29.09.2018

BlacKkKlansman / Karanlıkla Karşı Karşıya


Vizyoner yönetmen Spike Lee, Amerikalı bir kahramanın şaşırtıcı gerçek hikayesiyle geri dönüyor.

1970’lerin ilk yılları ırkçılıkla ilgili sivil haklar konusunda büyük karmaşaların yaşandığı dönemlerdir.

Ron Stallworth (John David Washington), Colorado Springs Polis Merkezi’nde çalışan ilk Afrikalı-Amerikalı olur.

Bu görev merkezde şüpheyle karşılanır ve ekip içerisinde karşıtlık yaratır.

Korkusuz Stallworth ise, toplulukta bir fark yaratmaya ve kendini kabul ettirmeye karar verir.

Cesur bir şekilde çok tehlikeli bir göreve soyunur: Ku Klux Klan’ın içine sızarak onlarla yüzleşmek.


Aşırı ırkçı biri gibi davranan Stallworth, grupla iletişime geçer ve sonunda toplantılarına davet edilir.

Aynı zamanda Stallworth, Klan’ın büyük kurucusu David Duke (Topher Grace) ile de ilişki kurar ve Beyaz Amerika’nın yükselişine kendini adadığı için onun övgüsünü alır.

Bu kapalı soruşturma gittikçe karmaşıklaşırken, yüzyüze toplantılarda Stallworth’un kimliğine bürünen iş arkadaşı Flip Zimmerman (Adam Driver), ölümcül bir komployla ilgili bilgilere ulaşır.

Stallworth ve Zimmerman, gerçek amacı şiddeti genele yaymak olan bu oluşumu sona erdirmek için birlikte çalışacaktır.




BlacKkKlansman / Karanlıkla Karşı Karşıya


Yönetmen: Spike Lee
Yazarlar: Charlie Wachtel, David Rabinowitz, Kevin Willmott, Spike Lee
Uyarlanan Romanın Yazarı: Ron Stallworth
Oyuncular: John David Washington, Adam Driver, Topher Grace, Laura Harrier 





Filmin mmknmrtb notu ::

Irkçılığını gizlemeye çalışan devletin içine polis memuru olarak; ırkçılığın önde gidip bayrak sallayan örgütü Ku Klux Klan’ın içine de beyaz arkadaşının rengini kullanarak sızan zenci bir dostumuzun,  heyecanlı olduğu kadar da eğlenceli macerası..

Değindiği husus oldukça ciddi, işlenişi ise 'mümkün olduğu kadar' neşeli filmimizin finalde -günümüze zıplamak suretiyle- meselesini Donald Trump delisine, onun bugünlerde yaptıklarına bağlaması çarpıcı bir hatırlatış olsa da, bu bana biraz gereksiz bir ajitasyon çabası gibi geldi; ki, filmin konuya ilişkin çoğu göndermeleri zaten hep Trump'ı işaret ediyordu ve bunu anlamayana, davul zurna bile azdı..


İlk olarak I, Tonya'daki oyunculuğuyla gözüme çarpan, burada da K.K.K'ın alkolik bir üyesini canlandıran Paul Walter Hauser -küçük rolüne karşın- bu filmin en çok güldüğüm unsuru idi, arz ederim efenim..

7   /10



Hiç yorum yok: