliyor çünkü herkes birlikte çalışıyor. Çabaya ABD ön ayak oluyor, NASA inşa ediyor, Uluslararası Uzay İstasyonu da sistemi yönetiyor. Bir süreliğine, dünyada kelimenin gerçek anlamıyla barış oluyor. Sonra, Dutch Boy’u silaha dönüştürmüş gibi görünen biri ortaya çıkıyor.”




Gerard Butler sistem tamamen işlevsel hâle geldikten sonra ekipte kalmak için gerekli siyasi oyunları oynamayı zor bulduğu için aforoz edilmiş, Dutch Boy’un yaratıcısı olan mühendis Jake Lawson’ı canlandırdı. Aktör şunları söylüyor: “Beni bu hikayeye çeken şey her şeyin güçlü bir karışımı olmasıydı. Bol mizahlı büyük bir aksiyon ve gerilim filmi olarak merkezindeki öğelere bayıldım. Hikaye aksiyon ve gerilime ek olarak canlandırdığım karakter ile erkek kardeşi arasındaki gergin ilişkiye de yer veriyor. Herkese sunacak bir şeyi varmış ve izleyiciler çok eğlenebilirmiş gibi hissettim.”

Jim Sturgess, Jake’in erkek kardeşi olan ama ironik bir durum değişikliğiyle aynı zamanda onun patronu olan Max Lawson karakterini canlandırdı. Butler gibi, Sturgess de senaryoda iki erkek kardeş arasındaki anlaşmazlığı ilgi çekici bulduğunu belirtiyor: “Dramatik bir siyasi öyküyle harmanlanmış bu uzay macerasında, gerçekten güçlü iki kişilik olan bu erkek kardeşlerin arasında çatışma olduğu açıktı. İki zıt görsel kimlik, bir sorunu çözmek için birlikte çalışmak zorunda olan, aksi takdirde her şeyi kaybedebilecek iki bambaşka karakterde adam. Bu kombinasyon benim için kesinlikle çok cazipti.”

“İki erkek kardeş ve onların dinamiğinin nasıl bir şey olduğu hakkında bir hikaye bu. Ben tek çocuğum ama Paul o tür bir ilişkiyi mükemmel anlıyor” diyor Devlin.
“Ben kardeş rekabetini, özellikle de erkek kardeşler arasındaki rekabeti bilirim. Dean de çevreyle ve gezegenimizin geleceğiyle çok ilgilidir” diyen Guyot, şöyle devam ediyor: “Kendisi, aynı zamanda, teknoloji konusunda çok bilgilidir, filmdeki türde şeyleri çok araştırmıştır. Bu hikaye geliştirilmekte olan bir bilimsel olguyu yansıtıyor: Mevcut ve yakında var olacak olan uydu teknolojisine dayanarak hava şartlarını, kontrol etmek değil ama, etkilemek.”
Devlin ise şunları söylüyor: “Benim için, eğlence işte tam da bu, yani eğlence olmalı; illa ki bir mesajla kafanıza vurmamalı. Öte yandan, söyleyecek bir şeyiniz olduğunda, bilimkurgunun daha çok işe yaradığını, daha fazla etki yarattığını hissediyorum. Umarım ki izleyicileri tüm gezegende ve uzayda heyecanlı bir serüvenine çıkarırız ve onlara müthiş zaman geçirtir, hatta belki etraflarındaki dünya hakkında birazcık daha meraklı olmalarını sağlarız.”




JAKE
Bu uydular sistemini hava şartlarını kontrol etmek için kurduk. Ama biri sistemi bize karşı çevirdi.

Filme oyuncu seçimine ilişkin ilk tartışmalardan biri, Devlin’in aktardığına göre, küresel ısınmanın küresel bir kaygı unsuru olduğu gerçeğine odaklanmıştı. “Gerçekten uluslararası bir oyuncu kadrosuyla, tüm dünyaya hitap eden bir film yapmak istedik” diyor Devlin.

Filmin kadrosunda tüm dünyadan oyuncular vardı: İskoçya doğumlu Gerard Butler, Britanyalı Jim Sturgess, Avustralyalı Abbie Cornish, Meksikalı Eugenio Derbez, Romanyalı Alexandra Maria Lara, Alman Zazie Beetz, Nijeryalı Adepero Oduye, Mısırlı Amr Waked, İrlanda doğumlu Robert Sheehan, Kübalı Andy Garcia ve Amerikalı Ed Harris, Talitha Bateman ve ebeveynleri Amerika’ya Şangay’dan göç etmiş Daniel Wu.
Butler’ın role ilgisi yapımcılara erken bir noktada haber verildi. “Gerry’nin rolle ilgilendiğine dair bir telefon aldım ve onunla buluşmayı gerçekten çok istedim” diye hatırlıyor Devlin ve ekliyor: “Gerry’yle vakit geçirdiğinizde, onun yaydığı enerji sizi de enerjik hâle getiriyor. O, hayat dolu, oyuncu, eğlenceli, coşkulu ve sevimli bir adam. Kadroda yer alması heyecan vericiydi.”




“Dean’le aynı kafadaydık. O bir yetişkin olduğu halde, Jake Lawson için bu bir rüştünü ispat etme hikayesi” diyen Butler, şöyle devam ediyor: “O sıradışı bir karakteristik karışımına sahip: Gayretli bir çocuk, sıradışı bir karakter ve kayıp bir ruh. Hem çok zeki, hem çocuksu. Onu canlandırmanın hoş bir meydan okuma olacağını düşündüm, özellikle de tüm o yoğun aksiyonun ortasında.”

Butler bu karakter için ilham kaynağı olarak, kısmen, Amerikalı astronot Mike Massimino’dan yararlandığını, bu deneyimli uzay adamının da onun çalışmalarına hayran olduğunu öğrendiğini söylüyor: “IMAX belgeseli ‘Hubble’ı izlemiştim. Orada kendisine bayılmıştım” diyen Butler, kendisinin “300 Spartalı”daki performansının da uzayda yürümek için mekikten her çıkışında Massimino’ya ilham kaynağı olduğunu öğrendiğini belirtiyor: “Bundan ‘Geostorm’un senaryosunun elime geçtiği hafta haberim oldu. Bu inanılmaz bir tesadüftü!”

Jake, UUİ İklim Genel Koordinatörü olarak, yapılışını ve kuruluşunu denetlediği Dutch Boy’un her şeyini bilmektedir. Arasının açık olduğu erkek kardeşi Max’in onu biraz ikna etmesi gerekmişse de, Jake sonunda görevi kabul etmiştir çünkü sorunu bulup düzeltebileceğine inanmaktadır. Fakat meselenin sandığından çok daha büyük olduğunu UUİ’ye gelir gelmez anlar. Daha da kötüsü, Jake’in rapor vermesi gereken kişi erkek kardeşidir.




Birbirlerinden uzak durmaya çalışan ama şartlar gereği birlikte çalışmak zorunda kalan iki kardeş arasındaki inişli çıkışlı ilişki için, “Max işleri düşüne taşına halletmeye çalışırken, Jake hemen işe koyulmayı seçiyor” diyor Guyot.

Dik kafalı ağabeyini dizginlemekle görevlendirilen Beyaz Saray çalışanı Max Lawson’ı Jim Sturgess canlandırdı. Butler bu konuda şunları söylüyor: “Jim’le sahnelerime bayıldım. Her ânı ilginç kılıyor ve işine çok şey katıyor. Kardeşlerin hikayesi benim filmdeki favorim; yıllardır görüşmemiş olmalarına rağmen, daha başından itibaren birbirlerini delirtiyorlar. Ama sonuçta kardeşler ve birbirleri için ölürler.”

Bunu yapmaları da gerekebilir.
Sturgess canlandırdığı Dışişleri Bakanı Yardımcısı için, “Max Lawson ülkede gerçekten en üst düzeyde, Beyaz Saray’da çalışan, ne oldum delisi bir idareci. Teknik olarak becerikli, bilgisayar alanında çok yetenekli ve yüzdüğü siyasi sularda yolunu iyi biliyor. Ama erkek kardeşini kontrol etmek bambaşka bir şey” diyor.
Aktör sözlerini şöyle sürdürüyor: “Beklenmedik bir anda kendisine uzayda neyin yolunda gitmediğini öğrenme görevi veriliyor. Bu durum onun da ağabeyinin de istekli olmadığı bir yeniden buluşmayı gerektiriyor. İki kardeşin arasındaki meseleler —rekabet, kıskançlık, çekememezlik— geçmişten geliyor. Bunlar işinde hâlâ kendini kanıtlamak zorunda olan Max için birlikte çalışmayı sorunlu hâle getiren şeyler. Amirlerine —ki bunlardan biri ABD başkanı— iyi görünmek için Jake’in işbirliği yapmasına ihtiyacı var.”

Devlin’e göre, iki kardeşin “birçok özelliği aynı ama bunu görmüyorlar. Max kendini daha akılcıl, Jake’i daha çok mavi yakalı olarak görüyor. Fakat her ikisinde de diğerinden bazı özellikler var. Bu da her ikisinin de kendilerinde pek de beğenmediği özellikleri diğerinde gördüğü tuhaf bir dinamik yaratıyor.”

Öte yandan Max gizli servis ajanı Sarah Wilson’ı çok beğenmektedir. İkili muhtemel sonuçlara rağmen —ilişkileri açığa çıkarsa ikisi de kovulacaktır— yasak bir aşk yaşamaktadırlar.
Rolü canlandıran Abbie Cornish şunları aktarıyor: “Sarah çok eğlenceli bir karakter çünkü hem güçlü, atletik ve zeki hem de kadınsı. Aslında, başkanı koruyan sıkı bir kadın ama aynı zamanda eğlenceli, hassas ve duyarlı bir yanı var ki Max’le ilişkisinde bu yanını görüyoruz. Ve Beyaz Saray içinde çalışma ortamındaki bu ilişkileri başlı başına komplikasyonlar yaratıyor. Bu, harika bir enerjisi olan tatlı bir roldü.”




Devlin ise şunları kaydediyor: “Sarah emirleri uygulamanın ötesine geçen, güçlü bir doğru-yanlış anlayışına sahip. Gizem çözüldükçe, yapmaya yemin ettiği işe ters düşse de, oynaması gereken hayati bir rolü olduğunu fark ediyor. Yapması gereken bir seçim var ve bu seçimden son derece güçlü bir birey ortaya çıkacak.”
Cornish role hazırlanmak için eski bir ajanla zaman geçirmenin yanı sıra, atış talimleri yaptı. “Daha önceki filmlerimden dolayı silahlar konusunda deneyimim vardı ama yine de Sarah’nın kullandığı 9 milimetrelik SIG 226’ya alışmak için eski FBI ajanları ve Los Angeles Polis Teşkilatı polisleriyle birlikte bir poligona gittim” diyor aktris.

Oynaması gereken kilit bir rolü olan bir diğer güçlü kadın karakter ise yeryüzünün binlerce kilometre üzerinden, UUİ’den varlığını hissettirmektedir. Uzay mekiği komutanı Ute Fassbinder’i Alexandra Maria Lara canlandırdı.
“Ute istasyonda olan her şeyden sorumlu. Zeki ve kontrollü bir kadın” diyor Lara ve ekliyor: “Aynı zamanda çok sakin. Zaten ekibini, özellikle Jake Lawson istasyona geldikten sonra, kontrol altında tutmak için öyle de olması gerekiyor.”
“Mekiğin kime ait olduğuna dair biraz didişme oluyor ama ikisi de profesyoneller. Ufak tefek anlaşmazlıkların o sırada uzayda olup bitenlerin önüne geçmesine izin vermek çok büyük sonuçlar doğurur. İkisi de bunu biliyor. Birbirlerine güvenmeyi ve her ikisinin de yapacak işleri olduğu fikrine saygı göstermeyi öğrenmek zorunda kalacaklar” diyor Devlin.
Lara çevresinin rol için gerekli oranda otoriteyi yakalamasına çok yardımcı olduğunu belirtiyor: “Karakterlerimle saç, makyaj, kostümler ve setler sayesinde bağ kurarım. Buradaki setler de benim için yepyeni bir dünyaydı. Onlar benim kendi gerçekliğimden çıkıp başka birinin kimliğine bürünmeme yardım ettiler. Ute için doğru yaklaşımı bulmam açısından önemliydiler.”

Filmdeki bir başka güçlü idareci, Andy Garcia’nın canlandırdığı Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Andrew Palma’ydı. Karakterin isim seçimine Garcia’nın kendisi de katkıda bulundu. “Senaryoda geçen ilk isim başarılı değildi. Bu yüzden Dean bana hangi ismin içime sineceğini sordu. Ben de Küba Cumhuriyeti’nin ilk başkanı Thomas Estrada-Palma’ya saygımı göstermek için Palma ismini önerdim” diyor Garcia.




Aktörle bir süredir tanışan ama hiç birlikte çalışma fırsatı bulamamış olan Devlin şunu itiraf ediyor: “Aslında Andy’yi başkan rolü için öneren David Ellison’dı. Bunun harika bir fikir olduğunu düşündüm. Andy’nin rolün gerektirdiği çok ince çizgide yürüyebileceğini ikimiz de biliyorduk.”

Lara gibi, Garcia da kostüm tasarımcısı Susan Matheson’ın yardımıyla rolünü daha iyi benimsedi. Garcia, Matheson’ın kendi için özel olarak diktiği kıyafetlere ek olarak, canlandırdığı karakterlere ağırlık verdiğine inandığı bir giyim aksesuarı olan ayakkabılarının seçimine de katkıda bulundu.

“Oyuncuların rollerini sahiplenmek adına kullandıkları ufak tefek şeyler vardır” diyen aktör, şöyle devam ediyor: “Benim için ayakkabılar önemlidir çünkü yürüyüşünüzü, duruşunuzu etkilerler. Ayağınızda bir çift spor ayakkabı varken duruşunuz, makosen ya da bot giydiğiniz zamanki duruşunuzdan farklıdır.”

Palma’nın en yakın danışmanı Dışişleri Bakanı Leonard Dekkom’dır. Ed Harris’in canlandırdığı Leonord Dekkom dünya uluslarını Dutch Boy’u inşa etmek için bir kere bir araya getirmiş olan, şimdi ise aynı uluslar sistem tarafından yok edilmeden önce onu tamir etmek için bir kez daha bir araya gelmelerini sağlamak zorunda olan adamdır.

“Hava şartları bu hikayede kesinlikle bir silah hâline gelmiş” diyen Harris, şöyle devam ediyor: “Ama kontrol hâlâ insanoğlunda; işler işte bu noktada çetrefilli hâle geliyor. Havayı kullanarak gezegeni kaplayan ve bu şekilde onu koruyan bir uydu ağınız varsa… o sistem iyi hava şartlarını yaratabildiği gibi kötü hava şartlarını da yaratabilir. Dekkom uzayda neyin yolunda gitmediğini anlamak zorunda olan kişilerden sorumlu ve bu kişiler zamana karşı yarışıyorlar.”

Canlandırdığı karakterin üzerindeki muazzam baskıya rağmen, Harris sette geçirdiği zamandan, en çok Garcia, Cornish ve daha önce de birlikte oynadığı Sturgess’le sahneler paylaşmaktan keyif aldığını belirtiyor: “Bu filmde Jimmy’nin olduğunu öğrendiğimde gülümsedim çünkü o gerçekten iyi bir adam. Onunla çalışmayı seviyorum. Bu filmde de sahnelerimin birçoğu onunlaydı.”




Harris şöyle devam ediyor: “Andy’yle çalışırken de eğlendim. O çok isteklidir ve harika bir mizah anlayışı vardır. Abbie’yle daha önce çalışmamıştım ama onunla olmak da çok eğlenceli ve zevkliydi.”

Dekkom ve Max’e yeryüzündeki işlerin yürütülmesinde yardım eden kişi, Hong Kong merkezindeki Dutch Boy uzmanı Cheng Long’dur. Daniel Wu’nun canlandırdığı Cheng karakteri ağın arıza potansiyelini ilk anlayan kişidir ve bulguları konusunda Max’i uyarmak için umutsuzca çaba gösterir.

Max’e Cheng’in verdiği istihbaratı çözümlemekte yardımcı olan kişi Dana’dır. Zazie Beetz’in canlandırdığı bu asabi teknisyen devlet ofisinde görev yapan bir veri analizcisi olarak konumunun gerektirdiğinden çok daha ileri becerilere sahiptir. “Dana’nın keskin bir mizah anlayışı var. Aynı zamanda rahat biri; vurdumduymaz denebilir. Bence bu, mevcut şartlar altında, Max için bir avantaj” diyor aktris ve ekliyor: “Max’in altında çalıştığı halde, onunla aralarında adeta bir ağabey-kardeş ilişkisi var. Max onun da kendisi kadar, hatta bilgisayar söz konusu olduğunda daha bile yetenekli olduğunu biliyor.”

Uzayda, Jake ve Ute’ye Eugenio Derbez’in canlandırdığı, robot mühendisi Hernandez eşlik ediyor. Hernandez uyduların fırlatılması ve kurtarılmasından sorumludur. Ayrıca, büyük baskı altındaki UUİ ekibine esprileriyle rahatlama sağlayan kişidir. Filmde, ayrıca, Adepero Oduye baş yapı mühendisi Adisa’yı; Robert Sheehan üstün programcı Duncan’ı; Amr Waked UUİ’deki güvenlikten sorumlu ordu eski mensubu Ray Dussette’i canlandırdı.

Evde Jake’i kızı Hannah beklemektedir. Aslında annesiyle yaşayan Hannah bilim söz konusu olduğunda babasıyla aynı çizgidedir. Devlin’in bilime meraklı kızıyla aynı adı taşıyan bu karakteri Talitha Bateman canlandırdı.

Oyuncu kadrosunu tamamlayan diğer iki isim ise, Senatör Cross rolündeki emektar oyuncu Richard Schiff ve Dr. Cassandra Jennings rolündeki Mare Winningham’dı.

“Filmde, tüm dünya yeryüzünü kurtarmak için bir araya geliyor. Bu yüzden de, uluslararası bir oyuncu kadrosu oluşturmak çok doğal bir sonuçtu. Muhteşem bir kadromuz oldu” diyor Goldberg ve ekliyor: “Dünyanın bu kadar çok yerinden temsilcilerin bambaşka ülkelerden karakterleri oynaması çok mutluluk vericiydi.”

Ellison buna katılıyor: “Casting yönetmenimiz Ronna Kress müthiş bir kadın. Bu filmdeki inanılmaz kadroyu bir araya getirdi. Hem Dana, hem ben, hem de Dean de herkesin filme kattıklarından ötürü son derece mutluyuz.”



Hiç yorum yok: