30.12.2017

Jumanji: Welcome to the Jungle / Jumanji: Vahşi Orman


Yepyeni macera Jumanji: Vahşi Orman’da, dört alışılmadık arkadaş Jumanji dünyasının içine çekilirler ve roller değişir.
Bu dört ergen bir video oyun konsolu bulurlar. Konsolun içinde daha önce adını duymadıkları bir oyun vardır.
Oynamaya karar verirler ve anında kendilerini avatarlarının (Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart ve Karen Gillan) bedenleri içinde, oyunun vahşi orman ortamında bulurlar.
Böylece kendilerinin Jumanji’yle oynadığı gibi, Jumanji’nin de onlarla oynadığını keşfederler. Hayatlarının en tehlikeli macerasını yaşamak zorundadırlar, yoksa sonsuza dek Jumanji’ye hapsolacaktırlar..

Columbia Pictures bir Matt Tolmach-Seven Bucks yapımı olan Jumanji: Welcome to the Jungle / Jumanji: Vahşi Orman’ı sunar.

Başrollerini Dwayne Johnson, Jack Black, Kevin Hart, Karen Gillan, Nick Jonas ve Bobby Cannavale’nin paylaştığı filmi Jake Kasdan yönetti.



Filmin yapımcılığını Matt Tolmach ve William Teitler, yönetici yapımcılığını ise David Householter, Jake Kasdan, Dwayne Johnson, Dany Garcia, Ted Field ve Mike Weber üstlendi.
Chris McKenna ile Erik Sommers ve Scott Rosenberg ile Jeff Pinkner’ın kaleme aldığı senaryonun hikayesi Chris McKenna’ya ait.
Film Chris Van Allsburg imzalı Jumanji adlı kitaba dayanıyor.

Jumanji: Welcome to the Jungle’ın görüntü yönetimini HSC’den Gyula Pados, yapım tasarımını Owen Paterson, kurgusunu ACE’den Mark Helfrich ve Steve Edwards, kostüm tasarımını Laura Jean Shannon, görsel efektler amirliğini Jerome Chen, müzik amirliğini ise Manish Raval ve Tom Wolfe gerçekleştirdi.
Filmin müziğini Henry Jackman besteledi.




Filmin mmknmrtb notu ::

Bir zamanların efsane macerasının nispeten  -oyun tahtasından, video oyununa geçmek gibi- zamanımıza uyarlanmış; beklendiği kadar da kötü olmamış hali..

Bu kez, kahramanlarımızın -tabii ki yine istemeden- dünyamızdan Jumanji evrenine geçmeleri ve sonra da oradan sağ salim dünyaya geri dönebilme çabaları sırasında yaşadıkları macera kadar; onların, -selfi meraklısı, bakımlı, sarışın bir ergen kızın, çirkin göbekli bir herife (Jack Black affetsin!) dönüşmesi gibi- tamamen beden değiştirerek Jumanji'ye gelmeleriyle oluşan komedi potansiyeli de, filmin eğlence katsayısını arttıran önemli bir unsur..

Gerçek insanlardan, video oyunu avatarlarına dönüşen kahramanların, asıl beden ve kimliklerini, sonradan edindikleri bedenle uyuşturma çabaları; ve bir video oyununun kuralları dahilinde hareket etme zorunlulukları da filmin ilginçliğini arttıran trükleri oluşturuyor..

 /10





YAPIM HAKKINDA

“Jumanji ruhu hikayenin devamında da varlığını sürdürüyor” diyor Dwayne Johnson. Filmde aktör ve yönetici yapımcı olarak yer alan Johnson için olduğu kadar, onun neslindeki pek çok insan için de, orijinal Jumanji filmi yeni filmin omurgasını oluşturan bir hayalgücüne sahipti.
 “Merak, korkuları yenme ve kim olduğunu keşfetme ruhunu bu filmde de katmak istedik. Bunların hepsi beraberce Jumanji: Vahşi Orman’ın dokusunu oluşturdu. Zaman zaman karşınıza öyle bir film çıkar ki içinizde bir yerlerde onun özel olduğunu bilirsiniz” diyor aktör.
Johnson için bunu başarmanın anahtarlarından biri yeni filme bir devam filmi olarak yaklaşmaktı; diğer bir deyişle, ilk filmle aynı evrende geçen yeni bir Jumanji macerası yaratmaktı: “Hepimiz ilk filme muazzam sevgi ve saygı duyuyoruz. Robin Williams’ın her zaman çok büyük bir hayranı oldum. Kendisinin o filmdeki performansı o dönemde ben ve ailem için çok şey ifade etti. İlk filmde orman bizim dünyamıza gelmişti, bu filmde biz Jumanji’ye gidiyoruz.”

Yapımcı Matt Tolmach de hem orijinal filmin hem de seriye ilham kaynağı olan, Chris Van Allsburg’un aynı adlı fantastik çocuk kitabının uzun süreli bir hayranı.
Tolmach 1995 yapımı filme yeni bir açıdan baktığını söylüyor ve, “Anlatılacak başka Jumanji hikayeleri, olduğunu hemen hissettim. Aklıma gelen ilk düşünce şuydu: ‘Bu hikayenin bir sonraki bölümü ne? Bir sonraki Jumanji macerası ne?’ Yirmi küsur yıl önce başlayan şeyi devam ettirmek doğal bir adımdı” diyor.

Tolmach ve yazar Chris McKenna, Jumanji için yeni bir yön gördüler: Konsepti tersyüz edeceklerdi.
Jumanji: Vahşi Orman vahşi ormanı bizim dünyamıza getirmek yerine, oyuncuları vahşi ormana götürecekti.
Fikirleri bununla da sınırlı değildi. “Oyun evrim geçirip, oyun tahtasından video konsoluna geçiyor; oyun oynanmak için ne gerekiyorsa yapacak” diyen Tolmach, açıklamasını şöyle sürdürüyor.
“Video oyunları Jumanji dünyasına mükemmel uyuyor: Başka biri –bir maceraperest, bir doktor, bir kahraman– olurken kendi dünyanızı geride bırakıyorsunuz. Bu, zamana meydan okuyan klasik temaları –bir yandan kendiniz olup kimliğinizi sahiplenirken, bir yandan mümkün olduğunu asla düşünmediğiniz şeyleri yapmak için kendinize meydan okumak gibi–  işlemek için harika bir yoldu. Oraya gidip olduklarını sandıkları kişiden tamamen farklıymış gibi görünen biri olmak zorundalar ama aslında belki de o kadar farklı değiller. Görünüşte bambaşka biri olan o karakter olmanız bir tesadüf değil; neleri yapabileceğinizi anlamak için bu yolculuğa çıkmanız gerekiyor sadece. O aslında her zaman sizin içinizdeydi.”

Jake Kasdan ise, “Baş karakterlerimiz aslında yetişkin aktör ve aktrisler tarafından oynanan birer ergenler” diyor.
Tolmach daha önce çeşitli filmlerde Kasdan’la çalışmış olduğu için onun bu film için mükemmel olacağını düşündü.
“Ergenler için bu bir kendini keşfetme yolculuğu ama bu yolculuk fantastik bir bağlamda gerçekleşiyor. Dolayısıyla, gerçek hayatta kim olduklarını çözerken, kendilerini aniden bu oyunda başka insanların bedenlerini işgal ederken buluyorlar; bunlar görünüşte kendilerine hiç benzemeyen insanlar. Bunun gerçekten komik ama bir o kadar da ilginç bir fikir olduğunu düşündüm. Başka bir kimsenin bedeninde bir gün geçirebilseydiniz, kendiniz hakkında ne keşfederdiniz?”

Yine de, içinde bol miktarda sağlam aksiyon barındıran bir komedi.
“Böyle filmleri seviyorum; her zaman büyük bir macera filmi yapmak istemiştim” diyor Kasdan ve ekliyor: “Bu film Hawai’de çekilmiş, büyük aksiyon sekansları ve bol miktarda görsel efekti olan bir ergenlikten çıkış komedisi.”
Tolmach ise şunu ekliyor: “Gerçekten büyük tehlikeleri olan klasik bir aksiyon macera filmi yaratmak istedik. Söz konusu tehlikeler çok gerçek; Jumanji’de ölebilirsiniz. Filmde çok bol miktarda komedi olacağını biliyorduk. Ama biz bu komediyi doğal ve heyecan verici aksiyonla harmanlamak istedik.”



KARAKTERLER HAKKINDA

Filmde, görünürde birbirlerinden gece ile gündüz kadar farklı olan dört ergen –Spencer, Bethany, Fridge ve Martha– gizemli bir şekilde Jumanji dünyasına çekilirler.
Çabucak fark ederler ki hayatta kalabilmek için beraberce çalışmanın bir yolunu bulmaları gerekmektedir.
Dört ergenden her biri, yeni kimlikleri içinde, belirli görevleri yerine getirmek için eşsiz bir niteliğe sahiptir; fakat hepsinin (en azından çoğunun), aynı zamanda, ilerlemelerini yavaşlatacak benzersiz zaafları da vardır.

Arkeolog ve uluslararası kaşif olan Dr. Smolder Bravestone katıksız bir aksiyon kahramandır: Korkusuz, bir mermiden bile hızlı, her şeye tırmanabilen, silah kullanmada istisnai becerilere sahip biridir; üstelik tüm bunları alameti farikası olan “için için yanan kuvvetiyle” yapmaktadır.
Zaafları mı? Sıfır. Kulağa tanıdık geliyor mu? Rolü canlandıran aktör, Dwayne Johnson’dan başkası değil elbette.

Fakat Dr. Bravestone’un içindeki kişi çelimsiz bir bedene sahip nevrotik bir oyuncu olan Spencer’dır (Alex Wolff).
Alerjik bünyeli ve çok gergin Spencer, Dr. Bravestone’un tam tersidir… ya da öyle görünmektedir.

Johnson, “The Rock” karakterine ya da canlandırdığı diğer aksiyon kahramanlarına hiç benzemeyen bir tiplemeyi yaratma fırsatından memnuniyet duyduğunu dile getiriyor: “Spencer en muhteşem, güvensiz, sevimli, her şeye alerjisi olan, en eğlenceli karakterdi” diyor Johnson ve ekliyor: “Daha önce hiç ergen bir delikanlı oynama fırsatım olmamıştı. İri ve fiziksel bir genç değil, bana dönüşen ufak tefek Spencer o. On altı yaşındaki bu korkmuş çocuğun avatarı oluyorum. Gerçek bir meydan okumaydı.”

Meydan okumaydı çünkü bütün film, izleyicilerin Johnson’ın gerçekten gergin bir ergen olduğuna ikna olmalarına bel bağlıyor. Fakat Johnson, her ne kadar artık güvenli ve yetişkin bir adam olsa da, durumun her zaman öyle olmadığının altını çiziyor: “Daha 16 yaşımdayken bile 46 gösteriyordum. Yaklaşık 1.95 boyunda ve 110 kiloydum; kalın bir bıyığım vardı; ama dışardan nasıl görünürsem görüneyim, içimde kendinin kim olduğunu çözmeye çalışan bir ergen vardı. Dolayısıyla, bu rol için gençliğimin o dönemine tutundum. Filmi izleyen herkesin ‘Bu, Spencer’ diye düşünmesini istedim, ‘The Rock’ değil.”

Kasdan ise şunu ekliyor: “Hakikaten, dünyada bu fikri DJ kadar komik kılacak bir aktör daha yoktur. Role kendini yüzde yüz adadı. Kimliğiyle –ve ona karşı– oynama fırsatına dört elle sarıldı. Bu çocuğun kimliğine büründüğüne hiç kuşku yok.”




Okulun görünümüne takıntılı kraliçe arısı Bethany (Madison Iseman) oyuna çekildiğinde, “kıvrımlı bir dahi” olan Dr. Shelly Oberon’u oynamayı seçer.
Dr. Oberon, Jumanji’de bir harita uzmanı, arkeolog ve paleontolog olarak yolculuk yapacaktır. Yalnız şöyle bir şey vardır ki, Shelly aslında Sheldon’ın takma adıdır. Görüntüsüne takıntılı Bethany, birden bire, kendi deyişiyle, “orta yaşlı şişko bir adam” (Jack Black) oluverir. (Dolayısıyla, Shelly’nin zaafının dayanıklılık olduğunu öğrenmek Bethany’yi şaşırtmaz.)

Black için rolün cazibesi katmerliydi. Öncelikle, içindeki ergen genç kıza bürünmek hoşuna gidecekti; ve role hakkını vermek için, rolü paylaştığı genç oyuncuyla aynı bakış açısını paylaştıklarından emin oldu.
“Kendi kafamda, nasıl seksi bir bebek olunacağını biliyorum. Bu benim repertuarımda var” diyor komedyen ve ekliyor: “Fakat ben yaklaşık olarak 80’lerin ergen genç kızlarını biliyordum. Bu yüzden, Madison Iseman’a bir sürü soru sordum. Araştırmamı yapmak zorundaydım. ‘Bu günlerde neler dinliyorsunuz? En sevdiğin müzik türü ne, hangi televizyon programlarını izliyorsun?’ Onları dinleyip izleyerek, o kafa yapısına girdim.  Madison bana çok yardımcı oldu.”

Fakat Black rolden keyif almanın yanı sıra, birlikte çalışmayı en sevdiği yönetmenlerden biriyle yeniden işbirliği yapma fırsatı da buldu.
İkili ilk olarak 2001 yapımı komedi Orange County’de birlikte çalışmışlardı.
“Jake Kasdan birlikte çalışmayı en sevdiğim yönetmenlerdendir. Orange County en komik ve en iyi set ortamı sunan bir filmdi. Jake süper zeki, süper komik ve süper hazır cevaptır. Dolayısıyla, bu filmde yer alıp onunla tekrar birlikte çalışma fırsatına anında balıklama atladım. O en iyi eylemi gerçekleştirmek için benim beynimi nasıl harekete geçireceğini bilir. Oyunculuk alanında iyi bir bilim insanıdır.”

Kasdan da şunu söylüyor: “Jack benim birlikte çalışmayı en sevdiğim insanlardan biri. Onun zekasına daima yüzde bin güveniyorum. Dolayısıyla, ondan bu ergen kızı oynamasını istediğimizde, nasıl görüneceğinden tam olarak emin olmamakla birlikte, müthiş olacağını biliyordum. O, Bethany’nin ta kendisi, hem de perdede olduğu her saniye.”

Kelimenin tam anlamıyla okulun iri kıyımı, kendine güvenli Fridge’dir (Ser’darius Blain). Jumanji’nin içine çekildiğinde, statüsü yalnızca büyür –mü acaba? O artık –zooloji uzmanı, silah taşıyıcı… ama boydan nasibini alamamış– Franklin “Amerika geyiği” Finbar’dır (Kevin Hart).
Ve bu yeterince kötü değilmiş gibi; zayıf yönlerinin güç, hız ve pasta oluşu, onun daha da aşağılanmış hissetmesine yol açar.

“Fridge karakter seçerken elbette ‘Amerika geyiği’ Finbar’ı seçiyor. Geyik kulağa güçlü, iri, uzun geliyor, tıpkı Fridge’in kendisi gibi” diyen Hart, şöyle devam ediyor: “Ama öyle değil. Bir de bakıyor ki bana dönüşmüş; yani çok ufak tefek, çok minyon bir adama. Olduğunu düşündüğü her şey bir anda değişiyor. Kendisi gerçek hayatta yapılı ve sertti ama oyunda hem küçük, hem de o kadar sert değil; alışmış olduğu tüm o şeyleri yapamıyor. Ve birden bire, kendisinin tam zıttı olarak taviz veren bir konumuna düşüyor ki bunu hiç benimseyemiyor. Ve artık Spencer’ın ondan daha iri olmasını da benimseyemiyor. Ama durup bir adım geri gitmesi ve Spencer’ın liderlik etmesine izin vermesi gerek.”

“Kevin tam bir enerji bombası” diyor Jack Black ve ekliyor: “Onunla bir filmde olmak muhteşem ama doğrusu bu durum daha sık komik olma konusunda üzerimde baskı yarattı. Şöyle bir şeydi: ‘Kahretsin, oyunumu yukarı taşımalıyım.’”
Kasdan ise şunları aktarıyor: “Bana kalırsa, Kevin şu an dünya üzerinde yaşayan en komik insanlardan biri. Böyle birinin filminizde olması müthiş bir şey. Daha başlar başlamaz, komedi süper güçlerine sahip biriyle çalıştığımı anladım. Kevin dolu dolu konuşarak da, tek bir bakışla da komik olabiliyor.”




Sözünü esirgemeyen ama sosyal anlamda uyumsuz olan Martha (Morgan Turner) lise yıllarının iniş çıkışlı olabileceğinin –ve hayatın üniversite ve sonrasında daha iyi olacağının– farkındadır ama bu onun günlük yaşamını kolaylaştırmaz. Bugüne kadar, arka planda kamufle olarak hayatla başa çıkmıştır… ama şimdi dövüş sanatları ustası ve erkek katili dinamo Ruby Roundhouse’a dönüşen Martha, kendini herkesin dikkatini üzerine çeken yetenekli bir baş belası olarak bulur. Bu onun adına, kelimenin en hafif anlamıyla, alışılmadık bir durumdur, ama öne çıkmak ve hayatta kalmak için savaşmaktan başka seçeneği yoktur.

Martha’nın savaşçı kimliğini BBC dizisi “Doctor Who” ve Guardians of the Galaxy film serisindeki rolleriyle tanınan İskoç aktris Karen Gillan canlandırdı. Jumanji onun gerçek becerisini keşfetmesi için zemin oluşturdu.

“Kendi adıma, Martha’nın öğrenme eğrisi, işin esas eğlenceli yanı” diyen Gillan, şöyle devam ediyor: “O, içine dönük, sosyal açıdan uyumsuz bir genç kızken çok farklı birinin bedenine ve sonrasında da zihnine girmek zorunda kalıyor. Ben de bazen biraz uyumsuzumdur ama güçlü, baş belası karakterler canlandırabildim. Bunun için kendi tuhaf uyumsuzluğumun üstesinden gelmem gerekti. Martha/Ruby ile o yönümü kucaklama ve gerçekten eğlenme fırsatı buldum.”

“Uzun süredir Karen’ın hayranıyım” diyor Kasdan ve ekliyor: “Ve Martha’yı –çok zeki ama biraz içine kapanık, gözlerimizin önünde kendi gücünü keşfeden biri olarak– canlandırma biçimi filmin en sevdiğim kısımlarından biri. Karakterin her düzeyini o kadar iyi oynadı ki.”

Nick Jonas’ın canlandırdığı Alex ya gruba görevlerinde yardım edecek ya da onları bekleyen tehlikenin habercisi olacak bir başka oyuncudur.
Jonas bu konuda, “Alex’in avatarı bir pilot –Jefferson ‘Deniz Uçağı’ McDonough. Bir süredir oyunda ve ilerlemekte zorluk yaşıyor. Filmin sonraki bölümlerinde öğreniyoruz ki hikaye biraz daha karmaşık…” diyor.

Dr. Bravestone’un rakibi kaşif ve maceraperest Van Pelt, kahramanlarımızı sonsuza dek Jumanji’de tutabilecek bir planı harekete geçirir.
Bu rolü canlandıran Bobby Cannavale şunları söylüyor: “Van Pelt, sırf keşif uğruna, elde tutulamayan ve mitsel bir şeyin peşinden koşmayı saplantı haline getirmiş. Kaşif olmak biraz eski ekol bir fikir. Artık çoğu insanın keşfedilecek her şeyi keşfettiğimizi düşündüğü bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden, aslında pek az insan bu tür keşif gezilerine çıkıyor. Bilinmeye adım atmanın artık pek görmediğimiz, gerçekten heyecan verici bir yanı var.” 

Kasdan’ın oyuncuları dengede tutmak ve komediyi akıcı kılmak için kullandığı yöntemlerden biri oyuncularına komik olanı bulmak için alan tanımaktı.
Black buna ilişkin bir anısını şöyle aktarıyor: “Karen’la paylaştığımız müthiş bir sahnede ben ona nasıl flört edileceğini öğretiyordum. Setteki o gün bana Jake’le bir zamanlar Orange County’deki çalışmamızı hatırlattı. Sahnemiz büyüyen bir organizma gibiydi –gerçek zamanlı olarak oluveriyordu. Heyecan vericiydi.”
Kasdan ise şunu belirtiyor: “Oyuncu kadrosu rüya gibiydi. Hepsi son derece komik ve işbirlikçiydiler; ayrıca, birlikte harika çalıştılar. Üstelik tümü fiziksel oyuncular. Bu önemliydi çünkü filmde bol miktarda aksiyon var. Oyuncularımın hepsi filmin bu yönüne tamamen kucak açtılar.”




TASARIM HAKKINDA

Jumanji’nn egzotik ortamını beyaz perdeye taşımak için, oyuncu kadrosu ve çekim ekibi fedakarlık örneği göstererek tehlikeli bir ormanın içine gittiler… Oahu-Hawai’ye (Zorlu bir iş, ama birilerinin yapması gerekiyordu).
Hem Kasdan hem Tolmach çekimler için özgün orman mekanları kullanmanın çok önemli olduğunu hissettiler. Bu seçim, filmin genel görünümüne değer katmakla kalmayıp, efektsiz çekilen tehlikeli sahnelere, daha da önemlisi oyuncuların performanslarına katkı sağlayacaktı.

“İzleyicilerimiz için kahramanlarımızın vahşi bir ormanın içine çekildiklerinin inandırıcı olması açısından gerçekten de ormana gitmeliydik” diyor yapımcı Matt Tolmach ve ekliyor: “Neyse ki, Hawai bize ihtiyacımız olan her şeyi veren çeşitlilikte sık ormanlara sahipti. Buraları gerilimi yükselten dramatik bir ortam sunarak filmdeki gerçek dünyanın günlük yaşamıyla müthiş bir tezat oluşturuyordu.”
Ada çok çeşitli cangıl ortamlarına sahipti. Waimea Vadisi, Kuzey Kıyısı ve adanın, kilometrelerce uzanan okyanus ve vadi manzarasına sahip, bol rüzgar alan bir bölgesi olan Kualoa Ranch bunlardan yalnızca birkaçıydı.

Vahşi orman mekanları doğal bir tablo oluştururken, yapım tasarımcısı Owen Paterson’ın yaratıcı gözleri buraları Jumanji’nin fantastik video oyunu dünyasına uygun, benzersiz fonlara dönüştürecekti.
Captain America: Civil War ve The Matrix serisi gibi birçok filme imza atmış olan deneyimli görüntü yönetmeni Paterson, set tasarımcıları, inşaat işçileri ve set dekoratörlerinden oluşan ekibiyle birlikte, adada birçok set inşa edecekti.
Dev bir araba, uçak ve helikopter filosuna ev sahipliği yapan muazzam taşıt deposu da bu setler arasında yer alıyordu. 

Sıfırdan inşa edilen bir başka etkileyici set de Alex’in ağaç eviydi. Bu ev için sinema sihrine başvurulmadı; gerçek bir ağaç evi geniş bir banyan ağacına inşa edildi ve ormanın yeşilliği içinde kamufle oldu.
Bu setin zorluğu; dekor, inşaat ve tasarımın adanın dört bir yanından toplanmış ve amaca uygun olarak kullanılmak üzere yeniden şekillendirilmiş malzemelerden yapılmasını sağlamaktı.
“Ağaç evi gerçekten süperdi. Mümkün olsa orada birkaç gün tatil yapmak isterdim” diyen Jonas, şöyle devam ediyor: “Karakterimi gerçekten tanıtmak ve onca zamandır nerede olduğuma dair arka hikaye sağlamak için harika bir yer olmanın yanı sıra, bizim açımızdan orijinal filme de saygı duruşunda bulunmanın bir yolu oldu.”

Paterson’ın, Jumanji’nin vahşi ormanlarının yanı sıra, filmin destekleyici sahneleri için gerçek dünya ortamlarını da yaratması gerekti. Bu da bambaşka iki ayrı görsel dünya demekti.
“Jumanji’nin egzotik ve fantastik dünyası küçük bir Amerikan kasabası olan Brantford’ın ortamıyla muazzam bir tezat oluşturuyordu” diyen Paterson, açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Jumanji dünyasını geliştirmek için deneyler yapmak çok keyifli bir meydan okumaydı. Antik tapınaklarımızı, Alex’in ağaç evini ve diğer setleri Hawai’nin güzel ve zengin ormanları ve şelaleleriyle doğal bir şekilde harmanlanmış görmek özellikle tatmin ediciydi.”




Jumanji: Vahşi Orman’da, hayvan çeşitliliği dev sivrisineklerden gergedanlara, suaygırlarından yılanlara ve jaguarlara uzanmaktadır. Ama hepsi Jumanji taşı tarafından lanetlendiği için, en iyi huylu görünen hayvanlarda bile tehditkar bir nitelik vardır.
Öte yandan, gerçek hayatta da, oyuncu kadrosu Doğa Ana’yla bizzat karşılaştı. Hawaii hiçbir adasında yılan olmamasıyla ünlü olsa da, yağmur ormanlarında çekim yapmak, özellikle geceleri bazı hayvanlarla karşılaşmayı kaçınılmaz hale getirdi. Zaman zaman yaban domuzları görüldü ama oyuncu kadrosu ve çekim ekibini tetikte tutanlar börtü böceklerdi, özellikle de soktuğunda çok acı veren çıyanlar.   

Çekimlerin son altı haftasında oyuncu kadrosu ve çekim ekibi anakaraya döndüler. Goergia’daki Atlanta şehri Brantford sahnelerinin banliyö mekanlarının yanı sıra, vahşi orman mekanlarından bir kısmına ev sahipliği yaptı: Pazar sahnesi, Jaguar heykeli ve bubi tuzaklı labirent tüneller, bu mekanlar arasında yer alıyorlardı.   

Egzotik ama son derece tehlikeli pazar, Jumanji sakinleri için bir kavşak görevi görmektedir.
Gençler kendilerini bir sonraki seviyeye taşımasını umdukları bir dizi zorlu görevle burada karşılaşırlar.
“Tasarım açısından bakıldığında, hikaye anlatımını beslemek için gerçekten izlememiz gereken bir sıralama vardı: Karakterlerin girişinden, merkezi bir sekans için bir çadırın yerleşimine, Fridge’in pasta zaafının nedenini açıklayan pazar tezgahından Van Pelt’in ejderhalarıyla karşılaşma anına” diyor Paterson ve ekliyor: “Bu çerçeveyi esas alarak, her şeyin hareket halinde olduğu pazar yerine harika dokular ve öğeler ekledik. Burası gerçek bir pazar gibi göründü. Set dekoratörümüz Ronald Reiss, tıpkı Ortadoğu’da göreceğiniz türde baharat, yiyecek, pirinç ve halı tezgahları yerleştirdi. Öte yandan, bu bir video oyunu olduğu ve karakterlerin silah bulması gerektiği için onları da ekledik. Benim buradaki amacım vahşi ormanla hoş bir görsel tezat oluşturan, egzotik dokulu, gerçekten canlı bir alan yaratmaktı.”

Paterson’ın tasarladığı saygın Jaguar heykeli gerçek malzeme ile görsel efektin bir karışımından oluştu. Jerome Chen’in görsel efektler ekibi filmin aksiyonunun büyük bir kısmının geçtiği Hawai mekanlarından birinde yer alan dev kaya oluşumunun orta kısmına köpük ve betondan yapılmış 12 metrelik Jaguar başı heykelini yerleştirdiler. Heykel taş eski görünmesi için alçı boyayla renklendirildi. 

Yapımcılar Jumanji masa oyununu video oyunu versiyonuyla daha da bağlantılı hale getirmek için, ilk filmin ikonlaşmış bazı görüntülerini incelikli bir şekilde kopyalayarak, hem seyirciyi şaşırtmak hem de biraz nostalji yaratmak istediler.
Paterson oyun tahtasındaki hayvan şekilli taşları –bir fil, bir timsah ve gergedan– antik tapınak tasarımlarına entegre etti. Böylece sarmaşıkla kaplı bu heykeller Bravestone ve diğerlerini Jaguar heykeline yönlendirdi.   



Hiç yorum yok: