25.11.2017

Grain / Buğday


"Yakın ve belirsiz bir gelecekte, ani bir iklim değişimi meydana gelmiş ve yeryüzündeki yaşamı yok oluşa doğru sürüklemiştir. 

Sınırların yeniden kurulduğu yeni dünyada, göçmen halklar manyetik kalkanlarla korunan şehirlere kabul edilmek için kamplarda bekletilmektedir. 
Bir diğer sorun ise genetiğiyle oynanmış tohumların sürdürülebilirliği konusunda yaşanan kaostur.

Parlak kariyerini ve şehri terk edip modern hayata sırtını dönen Cemil’le, tohum genetiği uzmanı Profesör Erol Erin’in yolları Ölü Topraklar bölgesinde kesişir. 
Yeşertecekleri tohumları aramak için çıktıkları yolculuk, Erol’un bugüne kadar öğrendiği her şeyi değiştirecektir.. 

Yönetmenliğini üstlendiği Bal filmi ile Berlin Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanan Semih Kaplanoğlu'nun 7 yıl aranın ardından çektiği yeni filmi Buğday, 24 Kasım'da vizyona girdi."



Filmin mmknmrtb notu ::

Bundan önceki filmlerinin istisnasız hepsinin hayranı olarak sözlerime şöyle başlamak istiyorum: Ey Kaplanoğlu, keşke, dikte etmektense hissettirmeye, vaaz vermektense şiir resmeylemeye devam etseydin..

Sırf, Kur'an'da da bahsedilen 'Hızır'lı Musa'lı bir menkıbeyi -filmin ikinci yarısı boyunca- 'ballandıra ballandıra' anlatmak için kotarıldığı kesin, 'mesnet' işlevli bir senaryoya sahip film, ilk yarısına damgasını vuran, distopik içerikli bilim kurgusal yapısıyla, Türk Sineması ölçeğinde kesinlikle bir zirve oluşturuyor..

Tabii bazı kıskananların, bu başarıyı, 'Parayı veren düdüğü çalar' atasözünün pratikteki yeni bir örneği olarak nitelendirmesi de mümkün..
Son jenerikte aktıkça akan ecnebi isimleri gördükçe içimizden, "Gâvura parayı verdin mi, neler yapıyorlar be!. Semih Kaplanoğlu değil de, Steven Spielberg filmiydi sanki mübarek!" demekten kendimizi alamadığımız doğrudur..




O değil de; elbette, zamana ve mekâna uyarlanarak anlatılan o menkıbe çok mu aranmış acaba?.
Olayın en çarpıcı kısmı; Cemil Efendi görünümlü Hızır Aleyhisselam'ın, gelecekte kötü bir insan olacağını varsaydığı masum, küçücük bir çocuğu acımadan öldürüvermesi..
Hazret, Hızır değil de adeta Minority Report kâhinlerinin, cellat işlevli versiyonu!.

Beklendiği üzre, eğer birileri, bu kıssadan hisse çıkarmaya kalkışırsa, ülkenin en az yarısını kılıçtan geçirebilir; benden söylemesi..

Evet.. Toprak kirlenmiş, sular zehirlenmiş, tohumlar tükenmiş, tamam; ama bu duruma çare olarak işaret edilen arkadaşların zihniyet arızaları ne olacak?.

'Ey efendiler!. Siz o ilminize biliminize fazla güvenmeyin, öyle icat micat da çıkarmayın, hele ki allahın işine sakın karışmayın, maazallah çarpılırsın da her biriniz bana benzersiniz alimallah!'

Eskinin bilim adamı, şimdinin meczubu görünümlü Cemil efendinin ağzından bilim dünyasına 'mealen' böyle seslenildiğini duymamak mümkün mü?.




Öte yandan; camide saklanmış temiz toprakla teyemmüm yapmak, hatta bununla, bilim adamının bir türlü iyileşmeyen iltihaplı yarasını anında yok etmek güzeldi de, hemen akabinde iki yoldaşın iki rekat namaz kılmamaları ve uçsuz bucaksız Ölü Topraklar üzerinde ezan-ı şerif yankılanmaması, film adına -bence- büyük eksiklikti..

Son tahlilde; oluşturduğu genel atmosfer ve özellikle vurgulanmış kimi sahneler, hatta fotograflarla, 'İşte bakın, ben Müslüman bir Tarkovski oldum!' deyu adeta ünleyen Semih Kaplanoğlu, önceki filmlerinde, tüm mütevazılığıyla uhrevi bir yücelik, bir derviş olgunluğu içinde gönül telimizi titretirken; Grain'iyle adeta, peşin ve kesin hükümlü bir imam efendinin nobranlığıyla vaaz verip, gönül yaralıyor..
Ne diyeyim..
Allah selamet versin!.




Grain / Buğday


Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
Senaryo: Semih Kaplanoğlu, Leyla İpekçi
Oyuncular: Jean-Marc Barr, Ermin Bravo, Grigory Dobrygin
Yapım: Kaplan Film & Galata Film
Süre: 128 Dakika
Dil: İngilizce, Türkçe altyazılı
Ülke: Türkiye


6   /10




Hiç yorum yok: