13.06.2018

Jurassic World: Fallen Kingdom / Yıkılmış Krallık


Tema parkı ve lüks tatil beldesi Jurassic World’ün kafeslerinden kurtulan dinozorlar tarafından yıkılmasının ardından üç yıl geçmiştir.
Nublar Adası şimdi insanlar tarafından terk edilmiş, hayatta kalan dinozorlar ormanlarda hayatlarını sürdürmektedir.
Adanın uyumakta olan yanardağı hareketlenmeye başladığında Owen (CHRIS PRATT) ve Claire (BRYCE DALLAS HOWARD) kalan dinozorları bu soylarını yok edici olaydan kurtarmak için bir kampanya başlatırlar.
Owen, hala ormanda kayıp olan baş raptoru Blue’yu bulmak ister.
Claire de artık misyonu haline gelen bu yaratıklara saygı duymaktadır.
Dengesiz adaya ulaştıklarında lavlar yağmaya başlar.
Seferleri, bütün gezegeni tarih öncesi çağlardan bu yana görülmemiş, vahim bir düzene geri döndürebilecek bir komployu ortaya çıkarır.

Sinema tarihinin en popular ve başarılı film serisinden birinin tüm mucize, macera ve heyecanını taşıyan bu yepyeni filmde en sevilen karakterler ve dinozorlar daha öncekilerden çok daha şaşırtıcı ve dehşet verici yeni türlerle birlikte geri dönüyor..


Yıkılmış Krallık Doğuyor


Epik aksiyon macerada oyuncular Pratt ve Howard, idari yapımcı STEVEN SPIELBERG ve COLIN TREVORROW ile birlikte ekibe geri dönüyor.
Yönetmen J.A. BAYONA (The Impossible, The Orphanage), Jurassic World: Yıkılmış Krallık’ın yazarı Jurassic World’ün yönetmeni Trevorrow ve ortak yazarı DEREK CONNOLLY.
Yapımcılar FRANK MARSHALL ve PAT CROWLEY bu göz kamaştırıcı bölümde Spielberg ve Trevorrow ile yeniden birlikte çalışıyorlar.
BELÉN ATIENZA ekibe yapımcı olarak katılıyor.

Başarılı grupta ayrıca oyuncu olarak zengin bir girişimci ve Dr. John Hammond’ın Jurrasic Park’ı yaratımında ortağı olan Benjamin Lockwood rolüyle JAMES CROMWELL (Babe), aksiyonun ortasında olmaktansa evinde “sandalyedeki adam” olmayı tercih eden, Claire’in Dinozor Koruma Grubu’ndaki zeki hacker’ı JUSTICE SMITH (The Get Down), dahi bir paleo veteriner olan ve bu antik uzmanlık dalındaki yetenekleri canlı dinozorlar üzerinde hiç sınanmamış olan Dr. Zia Rodriguez rolünde DANIELLA PINEDA (The Detour), Lockwood’un sağ kolu ve Claire ile Owen’ı dinozorları özel bir mülke getirmeleri için işe alan Eli Mills rolündeki RAFE SPALL (Prometheus), Mills’in Nublar Adası’ındaki yer operasyonlarının başına koyduğu sert, paralı asker Wheatley rolünde TED LEVINE (Shutter Island), Mills tarafından kurtarma görevinden sonra Lockwood malikanesindeki operasyonları denetlemesi için getirilen Eversoll rolünde TOBY JONES (Captain America serisi), malikanenin hizmetlisi ve aile sırlarının koruyucusu Iris rolünde GERALDINE CHAPLIN (A Monster Calls), Lockwood’un son derece iyimser torunu  ve hayatı boyunca malikanede yaşamış olan 10 yaşındaki Maisie rolünde ilk oyunculuk denemesiyle ISABELLA SERMON yer alıyor.

Seride BD Wong ve JEFF Goldblum sırasıyla Dr. Henry Wu ve Dr Ian Malcolm rollerini tekrar canlandırıyorlar.
Wu, adı InGen ile birlikte anılan yozlaşmış bir genetik uzmanı ve bilimsel buluşlar arayışında her zamankinden daha dar görüşlüdür.
Tuhaf matematikçi Malcolm, çeyrek yüzyıl önce, Hammond’ın Jurassic Park’ının sonunu ilk kez tahmin etmiştir.
Kaos teorisini benzersiz bir şekilde el alışı ve gücü suistimal edenler paha biçilmez olduklarını kanıtlayacaklar.
Özellikle de Owen ve Claire çok ölümcül bir finali ortaya çıkarırken.

Bayona’nın yaratıcı yetenekler ordusunun başında görüntü yönetmeni OSCAR FAURA (A Monster Calls, The Orphanage), yapım tasarımcı ANDY NICHOLSON (Gravity, Captain America: The First Avenger), kostüm tasarımcı SAMMY SHELDON DIFFER (Ex Machina, Imitation Game), Oscar ödüllü yaratık efektleri yaratıcı süpervizörü NEAL SCANLAN (Star Wars Episode VII: The Force Awakens, Rogue One: A Star Wars Story) ve Oscar ödüllü besteci MICHAEL GIACCHINO (Up, Jurassic World) yer alıyor.
Jurassic Park film müziği beş kez Oscar almış olan  JOHN WILLIAMS’a (Star Wars saga, Harry Potter serisi) ait.
Jurassic World: Yıkılmış Krallık, İngiltere ve Hawaii adalarında çekilmiş.




Hoşça Kal Nublar Adası 


İnanması zor gelebilir ama 2015 yılının Jurassic World’ünün arkasındaki yapımcılar, filmi geliştirmeye başladıklarında emeklerinin tüm zamanların en çok hasılat yapan beş filminden biri arasına gireceğinden habersizlerdi.
Jurassic World için, aynı zamanda ilk bölümün ortak yazarı da olan, yönetmen Colin Trevorrow Jurassic World Yıkılmış Krallık’a ortak yazar ve idari yapımcı olarak dönüyor.
Kendisini küçüklüğünden beri alan bir serinin yeniden lansmanını uzun zamandır üçleme olarak düşünüyormuş.
Ortak yazar Derek Connolly ile birlikte Michael Crichton’ın uyarıcı hikayelerini ve Steven Spielberg’ün yaratımını çok tehlikeli ve beklenmedik yeni bir düzeye taşıdığı için gurur duyuyor.
Global basın turnesi tamamlandığında ve izleyiciler bu büyük başarıyı kutladığında derin bir nefes alma ve sonra da işe dönme zamanı gelmiş.

Trevorrow şöyle anlatıyor; “Jurassic World’ün çıkışından iki hafta kadar sonra bir yıl boyunca ailemle birlikte Los Angeles’ta yaşadıktan sonra arabayla Vermont’taki evimize dönmek zorunda kaldık. Derek’e benimle birlikte gelir misin, diye sordum. Böylece ülkenin bir ucundan diğerine bir yolculuk yapacak ve hikayenin gideceği noktayı konuşabilecektik. Serbestçe düşünebileceğimiz ve geleceğin ne olacağı hakkında saçmalayabileceğimiz bir yerde ona sunmak istediğim bazı temel fikirler vardı.”

İkili, filmin büyük başarısının verdiği özgüvenle ve Spielberg’ün hikayelerine duyduğu güvenle birlikte, eski raptor eğitmeni Owen, operasyon müdürü Claire ve Nublar Adası’nın üstünde ve yerde dolaşan, yerlerinden edilmiş binlerce dinozorun yaşayacaklarını konuşmak üzere yola çıkmışlar.
Trevorrow şunları söylüyor; “Bu kez Steven ‘Sence bu ne olabilir, bu karakterler hangi yöne gidebilir ve onları nereye götürmeliyiz göster bana’ dedi. Böylece Vermont’a doğru yola çıktık. Yol boyunca Yıkılmış Krallık’ın hikayesini ortaya çıkardık.”

Jurassic World, sadece bir vaat olan bir parkı alıp şaşırtıcı ve dehşet verici bir hayata getirirken Trevorrow bir sonraki bölümün daha karanlık temalar içermesi gerekeceğini biliyormuş.
Safety Not Guaranteed filmiyle bir başarı yakalayan hikayeci uzun süredir paradoksal bir zaman içinde var olmanın anlamını merak ediyormuş.
“Bu dinozorlar 65 milyon yıl önce yeryüzündelermiş. Şimdi ise kendilerine tümüyle yabancı bir yerdeler. Hikayeyi insan bakış açısını tanımlayacak bir şekilde anlatmanın bir yolu olduğunu düşünmüştüm. Sadece başkalarının tatmin olması için ait olmadığınız bir dünyaya getirilseniz ne hissederdiniz? Bu daha önce gitmediğimiz bir dünyaydı ve bu filmlerin fayda göreceğini bildiğimiz bir şeydi.” Diyor.




Yazar ortaklar bu ikinci bölümü tasarlarken izleyiciyi nereye götürebileceklerinin de stratejisini oluşturmuşlar. Tanrı’yı oynayan yatırımcıların açgözlülüğü, tedbirsiz park ziyaretçilerinin arasında Jurassic World kabaca yok edilmiş.
Yazarlar ada dışında keşfedilecek verimli yerler olduğunu biliyormuş ve yıllardır sessizce buna hazırlanıyorlarmış.
Trevorrow şunları söylüyor; “O yok etmenin sonucu ne olacaktı, ardındaki adım ne olacaktı? Neyse ki ilk filmde, filmin içine, haritalara ve web sitesine, insanların gelecek iki film için ipuçları aramayı düşünmeyecekleri yerlere yerleştirdiğimiz çok sayıda ipucu vardı. Her yerde bilgiler saklı.”

Birbirlerine karşı uzaktan hasret çeken, bir yandan da söylenen ateşli eski sevgililer Claire Dearing ve Owen Grady gibi Trevorrow’a, yakın olan birkaç karakter vardır. Kahramanların nasıl geliştiğini konuşurken şunları söylüyor; “Claire’ın birkaç yıl sonra nerede olacağını, ne kadar çok suçluluk, pişmanlık ve sorumluluk duyacağını ve bunları alıp nasıl harekete geçeceğini çok düşündük.  Claire adada bir doğal felaketin gerçekleşmekte olduğunu biliyor. Bu felaket dünyanın “Bu hayvanların ölmesine izin mi vereceğiz yoksa onları kurtaracak mıyız?” sorusunu sorgulamasına da neden olmuş. Dinozorları kurtarma konusunda en büyük sorumluluğu o hissediyor.”

Trevorrow şöyle devam ediyor; “Öte yandan raptorların emirlere itaat edebildiğini kanıtlamaktan sorumlu olan Owen var. Tarih boyunca savaşta kullanılan hayvanlarla aynı amaca hizmet edebilecek bir kapasitede olduklarını biliyor. Bu da Pandora’nın Kutusu’nu açıyor. Yeni dünyanın annesi ve babası olan iki karakterimiz var. Onlar, John Hammond’la başlayan yavaş büyüyen biyolojik felaketin ebeveynleri. Hammond’ı hikayeye almanın ve onlarla arasında bir bağ kurmanın bir yolunu bulmak bizim için en az Jurassic Park’ın başlangıç hikayesi hakkında daha fazla bilgi vermek kadar önemliydi.”

Olağanüstü dinozorlar da en az Claire ve Owen kadar müthiş oyuncular. Bu hiçbir yerde Owen’ın yumurtladığı andan itibaren yoğun bir bağ kurduğu Velociraptor Blue’da olduğu kadar açıkça görülmüyor. Blue’nun kardeşi Echo ile yaptığı ve dudağında yara izi bırakan şiddetli savaştan sonra Blue, sürüsünün üzerinde egemenliğini sağlamış. Owen, Blue’nun eğitimi sırasında yaralanmış numarası yaptığında Blue ona empati kapasitesini göstermiş. Dinozorlar arasında gerçek bir gizem olan Blue, eşit oranda hem tehlikeli hem de anaçtır. Ne yazık ki Jurasic World sonrası dönemde aynı zamanda türünün son örneğidir.

Yazarlar için, son derece bağlı büyüdüğümüz bu tam gelişmiş yaratığı geri getirmek, çok önemliymiş. Hikaye anlatımı düzeyi, Spielberg’ün gözünde olağanüstüymüş; “Blue, bizim üzerine damgamızı vurduğumuz gerçek bir karaktere dönüştü. İlk filmde John Hammond her doğumda, her yumurtadan çıkışta orada bulunmak istiyordu. Çünkü hayvana damgasını vurmak istiyordu. Bu durumda izleyici Blue’ya damgasını vurdu ve bu da Blue’nun bu ikinci filmde bizim gerçekten değer verdiğimiz önemli bir karakter oldu.”

Hikayenin bu bölümün açılışında farklı çağlardan yeni bir grup dinozoru tanıtması önemliydi. Yazarlar, Yıkılmış Krallık’a Baryonyx ve Carnotaurus’dan Stygimoloch denen çılgın, küçük, sakar boğaya kadar her zamankinden daha renkli yaratıklar getirmiş. Sanki bu da yetmezmiş gibi Indoraptor denen genetik olarak tasarlanmış yaratığı da hayal etmişler. DNA’sı, Velociraptor, Indominus rex ve kim bilir Dr. Wu kodonlarına ne eklediyse onların karışımından oluşan bu yaratık boyutundan dolayı değil, zekası, hızı ve tercih ettiği zamanlarda emirlere itaat etme yeteneğinden dolayı ölümcüldür. Indoraptor, hiç şüphesiz kusursuz bir silahtır.

Film yapımcılarının hakkında anlatacak bir şeyleri varsa yıldızımız T. Rex olmadan asla bir Jurassic filmi olmaz. Trevorrow şunları söylüyor; “T. Rex de geri dönüyor. Başından beri aynı karakteri izliyoruz. O Jurassic Park’taki ve Jurassic World’deki T.rex’in aynısı. Sadece bir T. Rex olduğu için değil, bu T.rex olduğu için ikonik.”




Dizginleri Ele Almak : Bayona, Jurassic Ekibine Katılıyor


Sıra üçlemenin yeni bölümüne geldiğinde yapımcılar maceralarına katılması için ünlü İspanyol yapımcı Juan Antonio “J.A.” Bayona’ya yönelmiş. Sürükleyici hikayeciliği kadar yoğun samimiyetiyle de bilinen yönetmen o güne kadarki en büyük projesi olacak bir yapıma katılmak için sabırsızlanıyormuş. Bayona’nın her şeyi başlatan bu destanla ilgili hatıralarıyla başlıyoruz; “Benin neslimdeki birçok kişi gibi Jurassic Park’ı izlediğimde bir mucize duygusu vardı. Milyonlarca yıl önce gezegenimizde yaşayan yaratıklarla ilgili çok merak uyandıran bir şey var ve onları yok oluştan geri getirme fikri büyüleyici. Bir destan için dahice olduğu kadar eğlenceli de bir fikir. Brachiosaurus’u ekranda gördüğüm ilk anda her şeyin mümkün olabileceğini biliyordum.”

Hem bu hem de adı yaz mevsiminin gişe rekortmeni olarak anılan adama hayır demenin çok zor olması ve film hatıralarını hissetmeğe kaçınılmaz bir şekilde bağlı olması sebep olmuş. Bayona özellikle iyi olan bir günü hatırlıyor; “Bana bu fırsatı sunan Steven Spielberg oldu. Onunla çalıştığım için çok şanslı hissediyorum. Ona hayranım. Ayrıca The Impossible, The Orphanage ve A Monster Calls’u çekmiş olduğum için bir macera çekme fırsatı benim için çok eğlenceli görünüyordu. Zamanlaması kusursuzdu.”

Bayona, uzun yıllardır tutkusu Jurassic olan Trevorrow’un yeni bölümü beyaz perdeye aktarma konusunda kendisiyle ortak çalışmaya hevesli olmasını da takdir etmiş. Yönetmen şunları söylüyor; “Colin üçlemenin bu ikinci filminin hikayesini anlattı ve bu beni çok heyecanlandırdı. O günden itibaren benim vizyonumu dahil etmek için birlikte çalışıyoruz. İzleyiciyi içine almak için şüpheyle oynamayı severim. Yoğunluğu severim ve insanlara tam bir deneyim yaşatmak hoşuma gider.”

Her zaman alçakgönüllü olan Bayona işbirliği fırsatını memnuniyetle karşılamış. “Ekibe katıldığımda Steven ve Colin’in bebeklerine bakacağımı biliyordum. Yönetmen olarak hikayedeki birçok şeye, enerjiye, havaya katkı sağlayabilirim. Ancak aynı zamanda Jurassic destanının da milyonlar tarafından sevildiğinin farkındaydım. Bu yüzden serinin ruhunu korurken izleyicilere yeni ve heyecanlı deneyimler sunduğumuzdan emin olmak için onlarla yakın çalışmam önemliydi.”

Bayona, gençliğindeki hayal gücünün Dr Crichton’ın önsezileri güçlü dehasından ilham aldığını belirtiyor; “Michael Crichton’ın kitaplarının sevdiğim yanı, sizin büyük bir maceranın keyfini çıkarmanızı sağlamasından başka bilimin ilerlemesinin ahlaki tepkileri hakkında da düşünmenizi sağlar. Artık bilim kurgu değil. Bu gelişmelerin gerçekliği izleyiciye anında bir empati sağlıyor. 25 yıl önce, bilimin ahlaki sınırları hakkındaki tartışma daha yeni başlıyordu. Bugün gündelik haber oldu. Colin ve Derek bu konu hakkında konuşmamız gerektiğini biliyordu. Bu da filmimizi son derece konuyla ilgili yapıyor.”




Bayona ve Trevorrow yapım boyunca çok yakın çalışmış. İkisi de kendi fikrilerinin bir yönetmen tarafından tekrar tekrar sınanmasına açıktık. Trevorrow unları söylüyor; “Benzersiz bir senaryo ve J.A. ile işbirliği yapabildiğimiz için mutluyum. Doğuştan görsel olan iki yapımcının olması ve sürekli birbirlerinin fikirlerini uygulamaya çalışmaları çok güzel bir şeklide sonuçlandı. J.A. ve ben çok farklıyız. Ama yaptığımız işin sonucunun benzersiz olduğunu düşünüyorum. Jurassic filmlerini başarılı kılan öğelere karşı doğuştan bir anlayışa sahip. Filmlerinde bir maneviyat ve aile duygusu yer alıyor ama aynı zamanda aileler birlikte travmatik deneyimlerden geçiyorlar.”

Spielberg, Bayona’nun sesini kendine özgü bir tarzı olan bir evrene aktarabilmesini takdir ediyor. “Jurassic serisindeki filmlerin bir ortak noktası da film yapma zanaatını seven yapımcılar tarafından yapılmış olmalarıdır. Juan Antonio, Yıkılmış Krallık’ı biraz benim yönettiğim ilk filme biraz benzeterek ama yine de yüzde yüz kendisine özgü yaparken, sanatıyla muhteşem bir iş çıkardı. Gerçek bir sesi olan gerçek bir yapımcı olduğu için filmin tonunu, havasını ve tarzını değiştirmeden, bir şekilde kendi Jurassic World filmini yapmayı başarmanın bir yolunu buldu. Serimize kendi sesini getirdiği için çok şanslıyız. Gerçekten de umulanın ötesine geçti.”

Yapım ekibine geri gelen tecrübeli yapımcı Frank Marshall için bu ortaklığın dinamik çekiciliği ortadaymış. “Colin ve Derek aşina olduğumuz öğeleri alıp bir üst düzeye taşıdılar. Bu film çok büyük ölçekli. Parkta, volkanların ve kaçış sahneleri içinde su altı planların yer aldığı çok geniş bir ortam başlıyoruz. Şu ana kadar insanlar ve dinozorlar ayrı yerdeydi. Yakılmış Krallık’ta çok daha fazla etkileşim görüyoruz. Blue, Mosasaurus, T. rex gibi hatırladıklarınızı geri getirdik. Ayrıca daha önce hiç görmediğiniz birkaç yeni dinozor da var.”

Marshall, Bayona’nın projeye daha önce seride yer almayan bir hassasiyet kattığı için çok memnun. “J.A. müthiş bir sinematik vizyona sahip. Olağanüstü dünyalar ve muhteşem özlü karakterler yaratıyor. Sadece dinozorlar değil karakterler de önemli. Jurassic World’den geçerlerken karakterlere de bir vizyon ve heyecan katıyor.”

Herhangi bir Jurassic filmin en büyük yıldızları tartışmasız, animatronik yaratıklar ve görsel efektler alanlarında çalışan en iyi sanatçıların eserleri olan dinozorlardır. “J.A.’nin etrafını büyük ölçekli yapımlarda çok deneyimli kişilerle donattık. ILM kendisiyle yakından çalıştı. Her zaman teknolojinin sınırlarını zorlarlar ve dinozorlarla olan bu sahneleri yaratmak için alet çantamızda yeni oyuncaklar olduğunu görmek heyecan vericidir. Ayrıca yıllar içinde harika yaratıklar hayal eden ve animatroniğimizi yaratan Neal Scanlan da ekipte. Hayranlar gerçek yaratıklar kullanmamızdan hoşlanıyor. Oyuncular için ise “gerçek” bir dinozorla etkileşime girmek muhteşem.”




Yeni bölümün yapımı için Marshall’la birlikte geri gelen Patrick Crowley, serinin sağlam temellerden ve verilen değerden sağladığı faydadan söze diyor. “Bu üçlemede yer almamızın en önemli yanı Colin Trevorrow ve Steven Spielberg’ün yer alması. Steven büyük usta. Yaptığımız işin orijinal amaçları yansıttığından ve uzun zaman önce planladığı temaları taşıdığından emin oluyor. Colin, Steven ve şimdi de J.A. gerilimi ve tehlikeyi artırmanın sorumluluğunu anlıyorlar. Bu film insanların görmediği şeylerle dolu; mekanlar, daha önce ekranda görülmemiş dinozorlar ve yepyeni deneyimler gibi.”

Crowley, yönetmeninin seriye herkesin ihtiyacı olan enerji yüklemesini sağladığını söylüyor. “The Impossible, J.A.’nin bu film için değerli bir aday olmasına neden olan filmdi. Bu ölçekte ve büyüklükte bir filmi ele alabileceğini biliyorduk. Küçük bir bütçesi vardı ama gerilim yaratmak ve Jurassic World’de Colin’in kattığı duygunun aynısını bir Jurassic filmine katmak onun özelliği.”

Crowley için bir Jurassic filmi, bol miktarda çeşitleme olmadan tamamlanmış olmaz. Ayrıca teknik ekibin, hikayeyi küçültmeden kendini aşması da bir gurur kaynağı. Yapımcı şunları söylüyor; “Bu filmde daha önce gördüğünüzden çok daha fazla dinozor göreceksiniz.  Ayrıca dinozorları insanların daha yakınında göreceksiniz. Çok eşsiz bir duygu. Tamamen farklı bir aksiyon katıyor. Filmin merkezinde olan Blue ile çok fazla zaman geçirdik. Ayrıca Indoraptor adında yepyeni bir dinozorumuz daha var. Dr. Wu tarafından genetiği değiştirilmiş. Zeki, son derece hareketli. Bir kertenkele gibi hareket edebiliyor ve Dinozorların büyüklüklerinden dolayı giremediklere yerlere giriyor. Gerçekten kötü.”

Bilimsel mucize/nefret, Spielberg’i özellikle memnun etmiş. Şunları söylüyor; “Bu gerçekten bir canavarın yer aldığı ilk Jurassic filmi. Indoraptor bir dinozor ama aslında bir canavar. Bu da Yıkılmış Krallık’ı bir dinozor filmiyle canavar filmi arasındaki ilk gerçek hibrit yapıyor.”

Yapımcı Belén Atienza, Bayona’nın sağ kolu olan yapımcı ortağı. 25 yıldır yapılmakta olan bu yolculukta deneyimli yapımcılar grubuna katılmaktan heyecan duymuş. Jurassic World Yıkılmış Krallık’ta çalışma deneyimlerinden bahsederken yaklaşımı Bayona’nın çocuksu mucize duygusunu yansıtıyor; “Yeniden çocukmuşuz gibi hissettirdi. Çünkü bize çocukluğumuzu hatırlattı. Dinozorların mucizesi, maceralar, orman, gizemler, aksiyon, gerilim gerçekten muhteşemdi.” Bu enerji sette bulaşıcı bir hal almış. “Bu projede çalışmaya başladığımız ilk andan itibaren her anı filme nasıl sıkıştırıp izleyiciye aktarabiliriz diye çalıştık.”

Tüm Bayona filmlerinin yapımcısı olan Atienza, insanı içine alan hikayelerle çalışmanın benzer havasını paylaşıyor. Süreçle ilgili şunları söylüyor; “Vizyon, sahnenin hazırlığında başlar. Çekim ve aylar öncesinde yapılan hazırlıklar, sahneyi okuma, çekimleri geliştirmek, kameranın her hareketi, hız ve her karakter için harcadığın zaman önemlidir. Çekim günü oyunculardan ve diğer yapımcılardan da katkılar olacaktır. Buna her zaman açığız. Sahnenin ne hakkında olduğunu bildiğinde sonrasında önemli olan daha iyi hale getirmektir.”
Bayona’nın yıllar içinde mükemmelleştirdiği tarz hakkında konuşurken Yıkılmış Krallık’ın yönetmeninin disiplinli bir usta ve yaramaz bir hikayeci olduğunu belirtiyor. “Her zaman özel bir şey bulmaya çalışır. Bu yüzden bütün filmlerinde, ne bekleyeceğinizi bilmediğiniz oyuncu sahneler vardır. Her çekimden üç ya da dört ritim ister. Oldukça karışıktır. Onun için içgüdüsel olan teknik bir koreografi gibidir. Aynı zamanda son derece donanımlı bir sanatçıdır. Onun çalışmasını izlemek bir keyiftir.”



Hayatta Kalma Seçenekleri : En Sevilen Karakterler Geri Dönüyor


Jurassic World’ün dünüşünün aralarında bir elektrik olan Claire ile Owen çifti olmadan düşünmek imkansızdır. Bayona şunları söylüyor; “Çifti herkes çok sever. Bryce ile Chris arasındaki kimya bana klasik Hollywood filmlerini hatırlatır. Oraya dönmemiz gerek. Chris muhteşem bir karakter yarattı. Owen’a özgün bir çekicilik ve komedi sağladı. İzleyiciye her zaman doğru olanı yapacağını bir şekilde ileten dürüst bir içsel güce sahip.”

Pratt, bu serinin izleyicilere hissettirdikleri hakkında şunları söylüyor; “Jurassic World’ün başarısı Jurassic Park’ın başarısıyla başlıyor. Orijinal film çok sevildi. Bir neslin hayal gücünü yakaladı ve hikayenin film yapımında 1993’ten beri gerçekleşen teknolojik gelişmelerle birlikte yeni versiyonunu görmek için bekleyen bir dünya vardı.”
Bayona’yla birlikte çalışmak Pratt için ödüllendirici bir deneyim olmuş. “J.A. büyük bir film kurdu. Özellikle de üstün bir yanı olan filmleri sever ve bu filme de bunu katıyor. Pek orada bulunanla değil de köşeyi döndüğünde olabileceklerle oynuyor. Bu filmler bilim, hayal gücü ve şüpheyle ilgili. J.A. bir usta.”

Jurassic dünyasındaki çok az kişi bu filmlerden birinin acımasız fizikselliğini anlayabilir. Bu yüzden Pratt de bir kez daha Howard’la birlikte işbirliği yapma fırsatından memnun olmuş. “Bryce ile ekip oldum. İnanılmaz bir iş ahlakına sahip. Sürecin her adımı hakkında tutkuludur. Bu ortaklığı yönetmenimizin vizyonu ile birleştirdiğinizde olabilecek en iyi Jurassic macerasını yapmamız için ihtiyacımız olan iyi desteğe sahip oluyoruz.”

Claire ve Owen ayrı hayatlar sürdürüyormuş. Ama ortak bir amaç için yeniden bir araya geliyorlar. Claire bütün yaratıkları koruyup kurtarmayı misyonu haline getirmiş olsa da Owen’ı adaya geri getirecek olan şeyin en yakın bağa sahip olduğu Velociraptor Blue’yu kurtarma ihtimali olduğunu da biliyordur.
Pratt şunları söylüyor; “Claire ile Owen arasında yaşananların çoğundan söz edilmiyor. Ama Jurassic World’de travmatik deneyimler yaşamışlar ve yaşananlarla her biri farklı şekilde başa çıkmış. Owen kendini daha iyi hissetmenin bir yolu olmadığını, hayatına devam edip yaşaman gerektiğine inanıyor. Claire’in yaptığı gibi kendini suçluluğun içine gömmek yanlış. Owen için yaşadıklarını görmezden gelmek kusurlu bir durum. Bu yüzden birbirlerine ihtiyaçları var. Bu karakterlerin arasında bir çekim olduğunu ve kaderlerinde birlikte olmak olduğunu görüyorsunuz. Ama şartlar bunun olmasına izin vermemiş.”

Pratt’in rolü, çok fazla akrobasi çalışması gerektirmiş. Birçok gece çekimden sonra her tarafı morluklarla dolu bir halde derin bir uykuya dalmış. Şunları söylüyor; “Bu, ilk filmden daha hareketli. Çok fazla tehlikeli sahne vardı. Kamyonların arkasından yuvarlandım, dalışa gittim, dağlardan aşağı koştum ve su altı sahneleri çektim. Ayrıca büyük dövüş sahnelerimiz var. İlk filmde başarılı olan aksiyon kahramanı unsurunu alıp dört katına çıkarmışlar.”




Fiziksel güç gerektiren rollere aşina olan oyuncu bize çekimdeki en sevdiği tehlikeli sahneyi anlatıyor. Owen arkalarından koşarken Claire ve Franklin’in içinde bulunduğu jirosfer Nublar Adası’ndan fırlayarak okyanusa düşer. Owen, onları kurtarmak için denize dalar. Canlı çıkmak için aldığı bütün askeri eğitimleri ve hayatta kalma içgüdüsünü kullanması gerekir.
Pinewood Stüdyoları’ndaki su altı tankında çekilen sahnenin tamamlanması beş gün sürmüş. Pratt şunları söylüyor; “Su altı sahnesinin tamamını çok sevdim. Yaratıcı konsept, tek seferde çekmek, odağı olabildiğince biz jirosferin içinden dışarı baktığımız anda tutmaktı. O bakış açısını hiç kesmiyoruz ve o şey batıyor. Claire ve Franklin boğulmak üzereler ve Owen’ın onları çıkarmak için aşağı yüzmesi gerekir ama işe yaramaz. Owen’ın tekrar yüzeye çıkması ve sonra yine geri gelmesi gerekir. Bütün bunların bölümler halinde yapılması gerekti. Binlerce parçalık bir yapbozu bir araya getirmeye benziyordu. Parça parça çekim yapma ve sahnenin bir araya gelişini izleme sürecini çok sevdim.”

Owen’a göre, Pratt, Velociraptor sürüsüyle ormanın içinde bir kovalamaca yaşıyor ve adadaki diğer sayısız yırtıcı dişten kurtulmayı başarmıştır. Ama hiçbir şey Owen’ı Dr. Wu tarafından yaratılan, bugüne kadar yeryüzüne gelmiş en ölümcül yaratık olan korkunç, yeni dinozor Indoraptor için hazırlayamazdı. “Indoraptor hikayeyi geliştiriyor. Jurassic serisinde gelecekte nelerin beklendiği hakkında bir ipucu veriyor. Indoraptor’un InGen’in nihai amacı olduğunu anlıyorsunuz. Yıllardır raptorlar için bu tür zeka ve kognitif tasarımı geliştiriyorlarmış. Son gelişim olan Indoraptor gerçekten de kurşun geçirmezdir. Komutla saldırır. Ölümcül bir savaş silahı olarak tasarlanmıştır ve ne kadar tehllikeli olduğunu ilk elden görüyoruz. Bu yaratıklarının yanlış ellerde olması dehşet verici.”

Bryce Dallas Howard, Owen gibi üç yıl öncenin felaket olaylarıyla geri dönülmez bir şekilde değişen bir karakter olan Claire Dearing rolüne geri dönüyor. Howard şunları söylüyor; “Jurassic World’de Claire, çok net bir eğri çiziyor. Dışarıdan kim olduğunu görüyorsunuz ama içinin nasıl olduğunu bilmiyorsunuz. İlk filmin sonunda bu insanın nasıl bir olduğunu anıyorsunuz ve kim olduğunu açıkça görüyorsunuz.”

Owen inzivaya çekilirken Claire tam tersini yapmış. Amacı Nublar Adası’nda kalan dinozorları korumak olan Dinozor Koruma Grubu’nu kurmuş. “Hala olanların tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği gerçeğiyle uğraşıyor. Indominus Rex’in yaratılışında rol aldığı için geri çeviremediği bir hata yapmış. Şimdi dünya onun hareketleri yüzünden farklı bir yer. Pandora’nın Kutusu’nu açmış ve bir daha asla kapatamıyor. Claire’in tek istediği tarihin doğru tarafında yer almak. Bu onun amacı ve misyonu.”
Howard, karakterini genelde aksiyon filmlerindeki kadın karakterlerde pek görülmeyen katmanlar halinde oluşturmak istemiş. “Sıkıntıdaki bir genç kız ya da güçlü, kahraman bir kadın olurlar. Arası yoktur. Claire’in sevdiğim yanı onu her zaman sevmiyorsunuz ama onunla bir bağ kuruyorsunuz. Onu anlıyorsunuz ve içindeki mücadeleye inanıyorsunuz. Bazı zamanlar sakar ve bilgiç olabilirken kararlı ve odaklı bir kadını canlandırmak heyecan verici çünkü o bir insan.”




Howard da, Trevorrow ile Bayona gibi kaynak materyalin kendisi için son derece önemli olduğunu vurguluyor. Bu amaçla karakteri için tercihlerini Crichton’ın uyarıcı hikayelerinden seçmiş. “Michael Crichton’ın romanlarını okudum ve tüm yazılarında geçen belirlenebilir temalar var. Her ikonik bilim kurgu yazarı gibi bizi geleceğe hazırlıyordu. Kendi insanlığımız için doğru tercihler yapabilmemiz için bizi duygusal olarak hazırlıyordu. Claire’in karşılaştığı sorular şunlar; Dinozorları kurtarmak insani bir seçenek mi yoksa doğanın gidişatına müdahale etmemek ve dinozorların yok olmasına izin vermek daha mı iyi?”
Howard, yönetmeninin de bu konularda kendisi gibi tutkulu olduğu için çok memnunmuş. “Söz konusu insanları korkutmak olduğunda J.A. olağanüstü bir yapımcı. Gerilimi özellikle yaratıklar ve canavarlarla olduğunda çok iyi anlıyor. Genelde korkutucu olan, canavarı son dakikaya kadar görmemeniz olur. Canavar tam doğru anda hayatınızın geri kalanında aklınızdan hiç çıkmayacak şekilde gösterilir ki buna bayılırsınız. Çok sıkı bir sinema hastasıdır ve hikaye anlatımı tarihinde en büyük vizyonerlere karşı saygısı büyüktür. Bu hikayenin yeni bölümünü birlikte hazırlayan ekibin bir parçasıdır.”

Howard çocukluğundan beri filmlerde rol alıyor olsa da yönetmeninin şaşırtma yeteneği kendisini yapım boyunca etkilemeye devam etmiş. “J.A.’in sette yaptığı bazı şeyleri bir oyuncu olarak daha önce hiç deneyimlememiştim. Sahneleri diyalogsuz çekiyorduk. Müzik çalıyordu ve hemen her şeyi aktarıyordu. Farklı yürüyorduk ve hatta farklı davranıyorduk. Ayrıca çok fazla dinozor ses efekti vardı. Bir anda güçlü bir kükreme duyuluyordu. Bizi korkutuyor ve bir tepki alıyordu. Bu araçları bizi kendi dünyasına getirmek için kullandı ve böylece hepimiz senkronize olduk, hepimiz aynı orkestranın bir parçası olduk.”

Bayona, yapımın uyumlu olduğu gerçeğine uyan tek kişi değilmiş. Howard, Pratt’la yeniden bir araya gelirken onun en güçlü içgüdülerini yansıtıyor. “Chris bir Jurassic filminde olabilecek en komik şeyin ne olduğunu iyi biliyor. Bir sahnede birlikte olduğumuzda Chris’in hareket ettiğini görünce “Çocuklar, Chris’in örümcek adam hissi hareketleniyor.” Diyorum. Ne izlemek istediğini biliyor ve bu film setinde çocuklar gibi hissediyoruz. Bir Jurassic filminde Chris Pratt’in karşısında rol yapmadıysanız eğlenceyi deneyimlememişsinizdir.”
Rol arkadaşı Pratt gibi Howard da Indoraptor’un korkusunu paylaşmış. “Belli dinozorlardan nasıl kurtulacağınız anlamında kuralları biliyoruz. Ama Indoraptor tamamen insan yapımı bir canavar. Bu yaratığın bu kadar korkunç olan yanı da onun karşısında nasıl hayatta kalacağımızı bilmiyoruz. Kımıldamazsanız T. Rex sizi göremez ve kaçma ihtimali olur. Ama bu dinozor farklı. Dr. Wu durdurulamaz bir silah yaratmış. Ama bir Jurassic park filmindeki en korkunç şeyin bir dinozorla karşılaşmak olduğunu sanırsınız. Bu filmde gördüğümüz çok daha tehditkar ve kötü, çok daha kana susamış ve gaddar olan insan.”

Claire’in ilk bölümde doğal olarak çok tartışılan tarzı da yeni dünya görüşüyle birlikte değişmiş. Howard şunları söylüyor; “İlk filmdeki o saç kesimi ve beyaz, kusursuz takımı belli bir tarzı olan birini, Claire’i temsil ediyordu. Bu filmde son derece değiştiğini hemen göstermek istedim. Claire çok iyi hazırlanmış, hassas, zeki bir kadın. Şimdi gerçekten sağlam botlar giyiyorum ve çok mutluyum.”




Howard ve Pratt’a ilk günden itibaren Jurassic ailesinin bir parçası olan iki oyuncu katılıyor. BD Wong, Indominus rex olarak bilinen yaratığın yaratıcısı Dr Henry Wu rolüne dönüyor. Genetik yapısı gizli tutulan Indominus rex tek kardeşini parçaladıktan sonra Jurassic World’ü yerle bir etmek için gereken olgunluğa tam vaktinde yetişir. Wong, Masrani’nin yatırımının başarısız olmasından yıllar sonra karakterinin şimdiki konumunu anlatıyor; “Dr. Wu kötü ahlakından dolayı sorgulanmış. Bu yüzden artık işinin en iyisi değil. Hala aynı bilgiye sahip ama daha umutsuz ve altında aynı tür mekanizma yok. Çok farklı şartlar altında ve eli kolu bağlanmış.”
Yine de dahi ve çılgın bilim adamlarının olduğu yerde her zaman yatırımcılar vardır. Wu, yeni bir genetik olarak modifiye edilmiş bir yaratık üzerinde çalışıyor. T. Rex’ten ya da Indominus rex’ten daha dehşet verici ve zeki bir hayvan. Oyuncu şöyle anlatıyor; “Dr. Wu hep yeni bir dinozor yaratıyor. Ama niyetinin çok kötü olmadığını söyleyebilirim. İleri taşıdığı muhteşem teknolojinin hatırına birkaç şeyi görmezden geliyor ama dinozorları kontrol edilebilir teknolojik detaylarla donatmak onun için gerçekten önemli. Çağlar boyunca süren bunun ne kadar zaman alacağı ya da ahlaki olarak doğru olup olmadığı soruları da filmin bir parçası.”

Dr. Wu’nun gizli laboratuvarı bu bölümde ortaya çıkıyor. Wong tasarımdan çok memnunmuş. “Bu set, Dr Wu’nun gizli laboratuvarı fikrini bir üst düzeye taşıyor. Jurassic World’ün sonunda gördüğümüz oda, burada bu devasa yeraltı laboratuvarında yürütülen operasyona kıyasla sönük kalıyor. Oyunculuk kariyerimde sadece bu filmlerde bu tür bir sette çalışıyorum. Çekim stüdyosunun sınırlarını zorluyor. Son derece detaylı, özgün ve hiçbir masraftan kaçınılmamış gibi görünüyor.”

Indominus rex, önceden var olmuş bir dinozordan genlerin alınıp klonlanmasının ve hayret verici bir şey yapmak üzere başka türlerle melezleştirilmenin sadece bir başlangıcıydı. Wong şunları söylüyor, “Indoraptor, filmde muhteşem bir süper kötü. Yaratıcısı olarak Wu bir şekilde canlandırma konusunda çelişkiye düşmüş. Çünkü ona göre Indoraptor henüz tamamlanmamış. Kusursuz olana dek taslak çalışmasına devam etmek istiyor. Diğer herkes Indoraptor’u almak istiyor çünkü tamamen fonksiyonel görünüyor. Ama değil.”

Jeff Goldblum, filmi Dr. Ian Malcolm olarak tamamlıyor. Orijinal Jurassic Park tarafından ölümsüzleştirilen bir karakter. Goldblum şunları söylüyor; “Seri, çok eğlenceli olmasının yanı sıra insanoğlunun günümüzde yaşadığı bazı sorunlara da dikkat çekiyor. Benim karakterim her zaman buna karşı geliyor. Hayvanların eğlence ya da kazanç için sergilenmesi fikrinden hoşlanmıyor. Bu filmde kötülüğü kapitalist açgözlülüğe ve genel aptallığa bağlıyor. Bunlar Ian Malcolm’un en sevdiği konulardan birkaçı.”
Tema parkında yaşanan felaketten sonra adanın volkanı, Nublar adasında kalan popülasyonu silip süpürmekle tehdit ediyor. “Bir tartışma devam ediyor. Malcolm da bu konuda Senato’ya hitap etmek üzere Washington’a getiriliyor. Doğal tarihin gidişatını değiştirdiğimize inanıyor. Müdahale ettik, manipüle ettik ve yanlış nedenlerle yaptık. Dinozorlar hala kötü bir fikir ve volkan onları yok ettiği sürece buna izin vermeliyiz. Onları nakletmeye kalkarsanız felaketle sonuçlanır.”

Trevorrow ve Bayona ile olan ortaklığı konusunda Goldblum iltifatlar ediyor. “Role çalışırken birkaç fikir buldum ve Colin’i aradım. Bir buçuk saat boyunca fikir alışverişinde bulunduk. J.A. de çok tatlı ve güvenilir. Tutkulu ve ciddi. Sadece çok iyi bir film yapmak değil bilimin kötüye kullanımı ve kötü ahlak sorunlarını da benim karakterim aracılığıyla dile getiriyor.”

Yönetmenleri ikisinin de ekibe yeniden katılmasından dolayı heyecan duymuş. Bayona şunları söylüyor; “Hepimizin çok sevdiği bir çiftin aramızda olması çok güzel. Ama tanıdık yüzleri geri getirmek heyecan verici. Dr. Wu dönüyor. Jeff’in bir kez daha Ian Malcolm’u oynaması çok güzel. Bana göre bu efsanenin en karizmatik karakterlerinden biri ve bu filmde rol alması muhteşem.”
Trevorrow şunları ekliyor; “Bu filmde Ian Malcom’un ‘Şuna bakın. Size bunun olacağını söylemiştim ve tabii ki oldu da.’ Diyecek bir otorite olarak yer almasını istediğimi biliyordum. Filmi tamamlamasını istedim. Böylece araştırdığımız bütün fikirleri ileri sürebildi. Çok heyecan verici çünkü Ian Malcolm’un Senato oturumunda yaptığı konuşmanın büyük çoğunluğu doğrudan Michael Crichton’ın romanından.”


Jurassic World’e Hoş Geldiniz : Efsaneler ve Yeni Gelenler Heyeti  


Yapım ekibi, Trevorrow ve Connolly’nin hayal ettiği karakter kadrosunun tamamlamak için hem işinin zirvesinde hem de kariyerlerinin başında olan uluslararası oyunculara yer vermiş. Bayona için oyuncularından beklediği tek şey serinin kendisine karşı tutkulu olmaları olmuş.
Efsanevi oyuncu James Cromwell, John Hammond’un zengin eski iş ortağı Sör Benjamin Lockwood’u canlandırıyor. Karakterin son bölümdeki konumunu aktarıyor; “Lockwood ve Hammond ortak ve iyi arkadaşlarmış. Birlikte bu dinozorları yok oluştan geri getirecek teknolojiyi geliştirmişler. Hammond ve Lockwood talihsiz bir şekilde ayrılmışlar. Hikayede olan benim bu dinozorların başına gelmesini isteyeceği şeyi kolaylaştırarak özür dilemeye çalışmamın bir yolu.”

Hayatı boyunca hayvan hakları savunucusu olan Cromwell de Trevorrow ile Connolly’nin anlatmaya çalıştığı hikayeden etkilenmiş. Şunları söylüyor; “Başka duyarlı hayatları kendi amaçlarımız için gasp etmek önemli bir sorun. O hayata değer biçme hakkına sahip değiliz. Her canlının bir fiyatı var ve bu çok üzücü. Bir bakıma ihtiyacı olan o yaratıklara bakmak ve korumakla ve bakıma ihtiyacı olmayanları da rahat bırakmakla yükümlüyüz. Tabii ki ilk Homo sapiens’den beri bunu ihlal ediyoruz.”

Rafe Spall, Lockwood malikanesini kontrol eden ve uzun zamandır amacı dinozorlara yaşayacak güvenli bir yer vermek olan Eli Mills’i canlandırıyor. Oyuncu için serinin geçmişi ve çekiciliği hiç solmamış. “Jurassic Park’ı sevmeyen kimseyle hiç karşılaşmadım. Hala kusursuz bir film. Suyun kıpırtısının sadeliği film yapımında ustalıktır. O zamanlar farklı canavarları, patlamaları ve devasa setleri yaratacak dijital gücümüz yoktu. Bu filmin yönetmeni olarak J.A. gibi birini bulmak muhteşem. Çünkü o bir gerilim ustası. O unsurların olması, J.A’nın klasik gerilim filmi tarzıyla birlikte şu anda mevcut olan dijital animasyon heyecanlı bir bekleyiş.”
Yıkılmış Krallık’ta Spall’ın karakteri bazı sorgulanabilir seçimler yapıyor. “J.A ile hırstan, açgözlülükten ve gücün peşinden gitmekten, ne kadar tüketici olabileceğinden ve bunun büyük bir lokomotif olduğundan söz ettik. Hırs, çok güçlü bir duygu ve sizi içine alabilir ve sonunda başarılı olmak için bir şeyler yapıyor olabilirsiniz. Bu karakter doğru yaptığını düşünüyor. Lockwood’un servetini geleceğe taşıması ve ölümünden sonra da sürdürülmesi için kendisine güvenilmiş. Mills kendisinden istenileni yaptığı için mutlu hissediyor.”

Kadroya yeni katılan Isabella Sermon, milyonerin küçük torunu Maisie’yi canlandırıyor. Yapımcı Crowley bize biraz onun bu dünyadaki yerinden bahsediyor; “Olayları, dinozorların ya da yetkililerin ne yaptığını bilmeyen küçük bir çocuğun gözünden görmek her zaman harikadır. Gizemle örtülmüş bu karakteri yarattık. Isabella’nın canlandırdığı 10 yaşında bir kız. Onu seçmek için yaklaşık 2.500 kızla görüştük. Gerçekten dikkat çekici, çok zeki ve azimli.”
Küçük oyuncu bize karakterini nerede bulduğumuz ve onu ele geçirmeye odaklanmış yaratık hakkında bilgi veriyor; “Indoraptor korkunç ve son derece zeki bir dinozor. Silah olarak kullanılmak üzere tasarlanmış. Ama tamamen kontrolden çıkmış. Bir sahnede ben kaçıyorum ve bir koridora geliyorum ve saçımda bir şey hissediyorum. Indoraptor’un pençesi. Başta o sahneyi çekmek oldukça zordu, çünkü arkamda bir şey olduğunu bilmemem gerekiyordu. Ama epey ürkütücüydü. Orada durmuş beni bekleyen dev bir pençenin olduğunu düşünmek, görmezden gelinmesi zor bir durumdu.”




Sermon’un karakteri filmdeki en büyük aksiyon sahnelerinden bazılarında yer alıyor. Özellikle de Claire ve Owen’ın onu kurtarmaya çalıştığı sahnelerde. Şunları söylüyor, “Maisie’nin dev bir cam çatıdan kaydığı önemli bir akrobasi sahnesi var. Başta zordu ama sonra önce baş aşağı gitmeye geçtik. Eğlenceliydi. Şimdi harika görünüyor!”
Howard, yeni oyuncuyla birlikte çalışmaktan keyif aldığını belirtiyor. “Genç biriyle çalışırken, özellikle de dikkat çekici bir yeteneğe sahip Izzy gibi biriyle çalışırken gerçekçi olacağını biliyorum. Çünkü başka türlü olmayı bilmiyor. Izzy’nin hayatında edindiği kötü numaraları ya da alışkanlıkları yok. Ondan mümkün olduğunda kopya çekmeye çalıştım çünkü çok iyi.”

Dinozor Koruma Grubu’nun bilgisayar teknisyeni Franklin rolünü canlandıran Justice Smith, serinin büyürken kendisi için ne anlama geldiğini anlatıyor; “Orijinal Jurassic Park filmi benim doğduğum yıl vizyona girmiş. Araba yolculuklarına çıktığımızda ailemle birlikte bütün filmleri izlediğimizi hatırlıyorum. Arabamızda bir DVD oynatıcımız olurdu ve bütün filmleri sırasıyla izlerdik. Hepsini çok sevdiğimi hatırlıyorum. Çünkü korku ve gerilim seviyordum. Tam bana göreydiler.”
Franklin, Claire’in Dinozor Koruma Grubunun bilgisayar dâhisi olarak evinin konforundayken iyi şeyler yapabileceğini düşünüyormuş. “Claire, bu hayvanları volkandan korumak amacıyla Nublar Adası’na gittiğinde benim de gitmem gerekiyor, çünkü parkta takip cihazlarının yeniden kurulması gerekiyor. Orada bulunmak istemiyor ve endişeyle dolu. Çok komik. Film boyunca ölümle ve belalarla tekrar tekrar yüzleşerek kendini toparlıyor.”
Hikaye ciddileşse de sette biraz eğlenceye de zaman kalmış. Özellikle de Baryonyx tarafından bir erişim merdiveninde kovalanırken. “J.A. beni birkaç kez rahatsız etmenin iyi bir fikir olacağını düşündü. Gerçek bir tepki olmak için de bir çekimin ortasında bir hoparlörden T. Rex kükremesi verdi. Sonra volkanik patlama sırasında sandalyelerde titreşimli bir şeyler vardı. O da beni çok korkuttu. Benim karakterim için harika oldu çünkü ben hep diken üstündeyim.” Diyerek ekliyor; “J.A. çok eğlenceli olduğunu düşündü.”

Oyuncu Daniella Pineda, eski bir Denizci ve paleo veteriner olan karakteri Dr. Zia Rodriguez’i anlayabilmek için bir araştırma yapmış. “Paleo veterinerlik, seri için tamamen yeni bir kavram. Şırıngalarla çalışmak gibi konularda köpeklerimin veterineriyle çok detaylı konuştum. Ayrıca sette de birkaç uzman vardı. Biri vahşi timsahlar üzerinde uzmandı, diğeri vahşi sürüngenlerle çalışmış danışman veterinerdi. Örneğin sürüngenlerin olağanüstü bir bağışıklık sistemleri var. Çünkü antik varlıklar. Dezenfektan kullanmanız gerekmiyor. Sadece dikiyorsunuz! Araştırma sırasında yakaladığım her küçük detay karakterimi renklendirmeme çok yardımcı oldu.”




Zia’nın izleyicilere, paleo botanik yeteneklerini kullanarak Jurrasic Park’taki hasta triceratoplara yardım eden Dr. Ellie Sattler’ı hatırlatması tesadüf olmamış. Zia’nın bu bölümdeki kahraman anlarından biri de Blue’nun yaralandığı ve Velociraptor’un hayatını kurtarması için ona çevrildiği sahne olmuş. Pineda çekim gününü şöyle anlatıyor; “Önceki gece uyumadım. Sadece benim karakterim için büyük bir sahne değildi. Elimdeki görev çok gerçek geldi. Çünkü operasyon yaptığım dinozor animatronik bir yaratıktı. Çok gerçekçi görünüyordu. Gerçek bir hayvanı ameliyat ediyor gibi hissettim.”
Oyuncu, yönetmenle birlikte çalışmak konusunda hikayeler paylaşırken oyuncu arkadaşlarıyla hemfikir. “J.A. ne istediğini çok iyi biliyor. Onunla birlikte çalışmak sanatsal bir zevkti. İnanılmaz teknik biri ama aynı zamanda bir sanatçı ve her şeye sevgiyle ve gerçeklikle yaklaşıyor. Ben Blue’yu ameliyat ederken o da harika müzikler dahil etti ve bana ağırdan alıp acele etmememi söyledi. Genelde yönetmenler size hızlanmanızı, çabuk olmanızı söyler. Ama J.A. ile hiç böyle olmadı.”

Lockwood Vakfı, bu hayvanları korumak amacıyla kurulmuş ve mümkün olduğunca hepsini kurtarmayı ve gemiye yükleyerek teoride güvenli olacak, bilinmeyen bir adadaki sığınağa götürmeyi amaçlıyor. Turistler olmayacak ve insanlarla etkileşime girmeyecekler. Lockwood, bu planın uygulamaya geçirildiğini düşünse de kısa süre içinde yanıldığını anlayacaktır.

Toby Jones, kadroya muhteşem yaratıkları sadece bir mal gibi gören, manipülatif Eversoll karakteriyle katılıyor. Jones şunları söylüyor; “Karakterimin parayla ve yeni dinozor türlerinden elde edilecek kârla ilgilendiğini söylemek doğru olur. Bir anlamda haydut bir silah tüccarı gibi. Bu yaratıkları silah olarak satmayı kârlı görüyor. Ne sattığı konusunda ahlaki olarak tamamen nötr. Sadece kendisine kâr getirip getirmeyeceğiyle ilgileniyor.” Birçok yeteneği olan oyuncu, hayata getirmeyi en çok sevdiği karakterlerin sorgulanabilir ahlaklara sahip olanlar olduğunu belirtiyor. “Tamamen tehlikeli insanları canlandırmaktan keyif alıyorum.”
Eversoll’un yer aldığı sahneler İngiltere’deki Pinewood stüdyolarında inşa edilmiş devasa setlerin bazılarında çekilmiş. Jones şunları söylüyor; “Olağanüstüydü. Her sahneye ve aynı şekilde kostümlere, makyaja, peruklara ve her şeye gösterilen ilgi ve özen müthişti. Çok yüksek tempolu ve aksiyon yüklü bir filmde insanların her detaya özen gösterdiklerini görüyorsunuz. Lockwood malikanesinin, dinozorların sergilendiği büyük girişine geldiğinizde bir doğa tarihi müzesine gelmiş gibi oluyordunuz.”

Maisie’nin hayatındaki otorite ve sevgi dolu karakterin eski bakıcısı Iris’tir. Ünlü oyuncu Geraldine Chaplin’in canlandırdığı Iris, hem küçük kıza hem de Lockwood’a bakar. Chaplin’e göre “Maisie’yi çok seviyor ve onun için ölebilir bile.”
Chaplin, Bayona’nın bir filmde rol almış ve arkadaşlıkları hakkında şunları söylüyor; “Yıllar önce J.A. beni önemsiz bir TV dizisinde görmüş ve bana filminde rol almamı teklif etti. Senaryoyu okudum ve onun sinemayla soluk aldığını görebiliyordum. Sonuçta çok başarılı bir film oldu. Sonra benden yer almamı istediği Tayland’daki bir sonraki filminde benim için çok güzel bir rol yazmıştı. Ardından A Monster Calls filminde de aynı şey oldu. Her filmde bana ufak roller verir. Benim şans getirdiğimi düşünüyor.”
Oyuncu ikonik Charlie Chaplin’in kızı olmanın kendisine bu sektöre nasıl bir giriş sağladığından, iş ahlakından ve başkalarına duyduğu şefkatten söz ediyor; “Babam Charlie Chaplin’di. Sadece filmlerdeki en ünlü ve en dahi kişi değildi. Aynı zamanda en sevilen kişiydi, ki bu gerçekten önemlidir. Sektöre ilk girdiğimde herkes benim iyi olmamı istedi çünkü babam kahramanlarıydı. Bana yeğenleri, kızları ya da torunları gibi davrandılar. Bana yardım ettiler ve babama duydukları sevgi sayesinde sektöre girişteki ilk adımlarım çok kolay oldu.”



Var Olan Bütün Oyunlar : Uygulamalı Dinozorlar Yaratmak 


Oscar ödüllü, ünlü yaratık efektleri süpervizörü Neal Scanlan, uygulamalı efektleri filme kusursuzca işleme görevi için ekibe katılmış. Dinozorların yer aldığı büyük bir projede fiziki ve bilgisayar efektleri arasındaki merak uyandıran dengeyi anlatıyor; “Sizi şaşırtacağım ve animatroniğin her sahne için en iyi yol olmadığını söyleyeceğim. Uygulamalı olarak yaklaşırken artılarını ve eksilerini tartmanız gerekir. Sette bir dinozor varsa onu gerçekten hareketlendirebilirsiniz ve oyuncular etkileşime girer. Ama o performansı yaratığın arkasındaki insanlarla da desteklemeniz gerekir.”
“Bazı yönlerden çekim takviminiz üzerinde etkisi büyük olacaktır. Animatronikle çekim yaparken acele etmemeniz gerekir. Bu dengede kendimize o şekilde yapmanın mı yoksa post prodüksiyon efekti olarak yapmanın mı ekonomik ve sanatsal açıdan daha değerli olduğunu sorgulamamız gerekir.  Her duruma baktıktan sonra yönetmen ve görsel efektler süpervizörü ile birlikte ortam ve şartlardan dolayı uygulamalı yapmanın doğru yöntem olup olmadığına karar veriyoruz. Farklı teknikleri uygulamak ilginç oluyor.”

Lojistik açıdan Scanlan, Bayona’nın Yıkılan Krallık’ın ilk dinozorlarının yaratımına verdiği tepkiyi görmekten keyif almış. “J.A.’de gördüğüm, çok güvenilir olması. Bir yapımcıyla ilk kez çalıştığınızda her zaman çok yardımı olur. Tyrannosaurus’u gerçek boyutuyla gördüğünde inanılmaz heyecanlıydı. Elbette, her ne kadar bir dinozoru gerçekte hiçbir zaman göremeyecek olsak da çok gerçek görünen bu yaratığı karşınızda görünce anlık bir tepki veriyorsunuz”
Yaratık efektleri ekibi, birkaç animatronik dinozoru hayata getirmiş. Ama hiçbiri Blue’da olduğu gibi hassas bir uygulama olmamış. Scanlan şunları söylüyor; “Yerde yatan bir Blue yaptık. Etrafında dolaşması muhteşemdi. Pençelerinin boyutunu görmek ve bu yaratığın bir zamanlar yeryüzünde dolaştığını bilmek inanılmaz. Blue, filmin başında yaralandığı ve Zia tarafından ameliyat edildiği için uyuşturulmuş bir hayvana ameliyat yapmak konusunda bir veteriner gelip sürece eşlik etti. Nasıl yaklaşılacağı, kullanılacak aletler, hayvanın anesteziye vereceği tepki ve yine de nasıl refleks tepkileri olacağı gibi konularda yardımcı oldu. Bu da bize oynayacağımız bazı dramatik anlar sağladı.”

Ünlü T. Rex’imiz olmadan bir Jurassic filmi nasıl olurdu? Scanlan şöyle söylüyor; “Hayat boyu istediğim bir şey gerçek oldu! Muhteşem bir sahne. Karanlık ve gerilim dolu. Çünkü T. Rex uyuşturulmuş bir halde. Uyuşturulan hayvanların gözlerinin genelde açık olduğunu öğrendik. İzleyici açısından gerçekten ürkütücü bir şey çünkü T. Rex’in tam olarak uyutulup uyutulmadığından asla emin olamayacaklar…”
Indoraptor’un yaratılması hakkında da şunları söylüyor; “Bu aslında bir genetik deney ve %100 başarılı olmasına gerek olmadığı fikri var. Bizim Indo ile görevimiz, yara izlerinin ve deri dokusunun yer aldığı ilk bilgisayar tasarımını alıp geliştirmekti. Genleri birçok türden alınmış olan bu yaratık olduğu için keşfedilecek ve araştırılacak birçok seçenek sunuyor. Ejderha gibi, timsah gibi veya sürüngen gibi görünmek arasındaki fark büyüleyici.”




Scanlan’ın ekibi için sadık kalmaları gereken şey, doğal dünyada var olan gerçek dil olmuş.  “Aynı zamanda Indoraptor’un farklı, inanılır ama gerçekçi bir şey olmasına izin verecek kadar yaratıcı olmamız gerekti. Bu sadece form olarak değil, dokusu ve nasıl görünebilecekleri konusunda da öyleydi. Ayrıca insanın doğayla oynamasının genetik sonuçları olarak belki de bu umulduğu gibi kusursuz bir genetik karışım değildi. Yani belki de derisinde solmalar, kopmalar ya da görülmeye başlayan bir tür hastalık olabilirdi. Bunların hepsi dinozora bir geçmiş hikaye yüklüyor.”

Scanlan’ın ekibi bu olağanüstü yaratıkları oluşturmanın yanı sıra hayvanların performanslarından da sorumluymuş. Yetenekli kuklacıların yer aldığı ekibi, farklı teknikleri bir arada kullanarak dinozorları hayata geçirmiş. “Koordineli bir grup insanın bir şeyi performansla hayata getirmek üzere ekip olarak birlikte çalışması animatroniğin çalışma yöntemidir. Bizim dinozorlara yaklaşımımız onları “ham performans” ya da “doğrudan bağlantı” dediğimiz yöntemle çalıştırmayı denemek oldu. Mümkün olduğunca birinin ellerinin dinozorla doğrudan bağlantılı olmasını sağladık. Bir şeyi fiziki olarak dokunarak hareket ettirebiliyorsak o zaman kalbinizle ve hayal gücünüzle de doğrudan bir bağ kurmuş olursunuz.”
Blue için, kameranın hemen dışında kalan, neredeyse dinozorun içinde bulunan 12 kuklacı veya performans sanatçısını kullanmışlar. Bayona’nın ekibi teknolojiyi sadece, kuklacılıkla kusursuzlaştıramadıkları göz kırpmalar ya da hırlamalar gibi alanlarda kullanmışlar. Tıpkı bir sihirbaz gibi el çabukluğu önemliymiş. Var olan bütün numaraları kullanarak insanı yaratığın ya da bu durumda dinozorun içine taşımışlar.

Yine de teknolojik gelişmeler uygulamada çok faydalı olmuş. Scanlan şunları söylüyor; “Görsel efektler birçok yönden uygulamalı efektlerde devrim yarattı. 15 yıl önceye giderseniz bir kuklaya hayat vermek için ona bir çubuk bağlamak istemiştim. Ve o çubuğu görüntüde yok etmenin hiçbir yolu yoktu. Ya karede kalıyordu ya da onu kameradan saklamanın bir yolunu bulmamız gerekiyordu. Bugün sadece çubuk değil bir insan bile karede olabilir ve sahne öyle gerektiriyorsa daha sonra dijital olarak kaldırılabilirler. Bu da bizi çok kötü şımartıyor. Bilgisayar görüntüleri bu fırsatı yarattı.”
Ekranlarımızı şaşırtıcı dinozorlarla doldurmak için görsel efektler departmanıyla işbirliği yapmak bu seri için yeni bir şey değil. Scanlan şöyle anlatıyor; “Uygulamalı ve dijital efektleri karıştırma konusunda çok iyileştiler. Dört Velociraptor’u bir arada gördüğünüz bir sahnede ikisi uygulamalı, ikisi dijital olabilir. Hangisinin ne olduğunu anlamak çok zordur çünkü onları değiştirirler. İki tekniği birbirine karıştırmak kusursuz bir şekilde yapılır ve izleyicinin ne zaman ve nerede tahmin yürüteceği konusunda akıllı davranılır.”

Bu kez Claire ve Owen, dinozorlara her zamankinden daha çok yaklaşıyorlar. Howard, gerçekçi animatronik yaratıklarla, özellikle de Indoraptor’la çalışmak konusunda şunları söylüyor; “Beş animatronik dinozor var. Dinozorlarla özellikle de Blue ile yakından etkileşime girdiğimiz çok fazla sahne var. Bir dinozorun performansına tepki verebildiğiniz bu sahneleri yapabilme fırsatına sahip olmak inanılmaz.
Pratt şunları söylüyor; “Jurassic World’de bir tek animatronik yaratık vardı. O da Apatosaurus idi. Diğerleri bilgisayarda üretilmişti. Bu filmde T. Rex ve Blue ile gerçekten birebir etkileşim var. Bu güzel, devasa dinozorlarla tepki vermek, onları görmek, fiziksel olarak hissetmek ve onlarla birlikte rol yapmak muhteşemdi. Bilgisayar efektler ekibi harikaydı, animatronik de muhteşemdi. Claire, uyuşturulmuş, uykulu bir T. Rex’in üstüne biniyor ve ben de açılıp kapanan çenesinden kıl payı kaçıyorum.”

Bu animatronikle etkileşime girmek Smith için de yeni bir deneyim olmuş. “Müthişti. Daha önce raptor ve T. Rex’e benzer bir şey görmemiştim. Raptor terliyordu. Salyası akıyor, göz kırpıyordu ve gözünün içindeki sıvı bile vardı. Gördüğüm en muhteşem şeydi. Onu hareket ettirmek için 11 kişi gerekti. Hepsi bir masanın altına girip bu yaratığı gerçek bir hayvan gibi hareket ettirdiler. Daha önce karşılaşmadığım birçok teknik yönü de vardı. Kendimi yaparken hayal etmediğim sayısız unsur vardı.”

Jones da aynı şekilde animatroniğin ve referans dinozorların performansına yardımcı olduğunu söylüyor; “Sinematik değil de teatral oyuncaklar getirdiklerinde ne kadar faydalı olduğunu görmek çok ilginç. Kuklacılar ölçekli dinozor kuyrukları ve kafalarıyla setteyken nihai dinozorun nasıl görüneceğini anlayabiliyordunuz. Son teknoloji, yarı bilgisayar ürünü bir dramayı canlandırmamız ama size yardımcı olanın modelcilerin tam katılımıyla oynatılan bir kukla gibi antik bir tiyatro eşyası olması çok ironik.”



ILM Sihir Yapıyor : Görsel Efektler


Industrial Light and Magic (ILM) 25 yıldır Jurassic hayranlarını bilgisayarda üretilen dinozorlarla şaşırtıyor. Görsel efektler süpervizörü David Vickery ekibin arzularını anlatıyor; “Daha önceki filmlere saygılarımızı sunarken bir yandan da herkesin hatırlayacağı yeni, sinematik anlar yaratmaya çalışıyoruz. Filmden sonra sinemada çok iyi zaman geçirdiklerini düşünerek ayrılmalarını istiyoruz.”
Gerçekçi dinozorları özel efektlerdeki emsalleriyle karıştırmanın zorlukları insan üstü gibi görünüyor ve gerçekten de öyle. Vickery görevlerinin son derece ciddi olduğunu belirtiyor. “İnsanlar dinozorlara inanmadıkları anda, dinozorlardan kolaylıkla kopuyorlar ve deneyim yok oluyor. Olabildiğince derine inerek sadece görünümlerini, boyutlarını ve hareketlerini değil karakter ve kişilik özelliklerini de anlamaya çalıştık.”
“Paleontologlara danıştık ve dinozorların iskeletinden itibaren anatomik olarak doğru modellerini yaptık. Kasların iskeletin farklı noktalarında nasıl bağlandığını ve daha sonra bağların ve tendonların nasıl birleştiğini görmemiz gerekiyordu. Daha sonra canlı et ile birlikte deriyi ve altına da bir kat yağ dokusunu ekledik. Ardından hareketi çözmek için karmaşık efekt simülasyonları yürüttüler. Fillere, gergedanlara bakarak belli özellikteki hayvanların davranış ve hareket biçimini anlamaya çalıştık.”

Filmin aksiyon sahnelerinin büyük bölümü Nublar Adası’nın ormanlarından uzakta geçtiği için Vickey’nin ekibinin bir Indoraptor’un bir çocuğun yatak odasına girmesinin inandırıcı olmasını sağlaması gerekiyordu. Bayona işini doğru yaparsa kabusun içine gireceksiniz. “Bu filmler birbirine saygılarını sundukları için Yıkılmış Krallık’ın başında çok rahat hissedeceksiniz. Bildiğiniz bir bölgede bulunuyorsunuz. Sıcak, rahat bir Jurassic battaniyesi altında olmak gibi. Ama sonra birden değişiyor. Dinozorları, daha önce hiç bulunmadıkları yeni ortamlara ve alanlara taşıyoruz ve bilmedikleri ortamlarda nasıl tepki verdiklerini inceliyoruz.”
 Vickery şöyle anlatıyor; “Indoraptor, gerçek bir karakter. Başının tepesine kadar 3 metre boyuyla Velociraptor’un iki katı. Zihinsel olarak biraz dengesiz. Genetik olarak kusurlu ve yapım aşamasında. Beyninde yanlış olan şeyler var. Ani hareketleri var ve hiç öngörülemiyor. Indominus rex’e ya da Velociraptor’a benzeyen bir dinozor göreceksiniz ama dört ayağının üstünde yürüyebiliyor. Bu, bu tür dinozorlarda daha önce gördüğümüz bir şey değil.”

Yapım ekibinin bu filmde diğer tüm Jurassic filmlerinin toplamından daha çok dinozor olmasını sağlamasında bir tür gurur saklı. Doğal olarak Bayona’nın ekibi, Jurassic World’deki T. Rex ve Blue da dahil her tür dinozoru sergiliyor. Sanatçılar bu film için yepyeni bir grup tasarlamış olsa da Kayıp Dünya’da ve sadece Jurassic Park’ta yer alan dinozorlardan bazılarını geri getiriyor. Vickery’ye göre içindeki çocuk çok heyecanlanmış. “Hepsini birlikte getirmek ve eski dinozorları yeni yöntemlerle ve teknolojilerle güncellemek heyecan verici.”

Su, görsel efektler açısından zorlu olduğu için görsel efektler ekibi için en zorlayıcı dinozorlar da Mosasaurs olmuş. “Suyun üstünden ya da yüzeyin altından çekmek her zaman daha kolaydır. Mosasaurs’un yukarı aşağı gitme eğilimi vardır. Bu yüzden çok fazla büyük ölçekli uygulamalı öğeler çektik. Kulağa tuhaf geliyor ama ilk tercihimiz her zaman bir şeyi uygulamalı olarak çekmektir. Gerçek bir referans aldıktan sonra onlar dijital efektlerle filme entegre ederiz.”
Bayona da Vickery’nin oyuncak kutusunu zorlamak konusunda çok iyiymiş. Görsel efektler süpervizörü şunları söylüyor; “Şekerci dükkanındaki bir çocuk gibi. Etrafındaki herkesle işbirliği yapıyor, detaylı görsel fikirler ve ilginç çekimler için yaratıcı yollar bulmam konusunda bana güvenir. Bu durum dinozorların hareketlerine kadar gidebilir. Çekimleri tasarlamaya başlarız ve filmdeki aksiyon bölümlerini oluştururlar.”




Vickery ve ekibi, yaratıcı efektler süpervizörü Scanlan’la da yakın çalışmış. Bu filmde çok sayıda animatronik dinozor var ve Görsel efektler ile özel efektler arasında doğrudan ve güçlü bir işbirliği yaşandı. Yapmaları gereken ilk animatronik tam ölçekli bir T. Rex kafası ve omuzları yapmaktı. ILM, Jurassic World’den T. Rex’in yüksek çözünürlüklü modellerini aldı ve üç boyutlu modele dönüştürmek için detaylı doku haritalarına aktardı. Bunu Neal’a gönderdik. O da T. Rex’in bölümlerinin tam boyutlu 3D baskısını aldı. Böylece Jurassic World’deki T.rex’in inanılmaz detaylı, sadık bir versiyonuna sahip oldu. Sonuçlar muhteşemdi. Derisindeki bütün pulları görebiliyordunuz.”
Görsel efektler ekibi yeni dinozorlar için muhteşem yaratıkların ortamda nasıl görüneceklerini anlamak amacıyla ışıklandırma referansı almak istemiş. Yaratığın 3D heykellerini yaparak Scanlan’a göndermişler. O da onları yeniden tek parça halinde 3D baskı alabilmiş. Özel efektler ekibi sanatçıları ise daha sonra üzerine başka detayları ekleyerek boyamışlar ve böylece ekip, sette üzerinde çalışabilmek için foto gerçekçi bir referansa sahip olmuş.

İmkansız görünen gerçekçi dinozor yaratma işini sadece görsel efektler ekibi yapmamış. Nublar Adası’nda bir de volkan patlaması denilen ve Claire ve Owen adadayken gerçekleşen küçük bir olay yaşanıyormuş. O sahneler için heyecanlı görseller yaratmak amacıyla muazzam bir araştırma yapılmış. Vickery şunları söylüyor; “hepimiz kitaplardaki nesli tükenmiş dinozorların resimlerini görerek büyüdük. Ama filmde bunu kimsenin bu boyutta fark ettiğini düşünmüyorum. Beyaz perdede felaket olaylarının gerçekleştiğini görmek çok heyecan verici bir fırsat. Bu tür bir volkanın nasıl patlayacağını ve lav ve volkanik parçaların akışının çeşitli aşamalarını anlamak için volkan bilimcilere danıştık. Filmimiz için biraz hızlandırıyoruz, ama kesinlikle gerçek bilime dayanıyor.”

Claire ile Owen’ın adaya geri dönüp Blue’yu arayışlarına başladıkları sahne için Hawaii’de, Jurassic World’ün ana caddesi yeniden inşa edilmiş. Park, insanlar tarafından terk edilmiş bu yüzden bitkiler çok büyümüş ve park üç yıl önce yaşanan olaylardan dolayı mahvolmuş. Nicholson, caddenin bir bölümünü inşa etmiş ama Ziyaretçi Merkezi’ni boyutu nedeniyle tamamen inşa edememiş. Yapım tasarımcı şunları söylüyor; “Burada ILM devreye giriyor ve Jurassic World’ü tamamlamak için dijital set genişletmeleri yaratıyor. Bu kez bitkiler çok büyümüş ve eskimiş şekliyle. Parkın sonuna bakıyoruz ve harap bir halde görmek oldukça üzücü bir görüntü. Dinozorlar ele geçirmiş.”
Ayrıca tamamen büyümüş dinozorları nakledecek kadar büyük bir gemi olması gibi küçük bir sorun daha varmış. Vickery şunları söylüyor; “Arcadia, görsel efektlerin işe yarayacağına dair muhteşem bir örnek. Çünkü bu var olmayan bir gemi. Hawaii’nin hiçbir limanına yanaşamayacağınız boyutta ölçeklendirilmiş bir tekne. Bu yüzden geminin dışının tamamen görsel efektlerle donatılması gerekti. Andy ve ekibi İngiltere’de geminin içini inşa ettiler. Sanat departmanı, aksesuarcılar, setçiler, ışık ve görsel efektler ekipleri arasındaki işbirliği farklı departmanların arasındaki çalışmalarının kusursuz olmasını sağlamış. İzleyiciler, sadece bu gösteriyi izleyip keyif alabilirler.”


Filmin mmknmrtb notu:   5   /10




Hiç yorum yok: