11.05.2018

Truth or Dare / Doğruluk Mu Cesaret Mi?


Lucy Hale (Pretty Little Liars) ve Tyler Posey (Teen Wolf) Blumhouse Yapım’ın (Happy Death Day, Get Out, Split) dehşet verici, yeni doğaüstü gerilim filmi olan Truth or Dare / Doğruluk mu Cesaret mi? filminde üniversite son sınıf öğrencileri Olivia ve Lucas rollerini canlandırıyorlar.

Yakın arkadaşlardan oluşan bir grup mezuniyetten önce son bir kaçamak yaparlar ve zararsız Doğruluk mu Cesaret mi?” oyununa katılırlar.
Oyun, dönüşte eve kadar peşlerinden gelir ve onları oynamaya ya da ölümcül sonuçlarla yüzleşmeye zorlar.

Yönetmen Jeff Wadlow (Kick-Ass 2, Cry Wolf), yapımcı Jason Blum (Whiplash, Get Out), oyuncular; Olivia’nın en iyi arkadaşı ve kendi şeytanlarıyla mücadele eden Markie rolünde Violett Beane, ailesinin öğrenmemesi gerektiğini düşündüğü bir sırrın altında ezilmiş olan Brad rolünde Hayden Szeto, grubu ölümcül bir kapana davet eden, manipülatif yeni arkadaşları Carter rolünde Landon Liboiron, korkunç dönüm noktalarıyla yüzleşecek olan neşeli Penelope rolünde Sophia Ali, egosu ölümü olabilecek olan lisansüstü öğrenci adayı ve Penelope’nin erkek arkadaşı Tyson rolünde Nolan Gerard Funk.



Doğruluk mu Cesaret mi? filminde ayrıca okulun en olgun son sınıf öğrencisi Ronnie rolüyle Sam Lerner, lanetten artık kaldıramayacağı kadar uzun bir süre boyunca kaçan Giselle rolüyle Aurora Perrineau, oğlunun kendisine niye açılmadığını anlayamayan sert bir polis olan Brad’in babası rolünde Tom Choi, kaderlerinin anahtarını elinde tutan gizemli bir kadın olan Inez Reyes rolünde Vera Taylor ve yardım etmek isteyen ama bütün o ölümlerden korkunç bir musibetin sorumlu olduğuna inanmayı reddeden Dedektif Kranis de yer alıyor.

Michael Reisz’a ait hikayeden uyarlanan filmin senaryo yazarları Reisz ve Jillian Jacobs & Chris Roach (Non-Stop) & Wadlow, yönetmeni ise Wadlow.
Yapımcıya kamera arkasında yetenekli bir ekip eşlik ediyor. Görüntü yönetmeni Jacques Jouffret (The Purge serisi), editör Sean Albertson (Warrior), yapım tasarımcı Melanie Paizis-Jones (Whiplash), kostüm tasarımcı Lisa Norcia (Insidious: The Last Key) ve besteci Matthew Margeson (Kingsman: The Secret Service).
Doğruluk mu Cesaret mi? filminin idari yapımcıları Wadlow ve Roach ile birlikte Jeanette Volturno (Get Out) ve Couper Samuelson (Whiplash).




Doğruluk mu Cesaret mi? Başlıyor  


2016’da özgün Kick Ass filminin ve büyük çıkış yapan Cry Wolf filmlerinin arkasındaki beyin olan yazar/yönetmen Jeff Wadlow, bir sonraki projesini düşünürken usta korku filmi yapımcısı Jason Blum ile bir araya gelerek Blumhouse’la işbirliği için potansiyel fırsatları düşünüyormuş.
Wadlow, Happy Death Day ve Get Out ‘dan Split’e kadar yenilikçi, gişe rekortmeni filmler listelerinin yapım evini ideal bir seçenek haline getirdiğini düşünmüş.
Kısa bir süre sonra da Doğruluk mu Cesaret mi? filmine, yenilikçi ve risk alan şirketin yeni filmi olarak onay almış.

Wadlow, uzun süredir sanatında gerilim, aksiyon ve mizahı bir araya getirmek istiyormuş.
İster ev yapımı kostümleri olan ve akla gelebilen her türlü komplodan daha büyük bir şiddet ağına yakalanan bir yasa dışı kanun infazcısının hikayesi olsun, ister nabızları artıran, kitlesel imhayı önlemesi gereken gözden düşmüş bir polis şefinin hikayesi olsun hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir hikayeyi yaratmak kadar ilgisini çeken hiçbir şey olmamış.
Film yapımı dünyasında izleyicileri merakta bırakmak her zaman önemlidir.

Blum, bir süredir Wadlow ile birlikte çalışmak istediğini ve Doğruluk mu Cesaret mi? filminin çok uygun olduğunu belirtiyor. Yapımcı, Wadlow’un kariyerini Cry Wolf’tan beri takip ediyormuş ve yönetmenin korkunun detaylarını ustaca ele alışını ve hikaye haritalama konusunda da detaycı oluşunu çok beğenmiş.
Blum şunları söylüyor; “Gerçek parametreleri olan projeleri severim. Genelde bütçeler önemlidir ama filmin adı bile çok zorlayıcı olabilir. Jeff’in bizim üzerinde oynadığımız bir konsepte dayanan müthiş bir fikri vardı ve senaryoyu yazdı. Son derece deneyimli bir yazar ve yönetmen ve bütçemiz, sahip olduğu süre ve belirlediğimiz bakış açısı konusunda çok rahattı. Hiçbirine şaşırmadı ve bu onun başarılı olmasını sağladı. Sonuç olarak birlikte hem televizyonda hem de sinemada daha başka projeler de yapacağız.”




Blumhouse ekibinin en yeni üyesi Wadlow bize Doğruluk mu Cesaret mi? filminin ortaya çıkışını anlatıyor; “Jason’la genel bir toplantı yaptık ve gerçekten çok iyi anlaştık. Farklı fikirler üzerinde konuşuyorduk ve benden birkaç ay sonra geri gelmemi istedi. O ve (idari yapımcı) Couper Samuelson, Doğruluk mu Cesaret mi? adındaki bir filmi yazmak ve yönetmekle ilgilenip ilgilenmeyeceğimi merak etmişler.”
Genel bir konseptle çalışan yapımcılar Wadlow’un fikre büyüleyici bir bakış açısı getireceğine ve Blumhouse imzası taşıyan, farklı türleri bir arada barındıran bir film ortaya çıkaracağına inanmışlar.

Wadlow ilham kaynağı konusunda şunları söylüyor; “Eğlenceli, zeki, korkunç bir film olmasını istedim. Cry Wolf, korku türündeki ilk çalışmamdı ve Jason ile Couper bana bu değerli fikirle geldiğinde izleyicilerinin ilgisini çekecek bir film yaratmak için büyük bir fırsat olduğunu düşündüm.”

Wadlow, yakın arkadaşların hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebileceğini inceleyen ve aynı zamanda izleyiciye “Bu filmde hayatta kalmak için ne kadar ileri giderdiniz?” sorusunu soran bir hikaye yapma fikrini çok beğenmiş.
Yapımcı, korku içinde mizahı çok gördüğünü söylüyor. “Çizgiyi geçmenin ve bu arkadaşlar arasındaki bahislerin çok gerçekçi olmasını sağlamanın ama bir yandan da izleyiciye doğru anlarda gülme izni vermenin çok önemli olduğunu biliyorduk. Ben, kendi hayatımın karanlık noktalarında her zaman komik yanlar bulmaya çalışırım. Saf duygularla gerçek kahkahalar arasındaki ince çizgide yürümek çok önemliydi.”

Senaryo yazarı Michael Reiz’in hikayesi üzerinden çalışan Wadlow ve yakın meslektaşları Chris Roach ile Jillian Jacobs, by It Follows ve The Ring’den ve Donna Tartt’ın The Secret History’den ilham alan bir gerilimi incelemek üzere yazmaya başlamış.
Yönetmen şunları söylüyor; “Tehlikeli olduğu kadar eğlenceli de olduğunu umduğumuz bir şey yarattık. Karakterlerin oynadığı bu oyunun zeki olması gerektiğini, kötülüğünü hazırlaması ve oyuncuları ele geçirmek için ilişkilerindeki çatlakları kullanması gerektiğini biliyorduk.”




Wadlow ve yazarlar hikayeyi geliştirdikçe neredeyse her kültürde var olan Doğruluk mu Cesaret mi? oyununun farklı versiyonları olduğunu öğrenmişler. Kurallar insanların normalde yapmayacakları şeyler yapma izni veriyor. Hoşlandıkları birini öpmeleri ya da çok kişisel bir şeyi ortaya çıkarmak gibi.
Wadlow şunları söylüyor; “Bize nadiren olarak yapmamamız gereken bir şeyi yapma izni verilir. Oyunun bu yönünü aldık ve ölüm kalım seçeneklerini ekledik. Sadece normalde yapmanıza izin verilmeyen şeyleri yapmak ve sözleri söylemekle kalmayacaksınız, yapmazsanız öleceksiniz de diye ekledik. Bu kusursuz bir tür fırtına oluşturdu ve birçok dehşet veren anla birlikte dilekleri yerine getiren çok sayıda fırsat sundu.”

Yazarlar, senaryo üzerinde çalışırken iki sorunu çözmeleri gerektiğini biliyormuş. Oyuna gerçek, ölüm kalım seçenekleri sunmaları ve kazananlar ve kaybedenler olması gerekiyormuş. Hikayenin karakterleri en karanlık sırlarını açıklamaya ve hayatta kalmaya çalışırlarken olabildiğince sıkıştırmaya zorlamış.
Wadlow ve ekibi, oyunun bize kendimiz hakkında öğrettiği şeylerin ölümcül ve yükseltilmiş bir versiyonundaki bir dizi istismar aracılığıyla öldürmek için Callux adındaki antik bir üçkağıtçı iblisin devreye girmesi gerektiğine karar vermişler.

Blum şöyle özetliyor; “Mezuniyet sonrası hayatlarına başlayıp, yolları ayrılmadan önce son bir tatil kaçamağı için Meksika’ya giden bir grup üniversite öğrencisi hayal etmişler. Bütün çekirdek gruplarda olduğu gibi veda etmeye hazırlanırlarken uzun zamandır beslenen romantik duygular ve gizlenen çatışmalar ortaya çıkmaya başlamış. Yakışıklı bir yabancı, kadın kahramanımızı arkadaşlarına sözde komik Doğruluk mu Cesaret mi oyununu oynatması için kandırınca, onları en gizli sırlarını paylaşmaya veya en büyük korkularıyla yüzleştirmeye kararlı üçkağıtçı bir iblisi uyandırırlar. Ve eğer bunları yapmazlarsa en büyük bedeli ödeyeceklerdir.

Yönetmen şunları söylüyor; “Yaşamak istiyorsanız ya olabildiğince dürüst cevap vermeli ya da yapmak istemediğiniz şeyi yapmanız gerekiyor.”
Sonunda Callux grubu, arkadaşlarını korumak için ne kadar ileri gideceklerine karar vermeye zorlar.
Wadlow şunları söylüyor; “Olivia ve Markie’nin ilişkisi filmin merkezinde. Bu yüzden sınanması gerekiyor. İkisi de Lucas’a aşık ve Lucas da üçgenin üçüncü noktası. Oyundan canlı çıkmak istiyorlarsa sevdikleri için her şeyi feda etmenin ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor.”

Hikayeyi oluşturmanın en eğlenceli yönlerinden biri de izleyici için tohumlar ekmek ve hikayenin giderek daha dehşet verici bir alana doğru ilerlemesine olanak vermek olmuş. Sonunda, her doğruluk mu cesaret mi bölümü bir karakterin taşıdığı bir kusuru, zayıflığı ya da sırrı vurgulamak üzere tasarlanmış. Bu da doğal bir şekilde karaktere özgü bir şey olduğunu hissettirmiş.
Wadlow şöyle anlatıyor; “Size bir karakterin alkol sorunu olduğunu, diğerinin en yakın arkadaşının sevgilisinden hoşlandığını gösteriyoruz. Oyun ilerledikçe ve benim kişisel meydan okumalarımın yanı sıra daha derin sorular soruldukça izleyicinin de oyuncular hakkında daha çok şey öğrenmeye başlayacağını umuyorum. Bu da onların birlikte oynamalarına, eğlenmelerine, meydan okumaları deneyimlemelerine ve sorulara tepki vermelerine olanak veriyor. Sadece karakterlerle bağ kurmuyorlar, aynı zamanda Callux’un kötü niyetinden de keyif alıyorlar.”

Blumhouse modeli içinde ilk kez çalışma deneyimi konusunda Wadlow şunları söylüyor; “Jason en iyi yapımcı tipi. İhtiyaç olduğunda orada oluyor ve uzakta durmanın ne demek olduğunu da anlıyor. Editörümüzün kurgusundan yönetmenimizin kurgusuna kadar tüm süreç boyunca yaptığımız işin en iyi versiyonu olması için bize rehber oldu. Filmin bize ait olduğunu ya batacak ya da yüzecek olduğuna dair tutumunu beğeniyorum.  Ama sonuç olarak bu hikayeyi nasıl anlatacaklarını çözerken ekibimizin daha yaratıcı olmasını sağladı. Jason’ın projelerinde inanılmaz bir ekip çalışıyor ve ben de onların birçoğuyla birlikte çalışma fırsatını bulduğum için çok heyecanlıyım.”




Canavarlar mı Kurbanlar mı? 


Wadlow, en çok Blumhouse’taki Terri Taylor yönetimindeki oyuncu seçimi ekibinin karmaşık karakterlere bürünecek kusursuz yetenekleri bulmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalarından etkilenmiş.
Oyuncu seçimi departmanı, bu rolleri çok iyi anlayan ve yapımda yer almayı çok isteyen kusursuz oyuncuları bulmak için aylarını vermiş.
Blum, Wadlow’un farklı oyuncu grupları arasında her şeyi kısa sürede toparlamasından etkilenmiş.
Yapımcı şunları söylüyor; “Muhteşem bir oyuncu kadrosunu bir araya getirebildik. Bu da Jeff’in katkısıyla ve çok güçlü senaryoyla oldu. Filmlerimizin ayrıca kısa bir yapım takvimi vardır ve Los Angeles’ta çekilirler. Yani bunların da payı büyüktü.”

Wadlow, oyuncuların kendilerini rollerine adamalarından etkilenmiş. Yönetmen şunları söylüyor; “Oyuncular, karakterleri canlandırma konusunda müthiş bir iş çıkardılar. Ayrıca onlara daha çok değer vermenizi sağlayan karakter özelliklerini de eklediler. İzleyicinin bu tehlikeli durumlardaki karakterlerini sevmesini sağladılar. Bu da gerilimi 3 kat artırıyor."

Yapım ekibi oyuncu seçimi sürecine başlarken hem televizyondan hem de sinemadan yeteneklere bakmışlar. Olivia ve Lucas’ı canlandırmaları için Pretty Little Liars’dan Lucy Hale ve Teen Wolf’tan Tyler Posey’i seçmişler.
Wadlow şöyle anlatıyor; “Lucy ve Tyler’ı bulduğumuz için çok şanslıydık. Çok güzel insanlar. Bu zorlu süreçten birlikte geçtikten sonra onları çok iyi dostlar olarak görüyorum. Sanatçılar ve duyguyu aktarabilme yetenekleri çok özgün, çok hassas. Çocukluklarından beri çalışıyorlar ve o deneyimlerinin ve yeteneklerinin hepsini bizim filmimize taşıdılar. Yoğun, düşünceli, komik performanslar sergilediler.”

Seçmeler sadece oyuncu seçimi için yapılmamış. Aynı zamanda oyuncuların yönetmenle çalışmayı isteyip istemediklerini de belirlemek için yapılmış.
Wadlow şöyle anlatıyor; “Seçmeler sırasında Lucy bizi çok şaşırttı. İnanılmaz yetenekli ve o sahneyi bitirdiği anda baş aktrisimizi bulduğumuzu biliyorduk. Tyler en son seçildi. Çünkü o karakteri çözmesi en zoruydu. Lucas’ın bir üstünlüğü olmalıydı, güçlü ve sert olmalıydı ama aynı zamanda hem açık sözlü hem de zaafları olmalıydı. Onu kimse Tyler Posey’den daha iyi canlandıramaz.”

Yakın arkadaş grubunun kalbi olan Olivia, kendinden çok dünyaya yardım etmekle ilgileniyor. Bahar tatilini yardıma muhtaçlar için evler inşa ederek geçirmek istiyor. Ama küçüklüğünden beri tanıdığı en iyi arkadaşı Markie onu Meksika’daki Rosarito Plajı’nda tatile çıkmaları için ikna ediyor.
Olivia ve arkadaşları döndüklerinde ve dehşet verici anlar artık tesadüf olarak görülemezken oyunun gerçek olduğunu ve onları evlerine kadar takip ettiğini kabullenmekten başka seçenekleri kalmamıştır. Şimdi arkadaşlarını bunların olduğuna ikna etmekte Olivia'ya kalmıştır. Eğer edemezse insanlar hayatlarını kaybedecektir.

Oyuncunun ilgisini çeken hikayenin merkezindeki genç kadınlar arasındaki derin bağ olmuş. Hale şunları söylüyor; “Ne zaman bir senaryo okusam karakterimin geçmiş hikayesini düşünürüm. Olivia ile Markie’nin aynı sokakta, birlikte büyüdüklerini hayal ettim. Ebeveynleri arkadaşmış ve birlikte dans dersleri almışlar. Birbirlerinin hayatlarındaki bütün önemli adımlara tanıklık etmişler. Kız kardeş gibi tartışıyorlar ama günün sonunda bir bağları var birbirlerine destek oluyorlar.”

Hale, Wadlow’un oyunun giderek daha fazla sapkın bir hal almasına izin vermesine memnun olmuş. Yapımdaki unutulmaz anlarından biri karakterlerin, kendilerini oyuna zorlayan iblisi kandırmaya çalıştıkları an olmuş. “Herkes ‘tek yapmamız gereken doğruyu söylemek ve iyi olacağız' diye düşünüyor. Ama iki kişi doğruluğu seçerse bir sonraki kişinin cesareti seçmesi gerektiğini öğreniyorlar. Çok karanlık bir hal alıyor. Hikayenin başlarında Markie, Olivia’ya ‘bana bir daha dokunursan elini kırarım' diyor Olivia, cesaretini sınamak zorunda kalınca bunu yapması gerekiyor. Yoksa Markie ölecek. Olaylar oradan sonra hızlanıyor.”

Lucas, sadece Markie’nin erkek arkadaşı değil. Olivia’yla arasında da dile getirilmeyen bir hoşlanma var. Birinci sınıftan beri tanışıyorlar ve sadece arkadaş olacakları fikrini kabullenmişler.
Güçlü kalpli, iyi bir adam olan Lucas gerektiğinde sert biri olabiliyor. Bu da karakteri oldukça zorlayıcı yapıyor. Çünkü ölüm kalım kararları vermesi gereken bir duruma yaklaşmak üzere. Olivia’nın doğru söylediğine ilk inanan Lucas oluyor çünkü Lucas’ın sırası ondan sonra geliyor. Sıranız geldiğinde bunun bir oyun olmadığını fark ediyorsunuz. Bu bir şaka değil. Gerçekten oluyor.
Posey, Lucas’ın da olaylar gelişinceye ve oyun kolunun üstünü yakıncaya kadar grubun geri kalanı gibi inanmadığını söylüyor.
Lucas başlarına gelenlerle nasıl başa çıkacağını bilmese de hesaplama ve yöntemsel davranma konusunda çok iyi. Eğer Olivia grubun beyni ve lideriyse Lucas da fikir adamı. Olanlarla başa çıkmayı öğrenirlerken grupta barışı sağlamaya çalışıyor.

Oyuncu özellikle Lucas’ın, Markie ve Olivia arasında, iblisin kökenini bulmak ve oyunu sonsuza dek bitirmek amacıyla Rosarito’ya geri dönüş yolculuğunu sevmiş.
Posey şunları söylüyor; “Karakterlerimiz bir katliamdan kurtulan bir kadınla konuşmak ve laneti bozmanın bir yolunu bulmaya çalışmak için Meksika’ya dönüyor. Bu arada bizi başlangıçta Doğruluk mu Cesaret mi oyununa sokan tuhaf çocuğu kendi dilini kesmesi için ikna etmeye çalışıyoruz!”

Markie dışarıdan hayatını toparlamış gibi görünse de içeriden berbat bir haldedir. Hayatının trajedisiyle başa çıkmıştır. Sadece ilişkisini zar zor yürütmekle kalmamış aynı zamanda yıllar önce babası da intihar etmiştir. Olivia onun limanı olmuş ve aralarındaki bağ, sınanacak en önemli ilişki olacaktır.

The Resident ve The Flash’daki  rolleriyle tanınan Violett Beane için böyle karmaşık bir karakteri canlandırma fırsatı çok önemli olmuş.
Şunları söylüyor; “Markie, Olivia’yı Meksika’ya gitmeye zorlayan karmaşık arkadaş. Özel hayatında çok fazla sorunla uğraşıyor ve sonuçta Lucas için ideal kız arkadaşı değil. Ama ona çok değer veriyor ve sorunlarını birlikte çözüyorlar.”

Beane’nin hikayede ilgisini çeken en iyi iki arkadaş arasında uzun süredir devam eden dram ile doğaüstü dehşet olmuş. “Başta Markie oyunun gerçekten yaşandığına inanmamış. Çünkü Olivia, Markie’nin bir sırrını ortaya döküyor. Olivia’nın bunu sadece biri onun cesaretini sınadığını için yaptığına inanamıyor. Kıskançlık nedeniyle olabileceğine inanmak istiyor. Markie’nin inanması biraz daha uzun sürüyor. Ta ki Olivia’nın elini kırmaya zorlanıncaya dek.”




Grubun geri kalanında tıp fakültesine hazırlanan Tyson yer alıyor. Dünyaya Tanrı tarafından bahşedilen bir armağan olduğunu düşünse de Tyson’ın arkadaşları esprili yönleri nedeniyle onu hoş görüyorlar.
Yapım ekibi, ahlaki olarak sorgulanabilen tatlı dilli karakter için çıkış yaptığı Riddick’te rolü ve TV’deki Counterpart’taki rolleriyle tanınan Nolan Gerard Funk’ı seçmiş.
Tyson, Olivia ve Markie ile birlikte yaşayan Penelope ile çıkmaktadır.
Grey’s Anatomy’den Sophia Taylor Ali’nin canlandırdığı Penelope neşeli, tatlı, eğlenceli, güzel ve her şeyi yapmaya hazırdır. Yine de eğlenceye biraz fazla düşkün olması düşüşünü getirebilecektir.

Son olarak Brad, grubun kalbidir. Cinsel kimliğini kabullenmek için mücadele vermektedir ve henüz ebeveynlerine açılmamıştır. Babası, Brad’in hayatında çok fazla gerilim yaratan sert bir polis memurudur. Sonunda hikayenin gidişatı boyunca çözmesi gereken bir sorun haline gelir.
Brad’i The Edge of Seventeen’deki çıkış yaptığı rolle bilinen Hayden Zeto canlandırıyor ve performansı oyuncu arkadaşlarını da çok etkilemiş.
Hale şunları söylüyor; “Brad sırrını babasından çok uzun bir süre saklamış ve en büyük korkusu babasına karşı dürüst olmak. Film bu yüzden çok ilginç. Hepimizin sırtımızda ağırlık yapan sırlarımız vardır. Onları söylediğimiz an, sapkın ve karanlık bir oyun olsa da bir açıdan yardımı olabilir.”

Netflix dizisi Hemlock Grove’da rol alan Landon Liborion, Olivia’yı ve arkadaşlarını kandırarak oyuna sokan Carter rolü için seçilmiş.
Wadlow karakterin, kadın kahramanımız için nasıl yeni bir başlangıç olması gerektiğini anlatıyor; “Olivia için bu Lucas’tan vazgeçip hayatına devam etmesi için bir işaret oluyor. ‘Bir risk alacağım’ diye düşünüyor. Gece çökerken barda karizmatik, sevecen, düşünceli bir çocukla tanışır. Grup da Meksika’daki son gecelerinde ne yapacaklarını düşünmektedir. Carter ‘ben bir yer biliyorum. Oraya gidebiliriz.' Diyor.”

Yönetmen Carter’ı canavar mı yoksa kurban olarak mı tanımlamanın zor olduğunu söylüyor. Karakterlerin kendilerini bu kargaşada bulmalarının sebebi o, ama o da bu durumda olmayı istememiş. Sonuçta bu Olivia karakterinin değişiminin başlangıcı oluyor. Oyunun başında Brad ona ‘Seçim şansın olsa arkadaşlarını kurtarmayı mı seçersin yoksa tüm Meksika halkını mı?' diye soruyor. Olivia filmin sonunda başta verdiği yanıttan çok farklı bir yanıt veriyor.”

Oyuncu seçimi tamamlandığında oyuncular Wadlow ve Blum’un izleyiciye değer verecekleri iyi karakterler sunma amacını da yerine getirmiş olmuşlar.
Yönetmen şunları söylüyor; “Zaten ahlaki açıdan sorgulanabilir birini uygunsuz bir duruma girmeye zorlarsan sonuç çok da umurumda olmaz. Biz bağ kurabileceğiniz ve sevebileceğiniz çok boyutlu karakterler sunmak istedik. Bu karakterler, korku filmlerinde genelde olduğu gibi ölmeyi bekleyen boşluk doldurucu karakterler değil. Çok insani ve gerçek anları daha da üzücü yapan şey ise oyunun o anları karakterlerimizin aleyhine kullanması oluyor. Oyunu oynamak dışında yapabilecekleri pek bir şey yok.”


Filmin mmknmrtb notu:     /10



Hiç yorum yok: